Arama Sonuçları

Listeleniyor 1 - 2 / 2
  • Yayın
    ABD’nin Irak müdahalesinde güvenliğin özelleşmesi: Sözleşmeli personel ve özel askeri ve güvenlik şirketlerinin rolü ve etkileri
    (Istanbul Univ, 2020-03-30) Çağlar, Mehmet Turan
    ABD’nin 2003 yılında Irak’a müdahalesi ile birlikte özel askeri ve güvenlik şirketleri, ABD’nin en önemli ortaklarından biri olmuş ve hatta sözleşmeli personel, Irak’ta koalisyon güçleri içerisinde ABD’den sonraki en büyük grup haline gelmiştir. 2003 yılı sonrası ABD yönetimleri, Irak Savaşı’nın artan ekonomik, insani ve siyasi maliyetlerini sözleşmeli personel üzerinden dışsallaştırmaya çalışmıştır. 2011 yılı öncesi Irak’ta ABD askerlerinin yanında yer alan sözleşmeli personel, 2011 yılı sonrası ABD askerlerinin yerine görev almaya başlamıştır. ABD yönetimleri, özel şirketler aracılığıyla bazı maliyetleri dışsallaştırabilse de sözleşmeli personelin insan hakları ihlalleri, ABD’nin Irak ve bölgedeki ününe zarar vermiştir. Sözleşmeli personel ayrıca Irak’ta şiddet uygulayan ve şiddete maruz kalan aktörlerin başında gelmiş ve ülke içerisindeki şiddetin yükselmesinde rol oynamıştır. Irak’ta ABD aracılığıyla güvenliğin özelleşmesi ise Irak’taki güvenlik kavramını dönüştürmüştür. Özel askeri ve güvenlik şirketleri ve çalışanlarının hukuki statüleri ve denetimleri, güvenlik kavramının dışlayıcı bir hale gelmesi ve güvenliğin piyasalaşması, Irak gibi kırılgan bir ülkede yeni güvenlik sorunlarına yol açmıştır. Özel askeri ve güvenlik şirketlerinin Irak Savaşı boyunca oynadığı roller ise geleneksel güvenlik anlayışı ve şiddet kullanma tekelinin devriyle ilgili Uluslararası İlişkilerde yeni tartışmalara sebep olmuştur.
  • Yayın
    Kentkırım ve Sadr Şehri’nin mekânsal dönüşümü
    (Işık Üniversitesi Yayınları, 2020-12-10) Çağlar, Mehmet Turan
    Kent alanlarında yaşanan çatışmalar, Soğuk Savaş sonrası dönemin önemli özelliklerinden biri olurken, bu alanlar üzerinden ortaya çıkan farklı iktidar mücadeleleri, kent alanlarını şiddetin hedefi haline getirmiştir. Kent alanlarında artan çatışmaların da doğrudan sonucu olarak bu alanların güvenliği, önem kazanmış ve kentler, dönüşen güvenlik anlayışının sonucuyla da ilişkili olarak güvenliğin nesnesi haline gelmiştir. Kent alanlarının şiddetin hedefi olduğunu en açık bir şekilde gösteren örnekler ise kentkırım kavramı üzerinden incelenebilmektedir. İlk defa Yugoslav iç savaşı sırasında kullanılan kentkırım kavramı, "urban" (kente ait olan) ve "cide" (öldürme) kelimelerinin birleşiminden oluşmaktadır. Kabaca şehre ait değerleri yıkma amacıyla yapılan niyetlenmiş saldırı olarak tanımlanan kentkırımla ilgili ilerleyen dönemlerde çok sayıda farklı tanım ortaya çıkmıştır. Kentkırımla ilgili en kapsayıcı tanımlama ise kent alanının niyetlenmiş ve sistematik bir şekilde yıkılması, kentsel mekân üzerinden eski toplumsal yapının imhasının veya dönüştürülmesinin hedeflenmesi ve bu hedef için askeri yöntemlerin kullanması şeklinde özetlenebilir. Bu tanım doğrultusunda ABD’nin 2008 yılında Bağdat’ın Sadr Şehri’nde gerçekleştirdiği askeri operasyon, Soğuk Savaş sonrası artan kentkırım pratiğine örnek olarak gösterilmektedir. Diğer kentkırım örneklerinde olduğu gibi ABD’nin operasyonu, ötekine/düşmana ait kültürel, tarihi, ekonomik ve toplumsal yapıyı mekân üzerinden yok etmeyi amaçlamıştır. Fakat ABD’nin Sadr Şehri’ne düzenlediği askeri operasyon sadece yok etme amacıyla gerçekleşmemiş, operasyon sonrası şehrin yeniden inşası da önemli bir konu olmuştur. Şehrin yeniden inşasındaysa şehrin tekrar ‘sorun’ çıkarmaması amaçlanmıştır. Bütün bu süreç zarfında ABD’nin Irak ve Sadr Şehri üzerinden hayata geçirdiği siyasaların ilk defa çevrede test edilip daha sonra merkezde de uygulanması, bumerang etkisi yaratmış ve merkez ile çevrenin şehirleri doğrudan birbirlerine bağlanmıştır.