Yazar "Aktan, Zekeriya Deniz" seçeneğine göre listele
Listeleniyor 1 - 20 / 28
Sayfa Başına Sonuç
Sıralama seçenekleri
Yayın 4-6 yaş aralığındaki çocukların bağlanma stillerinin ve duygu düzenleme becerilerini incelenmesi(Alper Remzi Aydın, 2020-12-15) Tulpar, Leyla Burçe; Aktan, Zekeriya Deniz; Yardımcı, EdaBu araştırmanın amacı, 4-6 yaş aralığındaki çocukların bağlanma stilleri ile duygu düzenleme becerilerini karşılaştırmaktır. Araştırmanın çalışma grubunu, 4-6 yaş aralığındaki çocuklardan okul öncesine devam edenler oluşturmaktadır. İstanbul’da bulunan özel ve devlet okullarından 60 okul öncesi çağındaki çocuk çalışmaya alınmıştır. Araştırmanın tüm verileri Sosyodemografik Özellikler ve Bilgi Formu, Okul Öncesi Öz Düzenleme Ölçeği ve Güvenli Yer Senaryoları Testi ile toplanmıştır. Verilerin analizinde Güvenli Bağlanma Düzeyi ve Duygu Düzenleme Becerisi arasındaki ilişkiyi ölçmek için Pearson analizi, duygu düzenleme becerileri ve bağlanma stilleri arasındaki farklılıkları test etmek için Bağımsız Örneklem T testi analizi uygulanmıştır. Araştırma sonucuna göre Güvenli Bağlanma Düzeyi ile Duygu Düzenleme Becerisi arasında pozitif yönde anlamlı bir ilişki bulunmuştur (p<.01). Buna ek olarak güvenli ve güvensiz bağlanma sınıflamasında elde edilen bulgulara göre güvenli bağlanan çocukların (N=30), güvensiz bağlanan çocuklara (N=30) göre duygu düzenleme becerilerinin daha gelişmiş olduğu bulunmuştur (t (45.61) =6.33, p<.001). Yine güvenli bağlanan çocukların dikkat/dürtü kontrolü güvensiz bağlanan çocuklara göre daha yüksek bulunmuştur (t (58) =6.33, p<.001). Bu çalışmadan elde edilen sonuçlar, çocuk ile bakım veren arasındaki bağlanma stilinin, çocukların duygu düzenleme becerileri üzerine önemli bir faktör olduğunu vurgulamaktadır.Yayın 9-12 yaş grubu çocukların çizdikleri resimlerle depresyon, kaygı ve özsaygı değişkenleri arasındaki ilişkilerin incelenmesi(IKSAD Publications, 2022-05-07) Çelik, Fatma Yağmur; Aktan, Zekeriya Deniz; Altınay, Zehra; Altınay, FahriyeBu çalışmanın amacı 9-12 yaş grubu çocukların depresyon kaygı ve özsaygı gibi ruh sağlığı değişkenleri ile çocuk çizimlerinden ruh sağlığına dair elde edilen ipuçları arasındaki olası ilişkileri araştırmaktır. Toplamda 120 katılımcının bulunduğu bu çalışmada, katılımcıların ruh sağlığı değişkenlerini değerlendirmek adına Çocuk Depresyon Ölçeği, Coopersmith Özsaygı Ölçeği ve Çocuklar için Durumluk Sürekli Kaygı Ölçeği kullanılmıştır. Katılımcıların çizdikleri resimlerden ruh sağlığına dair elde edilen ipuçlarıyla, araştırma ölçeklerinden elde edilen puanların karşılaştırılması Pearson Korelasyon Analizi tekniğiyle yapılmıştır. Analizler sonucunda Coopersmith Özsaygı Ölçeğinden alınan puanlar ile çocuk resimlerinden düşük özsaygıya dair elde edilen puanlar arasında orta düzeyde anlamlı negatif bir korelasyon (r = -.47, p < .01) olduğu görülmüştür. Kovacs Depresyon ölçeğinden alınan puanlar ile çocuk çizimlerinden elde edilen depresyon ipuçları arasında orta düzeyde anlamlı (r =.80, p < .01) bir ilişki saptanmıştır. Çocuklar için Durumluk Sürekli Kaygı Envanterinin Durumluk kaygı alt boyutundan alınan puanlar ( r = .52, p < .01) ve sürekli kaygı alt boyutundan alınan puanlar ( r = .60, p < .01) ile çocuk resimlerinden elde edilen kaygı ipuçları arasında da orta düzeyde anlamlı ilişkiler saptanmıştır. Tüm bu verilere dayanarak çocuk resimlerinden elde edilen ipuçlarının, ruh sağlığı değerlendirmesinde anlamlı bir araç olabileceği söylenebilir.Yayın Anne kaygı düzeyinin ergen kaygı düzeyi üzerindeki etkisinde ergenin bilinçli farkındalık düzeyinin aracı etkisi(Alper Remzi Aydın, 2021-06-30) Boğday, Hayat; Aktan, Zekeriya Deniz; Yardımcı, EdaBu çalışmanın amacı, anne kaygı düzeyi ile ergen kaygı düzeyi arasındaki ilişkinin, aracı değişkenimiz olan ergen bilinçli farkındalık düzeyinden ne derece etkilendiğini analiz etmektir. 276 anne ve ergen katılımcının bulunduğu bu çalışmanın örneklemini, İstanbul ili sınırları içerisinde yer alan 14-17 yaş aralığındaki ergenler ve anneleri oluşturmaktadır. Katılımcıların kaygı düzeylerini değerlendirmek adına Durumluk-Sürekli Kaygı Envanteri, ergenlerin bilinçli farkındalık düzeylerini değerlendirmek adına Bilinçli Farkındalık Ölçeği (BİFÖ) ve ergenlere uygulanan bu ölçeklerin aileye dair sosyodemografik değişkenlerden etkilenme durumunu değerlendirmek adına ise sosyodemografik bilgi formu kullanılmıştır. Anne kaygı düzeyi (durumluk ve sürekli), ergen kaygı düzeyi(durumluk ve sürekli) ve ergen bilinçli farkındalık düzeyi arasındaki korelatif ilişkilerin anlamlı olmasından dolayı aracı etki analizi gerçekleştirilmiştir. Yapılan analiz sonucunda, anne durumluk kaygı düzeyinin ergen kaygı düzeyi (durumluk ve sürekli) üzerindeki etkisinin anlamlı olduğu bulunmakla birlikte söz konusu ilişkide bilinçli farkındalığın kısmi aracı etkiye sahip olduğu saptanmıştır. Son olarak, anne sürekli kaygı düzeyinin ergen kaygı düzeyi (durumluk ve sürekli) üzerindeki etkisinin anlamlı olduğu bulunmakla birlikte söz konusu ilişkide bilinçli farkındalığın tam aracı etkiye sahip olduğu saptanmıştır. Çalışmadan elde edilen sonuçlar ışığında anne kaygı düzeyi ve ergen kaygı düzeyi arasındaki ilişkide bilinçli farkındalığın aracı etkisinin olduğu saptanmıştır.Yayın Annelerin covid-19 korkusunun okul öncesi çocuklarda kızgınlık/saldırganlık, sosyal yetkinlik ve kaygı davranışları üzerindeki etkisinde annenin ebeveynlik tutumunun aracı etkisinin incelenmesi(Türkiye Okul Öncesi Eğitimini Geliştirme Derneği, 2025-04-07) Şişman, Hilal; Aktan, Zekeriya DenizBu araştırma, annelerin Covid-19 korkusu ile okul öncesi çocukların kızgınlık/saldırganlık, sosyal yetkinlik ve anksiyete/içe dönüklük davranışları arasındaki ilişkide annelerin ebeveynlik tutumlarının aracı etkisini incelemeyi amaçlamıştır. Araştırma örneklemi özel ve devlet anaokuluna giden 140 okul öncesi çocuk sahibi ve Covid-19 geçirmemiş anneden oluşmaktadır. Araştırma kapsamında elde edilen veriler Covid-19 Korkusu Ölçeği, Sosyal Yetkinlik ve Davranış Değerlendirme Ölçeği, Ebeveyn Tutum Ölçeği ve Sosyodemografik Bilgi Formu aracılığıyla uygun örneklem yöntemi ile çevrim içi ortamda toplanmıştır. Araştırmadan elde edilen verilere göre otoriter ebeveynlik tutumunun ve aşırı koruyucu ebeveynlik tutumunun, annelerin Covid-19 korkusu ile çocukların anksiyete/içe dönüklük davranışları arasındaki ilişkide tam aracılık ettiği bulunmuştur. Bulgular doğrultusunda, araştırma annelerin Covid-19 korkusu ile çocukların anksiyete/içe dönüklük davranışları ilişkisinin annelerin otoriter ve aşırı koruyucu ebeveynlik tutumları aracılığıyla gerçekleştiğini ortaya koymaktadır. Pandemi sürecinde ebeveynlik tutumlarının aracı etkisine yönelik yapılan araştırmaların kısıtlılığı göz önüne alındığında bu araştırma literatüre ve bu kapsamda klinik çerçevede tedavi planlarına katkı sağlamaktadır.Yayın Annelerin covid-19 korkusunun, okul öncesi çocukların kızgınlık/saldırganlık, sosyal yetkinlik ve kaygı davranışlarının ve annelerin ebeveynlik tutumunun sosyodemografik verilere göre incelenmesi(Türk Psikologlar Derneği, 2022-10-13) Şişman, Hilal; Aktan, Zekeriya DenizGiriş ve Amaç: Bu çalışmada annelerin covid-19 korkusunun, okul öncesi çocukların kızgınlık/saldırganlık, sosyal yetkinlik ve kaygı davranışlarının ve annelerin ebeveynlik tutumunun sosyodemografik verilere göre farklılaşıp farklılaşmadığı incelenmiştir. Yöntem: Araştırma örneklemi özel ve devlet anaokuluna giden 140 okul öncesi çocuk sahibi ve Covid-19 geçirmemiş anneden oluşmaktadır. Araştırma kapsamında elde edilen veriler Covid-19 Korkusu Ölçeği, Sosyal Yetkinlik ve Davranış Değerlendirme Ölçeği, Ebeveyn Tutum Ölçeği ve Sosyodemografik Bilgi Formu aracılığıyla uygun örneklem yöntemi ile çevrim içi ortamda toplanmıştır. Bulgular: Araştırma kapsamında sosyodemografik veriler ile yapılan analizler sonucunda Covid-19 korkusunun Covid-19 aşısı olma durumu; annelerin otoriter ebeveynlik tutumunun annenin öğrenim düzeyi; annenin izin verici ebeveynlik tutumunun babanın öğrenim düzeyi; annenin aşırı koruyucu ebeveynlik tutumunun annenin öğrenim düzeyi, annenin çalışma zamanı ve şekline göre; çocukların sosyal yetkinlik becerilerinin ise sosyoekonomik düzey değişkenlerine göre anlamlı olarak farklılaştığı sonucuna ulaşılmıştır. Tartışma ve Sonuç: Sonuç olarak, öğrenim ve ekonomik düzeyin annelerin ebeveynlik tutumları ve çocukların davranışları üzerinde etkisi olduğu görülmekle birlikte pandemiyle birlikte annelerin çalışma zamanı ve şekliyle birlikte çocuklarıyla geçirdikleri zamanın ebeveynlik tutumlarına yönelik etkisi de görülmektedir. Buna ek, Covid-19 korkusunun annelerin aşıya karşı tutumlarını belirlediği sonucuna da ulaşılmaktadır. Son olarak, bu araştırma kapsamında çocukların cinsiyeti ve annelerin ebeveynlik tutumları arasında anlamlı farklılık çıkmaması kız-oğlan çocuklarına yönelik yaklaşımlarda daha dengeli bir yerde olduğumuzu düşündürmekte ve umut verici bir noktada yer almaktadır. Pandemi sürecinde ebeveynlik tutumlarının sosyodemografik değişkenlerle ilişkisine yönelik bir bakış açısı sunan bu araştırma ebeveynlik tutumları ve anne-çocuk ilişkisi kapsamındaki tedavi planlarının çerçevelenmesine katkı sağlayacaktır.Yayın Annelerin psikolojik dayanıklılığının ve duygu sosyalleştirme stratejilerinin çocukların duygu düzenleme becerileri üzerindeki rolü(Galenos Publishing House, 2024-03) Gürses, Dilara; Aktan, Zekeriya Deniz; Ülkümen, İpekAmaç: Bu araştırma, 48-72 aylık çocuklara sahip annelerin psikolojik dayanıklılık puanları ile duygu sosyalleştirme stratejileri puanlarının, bazı sosyodemografik değişkenler kontrol edikten sonra çocuklarının duygu düzenleme becerileri üzerindeki yordayıcı rolünü incelemeyi amaçlamaktadır. Gereç ve Yöntem: Kartopu ve kolayda örnekleme yöntemi ile ulaşılan, 48-72 aylık çocuğu olan 659 anne ile yapılan araştırmada veriler, Sosyodemografik Bilgi Formu, Duygu Düzenleme Ölçeği, Çocukların Olumsuz Duygularıyla Başa Çıkma Ölçeği ve Erişkin Yılmazlık Ölçeği aracılığıyla gönüllülük esasına göre çevrimiçi olarak toplanmıştır. Bu araştırma ilişkisel tarama modeline dayanan kesitsel bir çalışmadır. Bulgular: Analiz sonuçlarına göre, annelerin psikolojik dayanıklılık puanları çocukların duygu düzenleme becerilerini pozitif yönde anlamlı düzeyde (?=0,279; p<0,01); annelerin destekleyici duygu sosyalleştirme stratejileri puanları çocukların duygu düzenleme becerilerini pozitif yönde anlamlı düzeyde (?=0,220; p<0,01); annelerin destekleyici olmayan duygu sosyalleştirme stratejileri puanları çocukların duygu düzenleme becerilerini negatif yönde anlamlı düzeyde (?=-0,260; p<0,01) yordamaktadır. Çoklu doğrusal regresyon analizi sonuçlarında ise çocuk cinsiyeti ve ailedeki çocuk sayısı sosyodemografik değişkenleri kontrol edildikten sonra, annenin psikolojik dayanıklılığı, destekleyici ve destekleyici olmayan duygu sosyalleştirme stratejileri puanlarının, duygu düzenleme puanlarının anlamlı yordayıcıları olduğu bulunmuştur (p<0,01). Sonuç: Bu bulgular annenin psikolojik dayanıklılığının ve annelerin kullandıkları duygu sosyalleştirme stratejilerinin çocuğun duygusal gelişimi üzerindeki önemini göstermektedir. Dolayısıyla çocukların duygu düzenleme becerilerini geliştirmeye yönelik terapötik müdahale ve programlara annelerin de dahil edilmesinin terapi verimliliğini artırabileceği düşünülmektedir. Aynı zamanda araştırma bulgularının, ebeveynin psikolojik dayanıklılığı ve duygu sosyalleştirme stratejileri ile duygu düzenleme becerileri arasındaki ilişkiyi ortaya koyarak literatüre ışık tutacağına inanılmaktadır.Yayın Assessing the mediating relationships between psychological factors in children with attention deficit hyperactivity disorder and cognitive disengagement syndrome(Routledge Journals, Taylor & Francis Ltd, 2024-04) İnci İzmir, Sevim Berrin; Aktan, Zekeriya Deniz; Ercan, Eyüp SabriThis study aims to investigate the predictive and mediating relationships between emotion dysregulation, internalizing disorders, family functionality, loneliness preference, and executive functions (EF) in children with attention deficit hyperactivity disorder and cognitive disengagement syndrome (ADHD + CDS). This study included 176 children and adolescents (92 boys, 84 girls) who were diagnosed with ADHD + CDS according to the Diagnostic and Statistical