Arama Sonuçları

Listeleniyor 1 - 4 / 4
  • Yayın
    Akdağ Kütlesi’nde (Batı Toroslar) Pleistosen buzullaşmalarının jeomorfolojik özellikleri ve optik uyarmalı lüminesans (OSL) ile yaşlandırılması
    (Türk Coğrafya Kurumu, 2017) Bayrakdar, Cihan; Güneç Kıyak, Nafiye; Turoğlu, Hüseyin; Öztürk, Tuğba; Canel, Timur
    Batı Torosların en yüksek ikinci zirvesine (Uyluk T. 3014 m) sahip olan Akdağ, batıda Eşen Ovası (60 m) doğuda Elmalı Ovası (1100 m) arasında yer alan ve 2700 m üzerinde birçok zirve barındıran, çevresine göre oldukça yüksek bir kütle görünümündedir. Akdağ Kütlesi'nde Kuvaterner'de meydana gelen buzul şekillerini incelemek ve OSL ile tarihlendirmek çalışmanın temel amacıdır. Bu çalışmada coğrafi bilgi sistemleri ve morfometrik analizler, OSL tarihlendirme yöntemi ve sedimantolojik analizlerden faydalanılmıştır. Akdağ Kütlesi'nin jeomorfolojik gelişiminde birden fazla etken ve sürecin rolü olmuştur. Bu süreçlerin başında karst, buzul, tektonik ve flüviyal gelmektedir. Akdağ Kütlesi'nde etkili olan Pleistosen buzullaşmaları, büyük ölçüde karstik yapıya uyumlu gelişmiş ve 2500 m ve üzerindeki paleo-karstik depresyonlarda kalın plato buzulları oluşmuştur. Akdağ Kütlesi'nde üçü büyük, beş buzul vadisi tespit edilmiştir. Bu buzul vadileri gelişmiş sirklerle başlayıp 2500 m seviyelerinde paleokarstik depresyonlara uyumlu olarak düşük eğimli, geniştabanlı ve büyük ölçüde taban ve yanal morenleri ile kaplı iken 2500 m seviyelerinden sonra vadiler daralıp klasik tekne vadi formu alıp 2000 m seviyelerinde cephe morenleri ile sonlanırlar. Akdağ Kütlesi'nde morenlerden alınan örneklere ait OSL tarihlendirmelerinde 17-21 bin yaşları çıkmıştır ki bu da son buzul dönemi MIS 2 ye denk gelmektedir.
  • Yayın
    Kütahya fay zonu’nun Holosen aktivitesi
    (TMMOB Jeoloji Mühendisleri Odası, 2012-01) Altınok, Sevgi; Karabacak, Volkan; Yalçıner, Cahit Çağlar; Bilgen, Abdurrahman Nejat; Altunel, Erhan; Güneç Kıyak, Nafiye
    Batı Anadolu Açılma Bölgesi’nin kuzeydoğu sınırında bulunan Kütahya Havzası BKB-DGD doğrultusunda uzanan bir çöküntü alanıdır ve güney kenarı belirgin bir morfoloji ile Kütahya Fay Zonu tarafından sınırlanmaktadır. Kütahya Fay Zonu boyunca jeolojik, jeomorfolojik ve jeofizik verilerden yararlanılarak yapılan çalışmalar sonucunda bu zonun, kuzey bloğun düştüğü normal fay geometrisine sahip 5 ayrı uzanımdan oluştuğu ve K50-70B doğrultusunda yaklaşık 22 km uzunluğa sahip olduğu ortaya konulmuştur. Paleosismolojik ve arkeosismolojik çalışmalar ise bu uzanım boyunca son 8000 yıl içinde yüzey kırığı oluşturan en az iki depremin meydana geldiğini ortaya koymaktadır. Bu depremlerden ilki M.Ö. 6000’li yıllarda, sonuncusu ise M.Ö. 1800’lü yıllarda Seyitömer Höyüğü’nde hasar oluşturan ve höyüğün terk edilmesine neden olan depremdir. Dolayısıyla, bu çalışmalar Kütahya Havzası’nın güneyini sınırlayan Kütahya Fay Zonu’nun Holosen’de tekrarlanan yıkıcı depremler ürettiğini ve geometrisi gözönünde bulundurulduğunda gelecekte de en az 6.5 büyüklüğünde deprem üretme potansiyeli bulunduğunu ortaya koymaktadır.
  • Yayın
    Yeşilırmak taraçalarında (Orta Kuzey Anadolu) geç pleyistosen iklim değişiklikleri ve düşey yönlü deformasyona akarsu cevabının araştırılması
    (TMMOB Jeoloji Mühendisleri Odası, 2017) Erturaç, Mehmet Korhan; Güneç Kıyak, Nafiye
    Fosilleşmiş taşkın ovası çökelleri olarak da tanımlanan akarsu taraça basamaklanması, akarsuların gelişim süreci üzerindeki iklim, kaide seviyesi ve genç tektonik etkinin analitik olarak belirlenmesi için önemli kayıtlar sunmaktadır. Bu çalışmanın odağında bulunan Yeşilırmak Nehri’nin Çekerek Irmağı ile birleştiği Geldingen Ovası’nın (Amasya) güney kesiminde, her iki akarsuyun kenarlarında bulunan depolanmalı taraça sistemi çalışılmıştır. Bu taraça sistemi, güncel nehir taşkın ovasından +70 metre üst kotlara kadar ulaşan üç basamaktan oluşmaktadır. Bu basamakların gelişim süreci, farklı seviyelerinden elde edilen toplam 12 adet örneğin lüminesans yöntemi kullanılarak tarihlendirilmesi ile araştırılmıştır. Elde edilen sonuçlar, taraça seviyelerinin Son Buzul Çağı içerisinde güncel taşkın ovasından T3 (+70), T2 (+35) ve T1(+15) metre göreceli konumlarda, sırasıyla MIS5a, MIS3 ve LGM sonu dönemleri içerisinde depolandığını ortaya koymaktadır. Elde edilen depolanmalı/aşınmalı dönemlerin, Türkiye ve yakın çevresinde gerçekleştirilen iklim değişikliği kayıtları ve Karadeniz seviye değişimleri ile karşılaştırılması, inceleme alanında taraça oluşumunun, son buzul dönemi içerisinde Doğu Akdeniz için tanımlanan yağışlı/kurak dönemlerle uyumlu olduğunu göstermektedir. Her üç taraçanın terkedilme zamanı ve konumu oranlandığında, Kuzey Anadolu Fayı Zonu’nun içbükey sıkışmalı bir büklüm yaptığı orta kesiminde ortalama 0.94±0.26 mm/yıl yükselme hızı hesaplanmaktadır.