8 sonuçlar
Arama Sonuçları
Listeleniyor 1 - 8 / 8
Yayın Elden çıkarılan maddi duran varlıkların TMS-16 ve VUK açısından karşılaştırması(PressAcademia, 2020-07-30) Ergül, Özge; Teker, SuatAmaç- Küreselleşen dünya ekonomisinde şirketlerin ortak bir dil oluşturabilmesi ve şirket değerlerinde anlaşılabilir olmak önem kazanmıştır. Ortak dil oluşturulabilmesi muhasebe alanında, şirketler tarafından ortak standartlar benimsenerek uygulanmaya başlanmıştır. Ülkemiz tarafından bu hususta muhasebenin küresel dili olan standartlara uyum sağlama sürecine girilmiş ve uygulamalar a geçilmiştir, muhasebe standartlarına uyum sağlama konusu Avrupa Birliği süreci açısından önemli bir olgudur. Yöntem- Özellikle hizmet ve ticaret sektörü dışında kalan üretim işletmeleri gibi işletmelerin finansal tablolarında önemli bir kısmı oluşturan maddi duran varlıklar kalemlerine ilişkin uygulamalar, maddi duran varlıklara ait gerçekleştirilecek maliyet hesaplamalarının doğru bir şekilde tablolara yansıtılması, maddi duran varlıkların hangi şekilde bilanço dışı bırakılabileceği, bilanço dışı bırakılmasında kullanılan muhasebe hesapları ve kayıt düzenleri, bu işlemlerin finansal tablolara hangi şekilde yansıtılacağı konusu, finansal tablo kullanıcılarının talep ettiği bilgi ihtiyacı ile uyumlu olarak düzenlemesi yönünden önemli hususlardır. Bu çalışmada, maddi duran varlıklar konusunu kapsayan muhasebe standartları karşılaştırmalı olarak incelenmiş ve gerçek firmaların bu konu ile ilgili uygulamaları analiz edilmiştir. Bulgular- Maddi duran varlıkların elden çıkarılması konusunda, Türkiye Muhasebe Standartları 16 ve Türk vergi mevzuatında yer alan hükümler karşılaştırıldığında; elden çıkarılan maddi duran varlıkların hangi şekilde bilanço dışı bırakılacağı konusunda benzerlik ve farklılıkların olduğu görülmektedir. Sonuç- Çalışmanın kapsamında maddi duran varlık konusu kısmen ele alınmış olup, elden çıkarılan maddi duran varlıklara ilişkin var olan mevcut uygulamalar üzerinde ağırlıklı olarak durulmuş ve uygulamaya yansıyan sonuçları incelenmiştir.Yayın Mükelleflerin sahte veya yanıltıcı belge kullanma eğilimi ve çözüm önerileri(PressAcademia, 2020-07-30) Öztürk, Hüseyin; Teker, SuatAmaç- Bu çalışmada vergi mükelleflerinin sahte ve yanıltıcı belge (smiyb) kullanma nedenleri, bunun vergi sistemine etkileri ve soruna çözüm önerileri anlatılmaktadır. Ekonomimizde mükelleflerin neden smiyb kullandıkları, smiyb kullanımının mükelleflere KDV, Gelir ve Kurumlar Vergisi açısından ne gibi avantajlar sağladığı değerlendirilerek, sahte belge kullanımının ülke ekonomisine, kamu idarelerine ve toplumumuza etkileri anlatılarak, vergi denetimi iş yükünü nasıl artırdığına vurgu yapılmıştır. Yöntem- Literatürdeki mevcut kaynaklardan (mevzuat, kitap, makale, tez çalışması, yargı kararları vb.) yararlanılarak, mükelleflerin smiyb kullanım eğilimlerinin nedenleri ve ülkede yol açtığı etkiler incelenmiştir. Ortaya konan bu neden ve etkiler dikkate alınarak, bu soruna çözüm olabilecek önerilerin oluşturulması amacıyla bir anket çalışması yapılmıştır. Bulgular- Yapılan bu çalışma göre; vergi idaresinin enerjisinin önemli bir ısmını bu gibi problemleri çözmeye harcadığı, konuyla ilgili cari dönem vergi denetimlerinin yapılamadığı, yargı organlarında iş yükü sebebiyle davaların arttığı, smiyb kullanarak avantaj sağlayan mükelleflerin yanında rekabet dışı kalan diğer mükelleflerin de piyasada rekabet edebilmek amacıyla smiyb kullanma eğilimine yöneldiği, ekonominin kötü gittiği dönemlerde mükelleflerin kazancını devletle paylaşmak istememeleri, KDV iadesi alabilmek ve hayali ihracat yapmak maksadıyla smiyb’nin araç olarak kullanılması, kayıt dışı ekonomide talep görmesi gibi sebepler yüzünden, ekonomide smiyb kullanım eğiliminin oldukça fazlalaştığı tespit edilmiştir. Sonuç- Konu hakkında uzman olan kişilerle yapılan anket çalışması sonucunda; vergi denetiminin artırılması gerektiği, smiyb kullanımına uygulanan cezaların artırılması gerektiği, mükelleflerin vergi bilinç ve ahlakının