113 sonuçlar
Arama Sonuçları
Listeleniyor 1 - 10 / 113
Yayın Akdağ Kütlesi’nde (Batı Toroslar) Pleistosen buzullaşmalarının jeomorfolojik özellikleri ve optik uyarmalı lüminesans (OSL) ile yaşlandırılması(Türk Coğrafya Kurumu, 2017) Bayrakdar, Cihan; Güneç Kıyak, Nafiye; Turoğlu, Hüseyin; Öztürk, Tuğba; Canel, TimurBatı Torosların en yüksek ikinci zirvesine (Uyluk T. 3014 m) sahip olan Akdağ, batıda Eşen Ovası (60 m) doğuda Elmalı Ovası (1100 m) arasında yer alan ve 2700 m üzerinde birçok zirve barındıran, çevresine göre oldukça yüksek bir kütle görünümündedir. Akdağ Kütlesi'nde Kuvaterner'de meydana gelen buzul şekillerini incelemek ve OSL ile tarihlendirmek çalışmanın temel amacıdır. Bu çalışmada coğrafi bilgi sistemleri ve morfometrik analizler, OSL tarihlendirme yöntemi ve sedimantolojik analizlerden faydalanılmıştır. Akdağ Kütlesi'nin jeomorfolojik gelişiminde birden fazla etken ve sürecin rolü olmuştur. Bu süreçlerin başında karst, buzul, tektonik ve flüviyal gelmektedir. Akdağ Kütlesi'nde etkili olan Pleistosen buzullaşmaları, büyük ölçüde karstik yapıya uyumlu gelişmiş ve 2500 m ve üzerindeki paleo-karstik depresyonlarda kalın plato buzulları oluşmuştur. Akdağ Kütlesi'nde üçü büyük, beş buzul vadisi tespit edilmiştir. Bu buzul vadileri gelişmiş sirklerle başlayıp 2500 m seviyelerinde paleokarstik depresyonlara uyumlu olarak düşük eğimli, geniştabanlı ve büyük ölçüde taban ve yanal morenleri ile kaplı iken 2500 m seviyelerinden sonra vadiler daralıp klasik tekne vadi formu alıp 2000 m seviyelerinde cephe morenleri ile sonlanırlar. Akdağ Kütlesi'nde morenlerden alınan örneklere ait OSL tarihlendirmelerinde 17-21 bin yaşları çıkmıştır ki bu da son buzul dönemi MIS 2 ye denk gelmektedir.Yayın Ritmik beden, belleğin ritmi: Bir 29 Ekim anısı(2010) Tuğrul, SaimeUlus, meşruiyetini, ideoloji, sosyal kurumları ve taşıyıcıları ile sağlasa da bu, toplumun tümünü, ulus bilincine eklemlemek için yeterli değildir. Bu toplumsal uzlaşma, toplum üyelerinin, hafızalarına, bedenlerine girmek, bireyi, ulusu ile eriyik (füzyonel) bir ilişki içine sokmakla mümkündür. Sınırlarını, coğrafyanın ötesine taşımak, bedensel, akustik, dilsel sınır işaretleri ile, bizi diğerlerinden ayırmak gerekir: Bu ayrışımda, mümkün olduğunca, şiddet dışarıya atılmaya çalışılırken, içsel uzlaşmış cemaatin, bedensel bütünlüğü korunmaya çalışılır. Biz olabilmenin temel koşulu olan içte barışın, -gerektiğinde, dışarıda savaş olma pahasına- sağlanmasını, birlikteliğin kenetlenmiş bir bütünlüğe dönüşebilmesini, içsel stresin yönetimi belirler. Bütünleşmenin harcı ise, ortak değerler etrafında oluşmuş tertibatlar sayesinde gerçekleşir; her türlü eğitim ve talim kurumlarının yanı sıra, kurucu dönemin toplumsal bellekte canlı tutulması, ilk inşanın anısının bir kuşaktan ötekine taşınması gerekir. Kültürel bellek sayesinde, kurucu geçmiş, toplumsal hatırlama sürecinde yeniden oluşturulup, doxa'ya dönüştürülürken, hafıza mekânları yeniden oluşturulmuş somut geçmişin sembolik alana taşınmasına yardım ederler. Toplum üyelerinin geçmişi canlı tutmalarının bir başka yolu da tekrarlar yoluyla sağlanan eşzamanlılık deneyimleridir; bayramlar ve törenler, resmi geçitler, döngüsel karakterleri ve düzenleriyle, simdi ile geçmişin kopmamasını sağlayan en önemli tertibatlardandırlar. Bayramların ritüelini oluşturan düzen, söylemler, müzik ve ritmle beslenen toplum üyeleri, hafıza mekânının bir uzantısı olarak, ortak dilin ve sesin etrafında cemaatsel bir beden oluştururlar.Yayın Endüstri ilişkileri ve çalışma hukuku alanında karşılaştırmalı araştırmalar ve yöntem(İstanbul