9 sonuçlar
Arama Sonuçları
Listeleniyor 1 - 9 / 9
Yayın The dynamic relationship between technological change and employment: a comparison of youth and total employment using panel VAR approach and causality analysis(Sosyoekonomi Derneği, 2022-10) Görkey, SeldaThis study empirically examines the relationship and causality between technological change and employment by comparing youth and total employment. It covers data from 16 OECD economies from 1985 to 2018 and uses multifactor productivity (MFP) as a proxy for technological change. The findings from the general method of moments panel vector autoregression (GMM Panel-VAR) approach indicate significant and positive effects of MFP on youth and total employment, and a significant yet negative impact of youth employment on MFP. According to Panel-VAR-Granger- Causality analysis results, there is a two-way causality between MFP and youth employment and a one-way causality from MFP to total employment. Thus, this study empirically confirms the jobcreation effect of technology and finds out that the technological change and employment nexus differs for youth employment compared to that for total employment.Yayın İktisatta kullanılan dijitalleşme ölçü birimleri üzerine bir değerlendirme(Işık Üniversitesi Yayınları, 2024-04-30) Görkey, SeldaBu çalışmada, iktisat disiplininde kullanılan dijitalleşme göstergeleri; oranlar, bileşik göstergeleri temsilen endeksler ve parasal göstergeler olmak üzere üç ölçü birimi çerçevesinde karşılaştırılmakta ve özellikle makro iktisadi ampirik araştırmalar açısından bir değerlendirme yapılmaktadır. Yapılan araştırma, oranların kolay elde edilmelerine yönelik güçlü avantajlarına karşın, çok boyutlu dijitalleşme kavramını ancak kısmen ölçebildiğini göstermektedir. Ayrıca ilgili kavramın dinamik yapısı, oransal göstergelerin sürekli olarak güncellenmesini gerektirmekte, bu durum da uzun zaman boyutlu çalışmalar açısından sorun oluşturmaktadır. Endeksler ise, dijitalleşme ekosisteminin kapsamını daha iyi temsil etseler de alt göstergelerinde oranları içerdiklerinden, oranlar için bahsedilen dezavantajlar endeksler için de geçerli hale gelmektedir. Çalışma ile, iktisat disiplininde dijitalleşmenin parasal göstergelerle daha iyi temsil edildiği sonucuna ulaşılmıştır. Bunda, ilgili göstergelerin, dijitalleşme için yapılan toplulaştırılmış faaliyetleri daha iyi ölçebilmeleri ve uzun dönemli olarak elde edilebilmeleri etkili olmuştur. Dolayısıyla bu çalışmayla, ilgili literatürde, oranların ve endekslerin tek ya da kısa dönemli analizlerde kullanılmasının, parasal göstergelerin ise hem kısa hem de uzun dönemli ülke içi ve ülkeler arası araştırmalarda kullanılmasının uygun olabileceği sonucuna ulaşılmıştır. Varılan bu sonuçlar ile, dijitalleşmenin ölçümü konusuna, veri ile çalışmanın büyük önem taşıdığı iktisat disiplini açısından katkıda bulunulması amaçlanmaktadır.Yayın Türkiye’de genç yetişkin kadınların işgücü durumuna yönelik bir inceleme(Birleşik Metal İş Sendikası, 2022-10-24) Görkey, Selda; Çağlı Kaynak, ElifGençlikten yetişkinliğe geçiş aşamasında olan bireylerin oluşturduğu genç yetişkinler, genellikle işgücüne yeni katılmış ya da katılmak üzere olduklarından birtakım sorunlarla karşılaşırlar. Bu sorunlar cinsiyet bazında incelendiğinde, kadınların bu süreçte daha fazla güçlükle karşılaştığı görülür. Genç yetişkin kadınlar, öncelikle kadın işgücünün karşılaştığı hane içi sorumluluklar nedeniyle kadın istihdamının ikincil olarak görülmesi problemiyle yüzleşmektedir. Bu durumun da etkisiyle, doğurganlık çağında olan genç yetişkin kadınların sıklıkla çocuk sahibi olma ile işgücünde bulunma arasında tercih yapmaları gerekmektedir. Türkiye’de kadın işgücüne ait problemler ve genç işgücünün karşılaştıkları problemlerin kronikleşerek ileri yaş gruplarına yansıması, işgücünde genç yetişkin kadınların ayrı bir grup olarak incelenmesini önemli hale getirmektedir. Türkiye’de, 25-34 yaş grubundaki genç yetişkin kadınlara ilk kez yönelerek, bu grubun işgücü durumunu makro açıdan araştırmayı amaçlayan çalışma, konuya ilişkin bir durum tespiti yapmayı ve politika önerilerinde bulunmayı hedeflemektedir. Türkiye’de genç yetişkin kadınlarda işgücüne