Arama Sonuçları

Listeleniyor 1 - 5 / 5
  • Yayın
    İktisatta kullanılan dijitalleşme ölçü birimleri üzerine bir değerlendirme
    (Işık Üniversitesi Yayınları, 2024-04-30) Görkey, Selda
    Bu çalışmada, iktisat disiplininde kullanılan dijitalleşme göstergeleri; oranlar, bileşik göstergeleri temsilen endeksler ve parasal göstergeler olmak üzere üç ölçü birimi çerçevesinde karşılaştırılmakta ve özellikle makro iktisadi ampirik araştırmalar açısından bir değerlendirme yapılmaktadır. Yapılan araştırma, oranların kolay elde edilmelerine yönelik güçlü avantajlarına karşın, çok boyutlu dijitalleşme kavramını ancak kısmen ölçebildiğini göstermektedir. Ayrıca ilgili kavramın dinamik yapısı, oransal göstergelerin sürekli olarak güncellenmesini gerektirmekte, bu durum da uzun zaman boyutlu çalışmalar açısından sorun oluşturmaktadır. Endeksler ise, dijitalleşme ekosisteminin kapsamını daha iyi temsil etseler de alt göstergelerinde oranları içerdiklerinden, oranlar için bahsedilen dezavantajlar endeksler için de geçerli hale gelmektedir. Çalışma ile, iktisat disiplininde dijitalleşmenin parasal göstergelerle daha iyi temsil edildiği sonucuna ulaşılmıştır. Bunda, ilgili göstergelerin, dijitalleşme için yapılan toplulaştırılmış faaliyetleri daha iyi ölçebilmeleri ve uzun dönemli olarak elde edilebilmeleri etkili olmuştur. Dolayısıyla bu çalışmayla, ilgili literatürde, oranların ve endekslerin tek ya da kısa dönemli analizlerde kullanılmasının, parasal göstergelerin ise hem kısa hem de uzun dönemli ülke içi ve ülkeler arası araştırmalarda kullanılmasının uygun olabileceği sonucuna ulaşılmıştır. Varılan bu sonuçlar ile, dijitalleşmenin ölçümü konusuna, veri ile çalışmanın büyük önem taşıdığı iktisat disiplini açısından katkıda bulunulması amaçlanmaktadır.
  • Yayın
    Türkiye’de genç yetişkin kadınların işgücü durumuna yönelik bir inceleme
    (Birleşik Metal İş Sendikası, 2022-10-24) Görkey, Selda; Çağlı Kaynak, Elif
    Gençlikten yetişkinliğe geçiş aşamasında olan bireylerin oluşturduğu genç yetişkinler, genellikle işgücüne yeni katılmış ya da katılmak üzere olduklarından birtakım sorunlarla karşılaşırlar. Bu sorunlar cinsiyet bazında incelendiğinde, kadınların bu süreçte daha fazla güçlükle karşılaştığı görülür. Genç yetişkin kadınlar, öncelikle kadın işgücünün karşılaştığı hane içi sorumluluklar nedeniyle kadın istihdamının ikincil olarak görülmesi problemiyle yüzleşmektedir. Bu durumun da etkisiyle, doğurganlık çağında olan genç yetişkin kadınların sıklıkla çocuk sahibi olma ile işgücünde bulunma arasında tercih yapmaları gerekmektedir. Türkiye’de kadın işgücüne ait problemler ve genç işgücünün karşılaştıkları problemlerin kronikleşerek ileri yaş gruplarına yansıması, işgücünde genç yetişkin kadınların ayrı bir grup olarak incelenmesini önemli hale getirmektedir. Türkiye’de, 25-34 yaş grubundaki genç yetişkin kadınlara ilk kez yönelerek, bu grubun işgücü durumunu makro açıdan araştırmayı amaçlayan çalışma, konuya ilişkin bir durum tespiti yapmayı ve politika önerilerinde bulunmayı hedeflemektedir. Türkiye’de genç yetişkin kadınlarda işgücüne katılım ve istihdam oranları erkeklere göre daha düşük, işsizlik oranı ise daha yüksektir. Yarı-zamanlı çalışanlar içinde, özellikle 30-34 yaş grubunda, kadınların oranı erkeklere göre çok daha yüksek olup; aradaki fark giderek artmaktadır. İstihdamın sektörel dağılımı, genç yetişkin kadınların oldukça büyük bir kısmının hizmetler sektöründe istihdam edildiğini; eğitim düzeyinin incelenmesi ise işgücünde aktif genç yetişkin kadınların yarısından fazlasının yükseköğretim mezunu olduğunu göstermektedir. Dolayısıyla, genç yetişkin kadınların erkeklere kıyasla daha nitelikli olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Çalışma ile son olarak, genç yetişkin kadınlara yönelik bakım yükünü azaltarak işgücüne katılımı arttırmayı ve işsizliği azaltmayı hedefleyen çeşitli politikalar önerilmiştir.
