3 sonuçlar
Arama Sonuçları
Listeleniyor 1 - 3 / 3
Yayın Travmatik yaşantıların obsesif kompulsif bozukluk ve dikkat eksikliği hiperaktive bozukluğu ile ilişkinde aracı ve düzenleyici değişkenlerin etkisinin incelenmesi(Işık Üniversitesi, 2023-10-02) Uzunoğlu Azman, Gülgün; Aktan, Zekeriya Deniz; Işık Üniversitesi, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, Klinik Psikoloji Doktora ProgramıTravmatik deneyimler insanların hayatlarında birçok olumsuzluklara neden olabilmekte ve etkisini farklı alanlarda, farklı belirtiler ile gösterebilmektedir. Bununla birlikte, Obsesif Kompülsif Bozukluk (OKB) ve Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB) gibi psikopatolojik belirtiler biyolojik kökenli olabildiği gibi, travmatik yaşantıların etkisiyle dışsallaştırma bozukluğu olarak da açığa çıkabilmekte ve travmatik deneyimler sonrası gözlenen belirtiler ile benzer özellikte olabilmektedir. Ayrıca, ergenlerin içinde bulunduğu gelişim döneminin özelliklerinin de etkisi ile, bu psikopatolojik belirtiler gelişim dönemine has olarak değerlendirilerek, bireylere yanlış bir bakış açısı sunabilmektedir. Bu doğrultuda, araştırmanın amacı 12-18 yaş arası ergenlerin OKB ile DEHB belirtilerinin varlığında travma ile ilişki ruhsal, duygusal ve bilişsel bileşenlerin önemini ortaya koymak ve DEHB ve OKB ile travma ilişkisinde, travma sebepli koruyucu, biçimlendirici, aracı olan ve risk oluşturan etmenleri değerlendirebilmek olarak belirlenmiştir. 794 katılımcı ile yürütülen araştırmada, Sosyodemografik Özellikler ve Veri Formu, DSM-5 Travma Sonrası Stres Belirtileri Şiddet Ölçeği Çocuk Formu, Obsesif Kompülsif Bozukluk Ölçeği Çocuk Formu, Turgay Yıkıcı Davranış Bozuklukları Belirti Tarama Ölçeği, Ergenler için Benlik Algısı Ölçeği, Çocuk ve Ergenler için Sosyal Destek Değerlendirme Ölçeği, Bilişsel Esneklik Ölçeği, Ergenler için Duygu Düzenleme Ölçeği ve Ergenler için Duygu Düzenleme Ölçeği kullanılmıştır. Birçok farklı analiz ile verilerin incelenmesi tamamlanmıştır. Araştırma bulgularına göre, travma ile OKB ve DEHB ilişkisinde benlik algısı, sosyal destek, bilişsel esneklik ve içsel işlevsel olmayan ile dışsal işlevsel olmayan duygu düzenlemenin aracı rolünün istatistiksel olarak anlamlı bir etkisi olduğu; travmanın türünün, sayısının ve üzerinden geçen sürenin ise ayrı ayrı biçimlendirici rolünün istatistiksel olarak anlamlı olmadığı bulunmuştur. Aracı ve biçimlendirici etkinin bir arada incelendiği araştırma modellerinin değerlendirmesinde ise sadece travmanın üzerinden geçen sürenin biçimlendirici değişken; benlik algısı, sosyal destek, bilişsel esneklik ve duygu düzenlemenin aracı değişken; travma belirti düzeyinin yordayıcı değişken ve DEHB belirti düzeyinin ise yordanan değişken olarak belirlendiği araştırma modelinin anlamlı bir etkileşim gösterdiği bulunmuştur. Araştırmanın katkısı, tüm bunlar ışığında, OKB’li ve DEHB’li ergenlerin tedavisinde travmatik yaşam olaylarının ve travma belirti düzeyinin başlı başına psikopatolojiler üzerinde belirleyici olabildiğinin ve bu ilişkilerde aracı ve biçimlendirici ruh sağlığı değişkenlerinin de göz önünde bulundurulması gerekmesinin öneminin anlaşılmasıdır.Yayın Ergenlerde adet öncesi gerginlik sendromu ile ruh hali sağlığı değişkenleri arasındaki ilişkinin analizi(Işık Üniversitesi, 2017-06-05) Uzunoğlu Azman, Gülgün; Hayran, Rukiye; Işık Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Klinik Psikoloji Yüksek Lisans ProgramıAmaç: Adet öncesi gerginlik sendromu (PMS) kadınlarda zorluk