Arama Sonuçları

Listeleniyor 1 - 5 / 5
  • Yayın
    Yeni dijital çağ
    (Işık Üniversitesi Yayınları, 2023-04-10) Aktay, Habibe
    Alvin Toffler toplumların üç aşamadan geçerek son haline evirildiğini savunmaktadır. İlk dalga tarım toplumlarını, ikinci dalga sanayi devrimini, üçüncü dalga ise bilgi (enformasyon) toplumunu işaret etmektedir (Toffler, 1996). Yeni dijital çağ, Toffler’in 1996 yılında tam anlamıyla öngöremediği endüstri 4.0 ve endüstri 5.0’ı (siber fiziksel sistemler) ifade etmektedir. Endüstri 4.0 ile teknolojik inovasyonlar üssel olarak ivme kazanmış, teknolojinin lokomotifi olan çipler ve mikroişlemciler küçülmüştür. Teknolojinin uygun maliyetlerle cebe sığar hale gelmesi ile akıllı cihaz kullanımı dünya genelinde yaygınlaşmış ve bağlantılılıkta büyük bir artış gözlemlenmiştir. İnternet teknolojilerinin küreselleşmesi ile dünya McLuhan’ın ifade ettiği gibi küresel bir köye dönüşmüştür. Bu teknolojik devrim, birçok toplumsal harekete ön ayak olmuş, bir ülkede yaşanan değişim, dönüşüm ve isyan hareketleri diğer ülkelerde değişimin fitilini ateşlemiştir. Bu çalışmada Eric Schmidt ve Jared Cohen tarafından 2014 yılında kaleme alınmış olan Yeni Dijital Çağ isimli kitap incelenmiştir. Kitap endüstri 4.0 ve 5.0’a atıfta bulunan teknolojik inovasyonları ve bunların devletler, uluslar ve şirketler üzerindeki etkilerini toplumsal, siyasal, ekonomik ve askeri bağlamları ile incelemektedir.
  • Yayın
    Finans sektöründe dijital dönüşüm uygulamaları ve dolandırıcılık tespiti
    (Işık Üniversitesi Yayınları, 2024-10-31) Aktay, Habibe; Soykut Sarıca, Yeşim Pınar
    Teknolojik inovasyonlarda yaşanan gelişmeler ışığında rekabet şartları küresel düzeyde değişmiştir. Bu değişim ve dönüşümlerden finans sektörü de nasibini almıştır. Artan rekabet ile şirketlerin sürdürülebilir rekabet avantajı elde etmeleri, müşteri memnuniyeti sağlamaları ve pazar paylarını arttırmalarının yolu tüm iş süreçlerini dijitalleştirmelerinden geçmektedir. Dolayısıyla örgütlerin manuel olarak yürüttükleri tüm iş sistemlerini bilişim sistem ve teknolojilerine entegre etmeleri gerekmektedir. Bu sayede örgütsel hedeflere ulaşma noktasında daha etkili ve verimli bir yol tercih edilmiş olacaktır. Tüm bunların sistem güvenliğinin sağlanarak yapılması gerekmektedir. Bu çalışmanın amacı mevcut literatür incelenerek finans sektöründe dijitalleşme olgusuna değinme ve dolandırıcılık tespitinde kullanılacak strateji ve algoritmalar hakkında uygulayıcılara ve teorisyenlere faydalı olacak kurumsal alt yapı ve içgörü sağlamaktır. Araştırma kapsamında finansal hizmetlerde dijital dönüşümü sağlayan kavramların temel unsurları ve bileşenleri verilmiş olup, dolandırıcılık tespitinde kullanılan algoritmalar incelenmiştir. Bu çalışma sonucunda dijitalleşmenin finansal ve örgütsel süreçleri büyük oranda iyileştirdiği fakat dijital sistemlerin siber saldırıları da olanaklı kıldığı sonucuna ulaşılmıştır. Dolandırıcılık tespitinde veri madenciliği ve makine öğrenmesi algoritmalarının faydalı olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Makine öğrenmesi algoritmaları arasında Sinir Ağları(Neural Networks), Rastgele Orman(Random Forest), Destek Vektör Makineleri(Support Vector Machines (SVM)) ve Gradyan Güçlendirme Ağaçları (Gradient Boosting Trees) algoritmalarının her biri doğruluk ve performans kriterleri açısından değerlendirildiklerinde yüksek performans gösterdikleri sonucuna ulaşılmıştır. Dolandırıcılık tespitinde algoritmalar ve farkındalık stratejilerinin uygulanmasının kurumlar lehine olduğu sonucu çıkarılmıştır.
