Makale Koleksiyonu | Uluslararası İlişkiler Bölümü

Bu koleksiyon için kalıcı URI

Güncel Gönderiler

Listeleniyor 1 - 20 / 110
  • Yayın
    İkinci Meşrutiyet Dönemi'nden Cumhuriyet'in ilk yıllarına Meslekî Temsil, sosyalizm ve komünistler
    (İletişim Yayınları, 2021-07) Ülker, Erol
    Bu çalışma Türkiye’nin kuruluş sürecinde korporatist hareket ile komünistler arasındaki ideolojik ve siyasal ilişkilerin nasıl geliştiği sorusuna odaklanmaktadır. İkinci Meşrutiyet Dönemi’nde İttihat ve Terakki Cemiyeti içinde Meslekî Temsil programını ortaya koyan korporatist hareket, siyasal ve iktisadi yaşamın belli başlı meslek gruplarını temsil eden korporasyonlar etrafında yeniden yapılandırılmasını önermektedir. Cihan Harbi’nin son yıllarında İTC içindeki muhalefete siyasal ve ideolojik bir içerik kazandıran Meslekî Temsil programı, Mütareke döneminde İttihatçı sol olarak adlandırılan, zaman zaman sosyalist ve hatta komünist olma iddiasında bulunan bir siyasal yönelim için önemli bir referans noktası haline gelmiştir. Bu korporatist yönelim ile İttihatçı solun dışındaki sosyalist ve Komintern çizgisindeki komünist gruplar arasında Mütareke döneminin farklı aşamalarında kimi temaslar ortaya çıkmıştır. Bu yazı, kuruluş sürecini Şubat 1925’te toplanan Akaretler Kongresi’yle tamamlayan Türkiye Komünist Partisi’nin (TKP), İkinci Meşrutiyet Dönemi’nden beri esnaf ve emek örgütlenmelerinde önemli bir aktör haline gelmiş olan meslekî temsil çizgisiyle nasıl bir ideolojik ayrışma yaşadığını tartışmaktadır. 1925-1926 döneminde TKP içinde ortaya çıkan Meslek dergisi ve Halk gazetesiyle ilişkiler hakkındaki tartışma bu açıdan önemli bir gündem oluşturmuştur. Yazının başlıca argümanı, Komintern’in TKP üyelerinin meslekçi bir yönelimi temsil eden bu yayınlarla işbirliği yapmasının önüne geçerek söz konusu ideolojik ayrışmada önemli bir rol oynadığıdır. TKP bu süreçte Komintern’in etkisi altında ideolojik olarak homojenleşirken, TKP’den uzaklaşan Şevket Süreyya ve Vedat Nedim gibi unsurlar daha sonra Kadro dergisinin kurucuları arasında yer almış, bu dergi vasıtasıyla Kemalizm’e ve CHP iktidarına radikal bir ideolojik yönelim verme çabasına girişmiştir.
  • Yayın
    Antoine Köpe’nin anılarında çok-kültürlü aile, çok-uluslu imparatorluk ve milliyetçilik
    (Tarih Vakfı, 2020-12) Ülker, Erol
    Bu yazıda Antoine Köpe’nin anılarında Avusturya-Macaristan ve Osmanlı İmparatorlukları’na ilişkin nasıl bir bakış açısının hâkim olduğunu tartışmayı amaçlıyorum. Bunu yaparken Köpe ailesinin çok-kültürlü geçmişiyle Antoine’nın bu iki imparatorluğun çok-uluslu yapısına duyduğu sempati arasında bir ilişki olduğunu vurgulamaya çalışacağım.
