Arama Sonuçları

Listeleniyor 1 - 8 / 8
  • Yayın
    Psikolojik istismar ve sağlık davranışları arasında duygusal özerkliğin ve öz-şefkatin aracı rolü
    (Erciyes Üniversitesi, 2024-12-27) Canbaz, Cansu; Ünver, Buket
    Araştırmanın amacı ergenlerin ebeveynlerinden algıladıkları psikolojik istismar ve sağlıklı yaşam biçimi davranışları arasındaki ilişkide duygusal özerkliğin ve öz şefkatin aracı rolünü incelemektir. Çalışma kartopu ve uygun örnekleme yöntemleriyle 14-18 yaş aralığındaki 217 ergen ile gerçekleştirilmiştir. Çalışmanın veri toplama araçları sırasıyla; araştırmacılar tarafından hazırlanan Sosyodemografik Bilgi Formu, Psikolojik İstismar Ölçeği, Adolesan Yaşam Biçimi Ölçeği, Duygusal Özerklik Ölçeği ve Öz Şefkat Ölçeği Kısa Formu şeklindedir. Yapılan Spearman korelasyon analizi sonuçlarına göre mevcut çalışmanın tüm değişkenleri arasında anlamlı ilişkiler bulunmuştur. Yapılan aracı değişken analiz sonucuna göre ise duygusal özerkliğin ve öz şefkatin algılanan psikolojik istismar ve sağlıklı yaşam biçimi davranışları arasındaki ilişkide tam aracı bir etkiye sahip olduğu saptanmıştır. Bu çalışma, psikolojik istismarın olumsuz etkileriyle mücadelede duygusal özerklik ve öz şefkatin koruyucu rollerini ortaya koyarak, bu özelliklerin ergenlerin olumlu sağlık davranışlarına yönelmelerine olanak tanıdığını vurgulamaktadır. Sonuç olarak, bu çalışma ergenlerde psikolojik istismarın bireyin sağlıklı gelişimine yönelik etkilerini anlamada katkı sağlamakta ve koruyucu, önleyici müdahale programları için önemli ipuçları sunmaktadır.
  • Yayın
    Benliğin ayrımlaşması ve bilişsel esnekliğin nevrotizm ile genel erteleme davranışı arasındaki sıralı aracılık etkisi: kesitsel bir çalışma
    (Türkiye Klinikleri Yayınevi, 2024-09-18) Ünver, Buket; Anlar, Aslıhan
    Amaç: Bu çalışmanın amacı, nevrotizmin genel erteleme davranışı ile ilişkisinde benliğin ayrımlaşması ve bilişsel esnekliğin sıralı aracılık etkisinin incelenmesidir. Gereç ve Yöntemler: Araştırma toplum örnekleminden 18-60 yaş arası (ortalama=31,6; standart sapma=11,2), 590 katılımcıdan (241 kadın, 348 erkek) oluşmaktadır. Araştırmada, kartopu ve uygun örnekleme yöntemleri kullanılmıştır. Veriler, Sosyodemografik Bilgi Formu, İş Stresi Bataryası-Nevrotizm Ölçeği, Erteleme Eğilimleri Ölçeği, Benliğin Ayrımlaşması Ölçeği, Bilişsel Esneklik Envanteri aracılığıyla çevrim içi olarak toplanmıştır. Araştırmada veri analizi için Pearson korelasyon analizi, bağımsız örneklem t-testi, varyans analizi ve sıralı aracılık etki analizleri kullanılmıştır. Bulgular: Araştırma sonuçları erteleme davranışı puanlarının erkeklerde kadınlara; bekârlarda evli olanlara ve çocuk sahibi olmayanların olanlara göre daha fazla olduğunu göstermektedir. Ayrıca 18-25 yaş aralığındaki bireylerin 26-39 yaş ve 40-60 yaş aralığındakilere göre daha fazla erteleme davranışları gösterdikleri bulgulanmıştır. Yapılan korelasyon analizinde, erteleme davranışı ile nevrotizm arasında pozitif yönde ilişki bulunmuştur. Benliğin ayrımlaşması ve bilişsel esneklik ile hem nevrotizm hem de erteleme arasında negatif yönde ilişki olduğu saptanmıştır. Aracı etki analiz sonuçlarında ise nevrotizmin ertelemeyi hem doğrudan hem de dolaylı olarak benliğin ayrımlaşması ile bilişsel esnekliğin sıralı aracılığında yordadığı görülmüştür. Sıralı aracılık analizi, erteleme davranışı söz konusu olduğunda benliğin ayrımlaşmasının ve duygusal düzenlemenin, bilişsel süreçlerin sağlıklı bir şekilde işleyebilmesi için bir ön koşul olduğunu ortaya koymaktadır. Sonuç: Bu çalışmanın bulguları, erteleme davranışına zemin hazırlayan duygusal ve bilişsel faktörlerin anlaşılmasına katkı sağlamaktadır. Bu bulgular, erteleme davranışıyla mücadele eden bireyler için psikoterapi çalışmalarında nevrotizm kişilik özelliklerinin, benliğin ayrımlaşması ve bilişsel esnekliğin ele alınmasının kritik bir öneme sahip olabileceğini ortaya koymaktadır.
