7 sonuçlar
Arama Sonuçları
Listeleniyor 1 - 7 / 7
Yayın Babaların toplumsal cinsiyet rolleri ve çocuklarının uyumlu sosyal davranışı arasındaki ilişkide çocuk yetiştirme tutumunun rolü(Aydın, Alper Remzi, 2022-12-30) Karadağ, Atahan; Akçinar, BernaBu çalışmanın amacı; toplumsal cinsiyet rollerinin, babaların ebeveynlik davranışlarına ve çocukların uyumlu sosyal davranışlarına olan etkilerini incelemektir. Çalışmanın örneklemini, Türkiye’nin farklı illerinde yaşayan 2-6 yaşında çocuğu olan evli ve tam zamanlı bir işte çalışan babalardan oluşmaktadır. Katılımcılar, basit seçkisiz örnekleme yöntemiyle 12 farklı ilden seçilmiş ve 300 kişiden oluşmuştur. Çalışmada Çocuk Yetiştirme Anketi, Uyumlu Sosyal Davranış Envanteri ve Toplumsal Cinsiyet Rolleri Ölçeği ve Erkeklik Algısı ölçekleri kullanılmıştır. Çalışma bulguları göstermektedir ki, babaların eşitlikçi toplumsal cinsiyet rollerine sahip olmaları, çocuklarına gösterdikleri cezalandırıcı ebeveynlik davranışlarıyla olumsuz olarak ilişkilidir. Babaların toplumsal cinsiyet rollerinde eşitlikçi olmaları sıcaklık ve açıklayıcı akıl yürütme ebeveyn davranışlarını ve çocuklarının uyumlu sosyal davranışları ile olumlu bir şekilde ilişkilidir. Babaların toplumsal cinsiyet rolleri ile çocukların uyumlu sosyal davranışları arasındaki ilişkide babaların cezalandırıcı, sıcaklık ve açıklayıcı akıl yürütme tutumları aracı rolü üstlendiği bulunmuştur. Ataerkil rollere sahip babaların, bu tutum ve algılardan dolayı ebeveynlik davranışları, ve dolayısıyla çocuklarının da uyumlu sosyal davranışlarının etkilendiği; buna bağlı olarak babaların toplumsal cinsiyet ve babalık davranışlarıyla ilgili eğitimler alarak kendilerini geliştirmelerinin önemi vurgulanmaktadır. Ekolojik Sistemler Kuramı’na göre mikro sistemde gerçekleşen babaların bu gelişimi toplumsal açıdan da olumlu dönüşümlerin yaşanacağını göstermektedir. Bu çalışmayla birlikte toplumsal cinsiyet rollerinde eşitlikçi olmanın hem babalara hem de küçük yaştaki çocukların gelişmesine katkısı olacağı vurgulanmaktadır.Yayın Korkunun psikolojik sağlamlık üzerindeki yordayıcı rolü: adil dünya inancı ve sıkıntıya tolerans(Hayrettin ivgin, 2023-06-27) Kazancı, Dilara; Akçinar, BernaBu araştırmada korkunun bireylerin psikolojik sağlamlıkları üzerindeki yordayıcı rolü ile adil dünya inancı ve sıkıntıya dayanma kapasitesi arasındaki ilişkilerin incelenmesi amaçlanmıştır. Korkuyu inceleyen araştırmalarda katılımcılara korkuya neden olan uyaranların genellikle laboratuvar ortamında sunulduğu görülmektedir. Günlük yaşantılarında gerçek bir tehditle karşı karşıya olan bireylerin yer aldığı araştırmalar sayıca azdır. Bu çalışmada Dünya Sağlık Örgütü tarafından birçok kişide yaygın korkuya neden olduğu açıklanan gerçek bir tehdit olan Covid Korkusu ele alınmıştır. Araştırmanın örneklemi yaşları 18 ile 66 arasında değişen 300 katılımcıdan (226 kadın, 74 erkek) oluşmaktadır. Araştırmada Covid 19 Korkusu Ölçeği, Sıkıntıya Dayanma Ölçeği ve Adil Dünya İnancı Ölçeği kullanılmıştır. Araştırmadan elde edilen verilere göre bireylerin korku düzeyleri ile psikolojik sağlamlık düzeyleri arasında negatif yönlü ve istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki vardır. Bireylerin korku düzeyi yükseldikçe psikolojik sağlamlık düzeyleri azalmaktadır. Bununla birlikte korku düzeyi psikolojik sağlamlık