  • Yayın
    Emperyalizm, Anti-Emperyalizm ve Osmanlı İmparatorluğu
    (Eğitim Sen, 2021-06) Ülker, Erol
    Bu yazı geç dönem Osmanlı İmparatorluğu’nun emperyalizm ve sömürgecilik karşısındaki konumunu ve bu konuda tarih yazımında ortaya çıkan belli başlı eğilimleri tartışmayı amaçlamaktadır. İlk olarak Osmanlı’nın yirminci yüzyıl başlarında ortaya çıkan klasik emperyalizm teorileri tarafından nasıl değerlendirildiği ve bu kavramsal çerçevenin Osmanlı tarih yazımındaki izdüşümleri incelenmektedir. İkinci olarak Osmanlı bağlamında emperyalizm meselesinin bağımlılık kuramları ve Dünya Sistemi Teorisi ekseninde nasıl ele alındığına değinilmekte, bu çerçevede imparatorluğun kapitalist dünya ekonomisine entegrasyonu tartışılmaktadır. Üçüncü olarak Osmanlı yönetici elitinin Avrupa sömürgeciliği ve Şarkiyatçılık karşısında geliştirdiği Osmanlı medeniyeti anlayışına, bunun Osmanlı reform sürecine yansıyan sömürgeci imalarına işaret edilmektedir. Yazının sonuç bölümünde bu sömürgeci bakış açısının Osmanlı İmparatorluğu’nun Avrupalı güçlerle diplomatik ve siyasal ilişkileri açısından doğurduğu neticelerden bahsedilmektedir.
  • Yayın
    1919 seçimleri ve İstanbul’da bir sosyalist ittifak girişimi
    (Tarih Vakfı, 2019-04) Ülker, Erol
    1919 yılının son aylarında İstanbul’daki çeşitli sol partileri ve işçi derneklerini bir araya getirmeye çalışan ittifak girişimi seçim sürecinde dağılır. TİÇSF, TSF ve SDF adayları seçimlerde başarılı olamaz ve Numan usta meclis’e giren tek işçi temsilcisi olarak kalır. O da İstanbul’un 16 Mart 1920’de resmi olarak işgalinden sonra İngiliz makamları tarafından Malta’ya sürgüne gönderilecektir.
  • Yayın
    "Kemalist komünistler": işgal İstanbul’unda Ankara’ya bağlı bir sol eğilim
    (Tarih Vakfı, 2020-07) Ülker, Erol
    Çeşitli sol akımlar 1920 yılının son çeyreğine kadar Ankara hükümeti’nin tam olarak kontrol altına alamadığı merkezkaç bir eğilimi temsil ediyordu. Politik olarak Ankara’yla bağları nedeniyle Kemalist komünist ismi verilen bir çevre de yine bu süreçte İstanbul’da ortaya çıkmıştı.
  • Yayın
    Popülist siyasal iletişim ve yeni medya: Marine Le Pen ve Geert Wilders’ın dijital duygu mobilizasyonunun karşılaştırmalı analizi
    (Yeditepe Üniversitesi, 2025-12-31) Özdemir, Veli
    İdeolojik çerçeveler, parti programları veya sınıfsal temsiller üzerinden açıklanan siyaset, popülizmin de yükselmesiyle birlikte günümüzde giderek daha fazla duygusal ve bir iletişim rekabetine dönüşmüştür. Bu çalışmanın temel araştırma sorusu, sağ popülist muhalefetin sosyal medya tercihlerinin söylemlerindeki duygusal boyutları, siyasal iletişim stratejilerini ve seçmenle kurdukları ilişkiyi nasıl şekillendirdiğini incelemektir. Makalenin amacı ise iktidarlara karşı kullanılan popülist siyasal iletişim tercihlerini, stratejik seçimlerini ve duygusal farklılaşma nedenini açıklamaktır. Bu bağlamda Batı Avrupa'dan Ulusal Birlik Partisi (Rassemblement National - RN) lideri Marine Le Pen ve Özgürlük Partisi (Party for Freedom- PVV) lideri Geert Wilders'ın söylemleri analiz için seçilmiştir. Veriler 2021- 2025 yılları arasında yapılmış konuşmalardan, röportajlardan, sosyal medya hesaplarından ve resmî açıklamalarından toplanmıştır. Makalede popülist siyasal iletişim, duygu mobilizasyonu ve sistem düzeyleri kavramsallaştırılmış ve veriler nitel içerik analiz kullanılarak karşılaştırılmıştır. Makalenin temel argümanı, muhalif liderlerin iktidarlara karşı benzer siyasal iletişim stratejilerini kullanmakla birlikte duygu mobilizasyonlarınının farklılaştığıdır. Ayrıca makalede popülist siyasal iletişimin yeni medya ile birlikte demokratik temsilleri yeniden nasıl şekillendirdiği tartışılmıştır.