Üniversitesi, 2010-10-08) Dereli, TokerKarşılaştırmalı endüstri ilişkileri ve çalışma hukuku alanının Bölümlerimizde en azından seçimlik bir ders olarak okutulmasında çeşitli yararlar vardır. Bu dersin içeriğini değişik ulusların is hukuku ve endüstri ilişkileri uygulamaları hakkında ayrıntılı bilgilerden hareketle sistemler arasındaki benzerlik ve farklılıkları tahlil etmek, kendi sistemimizi bu bilgilerin ışığında değerlendirmek ve ulusal sınırları asan trendlere ve global gelişmelere ilişkin sonuçlara ulaşmak olarak tanımlayabiliriz. Konunun önemi küreselleşme ve AB gibi bölgesel entegrasyonlara bağlı olarak daha da artmıştır. Ancak karşılaştırmak yaklaşımlarda ilginç ve önemsenmesi gereken tartışma noktaları vardır. Karşılaştırmalı araştırmalar sayesinde kendi ulusal sistemimizin zayıf ve güçlü yönlerini daha iyi değerlendirebiliriz. Belli ülke uygulamaları kendi sistemimizde yapacağımız yasal düzenlemelerde bize yararlı ipuçları sağlayabilir. Bu karşılaştırmalar sonucunda belirli modellere ait hipotezleri test etmek ve bazı genellemelere ulaşmak suretiyle endüstri ilişkileri alanında “teori” geliştirmemiz mümkün olabilir. Modeller ve teori gelecekteki olası gelişmeler hakkında önemli ipuçları sağlayabilir. Araştırma bulguları ulusal ve çok uluslu işletmeler, uluslararası sendikalar ve yasa koruyucular için yararlanabilecekleri bir kaynak oluşturabilir. Ancak sadece kural ve kurumların mukayesesi etkinlik ve yararlılık açısından sorunlar doğurabilir. Daha doğru olan bu kurumların işlevlerini mukayese etmektir. Ortak bir plana dayanılan ülke çalışmaları (yatay yöntem) yapmak belki gereklidir, ancak yeterli değildir. Daha yararlı olan yatay yaklaşımın veri ve bilgilerden hareketle belirli boyutların, örneğin (istihdam güvencesi, yönetime katılma, uyuşmazlık çözüm yöntemleri, vb. gibi boyutların) derinlemesine incelenmesine yönelik (dikey yöntem) karşılaştırmalar yapmaktır. Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) ve Avrupa Birliği standart geliştirirken bu ikinci yöntemi kullanmaktadır. Karşılaştırmalı yaklaşımdan yasama faaliyetinde yararlanma amacı izlenirken dikkat edilmesi gerekli önemli nokta yabancı düzenleme ya da uygulamanın ulusal kültüre “transfer edilebilirliği” sorunudur. Yabancı bir yasa ya da kuralın benimsenmesinde başarı, her şeyden önce bunun kabul eden ülkenin ulusal kültür ve koşullarıyla asgari bir uyuma sahip olmasına bağlıdır.Yayın The relation between geographical place and innovativeness: the case of Turkey(Dokuz Eylül Üniversitesi, 2014-05-26) Falcıoğlu, PınarA line of argument in the new growth economy discussions is whether specialization or diversification of economic activity on the geographical scale stimulates innovation. This study explores the relation between innovativeness and different types of geographical concentrations in the case of a developing country. The study addresses the discussion through statistical and econometric analyses using variables such as number of patents, new firm entry and exit at the regional level for the period 1995-2001. The results do not confirm that regions with higher levels of related variety or specialization are more innovative, but instead regions with higher levels of variety are found to be more innovative supporting the diversity thesis.Yayın Underemployment in the Turkish labor market(Sosyoekonomi Derneği, 2017-07-31) Susanlı, Zehra BilgenUsing individual-level data from Household Labor Force Surveys for the period 2009-2015, this paper examines the determinants of underemployment in the sample of wage and salary earners in Turkey. Findings from Probit estimations indicate that the effect of gender on the likelihood of underemployment is not statistically significant, and there is a negative association between educational attainment and the likelihood of underemployment. Within the group of higher educated individuals, there are important differences across fields of study.Yayın New criteria for the existence of stable equilibrium points in nonsymmetric cellular neural networks(2003) Özcan, Neyir; Arık, Sabri; Tavşanoğlu, Ahmet VedatThis paper presents new criteria for the existence of stable equilibrium points in the total saturation region for cellular neural networks (CNNs). It is shown that the results obtained can be used to derive some complete stability conditions for some special classes of CNNs such as positive cell-linking CNNs, opposite-sign CNNs and dominant-template CNNs. Our results are also compared with the previous results derived in the literature for the existence of stable equilibrium points for CNNs.Yayın “1923 Türk-Yunan nüfus mübadelesi”nde Türkiye’den Yunanistan’a göç eden Ortodoks Rum kadınlara ait gelenekli giysiler(2017) Saatçioğlu, Kenan; Koç, FatmaGöç eylemleri ile topluluklar, yaşadıkları yerlerden yaşayacakları yeni yerlere ulaşırken sadece kendilerini değil, bu serüvende sahip oldukları kültürlerini de beraberlerinde götürerek, yeni bir etkileşim sürecinin hazırlayıcısı olurlar. Bu etkileşim sürecinde göçmenler ile yerel topluluklara ait olan kültürel değerlerin yeniden şekillenmesi durumu gündeme gelmektedir. Söz konusu durum, göç eylemlerinin toplulukların giyim-kuşam anlayışlarına ait etkisini doğrudan göstermekle birlikte, göçmen toplulukların sahip olduğu giysilere ilişkin kültürel değerlerin bir göstergesi olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu araştırmada; Atina "National Historical Museum"da "1923 Türk-Yunan Nüfus Mübadelesi" döneminde Yunanistan'a göçen Ortodoks Rum kadın göçmenlerin giysilerine ait özelliklerin incelenmesi amaçlanmıştır. Türk ve Yunan topluluklar için önemli bir göç olayı olarak gösterilebilecek "1923 Türk-Yunan Nüfus Mübadelesi" öncesi dönemde, "Giresun (Kerasounta)", "Nevşehir (Neapolis)" ve "Kırklareli-Kavaklı (Saranta Eklesies-Kavakli)" bölgelerinde yaşamış olan Rum kadın göçmenlere ait giysiler; alanın gerektirdiği bir sistematikle; biçim, form, süsleme ve kuşanma biçimleri açısından ele alınmıştır. Giysi bütünlüğünü oluşturan giysi parçalarının biçimsel özelliklerinin grafik çizimleri yapılmış, bu özellikler ilgili literatür ve kaynak kişilerden edinilen bilgiler doğrultusunda tanımlanmıştır. Araştırma, Yunanistan'ın en önemli giysi arşivlerinden birine sahip olan "National Historical Museum" giysi koleksiyonu envanterindeki "1923 Türk-Yunan Nüfus Mübadelesi" ile Türkiye'den Yunanistan'a göç eden Ortodoks Rum kadın göçmenlerin geldikleri yerlerde kullandıkları giyim-kuşam özelliklerini içermesi, mevcut kültürel kimlikleri yansıtması ve belgelendirmesi açısından önem taşımaktadır. Ayrıca çalışma, maddi kültür miraslarının belgelenerek gelecek kuşaklara aktarılmasına katkı sağlamak ve bu konuda çalışma yapacak kişi ve kuruluşlara kaynak oluşturmak açısından da önemlidir.Yayın Limanlarda kullanılan iş makinelerinde risk analizi çalışması(Süleyman Demirel Üniversitesi Mühendislik Fakültesi, 2017) Güller, Alp; Gündüz, TülinLimanlar genellikle iş yerleri arasında çok önemli bir alanı kapsamaktadır. İçeriğinde ne olduğu kendilerince bilinmeyen yükler ile uğraşan çalışanların, geniş bir yelpazede makinelerle birlikte çalışarak görev yaptığı ve çoğu zaman aynı dili konuşmayan insanların bir şekilde anlaştığı özel ortamlardır. Limanlardaki çalışma gündüz ve gece boyunca ve her türlü hava koşulunda gerçekleşmektedir. Gelen ve giden yükleri yakalamak için ya da bir iskele boşaltmak için hızlı çalışmak, bir şekilde geminin kargosunu boşaltmak için çalışanlarda genellikle baskılar oluşturmaktadır. Limanlarda bu faktörler, çalışmak için yüksek riskler ve sürekli değişen koşullar içermektedir. Şirketlerin, bu riskleri ve sürekli değişen çalışma koşullarını düzgün yönetmek için uygun sağlık ve güvenlik önlemlerini uygulamaları gerekmektedir. Bu çalışmada, limanlarda kullanılan makinelerde meydana gelen iş kazaları ve önleme yöntemlerinin incelenmesi amaçlanmıştır. Öncelikli olarak liman sektöründe kullanılan iş makineleri, limanlarda iş güvenliğiyle alakalı kanunlar, yönetmelikler, uluslararası sözleşmeler ve daha önce yapılmış olan bilimsel araştırmalar incelenmiştir. Yapılan incelemelerle birlikte, limanlarla ilgili risk analizi uygulaması yapılmıştır. Risk analizi sonucu elde edilen veriler bir araya getirilerek iş kazalarını engellemeye yönelik alınması gereken önlemler belirlenmiştir.Yayın Aile sistemlerinde şiddetin döngüsü(Mustafa Süleyman Özcan, 2017-08-23) Akçinar Yayla, BernaBu çalışmada, aile-birey etkileşimi sunularak toplumsal cinsiyet rolleri, aile içi şiddet ve kadının problem çözme becerileri incelenerek, bu durum ve tutumların kadınların ebeveynlik özyeterlik algılarına ve cezaya dayalı ebeveynlik davranışlarına olan etkisi araştırılmıştır. Türkiye genelinde, temsili bir örneklem ile rassal yöntemle seçilmiş, 2-8 yaş arası çocuğu olan, kentsel ve kırsal yerleşim bölgelerinden 810 kadın ile görüşülmüştür. Sonuçlar göstermiştir ki, kırsal bölgelerde yaşayan, sosyo-ekonomik ve eğitim düzeyleri düşük olan anneler hem daha geleneksel cinsiyetçi tutumlara sahipler hem de eşlerinden daha fazla şiddet görmekteler. Sosyo-ekonomik düzey kontrol edilerek yapılan yordayıcı analizlerin sonuçlarına göre de, daha geleneksel cinsiyetçi tutumlara sahip, eşinden fiziksel ve duygusal şiddet gören ve çaresiz hisseden anneler, çocuklarına karşı daha çok cezaya dayalı disiplin davranışlarını göstermektedirler.Yayın Hastane enfeksiyonlarına karşı implant yüzeylerinden kontrollü ilaç salımı(Gazi Üniversitesi , Fen Bilimleri Enstitüsü, 2016) Önder, SakipHastane enfeksiyonları vücuda yerleştirilen implant malzemelerinin başarısını etkileyen en önemli faktörlerden birisidir. Enfeksiyonlar sonucu hastalar ciddi ağrılara maruz kalabilir, doku ve implant malzemesi arasındaki bağlanma zayıflayabilir, revizyon cerrahisi gerekebilir, hastadan implantın geri alınması söz konusu olabilir. Bu çalışmada enfeksiyonlarının önlenmesinde kullanılabilecek bir polimer/metal (kitosan/titanyum) sistemi üzerinde kontrollü antibiyotik (gentamisin) salım çalışmaları yapılmıştır. İlk olarak antibiyotik yüklü polimerler titanyum yüzeylere tutuklanmış, sonrasında farklı kuruma koşullarına (hava ile kurutma-liyofilizasyon) maruz bırakılmıştır. Liyofilizasyon işlemi uygulanan yüzeylerde porlu yapılar elde edilmiştir. Porlu yapının hem yüzeylerden salımı yapılan antibiyotik miktarı üzerine hem de kemik hücrelerinin yüzeylere tutunması ve çoğalması üzerine olan etkileri incelenmiştir. Sonuç olarak liyofilizasyon işlemi sonrasında oluşan porlu yapıların yüzeylerden antibiyotik salımını arttırdığı görülmüştür. Hücre çoğalması testi (MTS) ise özellikle 5. günde porlu kitosan ile kaplı titanyum yüzeylerinde kemik hücrelerinin düz kitosan kaplı yüzeylere kıyasla çok daha fazla çoğaldığını göstermiştir.












