Arama Sonuçları

Listeleniyor 1 - 10 / 11
  • Yayın
    Development and validation of the physical distancing behavior scale: a study based on the integrated behavior model
    (Lut TAMAM, 2023-12-29) Ünver, Buket; Şen, Esin Temeloğlu; Gücin, Nuray Öner
    This paper aims to develop a comprehensive scale within the framework of the Integrated Behavior Model (IBM), which is recommended for the protection of public health during the Covid-19 pandemic period and is the leading physical distancing behavior among health behaviors. Within the scope of the study, an item pool consisting of a total of 109 items was created and the first item analysis was performed in the pilot sample (N= 100). At the end of the pilot study, Physical Distancing Behavior Scale (PDBS) was developed, comprising a total of 39 items. This scale consisted of instrumental attitude, experiential attitude, subjective norms, perceived control, self-efficacy, environmental constraints, knowledge habit, intention, and behavior structures. Af-terwards, Exploratory Factor Analysis (EFA) was applied to 322 participants (age: 36.48) resulting in 21 items and five structures including instrumental attitude, experiential attitude, perceived control, self-efficacy, and knowledge. After factor structures according to EFA had been formed, a Confirmatory Factor Analysis (CFA) was conducted on 472 participants (age: 36,99). The CFA results confirmed 4 constructs consisting of 19 items which are instrumental attitude, experiential attitude, perceived control, and self-efficacy (RMSEA=0.057, GFI=0.93, CFI=0.94, NFI=0.90, X2/df=2.51), Cronbach’s alpha scores of all sub-scales varied between 0.68-0.85. The results revealed that physical distancing behavior has been evaluated through the instrumental attitude, experi-ential attitude, perceived control, and self-efficacy constructs of IBM. In future studies, the scale may also need to be tested with different model studies. As regards the modeling studies that used this scale, examining diffe-rent samples could guide community-based intervention programs.
  • Yayın
    Psikolojik istismar ve sağlık davranışları arasında duygusal özerkliğin ve öz-şefkatin aracı rolü
    (Erciyes Üniversitesi, 2024-12-27) Canbaz, Cansu; Ünver, Buket
    Araştırmanın amacı ergenlerin ebeveynlerinden algıladıkları psikolojik istismar ve sağlıklı yaşam biçimi davranışları arasındaki ilişkide duygusal özerkliğin ve öz şefkatin aracı rolünü incelemektir. Çalışma kartopu ve uygun örnekleme yöntemleriyle 14-18 yaş aralığındaki 217 ergen ile gerçekleştirilmiştir. Çalışmanın veri toplama araçları sırasıyla; araştırmacılar tarafından hazırlanan Sosyodemografik Bilgi Formu, Psikolojik İstismar Ölçeği, Adolesan Yaşam Biçimi Ölçeği, Duygusal Özerklik Ölçeği ve Öz Şefkat Ölçeği Kısa Formu şeklindedir. Yapılan Spearman korelasyon analizi sonuçlarına göre mevcut çalışmanın tüm değişkenleri arasında anlamlı ilişkiler bulunmuştur. Yapılan aracı değişken analiz sonucuna göre ise duygusal özerkliğin ve öz şefkatin algılanan psikolojik istismar ve sağlıklı yaşam biçimi davranışları arasındaki ilişkide tam aracı bir etkiye sahip olduğu saptanmıştır. Bu çalışma, psikolojik istismarın olumsuz etkileriyle mücadelede duygusal özerklik ve öz şefkatin koruyucu rollerini ortaya koyarak, bu özelliklerin ergenlerin olumlu sağlık davranışlarına yönelmelerine olanak tanıdığını vurgulamaktadır. Sonuç olarak, bu çalışma ergenlerde psikolojik istismarın bireyin sağlıklı gelişimine yönelik etkilerini anlamada katkı sağlamakta ve koruyucu, önleyici müdahale programları için önemli ipuçları sunmaktadır.
  • Yayın
    Healthy lifestyle behaviors of university students: the role of sense of coherence and family health climate
    (Dokuz Eylul University, 2025-01-31) Cerrahoğlu, Ece; Ünver, Buket; Ülkümen, İpek
    Purpose: This study aims to examine the predictive role of individual sense of coherence, family sense of coherence and family health climate variables on university students' healthy lifestyle behaviors. Material and Methods: The sample of the study consisted of 371 university students aged 18-25. Sociodemographic Information Form, Healthy Lifestyle Behaviors Scale, Sense of Coherence Scale, Family Sense of Coherence Scale, Family Health Climate Scale were applied to the participants in order to collect the research data. Correlation analysis, independent two-sample t-test, one-way ANOVA test and multiple linear regression analysis were used to analyze the data. Results: According to the results of correlation analysis, a positive relationship was found between healthy lifestyle behaviors and individual sense of coherence, family sense of coherence and family health climate (p<.05). As a result of the multiple linear hierarchical regression analysis, after controlling for the sex variable, individual sense of coherence and family health climate variables significantly predicted healthy lifestyle behaviors (p<.05), while family sense of coherence had no significant predictive role on healthy lifestyle behaviors (p>.05). Conclusion: The findings show that individual sense of coherence, family sense of coherence and family health climate variables are essential on university students' healthy lifestyle behaviors. The sense of coherence provides significant protection in adopting health behaviors that will determine future health and well-being. Similarly, increasing healthy living practices within the family is of great importance for young people to adopt healthy lifestyle behaviors.
  • Yayın
    Benliğin ayrımlaşması ve bilişsel esnekliğin nevrotizm ile genel erteleme davranışı arasındaki sıralı aracılık etkisi: kesitsel bir çalışma
    (Türkiye Klinikleri Yayınevi, 2024-09-18) Ünver, Buket; Anlar, Aslıhan
    Amaç: Bu çalışmanın amacı, nevrotizmin genel erteleme davranışı ile ilişkisinde benliğin ayrımlaşması ve bilişsel esnekliğin sıralı aracılık etkisinin incelenmesidir. Gereç ve Yöntemler: Araştırma toplum örnekleminden 18-60 yaş arası (ortalama=31,6; standart sapma=11,2), 590 katılımcıdan (241 kadın, 348 erkek) oluşmaktadır. Araştırmada, kartopu ve uygun örnekleme yöntemleri kullanılmıştır. Veriler, Sosyodemografik Bilgi Formu, İş Stresi Bataryası-Nevrotizm Ölçeği, Erteleme Eğilimleri Ölçeği, Benliğin Ayrımlaşması Ölçeği, Bilişsel Esneklik Envanteri aracılığıyla çevrim içi olarak toplanmıştır. Araştırmada veri analizi için Pearson korelasyon analizi, bağımsız örneklem t-testi, varyans analizi ve sıralı aracılık etki analizleri kullanılmıştır. Bulgular: Araştırma sonuçları erteleme davranışı puanlarının erkeklerde kadınlara; bekârlarda evli olanlara ve çocuk sahibi olmayanların olanlara göre daha fazla olduğunu göstermektedir. Ayrıca 18-25 yaş aralığındaki bireylerin 26-39 yaş ve 40-60 yaş aralığındakilere göre daha fazla erteleme davranışları gösterdikleri bulgulanmıştır. Yapılan korelasyon analizinde, erteleme davranışı ile nevrotizm arasında pozitif yönde ilişki bulunmuştur. Benliğin ayrımlaşması ve bilişsel esneklik ile hem nevrotizm hem de erteleme arasında negatif yönde ilişki olduğu saptanmıştır. Aracı etki analiz sonuçlarında ise nevrotizmin ertelemeyi hem doğrudan hem de dolaylı olarak benliğin ayrımlaşması ile bilişsel esnekliğin sıralı aracılığında yordadığı görülmüştür. Sıralı aracılık analizi, erteleme davranışı söz konusu olduğunda benliğin ayrımlaşmasının ve duygusal düzenlemenin, bilişsel süreçlerin sağlıklı bir şekilde işleyebilmesi için bir ön koşul olduğunu ortaya koymaktadır. Sonuç: Bu çalışmanın bulguları, erteleme davranışına zemin hazırlayan duygusal ve bilişsel faktörlerin anlaşılmasına katkı sağlamaktadır. Bu bulgular, erteleme davranışıyla mücadele eden bireyler için psikoterapi çalışmalarında nevrotizm kişilik özelliklerinin, benliğin ayrımlaşması ve bilişsel esnekliğin ele alınmasının kritik bir öneme sahip olabileceğini ortaya koymaktadır.
  • Yayın
    Therapist's assessment of their patient's session-level emotional processes: validation of the in-session patient affective reactions questionnaire–clinician form
    (John Wiley and Sons Inc, 2025-08-06) Stefana, Alberto; Ünver, Buket; Vieta, Eduard; Fusar-Poli, Paolo; Youngstrom, Eric Arden
    Background: The current study aimed to evaluate a therapist version of the in‐Session Patient Affective Reactions Questionnaire(SPARQ). The SPARQ was developed to assess a pattern of emotions, thoughts, and behaviors experienced by a patient towardtheir therapist during a session. The SPARQ has existed only as a patient self‐report measure and has demonstrated promise as apsychotherapy process measure. This study intended to validate a complementary clinician‐report version of the questionnaire:the SPARQ‐C.Methods: A sample of licensed mental health clinicians (N = 151) completed the SPARQ‐C along with other measures. Dataanalysis involved exploratory and confirmatory factor analyses (CFA). Reliability and convergent and criterion‐related validityof the SPARQ‐C were also evaluated.Results: The SPARQ‐C preserved the two‐factor structure: positive affect (k = 4, ω total = 0.84) and negative affect (k = 4, ωtotal = 0.70), which correlated r = 0.26. CFA using the a priori model two‐factor model based on the patient‐report versionprovided the following fit indices: χ2[19] = 26.01, CFI = 0.98; TLI = 0.97, RMSEA = 0.05 (90% CI [0.00, 0.09]), and SRMR = 0.05.The SPARQ‐C scales demonstrated convergent and criterion‐related validity with measures of other elements of the therapeuticrelationship, session outcome, and demographic‐clinical variables.Discussion: The SPARQ‐C is a reliable measure suitable for both clinical and research purposes. It allows for a nuancedassessment of patients' session‐level affective responses towards their therapist from the clinician's perspective.
  • Yayın
    Differential associations between mentalizing dimensions and psychopathy subtypes: the moderating role of borderline personality traits
    (Frontiers Media SA, 2025-10-15) Ünver, Buket
    Introduction Psychopathy comprises primary and secondary subtypes with distinct affective-interpersonal profiles. Mentalizing, i.e., the capacity to understand one's own and others' mental states, may help explain this heterogeneity. This study tested how three mentalizing dimensions (Self-Related, Other-Related, and Motivation to Mentalize) relate to psychopathy subtypes and whether borderline personality traits (BPTs) moderate these associations.Methods Adults from a community sample (N = 953) completed validated measures of psychopathy, mentalizing, and BPTs. BPTs were modeled as a continuous variable. Multivariable linear regressions predicted primary and secondary psychopathy from the three mentalizing facets while adjusting for age, gender, socioeconomic status, and psychiatric diagnosis. Moderation was examined via interaction terms between each mentalizing facet and BPTs; significant interactions were probed at -1/0/+1 SD of BPT scores.Results Higher Motivation to Mentalize and greater Self-Related Mentalizing were uniquely associated with lower primary psychopathy; Other-Related Mentalizing was not a unique predictor. For secondary psychopathy, Self-Related Mentalizing and, to a lesser extent, Motivation to Mentalize were inversely associated; Other-Related Mentalizing was not significant. BPTs significantly moderated only the association between Motivation to Mentalize and primary psychopathy (stronger inverse association at higher BPTs); no moderation effects emerged for secondary psychopathy.Conclusion Findings indicate that motivation and self-related aspects of mentalizing are protective correlates of psychopathic traits, with moderation by BPTs limited to primary psychopathy. Targeting motivation to consider mental states and strengthening self-reflective capacity may enhance psychological intervention strategies, particularly for individuals high in primary psychopathy with elevated borderline features.