katılım ve istihdam oranları erkeklere göre daha düşük, işsizlik oranı ise daha yüksektir. Yarı-zamanlı çalışanlar içinde, özellikle 30-34 yaş grubunda, kadınların oranı erkeklere göre çok daha yüksek olup; aradaki fark giderek artmaktadır. İstihdamın sektörel dağılımı, genç yetişkin kadınların oldukça büyük bir kısmının hizmetler sektöründe istihdam edildiğini; eğitim düzeyinin incelenmesi ise işgücünde aktif genç yetişkin kadınların yarısından fazlasının yükseköğretim mezunu olduğunu göstermektedir. Dolayısıyla, genç yetişkin kadınların erkeklere kıyasla daha nitelikli olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Çalışma ile son olarak, genç yetişkin kadınlara yönelik bakım yükünü azaltarak işgücüne katılımı arttırmayı ve işsizliği azaltmayı hedefleyen çeşitli politikalar önerilmiştir.Yayın Causal links between patents and economic growth: empirical evidence from OECD countries(Universidade Nove de Julho-UNINOVE, 2024-08) Özkan Yıldız, Öznur; Görkey, SeldaObjective of the Study: This paper empirically investigates the reciprocal relationship and causality between patents and economic growth. Methodology/Approach: Utilizing the Generalized Method of Moments (GMM) Panel Vector Autoregression (PVAR) and panel VAR-Granger Causality frameworks, the study concentrates on Organisation for Economic Co-operation and Development (OECD) economies where a high fraction of global innovative activities take place. Originality/Relevance: The relationship and causality between patents and economic growth are investigated and evaluated by distinguishing the former variable into patent applications and grants. Main Results: The findings from the GMM panel VAR approach indicate that patent applications and grants significantly affect economic growth, whereas economic activities do not influence patent-related variables. The estimations from the panel VAR-Granger approach confirm these findings by presenting a unidirectional causality from patent applications and grants to economic growth. The impulse-response functions (IRFs) exhibit parallel findings, and further checks validate the stability of the findings obtained. The outcomes of this study point out two crucial implications. First, the impacts of patent applications and grants affect economic growth similarly while the impact of patent grants lasts longer. Second, while patents cause higher economic activity, the latter does not induce innovative activity through patents in the OECD. Theoretical/Methodological Contributions: It would be useful to conduct separate analyses for a selected product, sector, or country by including research and development (R&D) expenditures for different periods, country groups, and analysis methods. Social/Management Contributions: Countries should prioritize the establishment of an effective patent management system that will increase the pace of innovation and the implementation of incentive policies for the development of high-value-added technology products.Yayın The comparative development of ICT in BRICS a cluster analysis(İbrahim Güran Yumuşak, 2016) Görkey, Selda; Yalkı Berker, İremThe development of Information Communication Technology (ICT) has been one of the main drivers of technological change and, hence, of economic growth in recent years. Brazil, Russia, India, China and South Africa, the so-called BRICS countries, are well known for their technological potential and they have therefore inspired many studies that examined their economies from various perspectives. However, only a few have specifically focused on ICT in BRICS. This study aims to contribute to the literature by determining the comparative development of ICT in each BRICS country relative to 200 countries during the period from 2005 to 2013. For that purpose, cluster analysis is used as a methodology. The clusters are defined by: fixedbroadband subscriptions, fixed-telephone subscriptions, mobile-cellular-telephone subscriptions, and percentage of individuals using the internet. There are five clusters: very-low, low, medium, high and very-high. Each corresponds to a comparative development level. The empirical findings indicate that, among 200 