  • Yayın
    In bourgeoisie we trust, but which one? Islamism, development, and the “Finance Curse”
    (UiTM Press, 2015-01) Demiralp, Seda
    The rise of Islamic financial institutions in the past decades stimulated studies that investigated their link to Islamic parties. Some perspectives viewed them as the financial wing of Islamic extremism. Others argued that the rise of an Islamic bourgeoisie, especially if integrated into the global economy, promotes moderation and liberalization among Islamic groups. This study investigates the relationship between the type of Islamic capital and Islamic moderation. In addition, it analyzes how state institutions can shape the trajectories of Islamic movements through economic policies. In this regard we compare and contrast production based capitalism which empowers industrial actors versus finance based capitalism which may not support the industry but strengthen financial elites. We find that production based development is more likely to promote mutual wins among Islamic and other actors and facilitate moderation than finance based economies which may promote zero-sum games and polarization.
  • Yayın
    The breaking up of Turkey’s Islamic alliance: the AKP-Gulen conflict and implications for Middle East studies
    (Global Research in International Affairs, 2016-04) Demiralp, Seda
    Turkey’s Islamic movement increased its power dramatically during the first decade of the 2000s, benefiting from the cooperation of the AKP and the Gulen movement. This alliance allowed Islamic actors to control major state functions following several decades of struggle against secularist elites. Yet, to the surprise of most observers, the alliance began to fall apart in 2011 and quickly evolved into a fierce battle between the AKP government and the Gulenists. Demonstrating how Islamic ties were cross-cut by political cleavages, the Turkish case challenged dominant approaches which overemphasized religious identities in explaining the behavior of Islamic actors.
  • Yayın
    Turkey’s changing relations with the Iraqi Kurdish regional government
    (Rubin Center for Research in International Affairs, 2016) Kayhan Pusane, Özlem
    Since the Iraqi Kurdish rebellion in the early 1960s, Turkish policymakers have perceived Kurdish autonomy in northern Iraq as a major threat to the country's national security, fearing that the Iraqi Kurdish experience would encourage Turkey 's Kurds to take similar steps towards autonomy and even independence. However, from the mid-2000s onwards, Turkey's relationship with the Iraqi Kurdish Regional Government has improved tremendously. This dramatic change has been driven, first, by the growing Turkish economy's search for new markets and new energy sources; second, by the government's flexible approach toward the Kurdish question; and third, by the rise of the Democratic Union Party in Syrian Kurdish politics.
  • Yayın
    Sosyal medya, bilişsel yorgunluk ve siyasi apati: dijital dönüşümün gençler üzerindeki yansımaları
    (Işık Üniversitesi Yayınları, 2025-10-30) Albasar, İlgi Doğa; Demiralp, Seda; Parlak, Fatmanur
    Dijital dönüşüm, bireylerin bilgiye erişim biçimlerini, medya alışkanlıklarını ve siyasal tutumlarını köklü biçimde dönüştürmektedir. Sosyal medyanın yaygınlaşması bilgi akışını hızlandırırken bireyleri sürekli uyarıma maruz bırakarak bilişsel yorgunluk ve zihinsel tükenmişliği artırmaktadır. Bu çalışma, dijital dönüşümün ve sosyal medya kaynaklı bilişsel yüklenmenin gençlerin siyasal ilgisi, güven algısı ve apati eğilimleri üzerindeki etkilerini incelemektedir. Karma yöntemli araştırma, Işık Üniversitesi öğrencileriyle yapılan dört odak grup görüşmesi ve 320 katılımcılı anket verisine dayanmaktadır. Nitel analiz, sosyal medya kullanımının apatetik eğilimleri tetiklediğini, bilgi doğrulama süreçlerini zayıflattığını ve güven eksikliğini derinleştirdiğini göstermektedir. Nicel analiz, bilgi yükünün sosyal medya yorgunluğunu artırarak sıkılganlık aracılığıyla politik algıları biçimlendirdiğini göstermektedir. Sıkılganlık, komplocu eğilimleri güçlendirirken popülist yönelimleri de kısmen etkilemektedir. Bulgular, algoritmik yönlendirme ve dezenformasyon etkileri karşısında dijital medya okuryazarlığının, bilişsel yükü azaltıp demokratik kapasiteyi güçlendirmede kritik olduğunu göstermektedir.