  • Yayın
    Government expenditure and economic growth in Central and Eastern European economies: a panel ARDL approach
    (İstanbul Okan Üniversitesi, 2023-03) Görkey, Selda
    This study investigates the relationship between government expenditure and economic growth with a primary concern of focusing on the long-run effects. It uses the panel ARDL-PMG approach as an econometric methodology for 11 Central and Eastern Europe (CEE) economies from 1995 to 2019. The findings from the empirical analysis indicate a significant long-run relationship between the two macroeconomic variables; however, the relevant relationship is estimated negatively. The findings for the short-run effects for the whole panel and country-specific estimations also confirm that higher government expenditure results in a statistically significant decline in real GDP per capita. Thus, the findings of this study do not empirically validate the Keynesian theory for 11 CEE economies covered in the research over the 1995-2019 period.
  • Yayın
    The comparative development of ICT in BRICS a cluster analysis
    (İbrahim Güran Yumuşak, 2016) Görkey, Selda; Yalkı Berker, İrem
    The development of Information Communication Technology (ICT) has been one of the main drivers of technological change and, hence, of economic growth in recent years. Brazil, Russia, India, China and South Africa, the so-called BRICS countries, are well known for their technological potential and they have therefore inspired many studies that examined their economies from various perspectives. However, only a few have specifically focused on ICT in BRICS. This study aims to contribute to the literature by determining the comparative development of ICT in each BRICS country relative to 200 countries during the period from 2005 to 2013. For that purpose, cluster analysis is used as a methodology. The clusters are defined by: fixedbroadband subscriptions, fixed-telephone subscriptions, mobile-cellular-telephone subscriptions, and percentage of individuals using the internet. There are five clusters: very-low, low, medium, high and very-high. Each corresponds to a comparative development level. The empirical findings indicate that, among 200 economies in 2005, Brazil, China and South Africa were clustered in the low development group, whereas India belonged in the very-low development cluster and Russia was included in the medium development cluster. Brazil, South Africa and Russia exhibited consistent comparative development during the examined period and, therefore, they are found to be in higher clusters in 2013. The findings also show that the comparative development of ICT in China has been volatile, whereas India’s cluster has varied from low to very-low development relative to the examined economies.
  • Yayın
    Income inequality in Central and Eastern European countries
    (Fenerbahçe Üniversitesi, 2022-12-31) Görkey, Selda
    Central and Eastern European (CEE) economies share a common past since they passed through a transition period in the 1990s. They experienced rapid economic growth in the post-transition period by facing structural changes in their economies and institutions. Even though achieving economic growth is desirable, it is not sufficient alone; rather, it is expected to be supported by more even income distribution. Accordingly, income inequality becomes a crucial topic in economic growth and development, particularly for CEE countries. This study examines income inequality in 12 CEE economies using a descriptive research method. The study reaches diversified outcomes by using various indicators on the topic, such as the poverty headcount ratio, the at-risk-of-poverty rate, the Gini coefficient, and income quintiles and deciles-related measures. The overall findings clearly show that income inequality is a critical concern in the region. Income inequality is the highest in Bulgaria, Romania, and Albania, and these economies are followed by Latvia and Lithuania, according to most of the indicators utilized. Forming an exceptional group; Czechia, Slovenia, and the Slovak Republic have more even income distribution not only compared to the other CEE economies but also the EU27. These economies are followed by Estonia and Hungary according to the outcomes reached by this study. The findings of this study can be used for policy designs to decrease the extent of income inequality in CEE economies.