  • Yayın
    Algılanan ebeveyn reddi ve borderline kişilik inançları arasındaki ilişkide reddedilme duyarlılığı ve öfkenin aracı rolü: cinsiyet temelli sıralı aracı etki modeli
    (İstanbul University Press, 2025-07-29) Önürme, Güneş Beyza; Akyunus, Miray; Ünver, Buket
    Bilişsel kurama göre borderline kişilik bozuklukluğu, kökeni çocukluk çağı deneyimlerine dayanan kendine özgü işlevsiz inançlar ile karakterizedir. Çaresizlik, güvensizlik ve terkedilme korkusunu merkezine alan bu inançlar, yoğun öfke tepkileri ve davranışlarda aşırılıklar gibi belirtilere neden olmaktadır. Çocuklukta ebeveynden algılanan red, ilerleyen yıllarda reddedilme duyarlılığının gelişmesine, bu duyarlılık ise kişiler arası ilişkilerde algılanan red deneyimlerinde artışa yol açabilmektedir. Tekrarlayan reddedilme algısı hayal kırıklığı, acı ve öfke gibi tepkileri şiddetlendirebilir. Yıkıcı duygusal ve davranışsal tepkilerin ilişkilere verdiği zarar ise mevcut işlevsiz inançları pekiştirmektedir. Bu çalışmanın amacı, çocuklukta algılanan ebeveyn reddi ile borderline kişilik bozukluğu inançları arasındaki ilişkide reddedilme duyarlılığı ve sürekli öfkenin sıralı aracı etkisinin sınanmasıdır. Araştırma Türkiye toplumu örnekleminden 18-72 yaş arası 550 katılımcı ile yürütülmüştür. Sosyodemografik ve Kişisel Bilgi Formu, Yetişkin Ebeveyn Kabul-Red Ölçeği/Kısa Form, Yetişkin Reddedilme Duyarlılığı Ölçeği, Sürekli Öfke ve Öfke İfade Tarzı Ölçeği-Sürekli Öfke alt ölçeği ve Kişilik İnanç Ölçeği/Kısa Formu-Borderline Kişilik Bozukluğu alt ölçeği aracılığıyla çevrimiçi veri toplanmıştır. Araştırma bulguları hem anneden hem de babadan algılanan reddin, reddedilme duyarlılığı ve sürekli öfkenin sıralı aracılığıyla borderline kişilik bozukluğu inançlarını yordadığını göstermiştir. Ayrıca kadınlarda hem anneden hem de babadan algılanan reddin önce reddedilme duyarlılığını, ardından sürekli öfkeyi artırarak, borderline kişilik bozukluğu işlevsiz inançlarının gelişiminde rol oynadığını ortaya koymuştur. Erkeklerde ise, algılanan anne ve baba reddinin, reddedilme duyarlılığı ve borderline kişilik bozukluğu inançları ile anlamlı düzeyde ilişkili olduğu, ancak mevcut çalışmada önerilen sıralı aracı etki mekanizmasının yordayıcı gücünün olmadığı görülmüştür. Bu çalışma borderline kişilik özelliklerinin ve bilişsel işleyişinin cinsiyet temelli farklılıklarının anlaşılmasına katkı sağlamaktadır. Bulgular, kadınlarda işleyen mekanizmayı açıklamakla birlikte, erkeklerde alternatif modellerin test edilmesinin gerekliliğini ortaya koymaktadır.
  • Yayın
    Farklı rollerde ebeveynleşme ve benlik ayrışması arasındaki ilişkide algılanan yararın aracı rolü
    (Klinik Psikoloji Araştırmaları Derneği, 2025-08-25) Ünver, Buket
    Bu araştırmanın amacı, farklı rollerde ebeveynleşme ve benliğin ayrışması arasındaki ilişkide algılanan yararın aracı rolünün incelenmesidir. Kurulan model, ebeveyn odaklı ve kardeş odaklı ebeveynleşme olmak üzere iki ayrı modelde test edilmektedir. Çalışmanın örneklemi 18-25 yaş arası, 137 kadın (%54.8) ve 113 erkek (%45.2) olmak üzere toplam 250 kişiden oluşmaktadır. Katılımcılara Demografik Bilgi Formu, Ebeveynleşme Envanteri ve Benliğin Ayrımlaşması Ölçeği sunulmuştur. Verilerin analizinde bağımsız gruplar t-testi, Pearson korelasyon analizi ve aracı etki analizi kullanılmıştır. Elde edilen bulgulara göre kadınlarda benlik ayrışmasının erkeklere göre daha düşük olduğu görülmüştür. Aracı etki analizinde cinsiyet kontrol değişkeni olarak ele alınmış ve ebeveynleşme ile benliğin ayrışması arasında ebeveynleşmeden algılanan yararın aracı rolü bulunmuştur. Bireyin her iki rol için de ebeveynleşme yaşantısı arttıkça bu yaşantıdan algıladığı yarar azalmakta ve algılanan yarar azaldıkça da bireyin benlik ayrışma düzeyinin azaldığı görülmektedir. Bu doğrultuda, ebeveynleşme deneyimleyen kişinin benlik ayrışmasına ilişkin zorlukları erken dönem yaşantılarını yorumlama biçimleriyle ilişkili olabileceği görülmektedir. Özellikle ebeveynleşme deneyimine dair olumlu tutumlar, bireyin ayrışma sürecine katkı sağlayabilir.
