Arama Sonuçları

Listeleniyor 1 - 10 / 12
  • Yayın
    İstanbul’da kentsel mekânın değişimi
    (Hayrullah Kahya, 2020-12-18) Özker, Serpil
    Kentsel mekân, kent olgusunun ilk varoluşundan günümüze, toplum dinamiklerine bağlı olarak sürekli bir dönüşüm içindedir. Sosyo-kültürel, ekonomik ve siyasi değişimler, kentsel mekânın dönüşümü ve şekillenmesinde önemli rol oynamaktadır. Kentsel mekânın bu gelişim sürecinde, kentsel alana anlam yükleyen mimari ürün konuttur. Dolayısıyla bu süreçten ve değişimin yansımalarından etkilenen büyük kentlerden biri de İstanbul’dur. İstanbul’da 1950’li yıllarla birlikte hızla artan köyden kente göç, sonrasında çarpık yapılaşma gibi etkenler kontrol altına alınamayan kentsel dönüşüme imkân vermiştir. Konut, kentsel, kamusal alanlarla birlikte kurulan ilişkinin en önemli aktörü olmuş, dinamikleri etkisinde sürekli kendini yenilemiştir. Özellikle 1980’lerde imar düzenlemeleri ve konut talebi konut üretimlerinin artmasına neden olmuştur. Köyden kente göç, farklı ekonomik sınıfların belirginleşmesi, yüksek rant, konut piyasasındaki rekabet, sınıfsal ve mekânsal ayrışmayı ortaya çıkarmıştır. Bu sayede yüksek güvenlikli, korunaklı yeni yaşam alanlarının şekillenmesi de kaçınılmaz olmuştur. Kent çeperine yayılan konut alanlarındaki gelişim, kent merkezlerinde yıkıp-yapma ya da dikey yaşam alanları şeklinde büyüme göstermiştir. Bu anlamda yaşanan bu değişim ve gelişim, ekonomik imkânlar çerçevesinde kent merkezinden ayrışan, bireyi sosyal çevreden uzaklaştıran yaşam alanlarına dönüşmüştür. Dolayısıyla içe dönük bir toplum ya da toplum şartlarının ortaya çıkardığı ortak alanlar yeni yaşam merkezi olarak biçim kazanmıştır. İstanbul, yüksek rantlı sosyo-kültürel gelişimin gözardı edildiği konut projeleri ile mekansal anlamda ayrışmayı belirgin bir şekilde göstermektedir. Bu anlamda çalışmada, İstanbulda kent içi, kent çeperlerine yayılan ayrıcalıklı konutların kentsel ve mekânsal değişiminin irdelenmesi amaçlanmıştır. Bu kapsamda, kentleşme, konut sektörü, sosyo-kültürel, ekonomik değişimlerin konut sektörüne etkisi, kent içi, kent dışı konut alanları ve kent mekânının sosyal yaşam çerçevesinde değişimi ele alınmıştır. Özellikle kent merkezi dışında gelişen konut alanlarının oluşum sürecini etkileyen nedenler ve bu alanların İstanbul içindeki yerleşimleri örnekler üzerinden incelenmiştir. Sonuç olarak İstanbul’da toplumsal ve kültürel yaşamın göstergesi olan konutun farklı yaklaşım, üretim biçimlerine rağmen, benzer özellikler ve ticari kaygılarla şekillenen, ayrıcalıklı ve ayrışmayı hissettiren, ekonomik sınıflar arasında kopukluğu ortaya çıkaran yaşam alanlarının belirgin bir şekilde ortaya çıktığı tespit edilmiştir.