Manual of Mental Disorders, the Fifth Edition criteria by a fellowship-trained child and adolescent psychiatrist, between ages 8 -12 (M = 10, SD = 1.52) with a convenience sampling method. The solitude scale for children, difficulties in emotion dysregulation scale, Child Behavior Checklist, Barkley Sluggish Cognitive Tempo Scale, Family assessment device, and CNS Vital Signs test were used. The results showed that difficulty in emotion regulation, preference for loneliness, internalizing disorders and CDS symptom severity did not have a mediating effect between family functionality and EF. Still, emotion dysregulation mediates the relationship between EF and internalizing disorders by itself and through loneliness preference. Also, preference for loneliness and emotion dysregulation had a mediating effect between family functionality and internalizing disorders. Finally, it was found that the effect of emotion regulation difficulty, loneliness preference, and internalizing disorders had a mediating role between CDS symptom severity and family functionality. In conclusion, the information obtained from this study on the etiology of CDS may guide future studies.Yayın Astım(Nobel Akademik Yayıncılık, 2020-08) Aktan, Zekeriya Deniz; Aydemir, Nuran; Hocaoğlu Uzunkaya, Ayla[No abstract available]Yayın Beden imgesi ile sosyal anksiyete arasındaki ilişkide kişilik özelliklerinin biçimlendirici etkisi(Cyprus Mental Health Institute, 2020-12) Güney, Cansu; Aktan, Zekeriya Deniz; Yardımcı, EdaKişilik özellikleri, sosyal anksiyete ve beden imgesi arasındaki ilişkiye odaklanan bu araştırmanın temel amacı; Türkiye’de yaşayan ve yaşları 15 ile 18 arasında değişen ergenlerin sahip oldukları kişilik özelliklerinin, beden imgesi algılarına ve sosyal anksiyete yaşama düzeylerine olan etkisinin ölçülmesidir. Örneklemini İstanbul ilinde yaşayan 15-18 yaş arası 300 katılımcının oluşturduğu bu çalışmada, Beş Faktör Kişilik Envanteri (5FKE), Vücut Algısı Ölçeği (VAÖ) ve Ergenler İçin Sosyal Kaygı Ölçeği (EİSKÖ) kullanılmıştır. Verilerin değerlendirilmesinde moderatör etki analizi için değişkenler arası ilişki “Pearson Korelasyon Analizi” tekniğiyle incelenmiş ve “Doğrusal Hiyerarşik Regresyon” analiz adımları izlenmiştir. İlk adımda değişkenler arasındaki ilişkiler incelenmiş ve beden imgesi ile sosyal anksiyete arasında (r=-.138, p<.05) ve sosyal kaygı toplam puanları ile kişilik özelliklerinden dışadönüklükük (r=-.298, p<.001), uyumluluk (r=-.255, p<.001), duygusal dengesizlik (r=-.348, p<.001), deneyime açık olma (r=-.295, p<.001) arasında anlamlı ilişkiler bulunmuştur. Beden imgesi ile sosyal kaygı toplam puanları arasındaki ilişkide Beş Faktör Kişilik Envanteri alt boyutlarının biçimlendirici etkilerine bakıldığında, beden imgesinin sosyal kaygı üzerinde anlamlı bir yordayıcı etkiye sahip olduğu (F(1, 298)=5.753, p<.05), fakat bu ilişki üzerinde biçimlendirici etkileri incelenen kişilik özelliği değişkenlerinden sadece sorumluluğun biçimlendirici etkisinin anlamlı olduğu görülmüştür (F(1,296)= 7.582, p<.05).Yayın The comparison of psychological factors and executive functions of children with Attention Deficit Hyperactivity Disorder and Cognitive Disengagement Syndrome to ADHD and ADHD comorbid with Oppositional Defiant Disorder(SAGE Publications Inc., 2024-10) İnci İzmir, Sevim Berrin; Aktan, Zekeriya Deniz; Ercan, Eyüp SabriObjective: The study aims to examine family functionality, emotion regulation difficulties, preference for loneliness, social exclusion, internalizing and externalizing disorders, and executive functions in children with Attention Deficit Hyperactivity Disorder (ADHD) and Cognitive Disengagement Syndrome (CDS) and compare with ADHD, and ADHD+ Oppositional Defiant Disorder (ODD). Method: This study included 842 children aged 8–12 years. The subjects were categorized according to DSM-V as ADHD (n = 246), ADHD + ODD (n = 212), ADHD + CDS (n = 176), and Control group (n = 207). The solitude and social exclusion, difficulties in emotion dysregulation and Barkley SCT scales, Child Behavior Checklist, family