düzeyini yordamaktadır. Bireylerin sıkıntıya dayanma kapasiteleri ile psikolojik sağlamlık düzeyleri arasında pozitif yönlü ve anlamlı bir ilişki vardır. Bireylerin sıkıntıya dayanma kapasiteleri yükseldikçe psikolojik sağlamlık düzeyleri yükselmektedir ve sıkıntıya dayanma kapasitesi psikolojik sağlamlık düzeyini yordamaktadır. Genel adil dünya inancı ile psikolojik sağlamlık arasındaki ilişki beklenenin aksine negatif yönlü olmuştur. Bu bulgunun pandeminin kaotik yapısı ve bu dönemde şahit olunanlar sonucunda adil dünya inancına sahip bireylerin yaşamış oldukları olası bilişsel çelişki ile ilişkili olduğu düşünülmüştür. Bu konuda daha fazla araştırma yapılması önerilmiştir. Bireylerin psikolojik sağlamlık seviyelerinin cinsiyet ve medeni durumlarına göre farklılaştığı gözlemlenmiştir. Erkeklerin psikolojik sağlamlık düzeyleri kadınlara göre daha yüksektir. Evli katılımcıların psikolojik sağlamlık düzeyleri evli olmayanlara göre daha yüksektir. Araştırma sonuçları ilgili literatür kapsamında tartışılmıştır.Yayın Kişilerarası duygu düzenlemenin ve algılanan romantik ilişki kalitesinin psikolojik sıkıntı üzerindeki etkisi(Manisa Celal Bayar Üniversitesi, 2025-03-26) Yılmaz, Simay; Yazıcı, Sena; Akçinar, BernaMevcut çalışmanın amacı, kişilerarası duygu düzenleme stratejilerinden yatıştırılma alt boyutunun ve algılanan romantik ilişki kalitesinin psikolojik sıkıntı üzerindeki etkilerini incelemektir. Araştırmaya, uygun örnekleme yöntemiyle seçilen 18-65 yaş arası, romantik ilişki içinde olan 230 yetişkin katılmıştır. Araştırmada “Kişilerarası Duygu Düzenleme Ölçeği”, “Algılanan Romantik İlişki Kalitesi Ölçeği” ve “Depresyon, Anksiyete ve Stres Ölçeği” kullanılmıştır. Çalışmanın sonuçlarına göre yatıştırılma stratejisinin kullanım düzeyi psikolojik sıkıntı düzeyini anlamlı ve pozitif yönde [F(1, 229) = 5.49, ß= .15, p<.05]; algılanan romantik ilişki kalitesi düzeyi psikolojik sıkıntı düzeyini anlamlı ve negatif yönde (F(1, 229) = 14.60, ß= -.25, p<.001) yordamaktadır; yatıştırılma düzeyi, algılanan romantik ilişki kalitesi düzeyini istatistiksel olarak anlamlı şekilde yordamamaktadır [F(1, 229) = 0.55, ß= .05, p = .461]. Aracılık analizi sonuçları, algılanan romantik ilişki kalitesinin yatıştırılma ile psikolojik sıkıntı arasındaki ilişkide anlamlı bir aracılık etkisi olmadığını göstermektedir (b= -.0124, SH=.0191, %95 GA[-.0536, .0228]). Çalışmanın bulgularının terapistlere bireylerin duygu düzenleme stratejilerini iyileştirme ve psikolojik sıkıntısını azaltma konusunda yol gösterebileceği düşünülmektedir.Yayın Healing through art: a systematic review and meta-analysis of art therapy in children and adolescents with chronic illnesses(Taylor and Francis Ltd., 2025-11) Yıldız, Ecemnur; Akçinar, Berna; İnci Namlı, NurChildren and adolescents with chronic illnesses face elevated risks of psychological difficulties, including anxiety and reduced quality of life (QoL). Art therapy (AT) has emerged as a promising intervention. This study systematically reviews and analyzes the effectiveness of AT in improving QoL, anxiety, and pain in this population. A comprehensive search identified a total of 12 randomized controlled trials from 2000 to 2024, including 408 participants aged 0–18. Data were analyzed using Hedges’ g and a random-effects model. Quality assessments followed