geliştirilmesi gerektiği, vergiye gönüllü uyumun teşvik edilmesi ile vergi sistemindeki eksikliklerin giderilmesi ve sık vergi affı kanunlarının çıkarılmaması gerektiği, kayıt dışı faaliyet ve haksız rekabetin engellenmesi gerektiği, sosyal medyanın etkin olarak kullanılması gerektiği, mükelleflerin işlemlerinin yoklamalarla sık sık kontrol edilmesi gerektiği sonuçlarına varılmıştır.Yayın Özel sağlık kurumlarında çalışan personelin vergisel boyutu(PressAcademia, 2020-07-30) Hacı, Burcu; Teker, SuatAmaç- Özel Sağlık Kurumlarında serbest meslek mükellefiyeti tesis ettirilerek görev alan hekimlerin, elde ettikleri kazançların vergisel avantajları ve çalışan haklarına ilişkin kayıplarına yönelik farkındalık oluşturmaktır. Konumuz itibarıyla özel sağlık kurumlarında çalışan personelin elde edilen ücretlerin Türk Vergi Sistemi açısından ücret sayılan kazanç ile serbest meslek elde edilen ücretlerin karşılaştırmalarıyla incelenmiştir. Yöntem- Araştırma modelinde, serbest meslek mükellefiyeti tesis ettirilen uzmanlıkları doğrultusunda görev alan özel sağlık kurumlarında çalışan doktorların elde ettikleri kazançları ele alınmıştır. Bulgular- Özel sağlık kurumunda serbest meslek olarak mesleklerini icra eden hekimlerin ücretli olarak mesleklerini icra eden hekimlere ile karşılaştırıldığında vergisel yönden avantajlı olduğu tespit edilmiştir. Sonuç- Özel sağlık kurumunda serbest meslek erbabı ile ücretli olarak mesleğini icra eden hekime göre, vergisel yönden avantajlı olduğu ancak iş hukuku tarafından dezavantajlı olduğu tespit edilmiştir.Yayın Belediyelerde iç kontrol sisteminin stratejik yönetime etkisi üzerine bir inceleme(PressAcademia, 2020-07-30) Yüksel, Mihriban; Teker, SuatAmaç- Türkiye’de 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanununun (KMYKK) yürürlüğe girmesiyle eski kanunun aksine birçok yeni düzenleme getirilmiştir. Uluslararası Standartlar ve Avrupa Birliği kontrol mekanizmasına uygun bir iç kontrol sistemi oluşturulmaya başlanmıştır. Bu araştırma, belediyelerde meydana gelebilecek usulsüzlük ve yolsuzluk gibi olumsuz olayları engellemek ve finansal ve finansal olmayan her türlü işlemin kontrolünü sağlayarak iç kontrol sisteminin stratejik yönetim üzerindeki etkisini ortaya koymak ama cıyla yapılmıştır. Yöntem- İstanbulda yer alan 21 ilçe belediyesine ait iç kontrol eylem planları ve stratejik yönetimin temel unsuru olan stratejik planları mevzuat hükümleri ve başlıca yönetişim ilkeleri olan hesap verebilirlik, katılımcılık, açıklık ve etkinlik kriterlerine uygunluğu incelenmiştir. Verilerin analizinde dörtlü likert ölçek kullanılmış ve yorumlayıcı bir yöntemle değerlendirmeler yapılmıştır. Bulgular- Araştırma kapsamında iç kontrolün etkinliğine yönelik gerekli eylemlerin belirlendiği ancak kurumsal risk çalışmalarının yetersiz olduğu, iç kontrolün izleme bileşenine daha çok önem verilmesi gerektiği dolayısıyla stratejik yönetime etkisinin yüksek önemde olduğu tespit edilmiştir. Sonuç- Belediyelerde iç kontrol sisteminin, bir yönetim modeli olarak üst yönetici tarafından kurgulanması ve iç kontrolün 5 bileşenin koordineli bir şekilde yürütülmesi gerekmektedir. Ayrıca stratejik yönetimin bir gereği olarak iç kontrol standartları kapsamında kurumsal risk çalışmaları, prosedürlerin belirlenip kurumsal raporların yayınlanması, ön mali kontrol çalışmalarının yapılması ve kurumda iç denetçilerin çalıştırılması hususlarına önem verilmelidir. Bu sayede stratejik yönetim üzerinde güçlü bir etkisi olacaktır.Yayın Dış ticaret işlemlerinin muhasebeleştirilmesi: TMS-2 stoklar, TMS-21 kur değişiminin etkileri standartları ve VUK ile karşılaştırılması(PressAcademia, 2020-07-30) Yılmaz, Emine; Teker, SuatAmaç- Mal, hizmet ve sermaye hareketlerinin ulusal sınırları aşmasıyla birlikte uluslararası ticaret işlemlerine taraf olan işletmeler; anlaşılır, karşılaştırılabilir ve gerçeğe uygun raporlama yapılabilmesi için muhasebe ve finans alanında ortak bir dile ihtiya ç duymuşlardır. Bu nedenle farklı finansal bilgi okuyucularının aynı sonuca