  • Yayın
    Kütüphaneden öğrenme merkezine: bilgi çağında dönüşümü kütüphane mekânları üzerinden okumak
    (Nilay Özsavaş Uluçay, 2021-12-01) Tuğlu Karslı, Umut; Özker, Serpil
    Bilgi çağında teknolojik gelişmelere bağlı olarak bilgiye ulaşma yöntem ve araçları farklılaşmış; kütüphanelerin hizmet ettiği işlevler bilgi çalışanlarının gereksinimlerine yönelik olarak dönüşüme uğramıştır. Bilgi toplumunun değişen bu gereksinimlerine paralel olarak kütüphane mekânları da fiziksel olarak sadece kitapların depolandığı, kitap ödünç alınıp okunan mekânlar olmaktan çıkmış, yeni bilgi yaratma ve bilgi paylaşımı için ziyaret edilen aktivite temelli “öğrenme merkezlerine” dönüşmüştür. Bu çalışmanın amacı; bilgi çağındaki sosyal, kültürel ve teknolojik gelişmelere bağlı olarak kütüphane mekânlarında gözlemlenen dönüşümü incelemek ve öğrenme merkezlerinin iç mekân tasarımını yönlendiren mekânsal özellikleri belirlemektir. Bu bağlamda, çalışmada bilgi toplumunda öğrenme ve çalışma pratiklerindeki değişim incelenmiş; bilgi çağında kütüphane işlevlerindeki dönüşüm ortaya koyulmuş ve son bölümde bilgi çağı kütüphanelerinin iç mekân tasarımını yönlendiren mekânsal özellikler araştırılmıştır. Bu bilgiler ışığında, öne çıkan mekânsal özellikler sistematik olarak yeniden sınıflandırılarak birer alt başlık altında yeniçağa adaptasyon düzeyleri ile örnek teşkil eden kütüphane örnekleri yardımıyla açıklanmıştır. Sonuç olarak, kütüphanelerin bilgi çağı toplumunun değişen gereksinimlerine cevap verecek biçimde yeniden yapılandırmasında sahip olması gereken mekânsal özellikleri “topluluk yaratma/sosyal geçirgenlik”, “çeşitlilik”, “etkileşimlilik”, “bilgi teknolojilerine uygunluk” ve “tasarım estetiği/atmosfer” olarak belirlenmiştir.
  • Yayın
    Yeşilçam sinemasında anlatısal yapının mekân kullanımına etkisi: Yüksek Yeşilçam dönemi (1960-1975)
    (Anadolu Üniversitesi, 2024-06-28) Özker, Serpil
    Sinemanın başlangıcından günümüze farklı disiplinleri etkilemesi, farklı disiplinlerden etkilenmesi ve bu disiplinler ile sürekli etkileşim halinde olması sinemayı farklı anlatımlara dönüştürmüştür. Bu dönüşüm, teori ve uygulamada farklı gibi görünen disiplinleri ayrıştırmak yerine farklı çözümlere evrilmiştir. Disiplinlerarası etkileşimin önemli örneklerinden olan mimarlık ve sinema, diğer disiplinlere oranla anlatısal, zamansal, mekânsal yapıyı bir arada kullanan görsel ve işitsel hafızayı önemli ölçüde kullanan disiplinlerdir. Türk sineması da dünden bugüne toplumsal olaylar çerçevesinde; toplum yaşamı ve sorunlarını anlatısal semboller haline dönüştürerek sinema perdesine aktarmıştır. Değişim ve dönüşüm süreçleri ile gelişen Türk sinemasında 1960-1975 dönemi, Türk sineması için bir değişim dönemi olarak tanımlanmış, bu süreçte Yeşilçam olarak adlandırılan film üretimi, halkın talebi ve yoğun ilgisi sayesinde ivme kazanmıştır. Bu doğrultuda çalışmada, Türk sinemasında Yüksek Yeşilçam olarak adlandırılan dönemin filmlerinde anlatısal yapının mekân kullanımına etkisinin incelenmesi amaçlanmıştır. Çalışma, 1960-1975 dönemine önemli katkılar sunan altı yönetmenin renkli ve melodram ağırlıklı filmleri ile sınırlandırılmış olup toplamda yirmi dört film “anlatısal yapı, zamansal yapı, mekânsal yapı” gibi değişkenler açısından değerlendirilmiştir. Bu bağlamda elde edilen veriler sonucunda, Yeşilçam filmlerinin anlatı, zaman, mekân unsurları ile harmanlanarak farklı yönetmen, farklı hikâye ve oyunculara rağmen ortak ve benzer kaygılarla biçimlendiği tespit edilmiştir.