yaşanan bir durumken, ergenlerde karşılaşıldığında, çocukluktan erişkinliğe geçişin getirmiş olduğu zorlukla birlikte baş etmesi daha güç bir hale gelebilmektedir. Literatür verileri incelendiğinde ise var olan çalışmalar ergenlerde adet öncesi gerginlik sendromunun varlığını sorgularken, bu durumun depresyon, yaşam kalitesi ve öfkeyle ilişkisini birlikte inceleyen sınırlı sayıda araştırma olduğu görülmektedir. Dolayısıyla bu araştırmanın amacı, 15-18 yaş arası ergenlerde sıklıkla rastlanan ruh sağlığı problemlerinden olan depresyon, yaşam kalitesi ve öfke düzeyinin, adet öncesi gerginlik sendromu ile olan ilişkisini analiz etmektir. Yöntem: 156 katılımcı ile yapılan araştırmada, Sosyodemografik Form, Adet Öncesi Gerginlik Sendromu Ölçeği, Beck Depresyon Envanteri, Çocuklar İçin Yaşam Kalitesi Ölçeği (Ergen Formu) ve Sürekli Öfke ve Öfke İfade Tarzı Ölçeği kullanılmıştır. Ölçeklerden elde edilen veriler Pearson Korelasyon Analizi ve Doğrusal Hiyerarşik Regresyon Analiz adımları ile değerlendirilmiştir. Bulgular: Katılımcılardan elde edilen verilere göre, adet öncesi gerginlik sendromu düzeyi arttıkça, depresyon (p<.01) ve öfke düzeyi (p<.01) anlamlı olarak artmakta ancak yaşam kalitesi düşmektedir (p<.01). Diğer yandan, bu çalışma geçmiş araştırmalarda sadece depresyon, öfke ve benzeri ruh sağlığı değişkenlerinin direkt PMS üzerindeki ilişkilerine odaklandıklarını göz önünde bulundurarak, ruh sağlığı değişkenlerinin birbirleriyle olan ilişkilerini de incelemiş ve araştırma sürecinde medyatör (aracı) etki analizlerine de yer vermiştir. Araştırma bulgularına göre, yaşam kalitesi ve PMS arasındaki ilişkide, depresyonun (p<.01) ve öfkenin (p<.01) kısmi aracı etkisi ayrı ayrı değerlendirildiğinde anlamlı bulunmuştur. Ayrıca, depresyon ile PMS bağıntısında, öfkenin aracı etkisine bakıldığında öfkenin bağıntı üzerinde anlamlı bir kısmi aracı etkisi olduğu görülmüştür (p<.01). Sonuç: Araştırmanın bizlere en önemli katkısı, adet öncesi gerginlik sendromu olan bireylerin tedavisinde, öncelikle depresyon, öfke ve yaşam kalitesi boyutlarının kontrol edilmesi ve söz konusu değişkenler arası ilişkilerin de göz ardı edilmemesi gerektiği olacaktır.Yayın Ergenlerde premenstrüel sendrom ile ruh sağlığı değişkenleri arasındaki ilişki(Psikiyatride Güncel Yaklaşımlar, 2019-05-21) Uzunoğlu Azman, Gülgün; Aktan, Zekeriya DenizPremenstrüel sendrom, 15-18 yaşlar arasındaki genç kızların sıklıkla karşılaştığı psikolojik ve fizyolojik bir rahatsızlıktır. Bu çalışmanın amacı premenstrüel sendromun yaşam kalitesi, öfke ve depresyon düzeyi ile ilişkisinin araştırılmasıdır. 156 kız lise öğrencisinin katılımı ile mevcut okul ortamında yapılan araştırmada, Sosyodemografik Form, Premenstrüel Sendromu Ölçeği, Beck Depresyon Envanteri, Çocuklar İçin Yaşam Kalitesi Ölçeği ve Sürekli Öfke ve Öfke İfade Tarzı Ölçeği kullanılmıştır. Bu çalışmanın bulgularına göre premenstrüel sendromu düzeyi arttıkça, depresyon ve öfke düzeyi anlamlı olarak artmakta ancak yaşam kalitesi düşmektedir. Ayrıca yaşam kalitesi ve premenstrüel sendromu arasındaki ilişki depresyonun ve öfkenin kısmi aracı etkisi ayrı ayrı değerlendirildiğinde anlamlı bulunmuştur. Depresyon ile premenstrüel sendromu bağıntısında öfkenin bağıntı üzerinde anlamlı bir kısmi aracı etkisi olduğu görülmüştür. Sonuç olarak premenstrüel sendromu olan bireylerin tedavisinde, öncelikle depresyon, öfke ve yaşam kalitesi boyutlarının kontrol edilmesi ve söz konusu değişkenler arası ilişkiler gözardı edilmemelidir.