  • Yayın
    Developmental state in the context of globalization: definitional, conceptual, and methodological issues
    (Routledge, 2025-08) Karaoğuz, Hüseyin Emrah; Ayhan, Berkay; Albasar, İlgi Doğa
    Developmental state has offered one of the most widely used analytical toolkits to study political economy of development. One of the intriguing debates in the scholarship is whether ‘conceptual stretching’ undermined the analytical usefulness of the framework. While for some scholars the developmental state has just become a buzzword because the framework is applied to many different regions inappropriately, for others there are varieties of developmental states in the context of globalization. We address this debate by systematically and critically examining the developmental state scholarship, including its main trends and evolution, key discussions, methodology, and emerging areas of research. We conclude that the developmental state remains a valuable approach for researchers in the post-neoliberal political economy context, but scholars would benefit from more precise definitions, clearer justifications of why a particular conceptualization is chosen over others, and more rigorous application of research methods.
  • Yayın
    Governance, institutions, and economic performance: a comparative study of Singapore and South Sudan
    (Uluslararası İlişkiler Çalışmaları Derneği, 2024-12-31) Parlak, Fatmanur; Aktaş, Alperen
    The ongoing debate between democratic and nondemocratic systems has gained significant attention in contemporary political discourse. With the rise of authoritarian regimes, the long-standing assumption that democratic principles are prerequisites for economic development has been increasingly challenged. While some authoritarian regimes, such as China and Singapore, have demonstrated notable economic successes, others, like South Sudan, face persistent economic struggles. This divergence raises critical questions about the relationship between governance systems and economic outcomes. This study aims to address the following research question: How do governance structures, institutional capacities, and historical contexts influence economic development in authoritarian regimes? By employing the Most Similar Systems Design (MSSD), the study compares two contrasting authoritarian regimes: Singapore, an economically successful case, and South Sudan, an economically struggling one. The research incorporates a structural-historical approach to examine the factors that differentiate their economic trajectories, such as institutional efficiency, historical legacy, and policy decisions. The findings of this study contribute to the broader literature on authoritarianism and development by offering a nuanced understanding of how governance systems shape economic performance. In doing so, it challenges simplistic assumptions about authoritarian governance and highlights the complexities underlying economic success and failure.
  • Yayın
    Sağ popülist söylemde güvenlikleştirme ve yeniden yaratılan kırılganlık: Almanya, Fransa ve Hollanda örnekleri
    (Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi, 2025-04-30) Kaçar Aşcı, Fatmanur; Özdemir, Veli
    Popülist söylemlerde güvenlik, esas olarak sıradan insanların kimliği ve bu kimliğe yönelik elitlerin dile getirmediği tehditler tarafından şekillendirilir. Popülist söylemlerde güvenlikleştirme dışlama siyaseti ve siyaset kurumunu etkisiz hale getirmeyle bağlantılıdır. Halka veya halkın kimliğine/kültürüne yönelik varoluşsal bir tehdit ancak popülist aktörün kasıtlı olarak saldırgan bir siyasi üslup kullanmasıyla önlenebilir ve bu üslup popülist aktörlerin kendileri tarafından popülist aktörün arkasında toplanmak için varoluşsal bir krize ihtiyaç duyulduğuna işaret eden bir aciliyet duygusuyla şekillendirilir. Ancak popülist söylemlerde güvenlikleştirme, Kopenhag Okulu'nun elitist ve yukarıdan aşağıya bir süreç olarak gördüğü geleneksel güvenlikleştirme yaklaşımına tam olarak uymamaktadır. Nitekim popülist söylemlerde güvenlikleştirme yukarıdan aşağıya ve aşağıdan yukarıya doğru olarak iki yönlü ortaya çıkmaktadır. Popülist söylemlerde güvenlikleştirme geleneksel güvenlik aktörlerini ve devlet elitlerinin otoritesini sorgulamakta ve başta siyasi elitler olmak üzere geleneksel kurumları halka tehdit olarak tanımlamaktadır. Bu çalışma, Avrupa'daki sağ popülist partiler arasında yer alan Almanya için Alternatif Partisi (AfD), Özgürlük Partisi (PvV) ve Ulusal Birlik Partisi (RN)'nin mültecileri halkın güvenliğine yönelik nasıl tehdit olarak tasvir ettiklerini incelemektedir. Çalışmanın dönemi olarak 2017-2022 yılları arasındaki seçim kampanya görselleri ve söylemleri seçilmiştir. Bu çalışmanın temel argümanı, sağ popülizmin, korunmaya ihtiyacı olduğu iddia edilen halka karşı popülist liderlerin söylem ve görsellerle hitap etmesiyle ayırt edilen ve süreklilik arz eden bir güvenlikleştirme tarzı olarak anlaşılabileceğidir. Ayrıca popülist güvenlikleştirme süreçleri çift yönlü bir olgu olduğu için mülteci sorununa siyasi bir çözüm bulunmasına katkıda bulunmamakta, aksine söz konusu ülkelerin toplumsal ve siyasi güvenliğini etkileyen yeni krizler ve kırılganlıklar yaratmaktadır. Bu bağlamda popülizmin farklı karakterizasyonları, güvenlikleştirme teorisi ve popülist söylemlerde güvenlikleştirme süreçleri açıklanmış, sağ popülist partilerin mülteci meselesini nasıl güvenlikleştirdiği konusu Müslüman ve gayrimüslim mülteciler örneği üzerinden analiz edilmiştir.