  • Yayın
    Geleneksel dokunun değişimi: Ayvalık evleri
    (Nilay Özsavaş Uluçay, 2020-12-01) Özker, Serpil
    Geleneksel yapılar, toplumun kültürünü, geleneğini, yaşam biçimini geleceğe taşıyan önemli yapılardır. Günümüzde birçok tarihi yapı, bilinçsiz kullanım nedeniyle ya yok olmuş ya da kullanılamayacak durumdadır. 19. yüzyıl toplum yaşantısını geleneksel yapılarıyla günümüze aktaran bölgelerden biri Balıkesir ili Ayvalık ilçesidir. Ayvalık, geçmişten günümüze farklı etnik yapıların şekillendirdiği, doğal özelliklerini de bu çeşitlilikten sağlayan konutlara sahip bir ilçedir. Özgün dokusu, farklı etnik kökenlerin izleri geleneksel yapılarının karakterini oluşturmaktadır. Geleneksel konutun özgün dokusuna bağlı kalmadan yapılan restorasyon çalışmaları, konutların bilinçsiz kullanımı, sürekli el değiştirmesi gibi nedenler tahrip olmasında önemli etkenlerdir. Bu doğrultuda çalışmada, geleneksel Ayvalık evinin geçmişten günümüze geleneksel dokusu ve mekânsal özelliklerinin irdelenmesi amaçlanmıştır. Çalışma kapsamında konu ile ilgili literatür taranmış, Ayvalık’ta 20 adet geleneksel yapı, yerinde gözlem ve röportaj yapılarak incelenmiştir. Bu yapılardan 5 adedi fotoğrafla belgelenmiş, yapılarla ilgili bilgi toplanmış, konutların rölöveleri alınarak planları çizilmiş, mekânsal analizleri yapılmıştır. Bu doğrultuda geleneksel Ayvalık evinin geçmişten günümüze mekânsal özellikleri bağlamında geçirdiği değişim ve güncel durumu incelenmiştir. Sonuç olarak, Ayvalık evinin geleneksel dokusunu ve mekânsal özelliklerini kaybetmeye başladığı tespit edilmiştir.
  • Yayın
    Günümüz tasarım stüdyolarında uygulanan eğitim yöntemleri ve atölyenin mekansal kurgusuna etkisi
    (Yapı-Endüstri Merkezi, 2015-05) Tuğlu Karslı, Umut; Özker, Serpil
    The design studios constitute the backbone of design disciplines' education such as architecture, interior architecture and industrial product design. The spatial organization of the studio environment in accordance with the pedagogical requirements of todays' design education has a great importance in terms of students' and tutors' performance. The instructional methods applied in design studios and the tools required for their application play a significant role in spatial organization of the studio environment. Developing and changing instructional methods and tools have brought a wide variety of use/space requirements in addition to "critique" environments required in traditional design studios. In this context, the aim of the study is to examine the instructional methods applied in today's design studios, to evaluate the effect of these methods on spatial organization of the studio environments and to discuss spatial solutions brought by changing requirements of todays' design studios with the help of design studio environment examples of leading architecture schools.
  • Yayın
    Covid-19 pandemisinin konut iç mekân tasarımına etkisi
    (ISCYA Publishing House, 2021) Özker, Serpil; Tuğlu Karslı, Umut
    [No abstract available]
  • Yayın
    Sosyal medyanın mekân tasarımına etkisi
    (BZT Akademi Yayınevi, 2021-12) Yalgın, Beste; Özker, Serpil
    Endüstri Devrimi ile birlikte gelişen dünya düzeni içerisinde, toplumun kalıplaşmış özellikleri değişmeye başlamıştır. Sanayileşme öncesinde ürün ya da hizmetleri değerli kılan üretim kültürü, yerini tüketim kültürüne bırakmıştır. Tüketim kültürü bireylere sürekli olarak daha fazlasını istemeyi aşılayarak, tüketim eylemini bir statü göstergesi olarak dayatmıştır. Tüketim kültürü gölgesinde değişen dünyaya adapte olmak isteyen bireyler ise etkileşim kurma yeteneklerini ilerleterek, toplumda yer bulmayı hedeflemektedir. Tüketim kültürünün özünü oluşturan olgulardan biri de iletişimdir. Günümüzde, bireylerin rahatlıkla iletişim kurabildiği sosyal medya platformlarının kullanılmaya başlanması üzerine, mekân tasarım algısında da psikolojik, ekonomik, sosyal ya da kültürel değişiklikler başlamıştır. Sosyal medya platformlarında popülerleşen mekânları keşfetme arzusu duyan bireyler, mevcut ziyaretçi kitlesi tarafından paylaşılan fotoğraf, video ve yorumların etkisinde kalarak, o mekânları ziyaret etme eğilimi duymuştur. Çeşitli görsel ve işitsel ögelerin tesiri altındaki bireyler giderek içerik üretimine elverişli olan mekân tasarımlarına yönelmiştir. Mekân işletmeleri de bireylerin istek ve ihtiyaçlarını karşılayacak atmosferler oluşturmaya çalışmıştır. Bu doğrultuda araştırmada; sosyal medya platformlarının mekân tasarımı üzerindeki etkilerinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Bu kapsamda sosyal medya, mekân, sosyal medya ve mekân tasarımı ilişkisi irdelenmiştir. Sonuç olarak, sosyal medya platformlarının yeme-içme, turizm ve mağaza mekânlarının tasarımı çerçevesindeki etkisinin var olduğu tespit edilmiştir.
  • Yayın
    Tasarımda mekân algısının öyküler üzerinden incelenmesi: Ayşegül Öyküleri örneği
    (UBAK Yayınevi, 2019-06-01) Ürtekin, Özge; Özker, Serpil
    Tasarım, hayal etmekle başlar. Zihinde oluşturulan soyut kavram, yapılan eskizlerle somut çıktıya dönüşür. Eskiz aşamasında veri birikimleri hayalde biçim kazanır ve anlamlar yüklenir. Düşüncede şekillenen tasarım, hayal gücünün yardımıyla yaratıcı hale gelir. Tasarlama aşamasında hayal gücünün yeri ve önemi daha iyi anlaşılır. Her bireyin hayal gücü belleğinde farklı imgeler bulunmaktadır. Bu imgeler tasarımda farklılaşmayı, özgün düşünce ve düşünmeyi de beraberinde getirir. Hayal gücünün temelini, etkilendiği ilk etmeni bulmak oluşturmaktadır. Bu doğrultuda araştırmada hayal gücünü etkilediği düşünülen öykülerde mekânların tasarıma etkisi ve algısı ele alınmaktadır. Masal ya da öyküler ile mimarlık arasında, mekân üzerinden ilişki kurulmaktadır. Mimarlık bağımsız bir disiplin olduğu kadar diğer disiplinleri etkilediği gibi diğer disiplinlerden de etkilenmektedir. Mekân kavramı ise bireyin çevresini, eylemlerini, algısını ve yaşamını ifade eden bir kavramdır. Mekân, kendisini sınırlandıran formu, renk, biçim, doku gibi detayları ve özellikleri ile tanımlı hale gelmektedir. Bu nedenle diğer disiplinlerde olduğu gibi edebiyatın bir alanı olan masal ve öykü kitaplarında da kendini göstermektedir. Öykülerin içinde yer alan karakterler her ne kadar hayali karakter de olsa gerçek varlıklardan esinlenen özellikler taşımaktadır. Bu özellikler ait olduğu kurgu içerisinde mekânlarla bütünlük kazanmaktadır. Benzer şekilde hikâye, olay örgüsü gerçeküstü olarak kurgulansa da aslında hikâyelerde var olanın izlerini taşıdığı görülmektedir. Öykülerin içinde yer alan karakter ve olay örgüsü gerçekçi ya da hayal öğesi olarak tasarlanabilir. Bu noktada öyküyü oluşturan iki ana elemanın (karakter ve kurgunun) gerçeklikle olan ilişkisi mekân aracılığıyla oluşturulur. Bu şekilde birey ya da çocuk, anlatılan öyküyü kendi yaşamından izler bağdaştırarak zihninde yarattığı bir gerçekliğe oturtur. Bireyin çocukluk döneminde özellikle okul öncesi dönemde yapılan öykü dinletileri, masallardaki mekânsal okumalar, çocukların mekân algılarının ve hayal kurma kurgularının gelişiminde önemli bir yer tutmaktadır. Öykülerde işlenen; çocukların gerçek yaşamlarından alınan konuların duyarlılık ve gerçeklik ilkelerine uyması aynı zamanda mükemmele yakın dünyayı anlatması, süper güçlere sahip olan gerçeküstü karakterlerin kahramanlıklarını konu edinmesiyle çocuğu etkiler. Etkilenen çocuğun öyküye olan ilgisi artar, hayal dünyası gelişir. Dinleyeni bu denli etkileyen bir öyküde yer alan mekân, çocuğun hayal dünyasında da önemli bir yer tutmaktadır. Çocuk öykülerinde yer alan özelliklerin başında mekanı oluşturan ögelerin açık, okunabilir, anlaşılabilir ve gerçeğe uygun olarak, okuyucuda iyiye ve güzele karşı duyarlılık oluşturacak biçimde belirtilmesi gerekmektedir. Bu bağlamda araştırmada öykülerdeki mekân kavramı ve algısının irdelenmesi amaçlanmıştır. Çalışma kapsamında Gilbert Delahaye‟nin öykü dizisi “Ayşegül” serisinden 10 öykü örnek olarak seçilmiştir. Sonuç olarak, çocukluk döneminde okunan öykü-masal kitapları ve bu kitaplardaki betimlenen mekânların, mekân tasarım sürecinin gelişimine katkı sağladığı gözlenmiştir.
  • Yayın
    Geleneksel evlerin sürdürülebilirliğinde kullanıcı müdahalesinin rolü bir vaka çalışması üzerinden inceleme: Ayvalık evi
    (Orclever Science & Research Group, 2022-12) Özker, Serpil; Tuğlu Karslı, Umut; Ürtekin, Özge
    Geleneksel yapıların, bulunduğu çevre, ait olduğu sosyokültürel doku, yıllarca süregelen yaşam deneyimi ile beraber özgün dokusunun korunması, bu yapıların gelecek kuşaklara taşınmasında önemli rol oynar. Geleneksel yapının tek yapı ölçeğinden ziyade, ait olduğu kültürel çevre ile beraber korunması tarihi dokunun sürdürülebilirliğine katkı sağlamaktadır. Geleneksel yapının yerleşim biçimi, kültürü, çevre koşulları, ekonomik boyutları, korunma sorunları ve bu sorunlara uygun çözümlerin üretilmesi, o kültürün, gelecek kuşaklara iletilmesinde rol oynayan en önemli etkenlerdir. Bununla beraber, özel mülk durumunda bulunan geleneksel yapıların çoğu, kullanıcısının kendi imkanları ile yaptığı müdahaleler ve bilinçli kullanımı sayesinde günümüze ulaşabilmiştir. Bu çalışmada, geleneksel yapıların sürdürülebilirliğinde önemli faktörlerden biri olan