  • Yayın
    Algılanan ebeveyn reddi ve borderline kişilik inançları arasındaki ilişkide reddedilme duyarlılığı ve öfkenin aracı rolü: cinsiyet temelli sıralı aracı etki modeli
    (İstanbul University Press, 2025-07-29) Önürme, Güneş Beyza; Akyunus, Miray; Ünver, Buket
    Bilişsel kurama göre borderline kişilik bozuklukluğu, kökeni çocukluk çağı deneyimlerine dayanan kendine özgü işlevsiz inançlar ile karakterizedir. Çaresizlik, güvensizlik ve terkedilme korkusunu merkezine alan bu inançlar, yoğun öfke tepkileri ve davranışlarda aşırılıklar gibi belirtilere neden olmaktadır. Çocuklukta ebeveynden algılanan red, ilerleyen yıllarda reddedilme duyarlılığının gelişmesine, bu duyarlılık ise kişiler arası ilişkilerde algılanan red deneyimlerinde artışa yol açabilmektedir. Tekrarlayan reddedilme algısı hayal kırıklığı, acı ve öfke gibi tepkileri şiddetlendirebilir. Yıkıcı duygusal ve davranışsal tepkilerin ilişkilere verdiği zarar ise mevcut işlevsiz inançları pekiştirmektedir. Bu çalışmanın amacı, çocuklukta algılanan ebeveyn reddi ile borderline kişilik bozukluğu inançları arasındaki ilişkide reddedilme duyarlılığı ve sürekli öfkenin sıralı aracı etkisinin sınanmasıdır. Araştırma Türkiye toplumu örnekleminden 18-72 yaş arası 550 katılımcı ile yürütülmüştür. Sosyodemografik ve Kişisel Bilgi Formu, Yetişkin Ebeveyn Kabul-Red Ölçeği/Kısa Form, Yetişkin Reddedilme Duyarlılığı Ölçeği, Sürekli Öfke ve Öfke İfade Tarzı Ölçeği-Sürekli Öfke alt ölçeği ve Kişilik İnanç Ölçeği/Kısa Formu-Borderline Kişilik Bozukluğu alt ölçeği aracılığıyla çevrimiçi veri toplanmıştır. Araştırma bulguları hem anneden hem de babadan algılanan reddin, reddedilme duyarlılığı ve sürekli öfkenin sıralı aracılığıyla borderline kişilik bozukluğu inançlarını yordadığını göstermiştir. Ayrıca kadınlarda hem anneden hem de babadan algılanan reddin önce reddedilme duyarlılığını, ardından sürekli öfkeyi artırarak, borderline kişilik bozukluğu işlevsiz inançlarının gelişiminde rol oynadığını ortaya koymuştur. Erkeklerde ise, algılanan anne ve baba reddinin, reddedilme duyarlılığı ve borderline kişilik bozukluğu inançları ile anlamlı düzeyde ilişkili olduğu, ancak mevcut çalışmada önerilen sıralı aracı etki mekanizmasının yordayıcı gücünün olmadığı görülmüştür. Bu çalışma borderline kişilik özelliklerinin ve bilişsel işleyişinin cinsiyet temelli farklılıklarının anlaşılmasına katkı sağlamaktadır. Bulgular, kadınlarda işleyen mekanizmayı açıklamakla birlikte, erkeklerde alternatif modellerin test edilmesinin gerekliliğini ortaya koymaktadır.
  • Yayın
    Farklı rollerde ebeveynleşme ve benlik ayrışması arasındaki ilişkide algılanan yararın aracı rolü
    (Klinik Psikoloji Araştırmaları Derneği, 2025-08-25) Ünver, Buket
    Bu araştırmanın amacı, farklı rollerde ebeveynleşme ve benliğin ayrışması arasındaki ilişkide algılanan yararın aracı rolünün incelenmesidir. Kurulan model, ebeveyn odaklı ve kardeş odaklı ebeveynleşme olmak üzere iki ayrı modelde test edilmektedir. Çalışmanın örneklemi 18-25 yaş arası, 137 kadın (%54.8) ve 113 erkek (%45.2) olmak üzere toplam 250 kişiden oluşmaktadır. Katılımcılara Demografik Bilgi Formu, Ebeveynleşme Envanteri ve Benliğin Ayrımlaşması Ölçeği sunulmuştur. Verilerin analizinde bağımsız gruplar t-testi, Pearson korelasyon analizi ve aracı etki analizi kullanılmıştır. Elde edilen bulgulara göre kadınlarda benlik ayrışmasının erkeklere göre daha düşük olduğu görülmüştür. Aracı etki analizinde cinsiyet kontrol değişkeni olarak ele alınmış ve ebeveynleşme ile benliğin ayrışması arasında ebeveynleşmeden algılanan yararın aracı rolü bulunmuştur. Bireyin her iki rol için de ebeveynleşme yaşantısı arttıkça bu yaşantıdan algıladığı yarar azalmakta ve algılanan yarar azaldıkça da bireyin benlik ayrışma düzeyinin azaldığı görülmektedir. Bu doğrultuda, ebeveynleşme deneyimleyen kişinin benlik ayrışmasına ilişkin zorlukları erken dönem yaşantılarını yorumlama biçimleriyle ilişkili olabileceği görülmektedir. Özellikle ebeveynleşme deneyimine dair olumlu tutumlar, bireyin ayrışma sürecine katkı sağlayabilir.
  • Yayın
    Bipolar bozuklukta çalışma statüsü ve ilaç uyumu: "kuram temelli bir değerlendirme"
    (İstanbul Bilgi Üniversitesi, 2021-10-04) Ünver, Buket; Berk, Özlem Sertel; Karamustafalıoğlu, Nesrin
    Bu çalışmanın amacı ilaç uyumunun farklı çalışma statüsüne sahip bipolar bozukluk tanılı hastalarda nasıl farklılaştığını sağlık davranış modellerinden biri olan Bütünleşik Davranış Modeli (BDM) perspektifinden incelemek ve çalışma statüsünün hastalık şiddeti ve sosyodemografik değişkenlerle olan ilişkisini değerlendirmektir. Bu amaç doğrultusunda 167 bipolar bozukluk tanılı hastaya ulaşılmıştır. Veri toplama araçları olarak BDM Bipolar Bozukluk İlaç Uyumu Bataryası, Tıbbi Tedaviye Uyum Oranı Ölçeği ve İlaç Uyumunu Bildirim Ölçeği, kanda ölçülen ilaç düzeyi açısından ilaç uyumu kullanılmıştır. Yapılan analizler sonucunda memurların diğer çalışma statüsüne sahip gruplara göre hem hastalık şiddetinin hem de ilaç uyumsuzluğunun daha yüksek olduğu saptanmıştır. Özellikle bipolar bozukluk tanılı memur gruplarında ilaç uyumuna yönelik müdahale programlarına ihtiyaç duyulduğu düşünülmektedir.