  • Yayın
    Yönetim bilişim sistemlerinde veri bilimi ve insan-bilgisayar etkileşimi
    (Serüven Yayınevi, 2025-12) Aktay, Habibe; Aydın, Mehmet Nafiz
    [No abstract available]
  • Yayın
    Belirsizliğe tahammülsüzlük çalışmaları üzerine bibliyometrik bir analiz
    (Sadık Hacı, 2023-12-29) Aktay, Habibe; Bozkurt, Serdar
    Bireylerin belirsizliği anlamlandırma ve belirsizliğe tahammülsüzlük seviyelerinin açıklanmaya çalışıldığı kavramlardan biri belirsizliğe tahmmülsüzlüktür. Belirsizliğin içinde bulunduğumuz çağın en temel dinamiklerinden olması dolayısıyla, gerek organizasyonların gerekse bireylerin belirsizliğe karşı tahammüllerini nasıl arttıracakları veya belirsizliğe tahammülsüzlük seviyelerini nasıl düşürecekleri organizasyonel yaşamın en çok tartışılan konulardan biridir. Organizasyonların en değerli kaynağı çalışanlarıdır. Çalışanların belirsiz durumları anlamlandırma biçimine gönderme yapan ve risk alma davranışını doğrudan etkileyen belirsizliğe tahammülsüzlük kavramı organizasyonların sürdürülebilir rekabet etmeleri noktasında anahtar bir role sahiptir. Dolayısıyla belirsizliğe tahammülsüzlük seviyesi üretkenlik ve organizasyon çıktıları ile de ilişkilidir. Bu çalışmanın amacı, Scopus veri tabanında taranan belirsizliğe tahammülsüzlük konusundaki İşletme, Yönetim ve Sosyal Bilimler alanlarındaki 1953-2023 yılları arasında yapılmış araştırmaların bibliyometrik analize tabi tutularak değerlendirilmesidir. Çalışmanın örneklemini ise Scopus veri tabanında yayınlanan 81 makale oluşturmaktadır. Elde edilen verilerin bibliyometrik analizi için Python ve Vosviewer programları kullanılmıştır. Araştırma kapsamında elde edilen veriler ışığında tanımlayıcı istatistiklere ilaveten; eş-oluşum, ortak yazarlık, atıf, bibliyografik birleştirme ve ortak atıf özellikleri incelemeye tabi tutulmuştur. Araştırma sonucunda; 2020 yılı sonu itibariyle dünyayı etkisi altına alan Covid-19 pandemisi ile belirsizliğe tahammülsüzlük çalışmalarının arttığı görülmektedir. Belirsizliğe tahammülsüzlük ile ilgili en çok makalenin yer aldığı dergiler; “Mindfulness”, “Journal of Contextual Behavioral Science” ve “Child Development” ve “Nurse Education in Practice” dergileridir. 81 makalede toplam 226 anahtar kelime kullanılmıştır. Belirsizliğe tahammülsüzlük ile ilişkili makalelere uygulanan ortak kelime analizinde en sık geçen kelimeler “intolarence”, “uncertainity”, “anksiyete”, “covid-19”, “pandemi” ve “mindfulness” kelimeleridir. Belirsizliğe tahammülsüzlük konusunda en çok yayın araştırmacıların ülkesi ABD’dir. Araştırma örneklemini oluşturan 81 makale toplam 249 yazar tarafından kaleme alınmıştır. Tek yazarlı makale sayısı 11 iken birden fazla yazarlı makale sayısı 70’dir. Yazarlar arasındaki işbirliği indeksi 3.11’dir. Maximum H-indeksi 1’dir. Toplam atıf sayısı 1113’tür.
  • Yayın
    Endüstri 4.0 bağlamında öğrenilmiş güçlülük ve karar verme ilişkisinde algılanan stres ve belirsizliğe tahammülsüzlüğün rolü
    (Işık Üniversitesi Yayınları, 2022-05) Aktay, Habibe
    Bir örgütün en temel amacı, ortalamanın üzerinde kar elde ederek sürdürülebilir rekabet avantajı kazanmasıdır. Teknolojik gelişimin hızına paralel olarak endüstriyel dönemler numaralandırılıp isimlendirilmiştir. Her bir dönem, bir teknolojik inovasyonun yaygınlaşması ile başlamıştır. Endüstri 1.0’da buhar gücü, Endüstri 2.0’da elektirik, Endüstri 3.0’da dijitalleşme ve Endüstri 4.0’da siber fiziksel sistemler öne çıkmaktadır. Siber fiziksel sistemlerin yaygınlaşması ile rekabetin koşulları tamamıyla değişmiştir. Bu teknolojik inovasyonlarla küreselleşme de hız kazanmış dolayısıyla örgütlerin sürdürülebilir rekabet avantajı kazanması gittikçe zorlaşmıştır. Endüstri 4.0’ın en ayırıcı özelliklerinden birisi değişim ve dönüşümlerin teknolojik ilerlemenin üssel büyüme doğasına uygun olarak çok hızlı gerçekleşmesi ve esnek üretim dolayısıyla belirsizliğin bu çağı domine etmesidir. Esnek üretimin artması ve üretimin globalleşmesi ile stresin daha yoğun olarak yaşanması kaçınılmaz hale gelmiştir. Öğrenilmiş güçlülük bireylerin stresle başa çıkma becerilerini arttıran ve yöneticileri engeller karşısında yılmayan bir pozisyona sokan beceriler toplamı olarak ifade edilmektedir. Örgütlerdeki insan kaynağının yeni dünya sisteminde etkin olabilmesi için, öğrenilmiş güçlülük düzeyinin yüksek olması ve stresi tolere edebilecek becerilere sahip olmasını gerekmektedir. Belirsizlik altında örgütlerin stratejik hedeflerine ulaşabilmeleri hem teknolojiyi amaçlara uygun kullanabilmeleri hem de örgütün en değerli sermayesi olan insan kaynağını etkili kullanabilmelerini gerektirmektedir. İnsan kaynağını etkin kullanmak öğrenilmiş güçlülük düzeyini yükseltip çalışanların daha rasyonel kararlar almaları ile mümkün olmaktadır. Bu çalışmanın amacı öğrenilmiş güçlülük ve karar verme ilişkisinde stres ve belirsizliğe tahammülsüzlüğün rolünü saptamaktır. Araştırmada nicel araştırma yöntemi ve tarama deseni kullanılmaktadır.