2000 Sonrası Türk sinemasında değişen din adamı temsili
Yükleniyor...
Dosyalar
Tarih
2021-09-15
Yazarlar
Dergi Başlığı
Dergi ISSN
Cilt Başlığı
Yayıncı
Işık Üniversitesi
Erişim Hakkı
info:eu-repo/semantics/openAccess
Attribution-NonCommercial-NoDerivs 3.0 United States
Attribution-NonCommercial-NoDerivs 3.0 United States
Özet
Türk Sineması doğup gelişmeye başladığından itibaren din adamı stereotipilerinde önemli değişiklikler göze çarpmaktadır. Türk Sinemasında din adamı stereotipilerinde özellikle Cumhuriyetin ilk yıllarında izlenen modernleşme politikası ile din adamları toplumsal hayat düzenlemesinde kendisine yer bulamamıştır. 1922 – 1960 yılları arası dinde yapılmak istenen reform hareketleri (hilafetin kaldırılması, tekke ve zaviyelerin kapatılması, ezanın Türkçeleştirilmesi) ile ortaya çıkan görüşler, Türk Sinemasındaki din adamları tiplemelerinde; isyancı, cahil, hurafeci, batıl inanç sahibi olarak yer edinmiştir. 1920-1960 yılları arasında Türk Sinemasında din adamı stereotipi dışlanmış din adamı olarak kabul edilir iken 1960-2000 yılları arasında kısıtlanmış din adamına dönüşmüştür. Çoklu partili sistemden sonra değişen siyasi iktidar ile birlikte Türk Sinemasında din adamları “üç kağıtçı, muskacı, büyücü, tüccar” gibi tiplemelerde kendisine yer bulmuştur. Bu dönemde din adamları şehrin dışında, köy ve köylü eksenli alarak yan karakter olarak görülmüştür. 2000 sonrası Adalet ve Kalkınma Partisi’nin iktidara gelmesi ile birlikte Türk Sinemasında din adamı temsili değişmiş, daha çok kabul gören din adamı stereotipileri görülmüştür. Sinemanın ortaya çıktığı ilk yıllardan bu yana toplum ile devamlı bir etkileşim içerisinde olduğu görülmektedir. Özellikle iktidarların sinemayı birer propaganda aracı olarak görmesi ile beraber sinemada yer alan karakterlerde temsil açısından belirli farklılar görülmüştür. Bundan yola çıkarak, bu çalışmada siyasi iktidar değiştikçe din adamlarının konumlandırılışlarının sinemaya yansımalarını analiz amaçlanmaktadır. Ayrıca çalışmada, Türk Sinemasında kahramanın yolculuğu döngüsünde din adamının nasıl konumlandırıldığını, din adamının konumlandırılışında tasavvufta yer alan inisiyasyon diğer bir adıyla süluk kavramıyla olan ilişkisini de eleştirel söylem analizi yöntemiyle ortaya çıkarmak amaçlanmaktadır. Türk Sinemasında din adamı temsili üç dönemde incelenmektedir. Bunlar sırasıyla 1922-1960 yılları arasında “dışlanmış din adamı”, 1960-2000 yılları arasında “daraltılmış din adamı” son olarak ise 2000 yılı sonrası “kabullenilmiş din adamı” temsili şeklindedir. Bu üç dönemden bahsedilip asıl üstünde durulacak dönem ise 2000 yılı sonrası değişen din adamı stereotipidir. Bu bağlamda incelenen filmlerde; Serdar Akar, Kurtlar Vadisi Irak (2006), Zübeyir Şaşmaz, Açlığa Doymak (2012), Kürşat Kırbaz, Yunus Emre Aşkın Sesi (2014), değişen iktidar yapısına bağlı olarak din adamın temsil ediliş biçimlerinde benzerlikler ortaya çıkmıştır. Özellikle bu filmler gişe başarısına ulaşmış ve dönemin popüler filmleri arasında yer almaktadır.