assessment device, and Central Vital Signs (CNSVS) test were used. Results: According to the study, children with ADHD + CDS had higher rates of internalizing disorders. They also preferred being alone and experienced more difficulty communicating with their parents and solving problems within the family. Additionally, these children had difficulty recognizing and understanding the emotional reactions of others. The ADHD + ODD group presented a poorer performance on CNSVS domain tests except for the psychomotor speed test than other groups. Also, ADHD + CDS children had the lowest psychomotor speed scores and lower scores on reaction time and cognitive flexibility than pure ADHD children. Conclusion: This study will contribute to the etiology, treatment, and clinical discrimination of ADHD + CDS.Yayın Ebeveyn medeni durumunun çocukların ruh sağlığına etkisi(Türk Psikolojik Danışma ve Rehberlik Derneği, 2020-12-30) Kasuto, Mirey; Aktan, Zekeriya Deniz; Yardımcı, EdaBu çalışmanın amacı boşanmış ailelerin çocuklarının boşanmamış ailelerin çocuklarına göre öz saygı, anksiyete/depresyon, sosyal içe dönüklük, somatik yakınmalar, kurallara karşı gelme, saldırgan davranışlar, sosyal sorunlar, düşünce sorunları ve dikkat sorunları, sosyal etkinlik, sosyal işlevsellik ve okul işlevselliği gibi çeşitli açılardan farklılaşma düzeyini incelemektedir. Toplamda 134 katılımcının bulunduğu bu çalışmanın örneklemini 11-16 yaş arası ebeveynleri boşanmış ve boşanmamış çocuklar oluşturmaktadır. Katılımcıların ruh sağlığı değişkenlerini değerlendirmek adına 11-18 Yaş Gençler İçin Kendini Değerlendirme Ölçeği (YSR) ve Coopersmith Özsaygı Envanteri kullanılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre; boşanmış ve boşanmamış ebeveyne sahip bireylerin Anksiyete/Depresyon, Sosyal İçe Dönüklük, Somatik Yakınmalar, Saldırgan Davranışlar, Sosyal Sorunlar ve Dikkat Sorunlarına dair elde edilen puanlar arasında anlamlı farklılıklar bulunmuş, boşanmış ebeveyne sahip olan çocukların boşanmamış ebeveyne sahip çocuklara göre daha fazla Anksiyete/Depresyon, Sosyal İçe Dönüklük, Somatik Yakınmalar, Saldırgan Davranışlar, Sosyal Sorunlar ve Dikkat Sorunları gösterdiği saptanmıştır. Diğer yandan Sosyal Etkinlik, Sosyal İşlevsellik ve Okul İşlevselliği puanları ile Öz Saygı Envanterinden elde edilen puanlar arasında da anlamlı farklılıklar bulunmuş, boşanmış ebeveynleri olan çocukların boşanmamış ebeveyne sahip olanlara göre daha düşük düzeyde Sosyal Etkinlik, Sosyal İşlevsellik ve Okul İşlevselliği gösterdiği saptanmıştır. Söz konusu sonuçlar değerlendirildiğinde boşanmış ebeveynlere sahip çocukların ruh sağlığının, ebeveynlerinin boşanma durumundan olumsuz etkilendiği gözlenmiştir.Yayın The effect of parenting on teenagers’ decision to drop out of school(Sakarya Üniversitesi, 2018-12-29) Handanos, Daniel; Aktan, Zekeriya DenizPrevious research has indicated the gravity of both parenting and parental bond on a child's successful upbringing. In this, four main styles of parenting have been identified, known as authoritarian, authoritative, permissive and neglectful. While recent research addressed the role of parenting on academic success; additional factors include self-esteem, behavioural inhibition and behavioural activation; whereas the main types of parental bond include affectionate constraint, affectionless control, optimal parenting and neglectful parenting. The current study takes the aforementioned research one step further by examining if self-esteem, strength of goal orientation, parental bond and their parent's child rearing method has an effect on a teenagers' decision to drop out of school. Results indicated that the permissive parenting style and affectionate constraint were the best predictors of student's decision to remain in education. Additionally, participants who had decided to drop out of school displayed lower levels of self-esteem, behavioural inhibition and behavioural activation.Yayın Emotion dysregulation as a mediator between parental emotional availability and game addiction among Turkish late adolescents(Routledge, 2025-02) Ülkümen, İpek; Aktan, Zekeriya DenizThis study aimed to examine how difficulty in emotion regulation mediates the relationship between parental emotional availability and game addiction among Turkish late adolescents. 