economies in 2005, Brazil, China and South Africa were clustered in the low development group, whereas India belonged in the very-low development cluster and Russia was included in the medium development cluster. Brazil, South Africa and Russia exhibited consistent comparative development during the examined period and, therefore, they are found to be in higher clusters in 2013. The findings also show that the comparative development of ICT in China has been volatile, whereas India’s cluster has varied from low to very-low development relative to the examined economies.Yayın Income inequality in Central and Eastern European countries(Fenerbahçe Üniversitesi, 2022-12-31) Görkey, SeldaCentral and Eastern European (CEE) economies share a common past since they passed through a transition period in the 1990s. They experienced rapid economic growth in the post-transition period by facing structural changes in their economies and institutions. Even though achieving economic growth is desirable, it is not sufficient alone; rather, it is expected to be supported by more even income distribution. Accordingly, income inequality becomes a crucial topic in economic growth and development, particularly for CEE countries. This study examines income inequality in 12 CEE economies using a descriptive research method. The study reaches diversified outcomes by using various indicators on the topic, such as the poverty headcount ratio, the at-risk-of-poverty rate, the Gini coefficient, and income quintiles and deciles-related measures. The overall findings clearly show that income inequality is a critical concern in the region. Income inequality is the highest in Bulgaria, Romania, and Albania, and these economies are followed by Latvia and Lithuania, according to most of the indicators utilized. Forming an exceptional group; Czechia, Slovenia, and the Slovak Republic have more even income distribution not only compared to the other CEE economies but also the EU27. These economies are followed by Estonia and Hungary according to the outcomes reached by this study. The findings of this study can be used for policy designs to decrease the extent of income inequality in CEE economies.Yayın BRICS ülkelerinde bilgi ve iletişim teknolojileri mal ve hizmet ihracatı üzerine bir değerlendirme(İstanbul Kültür Üniversitesi, 2023-10) Görkey, Selda; Kaya, Çiğdem; Korucu Gümüşoğlu, Nebile; Küçük, Namıka Elifİktisadi büyüme içerisinde teknolojik gelişmenin rolünün giderek artması, bilgi-yoğun üretimin daha önemli hale gelmesine neden olmuştur. Bilgi-yoğun sanayilerin başlıcalarından birini oluşturan Bilgi ve İletişim Teknolojilerinde (BİT) gerçekleşen ihracat ise, ekonomilerin ilgili alandaki hem üretimini hem de uluslararası rekabet gücünü temsil ettiğinden teknolojik ilerlemenin önemli göstergelerinden biri olarak kabul edilmektedir. Brezilya, Rusya, Hindistan, Çin ve Güney Afrika’nın oluşturduğu BRICS ülkeleri, hızlı artış gösteren milli gelirleri ve bol üretim faktörleri ile bilinmekte, bu sayede de yüksek ihracatları ile dünya ticaretinde önemli bir yere sahiptirler. Son dönemde, bu ülkelerden bazıları bilgi-yoğun sektörlerde önemli üretim artışları gerçekleştirmiş, bunun neticesinde de ilgili sektörlerdeki ihracatları yükselme göstermiş olsa da grubun tamamında bu ilerleme hakim değildir. Bu çalışmada BRICS ülkelerinin BİT ihracatı performansları karşılaştırmalı olarak incelenmekte ve konuya ilişkin genel bir değerlendirmeye ulaşılması amaçlanmaktadır. Çeşitli istatistiklere yer verilerek BİT ihracatının, BİT mal ihracatı ve BİT hizmet ihracatı ayrımı ile irdelendiği çalışmada betimleyici araştırma yönteminden faydalanılmıştır. Araştırmada BRICS ülkeleri arasında, toplam hizmet ihracatı içinde en yüksek BİT hizmet ihracatının payının diğer ülkelere göre çok büyük bir fark ile Hindistan’da, toplam mal ihracatı içinde en fazla BİT mal ihracatının payının önemli bir fark ile Çin’de olduğuna dikkat çekilmiş olup alt kalemler bazında detaylı incelemeler yapılmıştır. Son yirmi yıllık döneme odaklanan araştırma ile hem ülke bazında hem de grup geneline yönelik değerlendirmeler sunan bu çalışmanın teknoloji ve bilgi-yoğun üretim ve ticaret alanlarındaki