kullanıcıların yapıyı bilinçli kullanımının ve yerinde bireysel müdahalelerinin rolünü tartışmak amacıyla bir vaka çalışması üzerinden bir inceleme yapılması amaçlanmıştır. Bu çerçevede, vaka çalışmasının yapıldığı yer olarak, geleneksel evleri ve özgün dokusu ile önemli yerleşim yerlerinden biri olan Ayvalık seçilmiştir. Ayvalık evleri, kullanıcılarının sürekli değişimine bağlı olarak, “özgün dokusunu kısmen koruyarak”, “özgün dokusuna uygun yeniden inşa edilerek” veya “kısmen ya da tamamen yıkılarak günümüze ulaşabilmiştir. Bu kapsamda çalışmada, Ayvalık’ta ikinci derece tarihi değeri olan bir yapı, geleneksel evin karakteristik özelliklerine göre incelenmiş, yapının eski durumu ile güncel durumunun karşılaştırması yapılmıştır. Bu doğrultuda çalışmada, incelenen yapının orijinal mekân özelliklerini koruma durumu ve kullanıcılarının bireysel müdahalesinin geleneksel evin sürdürülebilirliğindeki rolünün tartışılması amaçlanmıştır. Sonuç olarak, incelenen evin orijinal mekân özelliklerini koruduğu ve geleneksel evin özgün özelliklerine bağlı olarak bilinçli yapılan bireysel müdahalelerin geleneksel evlerin sürdürülebilirliğine katkı sağladığı tespit edilmiştir.
  • Yayın
    Geçmişten günümüze animasyon filmlerinde mekan kullanımı
    (Başkent Üniversitesi, 2018-12) Ürtekin, Özge; Özker, Serpil
    Mekân ve sinema arasındaki bağ günümüzde önemli bir konudur. Birbirinden farklı gibi görünen bu iki disiplin, filmlerdeki sanal karakterlerin yaşadığı üçboyutlu mekânların tasarım aşamasında birbirine oldukça yakındır. Mimarinin gelişim sürecine bakıldığında gelişen ve değişen yaşam şartları ile birlikte geleneksel çizimden bilgisayar destekli tasarıma doğru hızla ilerleyen bir teknoloji söz konusudur. Mimarlık sunum aşamasında animasyonu animasyon sineması da mimarlığı tasarım aşamasında anlatım dili olarak kullanmaktadır. Bu anlamda çalışmada, günümüz animasyon sinemasında mekân kullanımı ve zaman içindeki değişiminin irdelenmesi amaçlanmıştır. Çalışma, literatür araştırmasına ve film analizlerine dayalı olarak gerçekleştirilmiştir. Konu ile ilgili filmler izlenerek incelenmiş ve animasyon filmlerinin mekânsal analizleri; mekân-karakter, mekân-kurgu bağlamı üzerinden irdelenmiştir. Bu doğrultuda, dört bölümden oluşan çalışmada sinema ile mekânın birbirlerine olan faydaları ve iki farklı alanın gelişimine katkıları ele alınmıştır. Animasyon sinemasının başlangıcından günümüze yapım özelliği, izlenme oranı, eleştiriler dikkate alınarak ödüllü filmler arasından 2 adet film seçilmiştir. 1929 yılından günümüze dönem özelliklerine göre isim yapan animasyon filmlerinin mekân ve karakter odaklı yaklaşımlar bağlamında, sinema kurgusunun mekân üzerinden izleyiciye nasıl yansıtıldığının ortaya konulması hedeflenmiştir. Elde edilen veriler doğrultusunda, seçilen Animasyon filmlerinin mekânsal analizleri mekân, karakter, renk, anlatı değişkenleri üzerinden yapılmıştır. Araştırma sonucunda üç boyutlu animasyon filmlerindeki sahneler, mimari yaklaşımlarla birlikte değerlendirilerek incelenmiş ve filmlerin arka planlarını oluşturan sahne tasarımındaki mimari öğelerin filmin asıl karakterleri kadar önemli olduğu tespit edilmiştir.