537 adolescents completed the Lum Emotional Availability of Parents, the Difficulties in Emotion Regulation Scale, Internet Gaming Disorder Short Form, and Sociodemographic Characteristics and Data Form. The results show that difficulty in emotion regulation fully mediates between parental emotional availability scores and adolescents’ game addiction scores. It can be concluded that interventions for the prevention and treatment of game addiction in late adolescents should focus on improving the parents’ emotional support and adolescents’ emotion regulation skills.Yayın Ergenlerde akılcı olmayan inançların, benlik saygısı ve sosyal kaygı düzeyleri ile ilişkisinin incelenmesi(IKSAD Publications, 2020-10-30) Deniz, Adem; Aktan, Zekeriya Deniz; Meriçli, Filiz; Movlyanov, AtabekBu çalışmanın amacı, benlik saygısı ve sosyal kaygı düzeyi değişkenlerinin akılcı olmayan inançlar ile olası ilişkilerine odaklanarak, söz konusu ilişkiyi yordayıcılık hipotezleri üzerinden analiz etmektir. 87 erkek 64 kız öğrenci olmak üzere toplam 151 katılımcının bulunduğu bu çalışmanın örneklemini 11-15 yaş arası ortaokul 6., 7. ve 8. sınıf öğrencileri oluşturmaktadır. Katılımcıların sosyal kaygı, benlik saygısı ve akılcı olmayan inanç düzeyleri gibi ruhsal belirtilerini değerlendirmek için sırasıyla; Ergenler için Sosyal Kaygı Ölçeği (ESKÖ), Coopersmith Benlik Saygısı Envanteri(CSEI) ve Ergenler için Mantıkdışı İnançlar Ölçeği (EMİÖ) kullanılmıştır. Araştırma hipotezlerinin incelenebilmesi için SPSS programı kullanılmış ve değişkenler arası ilişkiler ve bunlara bağlı geliştirilen yordayıcılık hipotezleri çoklu regresyon modellemeleri üzerinden incelenmiştir. Araştırmanın analiz adımından elde edilen bulgular incelendiğinde ise katılımcıların benlik saygısı düzeylerinin, akılcı olmayan inanç düzeyleri üzerinde anlamlı bir yordayıcı etkiye sahip olduğu görülmüştür (p<.05). Diğer yandan, sosyal kaygı düzeyinin akılcı olmayan inançlar üzerindeki yordayıcı etkisi ile sosyal kaygının benlik saygısı ile birlikte gerçekleştirdikleri etkileşimin akılcı olmayan inançlar üzerindeki ortak etkisinin anlamlı birer yordayıcı olmadıkları görülmüştür (p>.05). Diğer değişkenler ile alt ölçekleri arasında da anlamlı olan başka ilişkilere rastlanmamıştır.Yayın Ergenlerde algılanan ebeveyn tutumu ve duygusal zeka arasındaki ilişkide, dijital oyun bağımlılığının aracı rolünün incelenmesi(ANP Publishing, 2021) Tetik, Gizem; Aktan, Zekeriya DenizAmaç: Günümüzde ergenler için bir sorun haline gelen dijital oyun bağımlılığının, duygusal zeka düzeyi ve ebeveyn tutumu ile ilişkili olduğu bilinmektedir. Araştırmanın hedefi, ergenlik dönemindeki algılanan anne-baba tutumları ile duygusal zekâ arasındaki ilişkide, dijital oyun bağımlılığının aracı (medyatör) etkisinin bulunup bulunmadığını araştırmaktadır. Yöntem: Araştırmaya 14-18 yaş aralığında olan 478 lise öğrencisi katılmıştır. Veri toplama aracı olarak; Sosyodemografik Bilgi Formu, Dijital Oyun Bağımlılığı Ölçeği (DOBÖ-7), Anne-Baba Tutum Ölçeği (ABTÖ) ve Bar-On Duygusal Zekâ Ölçeği Çocuk ve Ergen Formu (EQ-i (YV)) kullanılmıştır. Bulgular: Araştırma sonuçlarına gore yapılan regresyon analizi sonucunda, ergenlerin algıladığı kabul/ilgi alt boyutu ile duygusal zekâ düzeyleri arasındaki ilişkide dijital oyun bağımlılık düzeyinin kısmi aracı etkiye sahip olduğu bulunmuştur. Yapılan ANCOVA analizi sonucuna göre, demokratik ebeveyn tutumuna sahip ergenlerin duygusal zekâ seviyelerinin diğer tutumlara göre daha yüksek, otoriter ebeveyn tutumuna sahip ergenlerin duygusal zekâ düzeylerinin ise diğer ebeveyn tutumlarına göre daha düşük olduğu görülmüştür. Sonuç: Günümüz ebeveynleri için önemli bir sorun olarak görülen dijital oyun bağımlılığının kontrolünde ebeveyn tutumlarının ne derece önemli olduğunu gösteren bu araştırma, çocukların hayatlarına yön veren duygusal zekâ kapasitesinin