Since the emergence of Turkish cinema, significant changes in the stereotypes of religionary have been taken into account. In the stereotypes of religionary in Turkish cinema, especially in the first years of the Republic, with the modernization policy, religionary could not find a place for themselves in the regulation of social life. Between 1922 to 1960 the opposite views that emerged with the reform movements (abolition of the caliphate, the closure of lodges and zawiyas, the Turkishization of the prayer) in the religionary typologies in Turkish cinema were rebelled, ignorant and superstitious. While the stereotype of religionary was accepted as excluded religionary in Turkish cinema between 1920-1960, it turned into restricted religionary between 1960-2000. With the changing political power after the multi-party system, the religionary found a place in Turkish cinema in characters such as “crook, magician, merchant". In this period, the religionary is seen as a side character by taking the village and peasant axis outside the city. With the coming to power of Justice and Development Party (AKP) after 2000, the religionary stereotypes changed in Turkish cinema, and it was more accepted stereotypes of religionary were used. There is a reciprocal relationship between cinema and society. One of the purposes for which cinema was used in the early years was to be a propaganda tool. Based on this, in this study, it is aimed to explain the reflections of the positioning of the religionary on the cinema as the political power changes. In addition, in the study, it is aimed to reveal how the religionary is positioned in the cycle of the hero's journey in Turkish cinema, with the method of critical discourse analysis in the position of the religionary in his relationship with the concept of initiation in Sufism, in other words, the concept of süluk. Representation of religionary in Turkish cinema is studied in three perios. These are the religionary who were excluded between 1922-1960, the religionary who was narrowed between the years 1960-2000, and finally, the representation of the religionary who was accepted after 2000. These three periods are mentioned and the period to be focused on is the stereotype of the religionary that changed with the AKP government after 2000. In this context, the films to be examined below are the same representations of the religionary in Turkish cinema after rule. These films were successful at the box office and were selected among the popular films of the period. The table of the movies is detailed below. Thus, in the films reviewed, Serdar Akar, Kurtlar Vadisi Irak (2006), Kürşat Kırbaz, Yunus Emre Aşkın Sesi (2014), Zübeyir Şaşmaz, Açlığa Doymak (2012) depending on the changing power structure, similarities have emerged in the representation of the religionary. In particular, these films achieved box office success and are among the popular films of the period.
Since the emergence of Turkish cinema, significant changes in the stereotypes of religionary have been taken into account. In the stereotypes of religionary in Turkish cinema, especially in the first years of the Republic, with the modernization policy, religionary could not find a place for themselves in the regulation of social life. Between 1922 to 1960 the opposite views that emerged with the reform movements (abolition of the caliphate, the closure of lodges and zawiyas, the Turkishization of the prayer) in the religionary typologies in Turkish cinema were rebelled, ignorant and superstitious. While the stereotype of religionary was accepted as excluded religionary in Turkish cinema between 1920-1960, it turned into restricted religionary between 1960-2000. With the changing political power after the multi-party system, the religionary found a place in Turkish cinema in characters such as “crook, magician, merchant". In this period, the religionary is seen as a side character by taking the village and peasant axis outside the city. With the coming to power of Justice and Development Party (AKP) after 2000, the religionary stereotypes changed in Turkish cinema, and it was more accepted stereotypes of religionary were used. There is a reciprocal relationship between cinema and society. One of the purposes for which cinema was used in the early years was to be a propaganda tool. Based on this, in this study, it is aimed to explain the reflections of the positioning of the religionary on the cinema as the political power changes. In addition, in the study, it is aimed to reveal how the religionary is positioned in the cycle of the hero's journey in Turkish cinema, with the method of critical discourse analysis in the position of the religionary in his relationship with the concept of initiation in Sufism, in other words, the concept of süluk. Representation of religionary in Turkish cinema is studied in three perios. These are the religionary who were excluded between 1922-1960, the religionary who was narrowed between the years 1960-2000, and finally, the representation of the religionary who was accepted after 2000. These three periods are mentioned and the period to be focused on is the stereotype of the religionary that changed with the AKP government after 2000. In this context, the films to be examined below are the same representations of the religionary in Turkish cinema after rule. These films were successful at the box office and were selected among the popular films of the period. The table of the movies is detailed below. Thus, in the films reviewed, Serdar Akar, Kurtlar Vadisi Irak (2006), Kürşat Kırbaz, Yunus Emre Aşkın Sesi (2014), Zübeyir Şaşmaz, Açlığa Doymak (2012) depending on the changing power structure, similarities have emerged in the representation of the religionary. In particular, these films achieved box office success and are among the popular films of the period.
Açıklama
Text in Turkish ; Abstract: Turkish and English
Includes bibliographical references (leaves 65-68)
xi, 70 leaves
Includes bibliographical references (leaves 65-68)
xi, 70 leaves
Anahtar Kelimeler
Din adamının temsili, Eleştirel söylem analizi, Kahramanın yolculuğu, Tasavvufta inisiyasyon, Temsil kuramı, Critical discourse analysis, Initiation in Sufism, Representation of the religionary, Representation theory, The hero's journey
Kaynak
WoS Q Değeri
Scopus Q Değeri
Cilt
Sayı
Künye
Aluç, E. (2021). 2000 Sonrası Türk sinemasında değişen din adamı temsili. İstanbul: Işık Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü.