Arama Sonuçları

Listeleniyor 1 - 4 / 4
  • Yayın
    Babaların iş ortamı ve depresyon seviyesi arasındaki ilişkide iş-aile çatışmasının rolü
    (Mustafa Süleyman Özcan, 2021-09-23) Akçinar Yayla, Berna; Özbek, Ebru; Yola Çetin, İrem
    Bu çalışmanın amacı, 2-6 yaşları arasında çocuğu olan evli ve eşi ve kendileri çalışan babaların, çalışma koşullarının, deneyimledikleri iş-aile çatışmasının ve algıladıkları kurumsal desteğin depresyon düzeyleri ile olan ilişkisini incelemektir. Çalışma kapsamında, hafta içi çalışma süreleri ve algılanan kurumsal destek ile depresyon arasındaki ilişkide iş-aile çatışmasının aracı rolü de araştırılmıştır. Çalışmanın kuramsal çerçevesi, makro seviyedeki faktörlerden mikro seviyedeki aile içi ilişkilere kadar bireyin nasıl etkilendiğini açıklayan, yani, çevre-aile-birey ilişkisini en iyi şekilde açıklayan Ekolojik Sistemler Kuramı ve Aile Sistemleri Kuramının bir sentezi ile oluşturulmuştur. Çalışmanın örneklemi tabakalı örnekleme yöntemi ile seçilmiş 2-6 yaşları arasında çocuğu olan evli ve çalışan 300 babadan oluşmaktadır. Çalışmanın verileri, babaların çalışma şartlarını, iş-aile çatışmasını, algıladıkları kurumsal desteği ve depresyon düzeylerini kendilerinin ölçekler aracılığıyla raporladığı nicel yöntemlerle elde edilmiştir. Aracı etki analizi MPLUS programında yapılmıştır. Çalışmanın sonucunda (i) babaların deneyimledikleri iş-aile çatışmasının, babaların hafta içi çalışma süreleri ve depresyon düzeyleri ile pozitif, iş yerinden algıladıkları kurumsal destek ile ise negatif yönde ilişkili olduğu; (ii) çalışma saatleri ve iş-aile çatışması yüksek olan babaların depresyon belirtileri gösterme olasılığının yüksek olduğu; (iii) hafta içi çalışma süreleri ve algılanan kurumsal destek ile depresyon arasındaki ilişkide iş-aile çatışmasının aracı rolü üstlendiği bulunmuştur. Bu çalışmanın, küçük yaşta çocuğu olan, çalışan, geleneksel cinsiyet rol ve tutumlarının baskın olduğu toplumda yaşayan erkeklerin iş hayatlarına bağlı sorunlarının özetlenmesi ve iş-aile dengesinin sağlanması ve çalışma durumlarının iyileşmesi için var olması gereken unsurların tespiti açısından oldukça önemli katkıları olacağı düşünülmektedir.