politika tasarımlarına faydalı olması amaçlanmaktadır.Yayın İktisatta dijitalleşmenin ölçümü(Işık Üniversitesi Yayınları, 2022-05) Görkey, SeldaBilginin dijital forma dönüştürülmesi olarak tanımlanan dijitalleşme, günümüzde hem sosyal hayatın hem de ekonomik hayatın önemli bir bileşenini oluşturmaktadır. Birçok alanda ve sektörde önemi günden güne artan dijitalleşme konusu, iktisat biliminde de özellikle son yıllarda sıklıkla incelenmektedir. İktisadi çalışmalarda veri ile çalışmanın gerekliliği dikkate alındığında; seçilen verilerin incelemeye konu olan kavram(lar)ı ölçebilmeleri ve gösterge olarak kullanılabilmelerinin oldukça önemli olduğu anlaşılmaktadır. Bu çalışmada iktisadi çalışmalarda dijitalleşme kavramının nasıl ölçüldüğü ve kavram için hangi göstergelerden faydalanıldığına ilişkin bir yazın taraması yapılarak, günümüzde sıklıkla kullanılan dijitalleşme göstergelerine yönelik bir tartışma ve eleştirel değerlendirme yapılması amaçlanmaktadır. İlgili konuda tartışma ve eleştirel değerlendirme yapılmasına ihtiyaç duyulmasının başlıca nedeni, geçmişten günümüze dijitalleşmenin ölçümünde kullanılan göstergelerin zaman içinde değişiklik göstermiş olması ve mevcut göstergelerin çok sayıda fakat birbirinden çok farklı yapıda olmasıdır. Bir diğer neden ise teknolojik gelişmenin dinamik yapısı nedeniyle dijitalleşme ölçümünde kullanılan göstergelerin hesaplama yöntemlerinde zaman içinde güncellemeler yapılmasına ihtiyaç duyulmasıdır. Bu farklılıklar bir arada değerlendirildiğinde; dijitalleşmenin ölçümünde, hem çok sayıda gösterge arasından seçim yapmanın hem de belirli bir zaman boyutunda aynı hesaplamayla elde edilmiş göstergelere ulaşmanın güçlüğü önemli bir sorun olarak ortaya çıkmaktadır. Bu durum ise ülkelerin dijitalleşme düzeylerinin belirlenmesi ve zaman içinde gelişimlerinin izlenmesi açısından soruna yol açmakta ve ekonomilerde önemi artan dijitalleşme kavramının hangi göstergeler ile temsil edildiğinin incelenmesini gerekli hale getirmektedir. İktisadi çalışmalarda kullanılan çeşitli göstergelerin güçlü ve zayıf yanlarının tartışılarak eleştirel bir değerlendirmenin yapıldığı bu çalışmada betimleyici ve karşılaştırmalı araştırma yöntemlerinden faydalanılmıştır.Yayın Macroeconomic determinants of in-work poverty in Europe: evidence from panel data(Türkiye Ekonomi Kurumu, 2021-04) Görkey, SeldaThe determinants of poverty have been examined from various perspectives in many studies and much has been suggested to break the vicious circle of poverty. While employment opportunities are regarded as crucial for poverty reduction, experiences in the last decades have shown that they do not ensure such reduction. Combining poverty and labor market status, inwork poverty (IWP) has gained rising interest; yet, the topic is mostly examined from the micro perspective. However, macroeconomic and institutional determinants are at least as important as micro factors for IWP. In this respect, this study explores macroeconomic determinants of IWP in 30 European economies over the period 2008-2019 using panel data analysis. The macroeconomic determinants of interest included in the analysis are economic growth, GDP per capita, unemployment, income inequality, employment status, and sectoral composition of the economy. A set of institutional and demographic control variables such as union density, social expenditures, education, and dependency ratio are also included in the analysis. The findings are crucial as it particularly examines the European economies. Even though some of these economies are known for their tight labor markets, part-time and temporary jobs have increased in number in many of them. Thus, the findings are critical to present the overall outcome of macroeconomic and institutional factors on IWP. The study also paves the way to policy recommendations as it empirically examines the difficulties European economies have faced in their labor markets such as precariousness and rising temporary jobs in the post-crisis period. Lastly, the study considers the expected future impacts of COVID-19 on the topic as the pandemic changed the composition of employment severely in many economies.