the Cochrane Risk of Bias 2 (RoB2) tool. Subgroup analyses explored potential moderators. QoL was analyzed separately by child and parent reports. AT showed a moderate, significant effect on child-reported QoL (Hedges’ g =.40, 95% CI [0.27; 0.53], p =.001) but a non-significant effect in parent reports (Hedges’ g =.43, 95% CI [−.03; 1.20], p =.21). A significant large effect was found for pain reduction (Hedges’ g = –.63, 95% CI [−1.19; −0.07], p =.03). For anxiety, AT had a large but non-significant effect (Hedges’ g = –.71, 95% CI [−2.24; 0.82], p =.23). Heterogeneity was substantial, but no significant publication bias was detected. AT appears promising for enhancing QoL, reducing pain in children with chronic illnesses. Further studies are needed to strengthen evidence and clarify clinical applications.Yayın Pozitif Ergen Gelişimi (PERGEL) müdahale programından öğrendiklerimiz(Nobel Akademik Yayıncılık, 2024-04) Baydar, Nazlı; Akçinar, Berna[No abstract available]Yayın Covid-19 tanısı almış ve almamış bireylerde salgının ruh sağlığı üzerindeki çok boyutlu etkileri: nitel bir çalışma(ISCYA Publishing House, 2021-08-22) Karaköse, Selin; Akçinar, Berna; Çelik, HazalBu araştırmanın amacı COVID-19 tanısı almış ve almamış bireylerde salgının ruh sağlığı üzerindeki etkisini incelemektir. Nitel araştırma yöntemi kullanılan bu çalışma, TÜBİTAK 1001 (Proje No: 120K421, Sözleşme tarihi: 24.06.2020) projesi kapsamında yürütülen nicel projeye katılarak, bu katılım sırasında gönüllü olarak mülakat görüşmesine katılmak istediğini aktaran katılımcılar ile tesadüfi yöntemle seçilmiş gönüllü olarak katılmayı kabul eden 19 COVID-19 tanısı almış (16 kadın, 3 erkek) ve 20 COVID-19 tanısı almamış (12 kadın, 8 erkek) toplam 39 kişilik bir alt örneklemden oluşmaktadır. Derinlemesine mülakat yöntemi kullanılan bu çalışmada, COVID-19 tanısı örneklem için yaş ortalaması 32.84 (SS=12.13), COVID-19 tanısı almamış örneklem için ise 34.35 (SS=9.43)’tir. COVID-19 tanısı almış ve almamış örneklem grubunda hastalığın etkilerine yönetlik atıflarda farklılık olduğu, COVID19 tanısı almış bireylerde ‘psikolojik etkiler’ temasının en sık tekrarlanan tema olduğu ve bunu ‘fiziksel zorlukları’ alt temasının izlediği görülürken, COVID-19 tanısı almamış örneklem grubunda ‘fiziksel zorluklar’ en yüksek sıklığı gösteren alt tema olduğu bulunmuştur. Öte yandan salgının etkileri değerlendirildiğinde, her iki örneklem grubunda ‘sosyal olarak kısıtlanma’ teması ortak olarak görülürken, COVID-19 tanısı almış bireylerde bunu ‘ekonomik zarar’ ve ‘psikolojik olarak zorlanma’ teması izlemiştir. COVID-19 tanısı almamış bireylerde ise bu iki temanın aksine ‘destek mekanizmaları’ ve ‘online deneyimler’ teması yer almıştır. Her iki örneklem grubu ile yürütülen nitel çalışmada, farklılaşan alt temalar ve alt temaların sıklığı bireylerin de deneyimlerinin anlaşılmasına olanak tanımıştır. Özellikle COVID-19 tanısı almış ve almamış bireyler için pandeminin etkileri ana teması altında farklılaşan alt tema sıklıkları, müdahaleye yönelik sosyal politikalar oluşturulması açısından da önemli bilgiler sunmaktadır.Yayın The effect of parenting behaviors and cognitive distortions on the romantic relationships(Livre de Lyon, 2021-01) Patar, Selen; Akçinar, Berna; Škrijelj, Redzep; Bank, Rasim Berker[No abstract available]












