2 sonuçlar
Arama Sonuçları
Listeleniyor 1 - 2 / 2
Yayın Beliren yetişkinlik döneminde bozulmuş yeme davranışı, kişilerarası duygu düzenleme stratejileri, kişilerarası problemler ve aleksitimi arasındaki ilişki: aracı ve düzenleyici roller(Işık Üniversitesi, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, 2024-11-08) Hoşceylan Türkün, Ece; Çam Çelikel, Feryal; Işık Üniversitesi, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, Klinik Psikoloji Doktora Programı; Işık University, School of Graduate Studies, Ph.D. in Clinical PsychologyAraştırmada yaş ortalaması 23.18 (SS = 3.13) olan beliren yetişkinlik dönemindeki (18-29 yaş arası) bireylerin bozulmuş yeme davranışlarının özelliklerini, koruyucu ve risk faktörlerini kişilerarası bağlamda incelemek amaçlanmıştır. Bozulmuş yeme davranışları olarak klinik bir tanı olmaksızın gözlemlenen problemli yeme alışkanlıkları ifade edilmiştir. Aleksitimi, kişinin duygularını tanımlamakta ve ifade etmekte zorlanarak duygularını bedensel belirtiler aracılığıyla ifade etmesi sebebiyle bozulmuş yeme davranışlarıyla sıklıkla ilişkilendirilmiştir. Kişilerarası duygu düzenleme stratejileri, bireylerin kendilerini güvende hissetmek veya olumsuz duyguların şiddetini azaltabilmek için diğer insanları kullanma eğilimi olarak tanımlanmıştır. Kişilerarası problemler ise kişilerarası ilişkilerdeki güçlük ve stres alanlarını tanımlayan sekiz problem alanından oluşan döngüsel bir model olarak ele alınmıştır. Araştırma kapsamında ilk olarak aleksitimi ile bozulmuş yeme davranışları arasındaki ilişkide kişilerarası problem alanlarının aracı rolününün sınanması, ikinci olarak kişilerarası problemler ile bozulmuş yeme davranışları arasındaki yordayıcı ilişkide Türkiye’de yeni bir çalışma konusu olan kişilerarası duygu düzenleme stratejilerinin düzenleyici rolünü anlamak amaçlanmıştır. Araştırma 18-29 yaş arası 454 (369 kadın ve 85 erkek) katılımcı ile yürütülmüştür. Yeme Bozukluğu Değerlendirme Ölçeği, Kişilerarası Problemler Envanteri, Kişilerarası Duygu Düzenleme Stratejileri Ölçeği ve Toronto Aleksitimi Ölçeği kullanılmıştır. Aracı etki analiz sonuçları, aleksitimi ile bozulmuş yeme davranışı arasındaki ilişkide baskın-kontrolcü, intrusif-muhtaç, aşırı uyumlu ve aşırı fedakar problem alanlarının anlamlı bir aracı rolünün olduğunu göstermiştir. Düzenleyici etki analiz sonuçlarına göre kişilerarası duygu düzenleme stratejisi olan bakış açısı edinme ve yatıştırılma stratejilerinin kişilerarası problemler ile bozulmuş yeme davranışı arasındaki ilişkiyi anlamlı derecede zayıflattığı görülmüştür. Elde edilen sonuçlara göre bozulmuş yeme davranışlarının tedavisinde hem kişilerarası duygu düzenleme stratejilerinin düzeyinin ve şiddetinin farkındalığına yönelik hem de kişilerarası problem alanlarını belirlemeye odaklanan müdahaleler geliştirilmesi, bu bireylerin duygularını ifade edebilmek için ihtiyaç duydukları sosyal desteğin ve risk faktörlerinin önemine vurgu yapacak kamusal çalışmalar düzenlenmesi ve bozulmuş yeme davranışı açısından risk grubu olarak görülen beliren yetişkinlik dönemindeki bireylere yönelik farkındalık çalışmalarının düzenlenmesi önerilmiştir.Yayın Evli bireylerin çocukluktaki ebeveynleşme yaşantıları üzerine nitel bir araştırma(2023-12) Yola Çetin, İrem; Akçınar, Berna; Hoşceylan Türkün, EceEbeveynleşme ebeveynin çocuğu kendi ebeveyni yerine koyduğu; buna uygun ihtiyaçlarını ve/veya kişisel beklentilerini çocuktan karşılamasını beklediği, kendisine ait rolü ve sorumluluğu çocuğa yüklediği ebeveyn-çocuk arasındaki ilişkide özel bir bozulma olarak tanımlanmaktadır. Araştırmanın amacı ebeveynleşme yaşantısını ayrıntılı değerlendirmek ve çocukluk dönemindeki ebeveynleşme yaşantılarının, yetişkinlikte hem bireysel hem de yakın ilişkilerde gözlenen etkilerini ortaya koymaktır. Bu amaçla araştırmada nitel yöntem ve yarı yapılandırılmış görüşme formları kullanılarak yaklaşık bir saat süren derinlemesine çevrimiçi görüşmeler yapılmıştır. Bu bağlamda 7 evli katılımcıya 9 görüşme sorusu sorulmuştur. İlk yedi madde katılımcıların çocuklukta deneyimledikleri ebeveynleşme yaşantılarının ayrıntılarını, niteliğini ve ebeveynleşme kavramının yapısını değerlendirmeye sorulardır. Son iki soru ise çocukluktaki ebeveynleşme yaşantısının genel olarak şimdiki ilişkilerini nasıl etkilediği hakkındaki düşünceleri, duyguları ve algılarını değerlendirmeye yönelik sorulardır. Görüşmelerden elde edilen verilere içerik analizi uygulanmış ve kategoriler belirlenmiştir. Kodlama süreci araştırmacılar tarafından yürütülmüştür. Buna göre ‘ebeveynleşmeye ilişkin duygular’, ‘yetişkin rolü üstlenmek’ vb. gibi 11 ana kategori ve 48 alt kategori olduğu belirlenmiştir. Elde edilen bulgulara göre çocukluk çağında ebeveyn kaybının ve ailenin gelir düzeyinin düşük olmasının ya da aile içi ani ekonomik değişikliklerin ebeveynleşmeyi ortaya çıkaran ve/veya ebeveynleşmeyle ilgili önemli faktörler olduğu düşünülmektedir. Nitel verilerin analizi ile elde edilen bulgular, ebeveynleşme kavramının anlaşılmasına katkı sağlamasının yanı sıra, literatürle uyumlu ve farklılaşan önemli yanları ortaya çıkarması açısından önemlidir. Elde edilen bulgulara göre ebeveynleşme yaşantısına özgü terapi tekniklerinin geliştirilmesi, ebeveynleşme açısından risk altında olan çocuk ve ergenlere yönelik koruyucu çalışmaların yapılması, ebeveynlere yönelik bilgilendirme ve seminer çalışmalarının düzenlenmesi ile ebeveynleşme kavramının kültürlerarası çalışmalarla değerlendirilmesi önerilmiştir.