  • Yayın
    Biometric technology and policy narratives on migration control: the case of Turkey
    (Işık Üniversitesi Yayınları, 2024-04-30) Karakaya Polat, Rabia
    This paper analyses policy narratives on the use of biometric technology in mobile migration vehicles as a means of surveillance and control over irregular migration. Equipped with biometric control technology and appearing in random places with high migrant concentrations, these vehicles have been put into operation as effective control and surveillance tools. Drawing upon literatures on technological control, migration governance, and interpretive policy analysis (IPA), the paper demonstrates how these vehicles are deployed not only for controlling irregular migration but also for instilling a sense of control to the general public. Comparison of these mobile migration points to the ‘Go Home Van’ campaign in the UK in 2013 reveals interesting differences in their design, function, and public perception. The paper also demonstrates how new technologies enable governments to combine ‘softer’ and ‘more subtle’ approaches in migration control with more coercive measures such as detention and deportation.
  • Yayın
    Turkey’s emerging dichotomy between Erbil and Sulaimaniyah, Iraqi Development Road project and the fight against the PKK
    (Işık Üniversitesi Yayınları, 2024-04-30) Kayhan Pusane, Özlem
    The vast literature on Turkish foreign policy has long discussed Turkish policymakers’ policy preferences and initiatives vis-à-vis the Iraqi Kurds without making much of a distinction among various Iraqi Kurdish actors. Although Turkish political leaders built closer relations with certain Iraqi Kurdish actors than others from time to time, there has not been a major policy variation toward different political actors of Iraqi Kurdish politics until recently. However, especially from the 2017 Iraqi Kurdish independence referendum onwards, it has been possible to observe an increasing level of divergence between Turkey’s attitude and discourse vis-à-vis the Kurdistan Democratic Party (KDP) and the Patriotic Union of Kurdistan (PUK), two major political parties of the Iraqi Kurdish politics. While Turkey’s cooperation with the KDP in the struggle against the PKK has significantly increased in the past few years, Turkish officials’ uneasiness regarding the PUK ties with the outlawed Kurdistan Workers’ Party (PKK) and the People’s Protection Units (YPG) has been more and more apparent. This paper provides an account of Turkey’s changing attitude and discourse about the KDP and the PUK since 2017 within the context of the ongoing discussions about the Iraqi Dry Canal/Development Road project as well as Turkey’s fight against the PKK.
  • Yayın
    Paradox of optimism: opposition coordination against autocratic incumbents in Turkey’s 2019 and 2023 elections
    (Routledge, 2024) Balta, Evren; Demiralp, Seda
    In the 2019 local and 2023 general elections, Turkey’s opposition parties joined forces in pursuit of a common objective: to oust autocratic incumbents and democratize the political system. While they achieved noteworthy successes in 2019, replicating these gains in the 2023 presidential and parliamentary elections proved elusive. This study reveals that coordinating opposition efforts becomes more challenging during general elections, particularly when a charismatic presidential candidate, capable of fostering synergy among opposition factions and voters, is absent. Additionally, when opposition parties span the ideological spec-trum, crafting a unified campaign around a shared manifesto becomes more intricate. The resulting atmosphere of uncertainty is exacerbated further in the absence of decisive leadership. Most importantly, the research highlights a paradox: as optimism for electoral victory grows, parties become more inclined to form alliances but less willing to nominate a strong leader, due to con-cerns about power-sharing overshadowing electoral success. This paradox diminishes the chances of opposition victory.