varabilmeleri için mali tabloların uluslararası genel kabul görmüş muhasebe standartlarına göre raporlanması gerekmektedir. Raporlama dönemi sonunda ödenecek verginin, vergi kanunlarına göre hesaplanması gerekmekte fakat buna göre oluşturulan muhasebe kayıtları, standartlar ile örtüşmemektedir. Uygulama farklılıkları ve sonuçları bu çalışmanın konusunu oluşturmaktadır. Yöntem- Bir dış ticaret işletmesinin ithal ettiği mallar ile ilgili muhasebe kayıtları incelenmiştir. Bulgular- Yabancı para cinsinden gerçekleştirilen dış ticaret işlemlerinin, işlem tarihi ile ödeme tarihinin farklı olması halinde, işletmenin lehine ya da aleyhine kur farkları oluşmaktadır. Sonuç- Kur farklarının muhasebeleştirilmesinde uygulanan kurallar, dönem sonunda stokların değerini, dönem kârını ve ödenecek vergi tutarını değiştirmiştir.Yayın İşletmelerde sahte belge kullanma durumu ve bu durumun sonuçları(PressAcademia, 2019-07-30) Yurt, Oğuz; Teker, SuatAmaç- Bu araştırmanın amacı, işletmeler tarafından kullanılan sahte belgeler ve bunların işletmelere olan etkisi konusu incelenmektedir. Yöntem- Araştırmada gerekli yasal bilgiler ve öneriler belirtilmiş olup örnek sahte belge kullanma durumu üzerinden etkileri anlatılmaya çalışılmıştır. Şirket mahremiyeti gereği örnek olay incelemesinde firma bilgileri gizli tutulmuştur. Bulgular- Vergi mevzuatı gereğince tarh edilmesi gerek vergiler ve kesilmesi gereken cezalar belirtilmiştir. Sonuç- Sahte belge kullanan işletmeler bu durumun tespit edilmesinin devamında çok ciddi maddi ve manevi yaptırımlarla karşı karşıya kaldığı sonucuna ulaşılmıştır.Yayın İflas erteleme ve konkordato(PressAcademia, 2019-07-30) Demir, Gülay; Teker, SuatAmaç- Bu çalışmada borca batık firmaların ekonomiye kazandırılması yönünde sağlıklı adımlar atılabilmesi, alacaklı firmaları tahsilat aracı olarak aldıkları çeklerin, borçlu firmanın konkordato ilan etmesinden sonraki süreci ve Bağımsız Denetim Kuruluşlarınca hazırlanan raporların makul güvence verebilmesi için, firmanın nasıl bir denetime tabi tutulması gerektiği incelenmiştir. Yöntem- İflas, kondordato ve dış denetim firmalarının yürüttükleri süreçler, iligli kanun ve standartlar çerçevesinde incelenmiştir. Bulgular- Türkiye’de bağımsız denetime tabi şirket sınırlı sayıdadır. Firmaların özkaynak yetersizliği ile birlikte ekonomik dalgalanma, kur veya faiz riski karşısında banka veya diğer finans kuruluşlarına borçlanmaları kaçınılmaz olmakta ve ödemeler konusunda zaman kazanmak için konkordato talep edilmektedir. Bir çok konkordato talep eden firmaların akıbeti izlendiğinde ise, geçici süre sonrası kesin süreyi alamadığı gözlemlenmiştir. Sonuç- Finansal tabloların tüm önemli yönleriyle finansal raporlama standartlarına uygun olarak hazırlanması, borca batıklıkdan çıkış sürecinin güvencesini oluşturacaktır. Bağımsız Denetim Kuruluşlarınca hazırlanan raporların makul güvence verebilmesi için, firmanın tam bağımsız denetime tabi tutulması ve ticari hayatta vazgeçilmez ödeme aracı olarak kullanılan çek mevzuatında gerekli düzenlemelerin yapılması, borca batık firmaların ekonomiye kazandırılması yönünde sağlıklı adımlar atılabilmesini sağlayacaktır.Yayın İç denetimde hile tespiti: örnek olay çalışması(PressAcademia, 2019-07-30) Kayıkçıoğlu, Salih; Teker, SuatAmaç- Bu araştırma, işletmelerinde meydana gelebilecek hileleri önlemede iç kontrol sisteminin etkisini ortaya koymak amacıyla yapılmıştır. Bu bağlamda, iç kontrolün hileleri önleme arasında nasıl bir ilişki olduğunu tespit etmeye çalışılmıştır. Yöntem- Bu amaca ulaşmak için, hile ve hata unsurlarının dikkatlice değerlendirmesi yapılıp, hilenin oluşma şartlarından yola çıkılarak, bir vak’a incelenmesi yapılmıştır. Bulgular- Öncelikle, hileli bir durumun ortaya çıktığı tespit edilmiştir. Devamında ise, iç denetçi tarafından hile olması ve bu hilenin oluşması için gerekli şartlar arası ilişki gözlenmiştir. Sonuç- Hilenin oluşması için gerekli ve klasik olarak bilinen hile üçgeninin tüm evreleri bu örnek olayda gözlenmiştir.












