7 sonuçlar
Arama Sonuçları
Listeleniyor 1 - 7 / 7
Yayın In search of a past memory: Istanbul and the politics of memory in Orhan Pamuk’s work(Ergon-Verlag, 2022) Kahraman, Hasan Bülent; Rentzsch, Julian; Kučera, PetrOrhan Pamuk was born in 1952, and his novels, especially The Black Book, The Museum of Innocence, and A Strangeness in My Mind depict a panorama of Istanbul of the years following his birth. In giving the reader the social, political, and physical picture of Istanbul of the post-1950 period, these novels provide a new politics of memory and even make the politics of memory the central element of all narratives. Taking memory as the central element in his “Istanbul novels”, Pamuk creates mnemonic scenes and images of the city and, with his new approach to the memory politics, tries to replace the “hot memory” in Turkey, which is the memory open to devastations, destructions, and radical changes, with a “cold memory”, that is, a more stable, static memory compiling all the traces of the past and changing very slowly in time. Thus, Pamuk is a path-breaking explicator of the concept of “memory”, writ large. In his books (particularly those published after his first novel Cevdet Bey and His Sons') Istanbul itself plays a pivotal role. Those peculiarities of the city are, for the writer, embedded in the events of the late 19th and early 20th century and in one significant concept, melancholia. To ground his arguments, Pamuk traces Istanbul through the writings of national and international writers. In this article, I argue that melancholia is used for the first time by Pamuk to analyze Istanbul, a point differentiating him from other writers who have written about the city; melancholia is also the concept helping Pamuk to ground his politics of memory. Pamuk’s writing about Istanbul, I argue, is in itself political and critical. The concept pair hot memory-cold memory, which 1 have developed, helps us to understand Pamuk’s political and critical endeavor in his works.Yayın Hami Çağdaş: dünyayı içinde taşıyan adam(Hürriyet Gazetecilik ve Matbaacılık, 2023-05) Kahraman, Hasan BülentHami Çağdaş duyguların insanıydı. Olağanüstü duyarlıydı. Eski İstanbul’dan devraldığı bir zarafeti vardı. Geniş ve büyük gövdesine hayli küçük gelen çantasını elinden düşürmediği gibi, yürüyüşü de başka bir dünyaya aitti. Ona Cemal Nadir’in unutulmaz kahramanı ‘Amca Bey’ dememe herhalde mutlu oluyordu. ‘Güzellikle’ ve estetikle bitmeyen bir iç hesaplaşmasındaydı.Yayın Anlar / Zamanlar(Hürriyet, 2022-04-07) Kahraman, Hasan BülentIşık Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Hasan Bülent Kahraman'ın "Hürriyet Gösteri Dergisi" için yazmış olduğu "Anlar / Zamanlar" başlıklı dergi makalesidir.Yayın Mukadder Sezgin'i kaybettik(İstanbul Life, 2022) Kahraman, Hasan BülentProf. Dr. Hasan Bülent Kahraman hocamızın Istanbul Life dergisinin Haziran/Temmuz/Ağustos 2022 tarihli dergisinde yazmış olduğu yazıdır.Yayın 20/50/100 yıl sonra Attila İlhan’ı düşünmek...(T24, 2025-07-12) Kahraman, Hasan BülentAttila İlhan işlevini başından sonuna kadar bir eylemci olarak gördü. Çok büyük ve çok önemli bir şairdi ama şiir yazmayı zaman içinde git gide daha az önemsedi ve kolay bir iş saydı. Kişisel olarak düşünce adamlığını daima daha önde tuttu ve bir tarihten sonra, 1960’tır o yıl, romanlarını da şiirlerini de düşüncesinin içine yerleştirdi, düşüncesini de bir ‘eylemcilik’le çerçeveledi. Eyleme dönüşmeyen düşünceye daima uzak durdu.Yayın Türkiye’de toplumsal düşünce ve romanda ideolojik yer değiştirme üstüne-I: 1960/70’lerde Marksist düşünce, sosyal bilimler ve özgülük arayışı(K24, 2025-08-14) Kahraman, Hasan BülentZamanında sol bir kültürün içinde yer almış, hiç değilse öyle konumlandırılmış veya kendisini öyle tanımlamış bazı romancılar neden sol entelektüel çevrelerde değil, sağ entelektüel çevrelerde tartışılıyor?Yayın Bilge ve bilgin Mete Tunçay(T24, 2025-08-19) Kahraman, Hasan BülentMete Tunçay, bir ekol yaratarak bu dünyadan ayrıldı. Yaşamı, gerçek bir akademik kimliğin en onurlu ve saygın, o ölçüde de somut kanıtıydı. Tunçay, kendi kuşağının Prof. Tarık Zafer Tunaya’nın ‘palto’sundan çıktığını söylüyordu. İzleyen kuşak da Tunçay’ın paltosundan çıktı.