  • Yayın
    Bipolar bozuklukta çalışma statüsü ve ilaç uyumu: "kuram temelli bir değerlendirme"
    (İstanbul Bilgi Üniversitesi, 2021-10-04) Ünver, Buket; Berk, Özlem Sertel; Karamustafalıoğlu, Nesrin
    Bu çalışmanın amacı ilaç uyumunun farklı çalışma statüsüne sahip bipolar bozukluk tanılı hastalarda nasıl farklılaştığını sağlık davranış modellerinden biri olan Bütünleşik Davranış Modeli (BDM) perspektifinden incelemek ve çalışma statüsünün hastalık şiddeti ve sosyodemografik değişkenlerle olan ilişkisini değerlendirmektir. Bu amaç doğrultusunda 167 bipolar bozukluk tanılı hastaya ulaşılmıştır. Veri toplama araçları olarak BDM Bipolar Bozukluk İlaç Uyumu Bataryası, Tıbbi Tedaviye Uyum Oranı Ölçeği ve İlaç Uyumunu Bildirim Ölçeği, kanda ölçülen ilaç düzeyi açısından ilaç uyumu kullanılmıştır. Yapılan analizler sonucunda memurların diğer çalışma statüsüne sahip gruplara göre hem hastalık şiddetinin hem de ilaç uyumsuzluğunun daha yüksek olduğu saptanmıştır. Özellikle bipolar bozukluk tanılı memur gruplarında ilaç uyumuna yönelik müdahale programlarına ihtiyaç duyulduğu düşünülmektedir.
  • Yayın
    The mediator role of schema modes in the relationship between parentification and co-dependency
    (European Association for Behavioural and Cognitive Therapies (EABCT), 2023-10-07) Ünver, Buket; Önürme, Beyza; Bayram Kuzgun, Tubanur; Köse Karaca, Bahar; Kahveci, Ceyhun
    Introduction: The disruption of the hierarchy between the parent and the child obscures the role of the child in the family. Parentification is characterized by the child taking emotional and/or instrumental responsibilities and caring for parents and siblings. Therefore, lead to significant difficulties in the child's development of a self, and these difficulties may be reflected in the child's romantic relationships in adulthood in the form of difficulties in thinking independently. This situation is conceptualized as codependency and is defined as excessive focus on others, assuming full responsibility, and low selfesteem. It is hoped that discovering the roles of schema modes, which are defined as emotional and behavioral states that emerge suddenly when people are hypersensitive, in these relationship styles will be a significant guide, especially in therapy sessions. Therefore, the main purpose of this study is to determine which schema modes mediate the relationship between parentification and co-dependence. Method: The research was conducted with 355 participants aged 18-69 years. The Sociodemographic Form, Parentification Inventory, Co-Dependency Assessment Scale, and Schema Mode Scale-Short Form were used in the study. Process Macro analysis Model 4 developed by Hayes (2013) was used to test the mediating role of schema modes between parentification and co-dependency. Results: According to the results of the analysis, the level of co-dependency is higher in women. Eight different mediator effect models were tested, including child modes, coping modes, parent modes, and healthy adult mode, between parent-focused parentification and sibling-focused parentification and codependency. The mediating role of the angry child mode, self-aggrandiser mode, and demanding parent mode was found between parent-focused parentification and co-dependency. In addition, the mediating role of the punitive and demanding parent mode was found between sibling-focused parentification and co-dependency. Discussion: It is noteworthy that the same mediating effect between both parent-focused and siblingfocused parentification and co-dependency is the demanding parent mode. The demanding parent mode, which prioritizes the needs of others, predicts co-dependency and shows the mode that should be studied first in treatment. The attention is drawn to the mediating variable between the punitive parenting mode, characterized by self-blaming aspects in individuals who assumed the responsibility of caring for their sibling during childhood, and perfectionism, which is co-dependency. Similarly, it is observed that the self-aggrandiser mode compensates for the emotional deprivation caused by parentification. These modes, which develop in root family interaction, mediate similar imbalances in adult roles. The prominence of the angry child and self-aggrandiser mode suggests that these individuals can be evaluated especially in terms of narcissism in studies and/or therapy sessions that examine the relationship between parentification and co-dependency. Conclusion: The schema modes come from the experiences of their root families and continue actively in the adulthood romantic relationships of individuals who take responsibilities that are not suitable for their developmental level in their childhood. It is thought that this study will enable individuals who experience parentification to define their unhealthy roles and explore their relational problems and will provide a new perspective on the predictor of childhood experiences on adulthood.