  • Yayın
    Queering conservative democracy
    (Turkish Policy Quarterly, 2013-12) Birdal, Mehmet Sinan
    The Justice and Development Party (AKP) and its official political identity of conservative democracy dominated the first decade of the new millennium in Turkey. Conservative democracy rests on a fusion of a particularistic conservative national identity with the universal principles of liberal democracy. The conservative narratives on lesbian, gay, bisexual and transgenders (LGBTs) reveal the limits of this synthesis' ability to create a deliberative democracy in Turkey, and underscore the challenges faced in recognition of LGBT demands within the conservative democratic project.
  • Yayın
    Türkiye’s resolution process and its endeavor to be a regional power: prospects and constraints
    (Ortadoğu Araştırmaları Derneği, 2023-12-07) Kayhan Pusane, Özlem
    Scholars have examined Türkiye’s Kurdish resolution or peace process (2013-2015) from various perspectives. While some works have pursued a rational choice approach and focused on the Justice and Development Party’s (AK Party’s) government’s strategic calculations vis-à-vis the PKK in initiating a peace process and maintaining it until 2015, others have analyzed Türkiye’s experience within the framework of the confict resolution scholarship. Instead, this paper’s starting point is that the 2013-2015 resolution process was not merely a policy to end an internal conflict. Still, it constituted a key aspect of the AK Party’s ongoing endeavor to turn Türkiye into a regional power. This paper places the 2013-2015 resolution process within the framework of regional and global dynamics and argues that from the mid-2000s onwards, the AK Party’s government’s eforts to put an end to the PKK terrorism and resolve the Kurdish question in Türkiye refected the policy of a middle-power country, i.e., Türkiye, to increase its power and infuence in the region instead of a mere domestic peace process. Thus, the end of the resolution process in 2015 constrained Türkiye’s potential achievements in the Middle East and beyond.
  • Yayın
    What do Keloğlan stories say about masculine anxieties and reclaiming masculinity?
    (Routledge, 2022-09-02) Demiralp, Seda
    Keloğlan stories deliver an anti-patriarchal message. The stories interpreted in this article narrate the male ego’s journey of individuation through an engagement with repressed psychic content, particularly the “shadow.” This allows the emergence of mature masculinity in the form of the “trickster” type. Keloğlan stories present a humble, but powerful, masculinity and show that, while patriarchy has a long and cross-cultural history, so does discontent with it. Scholarship on masculinity remains focused on European-origin tales, but the Keloğlan stories show that feminist views of masculinity are not foreign to Anatolian folklore.
  • Yayın
    “Biraderler rejimi”nden “zorba biraderin rejimi”ne: otoriter sağ popülizm, liberal demokrasi ve toplumsal cinsiyet
    (Rasim Özgür DÖNMEZ, 2023-06-13) Demiralp, Seda; Sayan Cengiz, Feyda
    Otoriter sağ popülizmin yükselişinde, anti-feminist ve reaksiyoner söylem ve politikaların etkili olduğu, sağ popülist liderlerin siyasi iletişim ve üsluplarında da erkeklik vurgusunun yoğunluğu, popülizme toplumsal cinsiyet perspektifinden bakan araştırmacıların sıklıkla vurguladığı bir nokta olagelmiştir. Bu çalışma, otoriter sağ popülist liderlerin, liberal demokrasiye itiraz ederken, neden agresif bir maskülinist söylemi merkeze aldığı sorusuna yanıt aramaktadır. Otoriter sağ popülizm, liberal demokrasinin temsil ve çoğulculuk anlayışına karşı çıkarken nasıl bir toplumsal cinsiyet tahayyülüyle hareket etmektedir? Bu soruya yanıt ararken, feminist teorinin liberal demokrasi eleştirisinden ve analitik bir araç olarak aile metaforundan, özellikle de “kardeşler arası ilişkiler” metaforundan yararlanıyoruz. Çalışmada, otoriter sağ popülizmin, halkı homojen bir yapı olarak, lideri ise halk ile yekvücut olarak kurgulayışına odaklanıyor ve farklılıklara karşı takınılan agresif tavrın temelindeki toplumsal cinsiyet tahayyüllerinin analizini sunuyoruz.