  • Yayın
    Bireylerin Covid-19’a dair tükenmişliklerinin algıladıkları Covid-19 riski, dünyaya ilişkin varsayımları ve ebeveyn biçimleri ile ilişkisi
    (Türk Psikologlar Derneği, 2023-07-26) Erdem, Büşra; Ünver, Buket
    Dünyaya İlişkin Varsayımları Ve Ebeveyn Biçimleri İle İlişkisi Tükenmişlik kavramı özellikle endüstri ve sağlık psikolojisi çatısı altında yer almakla birlikte Covid-19 pandemisi ile birlikte tükenmişlik ve salgın hastalıklar arasındaki ilişki klinik literatürde de dikkat çekmeye başlamıştır. Mevcut çalışma kapsamında bireylerin kitlesel bir dış faktör karşısında (Covid-19 pandemisi), süreç içerisinde yaşayacakları tükenmişlikleri ile olaya dönük algıladıkları risk, anlamsal dünyaları ve algılanan ebeveynlik biçimlerinin ilişkisini araştırmanın, olası pandemiler ya da paylaşılan toplumsal olaylar karşısında yaşanabilecek tükenmişlik olgusuna ve komorbidite tanıların ayrımına dair bütüncül bir bakış açısı sunması beklenmektedir. Bu doğrultuda gerçekleştirilen mevcut çalışmanın temel amacı bireylerin Covid-19’a dair tükenmişlikleri ile algıladıkları Covid-19 riski, dünyaya ilişkin varsayımları (DİV) ve algılanan ebeveynlik biçimlerinin ilişkisinin incelenmesidir. Aynı zamanda, sosyodemografik değişkenler ve Covid-19’a dair değişkenlerin Covid-19 tükenmişliği üzerindeki etkilerinin incelenmesi de araştırmanın diğer amacını oluşturmaktadır. Bu doğrultuda gerçekleştirilen çalışmanın örneklem grubunu 18-65 yaş aralığında yer alan 368 katılımcı (yaş ort. 33.85, SS=9.75; %58:4’ü kadın, %41.6’sı erkek) oluşturmaktadır. Çalışmanın veri toplama araçları Sosyodemografik Bilgi Formu, Koronavirüs Tükenmişlik Ölçeği (COVID-19-BS), Algılanan Covid-19 Risk Ölçeği (CPRS), Dünyaya İlişkin Varsayımlar Ölçeği (DİVÖ) ve Young Ebeveynlik Ölçeği (YEBÖ) şeklindedir. Yapılan analizlere göre kadın olanların, çocuk sahibi olmayanların, düşük eğitim düzeyi ve ekonomik durumu orta-alt ve orta-üste göre düşük ya da yüksek olanların ve anne babası ile yaşayanların Covid-19 tükenmişlik düzeylerinin daha yüksek olduğu görülmüştür. Öte yandan Covid-19’a dair değişkenlerden pozitif tanı alanların, fiziksel/sosyal izolasyon yaşayanların, iş yerinde ve pandemi öncesine göre daha yoğun çalışanların, Covid-19 nedeniyle yakın kaybı yaşayanların ve yakınları risk grubunda olanların Covid-19 tükenmişliklerinin daha yüksek olduğu bulgulanmıştır. Ayrıca yapılan korelasyon analizlerine göre Covid-19 tükenmişliği ile yaş arasında negatif yönde; algılanan Covid-19 riski ve bilişsel/duygusal alt boyutları ile pozitif yönde; DİV’in iyilik, adalet, şans ve kendilik değeri alt boyutları ve toplam DİV puanı ile negatif yönde; algılanan anne ebeveynlik biçimi ile pozitif yönde; algılanan baba ebeveynlik biçiminin ise küçümseyici/kusur bulucu, duygusal bakımdan yoksun bırakıcı, sömürücü/istismar edici ve kötümser/endişeli alt boyutları ile pozitif yönde anlamlı ilişkiler bulunmuştur. Son olarak hiyerarşik regresyon analizine dahil edilen tüm değişkenlerin toplam varyansın %40.8’ini anlamlı olarak [F= 8.690, p<.001] açıkladığı görülmüştür. Sonuçlar COVID 19 tükenmişliği üzerinde sosyodemografik ve Covid-19’a bağlı özelliklerin, algılanan ebeveynlik biçimlerinin, dünyaya ilişkin varsayımların, algılanan Covid19 risk algısının ve yordayıcı gücünün önemli olabileceğini düşündürmektedir. Mevcut bulgular ilgili literatür ışığında tartışılmış, çalışmanın sınırlılıklarına ve gelecek çalışmalar için önerilere yer verilmiştir.