ebeveyn tutumuyla olan ilişkisini değerlendirmek adına bir rehber özelliği taşımaktadır. Bulguların nesnel gerçekliği yansıtması açısından gelecek çalışmalar, araştırmamızın kısıtlılıklarını göz önünde bulundurarak planlanmalıdır.Yayın Ergenlerde dijital oyun bağımlılık düzeyinin çeşitli sosyodemografik özelliklere göre incelenmesi(Işık Üniversitesi Yayınları, 2022-05) Tetik, Gizem; Aktan, Zekeriya DenizGünümüzde özellikle çocuk ve ergenler için büyük bir sorun haline gelen dijital oyun bağımlılığının çeşitli değişkenlerden etkilendiği bilinmektedir. Literatürdeki çalışmalar genel olarak çocuğun kişilik özellikleri, ebeveyn tutumu ve çocuğun psikososyal özelliklerinin dijital bağımlılıklar üzerindeki etkisine odaklanırken, birçok kavram gibi dijital oyun bağımlılığının da sosyodemografik özelliklerden etkilendiğini vurgulamaktadır. Bu çalışmanın amacı ergenlerdeki dijital oyun bağımlılığı düzeylerinin, yaş, cinsiyet, okul başarısı, okul türü, algılanan sosyoekonomik düzey ve benzeri çeşitli sosyodemografik özelliklere göre ne derece farklılaştığını incelemektir. Araştırmaya 14-18 yaş aralığında olan 478 lise öğrencisi katılmıştır. Veri toplama aracı olarak; araştırmacılar tarafından hazırlanan Sosyodemografik Bilgi Formu ve Dijital Oyun Bağımlılığı Ölçeği (DOBÖ-7) kullanılmıştır. Araştırmanın analiz adımına geçildiğinde ise katılımcıların dijital oyun bağımlılığı düzeylerinin sosyodemografik özelliklere göre anlamlı değişimler gösterip göstermediğini incelemek amacıyla t-Testi ve ANOVA analiz adımları uygulanmıştır. Analiz sonuçlarına göre katılımcıların dijital oyun bağımlılığı düzeylerinin; cinsiyete, okul türüne, algılanan gelir düzeyine, gün içinde oynanan oyun süresine, dijital oyun aracına ve oynanan oyun türüne göre anlamlı olarak farklılaştığı görülmüştür.Yayın Ergenlerde premenstrüel sendrom ile ruh sağlığı değişkenleri arasındaki ilişki(Psikiyatride Güncel Yaklaşımlar, 2019-05-21) Uzunoğlu Azman, Gülgün; Aktan, Zekeriya DenizPremenstrüel sendrom, 15-18 yaşlar arasındaki genç kızların sıklıkla karşılaştığı psikolojik ve fizyolojik bir rahatsızlıktır. Bu çalışmanın amacı premenstrüel sendromun yaşam kalitesi, öfke ve depresyon düzeyi ile ilişkisinin araştırılmasıdır. 156 kız lise öğrencisinin katılımı ile mevcut okul ortamında yapılan araştırmada, Sosyodemografik Form, Premenstrüel Sendromu Ölçeği, Beck Depresyon Envanteri, Çocuklar İçin Yaşam Kalitesi Ölçeği ve Sürekli Öfke ve Öfke İfade Tarzı Ölçeği kullanılmıştır. Bu çalışmanın bulgularına göre premenstrüel sendromu düzeyi arttıkça, depresyon ve öfke düzeyi anlamlı olarak artmakta ancak yaşam kalitesi düşmektedir. Ayrıca yaşam kalitesi ve premenstrüel sendromu arasındaki ilişki depresyonun ve öfkenin kısmi aracı etkisi ayrı ayrı değerlendirildiğinde anlamlı bulunmuştur. Depresyon ile premenstrüel sendromu bağıntısında öfkenin bağıntı üzerinde anlamlı bir kısmi aracı etkisi olduğu görülmüştür. Sonuç olarak premenstrüel sendromu olan bireylerin tedavisinde, öncelikle depresyon, öfke ve yaşam kalitesi boyutlarının kontrol edilmesi ve söz konusu değişkenler arası ilişkiler gözardı edilmemelidir.Yayın Ergenlikte aleksitimi özellikleri ile kişiler arası ilişki biçimleri ve problem çözme yetileri arasındaki ilişkinin incelenmesi(İstanbul Gelişim Üniversitesi, 2022-04-28) Kuyucu, Elif; Önal Sönmez, Arzu; Erdoğan, Ayten; Aktan, Zekeriya DenizAmaç: Bu araştırmanın amacı ergenlerdeki aleksitimik özellikler ile bunların kişiler arası ilişki biçimleri ve problem çözme becerileri arasındaki ilişkinin incelenmesidir. Metod: Araştırmaya yaşları 12-15 arasında değişen 103 ergen dahil edilmiştir. Araştırmaya katılan gruba Sosyodemografik Veri Formu, Çocuklar için Aleksitimi Ölçeği, Çocuklar için Problem Çözme Envanteri ve Kişilerarası İlişkiler Ölçeği uygulanmıştır. Bulgular: Ergenlerin aleksitimik özellikleri ile problem çözme becerileri arasında negatif yönde anlamlı ilişki olduğu saptanmıştır. Ayrıca, ergenlerin aleksitimik özellikleri ile kişiler arası ilişki tarzlarından besleyici ilişki tarzı ile negatif yönlü anlamlı düzeyde ilişkiye rastlanırken, ketleyici