  • Yayın
    Bağlanma stilleri ile nedensellik yönelimleri arasındaki ilişkide temel psikolojik ihtiyaç doyumu aracı rolünün etkisi
    (Afyon Kocatepe Üniversitesi, 2021-09-27) Yola Çetin, İrem
    Bu çalışmanın amacı psikolojik ihtiyaç (özerklik, yeterlik ve ilişkili olma) doyumunun güvenli ve güvensiz bağlanma stilleri ile nedensellik yönelimleri (özerk, kontrol ve kişisel olmayan) arasındaki ilişkide aracı etkisini araştırmaktır. Çalışmanın verileri Googleforms üzerinden internet aracılığıyla ve Işık Üniversitesi Psikoloji Bölümü öğrencilerinden yüz yüze yapılan anketler aracılığıyla toplanmıştır. Bu şekilde örneklem toplamda 203 kişiden oluşmaktadır. Kişisel Bilgi Formu, İlişki Ölçekleri Anketi, İhtiyaç Doyumu Ölçeği ve Genel Nedensellik Yönelimleri Ölçeği kullanılmıştır. Betimleyici istatistikler, Pearson korelasyon ile bir dizi tekli ve çoklu regresyon analizi uygulanmıştır. Bulgular güvenli bağlanma ve kişisel olmayan yönelim arasında ilişkili olma, yeterlik ve özerklik ihtiyaç doyumunun tam aracı etkisi olduğunu göstermiştir. Güvensiz bağlanma ve kişisel olmayan yönelim arasında ise yeterlik ve özerklik ihtiyaç doyumunun kısmi aracı etkisi gözlenmiş; ilişkili olma ihtiyaç doyumunun aracı etkisi olmadığı ortaya çıkmıştır. Beklenilenin aksine özerk yönelimin güvenli ve güvensiz bağlanma stili ile; kontrol yöneliminin ise yeterlik, özerklik ve ilişkili olma ihtiyaç doyumu ile anlamlı bir ilişkisi bulunamamıştır. Elde edilen bulgulara göre yeterlik, ilişkili olma ve özerklik ihtiyaç doyumunun güvenli ve güvensiz bağlanma stiline kıyasla nedensellik yönelimlerini belirlemede daha önemli bir kavram olduğu düşünülmektedir. Buna göre kişinin içinde bulunduğu sosyal bağlamın belirtilen psikolojik ihtiyaçları karşılayacak duruma getirilmesinin kişinin yaşamının çeşitli alanlarında önemli ve olumlu sonuçlarla ilişkili olabileceği düşünülmektedir.
  • Yayın
    Kişilerarası döngüsel modelin ebeveynleşme ve evlilik uyumu arasındaki ilişkide aracı etkisinin değerlendirilmesi
    (Işık Üniversitesi, 2023-04-04) Yola Çetin, İrem; Akçinar, Berna; Işık Üniversitesi, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, Klinik Psikoloji Doktora Programı
    Ebeveynleşme ebeveynin çocuğu kendi ebeveyni yerine koyduğu; buna uygun ihtiyaçlarını ve/veya kişisel beklentilerini çocuktan karşılamasını beklediği, kendisine ait rolü ve sorumluluğu çocuğa yüklediği ebeveyn-çocuk arasındaki ilişkide özel bir bozulma olarak tanımlanmaktadır. Baskın, kinci, soğuk, sosyal olarak çekinik, kendine güvenmeyen, sömürülebilir, aşırı bakım verici ve intrusifmüdahaleci şeklinde sekiz kişilerarası problem alanı tanımlanmış ve kişilerarası döngüsel bir model geliştirilmiştir. Evlilik uyumu, evlilik ilişkisinde sıkıntılı farklılıkların, eşler arasındaki gerilim ve kişisel kaygının, evlilik doyumunun, çift uyumunun ve evlilik işlevselliği için önemli konularda fikir birliğinin derecesi olarak tanımlanmıştır. Ebeveynleşmenin kişilerarası problemler ve evlilik uyumu ile ilişkisi gösterilmiştir. Araştırmanın amacı ebeveynleşme ve evlilik uyumu arasındaki ilişkide kişilerarası döngüsel modelin aracı etkisinin değerlendirilmesidir. Araştırmada nicel ve nitel yöntem kullanılmıştır. Nicel çalışmaya 368 evli katılımcı ve nitel çalışmaya 7 evli katılımcı katılmıştır. Araştırmanın nicel kısmında kullanılan ölçekler Filial Sorumluluk Envanteri-Yetişkin Formu, Çift Uyum Ölçeği ve Kişilerarası Problemler Envanteri’dir. Nicel çalışmanın sonuçlarına göre ebeveynleşme ve evlilik uyumu ile çift fikir birliği arasındaki ilişkide baskın-kontrolcü ve aşırı fedakar kişilerarası problemin aracı etkisinin olduğu gösterilmiştir. Ebeveynleşme ve duyguların ifadesi arasındaki ilişkide ise aşırı fedakar kişilerarası problemin aracı etkisi olduğu bulunmuştur. Bununla birlikte çocukluk çağında ebeveynleri boşanan kişilerin ebeveynleri boşanmayan kişilere göre ebeveynleşme düzeylerinin daha yüksek olduğu görülmüştür. Çocukluk çağında ailesinin gelir düzeyini düşük algılayan katılımcıların yüksek algılayan katılımcılara göre ebeveynleşme düzeylerinin yüksek olduğu bulunmuştur. Nitel çalışmadan elde edilen bulguların nicel çalışma sonuçlarını desteklediği, ebeveynleşme kavramının anlaşılmasına katkı sağladığı, literatürle uyumlu ve farklılaşan önemli yanları ortaya çıkardığı düşünülmüştür. Elde edilen bulgulara göre ebeveynleşme yaşantısına özgü terapi tekniklerinin geliştirilmesi, ebeveynleşme açısından risk altında olan çocuk ve ergenlere yönelik koruyucu çalışmaların yapılması, ebeveynlere yönelik bilgilendirme ve seminer çalışmalarının düzenlenmesi ile ebeveynleşme kavramının kültürlerarası çalışmalarla değerlendirilmesi önerilmiştir.