  • Yayın
    Sağlık davranış modelleri kapsamında Covid-19: bütünleşik davranış modeli açısından fiziksel mesafe davranışı bataryasının geçerlik ve güvenirliği
    (Türk Psikologlar Derneği, 2023-07-26) Ünver, Buket; Temeloğlu Şen, Esin; Gücin, Nuray Öner
    Bu çalışmada, Covid-19 pandemisi döneminde toplum sağlığının korunması adına önerilen ve sağlık davranışları arasında en önde gelen fiziksel mesafelenme davranışının klinik sağlık psikolojisi modelleri perspektifinden incelenmesi hedeflenmiştir. Bu doğrultuda, fiziksel mesafe davranışını incelemek için tutum, öznel normlar, öz-yeterlik gibi çeşitli yapıları içeren kapsamlı bir sağlık davranışı modeli olan Bütünleşik Davranış Modeli'ni (BDM) uygulayarak farklı ölçeklerden oluşan Pandemi Dönemi Fiziksel Mesafelenme Bataryası (FMB) geliştirilmesi amaçlanmıştır. Yöntem: Bu çalışma kapsamında, BDM’nin her bir ölçeğine ilişkin toplam 109 madde havuzu oluşturulmuş, pilot çalışmada (n=100) ilk madde analizi gerçekleştirilmiş ve gerekli düzenlemeler yapılarak batarya, esas çalışma için hazır hale getirilmiştir. Sonrasında 322 katılımcıyla (yaş: 36.48; %72 kadın) yürütülen Açımlayıcı Faktör Analizi (AFA) 39 maddelik nihai bir batarya ile sonuçlanmıştır. AFA’ya göre faktör yapıları oluşturulduktan bataryanın daha sonra 472 kişi (yaş: 36,99; %74,4 kadın) üzerinden Doğrulayıcı Faktör Analizi (DFA) yapılmıştır. Bulgular: AFA, FMB’nin araçsal tutum, deneysel tutum, algılanan kontrol, öz yeterlilik ve bilgi ve becerileri içeren beş yapı ve 21 madde ile sonuçlandığını ortaya koymuştur. DFA sonuçları ise araçsal tutum, deneysel tutum, algılanan kontrol ve öz-yeterlik gibi 19 maddeden oluşan dört boyutlu yapıyı doğrulamıştır. Bataryada yer alan ölçümlerin Cronbach alfa değerlerinin 0.68 ile 0.85 arasında değiştiği görülmüştür. Tartışma ve Sonuç: Sonuçlar, fiziksel mesafe davranışının BDM’nin araçsal tutum, deneysel tutum, algılanan kontrol ve öz yeterlilik yapıları aracılığıyla değerlendirildiğini ortaya koymuştur. Çalışmada geliştirilen, güvenirliği ve geçerliği kanıtlanmış bataryanın kullanılarak fiziksel mesafelenme davranışı için önleyici müdahale programları geliştirilebileceği düşünülmüştür.
  • Yayın
    Bipolar bozuklukta ilaca uyum davranışının yordayıcılarının bütünleşik davranış model çerçevesinde incelenmesi
    (Türk Psikologlar Derneği, 2023-07-26) Ünver, Buket; Berk, Özlem Sertel
    Amaç: Bipolar bozuklukta (BPB) ilaç uyumsuzluğu %20-60 ranjında olup pek çok tehlikeli sonuçlara yol açabilmektedir. Bu oranın düşürülmesi için müdahale programlarına ihtiyaç duyulmaktadır. Ancak müdahalelerin etkinliğinde ilaç uyum davranışının (İUD) yordayıcılarının kuramsal temellere dayalı olarak belirlenmesi önemlidir. Bu çalışmanın amacı BPB tanılı hastalarda İUD ve yordayıcılarını Bütünleşik Davranış Modeli (BDM) çerçevesinde değerlendirmeyi hedefleyen bir batarya geliştirmek ve geliştirilen bataryanın psikometrik özelliklerini sınamaktır. Yöntem: Çalışmanın örneklemi 14’ü yatarak, 153’ü ayaktan tedavi alan 167 BPB tanılı katılımcılardan oluşmaktadır. Veriler Sosyodemografik ve Tıbbi Bilgi Formu, BDM Bipolar Bozukluk İlaç Uyumu Bataryası (BBİUB), Tıbbi Tedaviye Uyum Oranı Ölçeği, İlaç Uyumunu Bildirim Ölçeği, Çok Boyutlu Algılanan Sosyal Destek Ölçeğinin Gözden Geçirilmiş Formu ve Dünya Sağlık Örgütü Yaşam Kalitesi Ölçeği Kısa Formu kullanılarak ve ilaç uyumunun kanda ölçümü ile elde edilmiştir. Bulgular: Katılımcılarda ilaç uyum oranının yüksek olduğunu görülmekle birlikte öz bildirim sonuçlarına göre vakaların %31’i ilaçlarını aksatmaktadır. Çalışmanın sonuçları BDM’nin tüm yapılarının ölçümünü bir arada ele alan bataryanın geçerli ve güvenilir olarak uygulanabileceğine dair kanıtlar sunmuştur. Tartışma ve Sonuç: Bu çalışma sonucunda geliştirilen ölçüm bataryası sayesinde ilgili bozukluğa sahip kişilerde İUD’nin bireysel bileşenlerinin belirlenebilmesi ve buna yönelik ilaca uyum müdahale programlarının geliştirilmesi umulmaktadır.