ilişki tarzı ile istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki bulunamamıştır. Sonuç: Ergenlerin aleksitimik özellikleri ile problem çözme becerileri ve kişiler arası ilişki tarzları arasında anlamlı ilişkiler saptanmıştır. Aleksitimik ergenlerin ilişki biçimlerini değerlendirebilmek açısından kişiler arası ilişki tarzlarını anlamanın önemli olduğu düşünülmektedir.Yayın Examination of parental emotional availability, emotion regulation difficulties and game addiction according to some sociodemographic characteristics among late adolescents(IKSAD Publishing House, 2021-07-20) Ülkümen, İpek; Aktan, Zekeriya Deniz; Pelletier, Petra; Coşkun, AykanThis study aimed to examine whether the participants' perceived parental emotional availability, emotion regulation difficulty and game addiction scores differ according to some sociodemographic characteristics among Turkish late adolescents. A sample of 537adolescents between the ages of 18-21 completed the Parental Emotional Availability Scale, Emotion Regulation Difficulty Scale, Internet Gaming Disorder Short Form, and Sociodemographic Characteristics and Data Form surveys online. Independent two samples t- test and One-Way ANOVA analyses were used to test the hypotheses of the study. Results demonstrated that age, participants’ state of education, inter-parental relationship quality, mothers’ state of education, number of siblings, type of game, playing multiplayer or individual games variables had a significant effect on maternal emotional availability scores (p <.05); participants’ state of education, inter-parental relationship quality, father’s state of education, parental marriage or separation, people living together, type of game variables had a significant effect on paternal emotional availability scores (p <.05); gender, age, inter- parental relationship quality, regular activity, financial gain from gaming variables had a significant effect on difficulty in emotion regulation scores (p <.05); and also gender, inter- parental relationship quality, daily playing time and type of game variables had a significant effect on game addiction scores (p <.05). There was no significant difference in participant scores according to other variables. The findings indicate the importance of some variables, and contribute to future research that will examine the relevant variables.Yayın Interpretative phenomenological analysis of attention deficit hyperactivity disorder in adolescents(Lut TAMAM, 2023-12-29) Köroğlu, Arif Erdem; Aktan, Zekeriya DenizCurrent research on attention deficit hyperactivity disorder (ADHD) is generally based on quantitative methodology. This indicates a lack of information on how ADHD individuals explain this phenomenon, and what they experience. The aim of this research is to reveal how attention deficit hyperactivity disorder is experienced in adolescents and how adolescents explain this phenomenon. The participants in this study were ten adolescents aged 11-18 who were diagnosed with ADHD and did not have a comorbid diagnosis. Participants were interviewed through a semi-structured interview form. The interviews were conducted and recorded on an online platform, and a transcript of the voice recording of each participant was then created. The texts obtained from the transcripts were analyzed with an interpretative phenomenological analysis. As a result of the analysis, the following themes were found: Academic difficulty, normalizing and affirming the diagnosis, living with undesirable emotions and behaviors, and negative social experiences. The findings reveal that the ADHD-related experiences of adolescents and their explanations for the ADHD diagnosis are not of a single nature. Instead, they were also perceived in a positive light as well as negative. The results reveal that the awareness of professionals and families who have contact with ADHD-diagnosed adolescents should be raised, and interventional and motivational programs directed at ADHD treatment-related negative experiences of adolescents can be organized.