  • Yayın
    Evli bireylerin çocukluktaki ebeveynleşme yaşantıları üzerine nitel bir araştırma
    (2023-12) Yola Çetin, İrem; Akçınar, Berna; Hoşceylan Türkün, Ece
    Ebeveynleşme ebeveynin çocuğu kendi ebeveyni yerine koyduğu; buna uygun ihtiyaçlarını ve/veya kişisel beklentilerini çocuktan karşılamasını beklediği, kendisine ait rolü ve sorumluluğu çocuğa yüklediği ebeveyn-çocuk arasındaki ilişkide özel bir bozulma olarak tanımlanmaktadır. Araştırmanın amacı ebeveynleşme yaşantısını ayrıntılı değerlendirmek ve çocukluk dönemindeki ebeveynleşme yaşantılarının, yetişkinlikte hem bireysel hem de yakın ilişkilerde gözlenen etkilerini ortaya koymaktır. Bu amaçla araştırmada nitel yöntem ve yarı yapılandırılmış görüşme formları kullanılarak yaklaşık bir saat süren derinlemesine çevrimiçi görüşmeler yapılmıştır. Bu bağlamda 7 evli katılımcıya 9 görüşme sorusu sorulmuştur. İlk yedi madde katılımcıların çocuklukta deneyimledikleri ebeveynleşme yaşantılarının ayrıntılarını, niteliğini ve ebeveynleşme kavramının yapısını değerlendirmeye sorulardır. Son iki soru ise çocukluktaki ebeveynleşme yaşantısının genel olarak şimdiki ilişkilerini nasıl etkilediği hakkındaki düşünceleri, duyguları ve algılarını değerlendirmeye yönelik sorulardır. Görüşmelerden elde edilen verilere içerik analizi uygulanmış ve kategoriler belirlenmiştir. Kodlama süreci araştırmacılar tarafından yürütülmüştür. Buna göre ‘ebeveynleşmeye ilişkin duygular’, ‘yetişkin rolü üstlenmek’ vb. gibi 11 ana kategori ve 48 alt kategori olduğu belirlenmiştir. Elde edilen bulgulara göre çocukluk çağında ebeveyn kaybının ve ailenin gelir düzeyinin düşük olmasının ya da aile içi ani ekonomik değişikliklerin ebeveynleşmeyi ortaya çıkaran ve/veya ebeveynleşmeyle ilgili önemli faktörler olduğu düşünülmektedir. Nitel verilerin analizi ile elde edilen bulgular, ebeveynleşme kavramının anlaşılmasına katkı sağlamasının yanı sıra, literatürle uyumlu ve farklılaşan önemli yanları ortaya çıkarması açısından önemlidir. Elde edilen bulgulara göre ebeveynleşme yaşantısına özgü terapi tekniklerinin geliştirilmesi, ebeveynleşme açısından risk altında olan çocuk ve ergenlere yönelik koruyucu çalışmaların yapılması, ebeveynlere yönelik bilgilendirme ve seminer çalışmalarının düzenlenmesi ile ebeveynleşme kavramının kültürlerarası çalışmalarla değerlendirilmesi önerilmiştir.