17 sonuçlar
Arama Sonuçları
Listeleniyor 1 - 10 / 17
Yayın Zorunlu denetim firması ve denetçi rotasyonu üzerine bir değerlendirme: literatür incelemesi(PressAcademia, 2023-02-01) Polat, Levent; Eyüpgiller, Sait SaygınAmaç- Bu çalışmanın amacı, zorunlu denetim firması ve denetçi rotasyonunun denetim kalitesi ve denetçi bağımsızlığı üzerindeki etkilerini literatür araştırmasına dayanarak incelemektir. Yöntem- Bu çalışma dış denetim firmalarındaki denetçi rotasyonları üzerine bir literatür taraması yapmaktadır. Bulgular- Literatür incelemesi sonucunda, birinci aşamada, zorunlu denetim firması ve denetçi rotasyonunun denetim kalitesi ve denetçi bağımsızlığına yansıyan olumlu yanları tespit edilmiştir. Bunlar arasında, bir müşterinin aynı denetim firması ve denetçi tarafından uzunca süre denetlenmesinin yakınlığı artırabileceği, buna bağlı olarak mesleki şüpheciliğin azalabileceği ve zorunlu rotasyon ile yetersiz denetim prosedürleri önüne geçileceği gözlemlenmiştir. Ayrıca, denetçilerin bağımsızlığına dair finansal bilgi kullanıcıları algısını olumlu yönde etkilediği, rotasyonun, yeni bir bakış açısı getirerek, sürekli tekrara dayalı işlerin neden olduğu olayları doğru değerlendirmeme riski ile hata riskini azalttığı, denetim sektöründe olumlu yönde bir rekabet oluşturacağı ve böylece dört büyükler dışındaki denetim firmaları için bir alan yaratabilceği de vurgulanmıştır. Diğer taraftan, rotasyonun olumsuz yanları da literatürde göze çarpmaktadır. Rotasyon sonrasında yeni denetçinin tecrübesizliği nedeniyle, işletmenin organizasyon yapısının, işleyişinin ve maruz kaldığı risklerinin anlaşılmasının uzun zaman alabileceği ve bunun maliyetleri artırabileceği vurgulanırken; uzun süre içerisinde oluşmuş denetim bilgilerinin rotasyon sonrası yok olması durumunda denetimin etkinliğinin ve verimliliğinin azalabileceği de dikkat çekici bir diğer tespittir. Bunların dışında, planlanan rotasyon tarihi yaklaştığında, özellikle son yılda gerekli özen gösterilemeyebileceği böylece zorunlu rotasyonun denetim kalitesini olumsuz yönde etkileyebileceği,müşteri işletme için denetim dışı hizmetleri sunacak denetim firmasının azlığı, yeni denetçilerin daha önce yapılmış denetim çalışmalarına yüksek güven duymaları ve böylece çalışmalarında yeterli düzeyde titiz davranamama olasılığı da diğer bulgular arasındadır. Sonuç- Literatürde yer alan araştırmalar, zorunlu rotasyonun bağımsızlık ve kaliteye etkileri bakımından olumlu ve olumsuz sonuçlar yanında bir etkisinin olmadığı yönünde farklı sonuçlar ortaya koymaktadırlar. Dolayısıyla, zorunlu rotasyonun gerek uygulanacak rotasyon süresi açısından gerekse bağımsızlık ve kaliteye etkisi olup olmadığı yönünde literatürde ortak bir bulguya varılamadığı anlaşılmaktadır. Bu konuda yapılacak saha araştırmaları özellikle nitel araştırmalar yoluyla, nicel ampirik çalışmaların ortaya koyduğu sonuçların, uluslararası denetim ağları (Big Four, diğer uluslararası firmalar) ve ulusal düzeyde faaliyette bulunan denetim kuruluşlarının rotasyondan etkilenme düzeyi ve nedenleri bakımından karşılaştırılması, geçiş süresi sonrası önceki denetim firmasına dönüş oranının ve nedenlerinin deneyimli bağımsız denetim sektörü temsilcileriyle yapılacak derinlemesine görüşmeler yardımıyla açıklanmaya çalışılması/serimlenmesi önemli olacaktır. Böylece, halihazırdaki mevzuatın denetimde bağımsızlık ve denetim hizmeti kalitesi bakımından ideal (arzu edilen) mevzuat düzenlemesi olup olmadığı, yapılabilecek düzenlemelerle denetim kuruluşları, denetlenen kuruluşlar ve sermaye piyasası güveni konusunda gelişme sağlanıp sağlanamayacağı hususunda karar verilebilmesine yardımcı olacaktır.Yayın Türk vergi sisteminde dijital dönüşümde önemli bir dönem: 2017-2021(Işık Üniversitesi Yayınları, 2023-04-10) Eyüpgiller, Sait SaygınDijitalleşme 2020’li yıllarda hayatımızın temel kolaylaştırıcılarından birini oluşturmaktadır. Bu makalenin amacı, ülkemizin dijital dönüşüm yolculuğunda öncü bir rol oynayan Türk vergi idaresi (GİB)’nin 2017-2021 döneminde teknolojik sistemleri yaygınlaştırmak ve geliştirmek suretiyle kaydettiği role genel bir bakış sunmaktır. Bu çalışmanın yaklaşımı, GİB ve Vergi Denetleme Kurulu’nun bu dönemde yürürlüğe koyduğu yeni yazılımlar ve araçları tespit ederek ve inceleyerek bu girişimlerin başarılarını ve diğer yandan bu araçlara muhasebe meslek mensuplarının Türkiye’de bu maliyetli ve karmaşık süreç ve uygulamalardaki artışa yönelik bakış açısı ve tepkilerini akademik saha araştırmaları ışığında belirlemek yönünde olmuştur. Ulaşılan bulgular, başarılı dijital dönüşümün vergi idaresinin başarılı ancak parçalı uygulamalarından daha fazlasına, mükellefleri ve meslek mensuplarını dijitalleşmenin maliyetlerine ve mahremiyeti zedeleyici etkilerine karşı ikna edici bütünleşik bir devlet stratejisine ihtiyaç duyduğunu ortaya koymaktadır.Yayın Yeni dijital çağ(Işık Üniversitesi Yayınları, 2023-04-10) Aktay, HabibeAlvin Toffler toplumların üç aşamadan geçerek son haline evirildiğini savunmaktadır. İlk dalga tarım toplumlarını, ikinci dalga sanayi devrimini, üçüncü dalga ise bilgi (enformasyon) toplumunu işaret etmektedir (Toffler, 1996). Yeni dijital çağ, Toffler’in 1996 yılında tam anlamıyla öngöremediği endüstri 4.0 ve endüstri 5.0’ı (siber fiziksel sistemler) ifade etmektedir. Endüstri 4.0 ile teknolojik inovasyonlar üssel olarak ivme kazanmış, teknolojinin lokomotifi olan çipler ve mikroişlemciler küçülmüştür. Teknolojinin uygun maliyetlerle cebe sığar hale gelmesi ile akıllı cihaz kullanımı dünya genelinde yaygınlaşmış ve bağlantılılıkta büyük bir artış gözlemlenmiştir. İnternet teknolojilerinin küreselleşmesi ile dünya McLuhan’ın ifade ettiği gibi küresel bir köye dönüşmüştür. Bu teknolojik devrim, birçok toplumsal harekete ön ayak olmuş, bir ülkede yaşanan değişim, dönüşüm ve isyan hareketleri diğer ülkelerde değişimin fitilini ateşlemiştir. Bu çalışmada Eric Schmidt ve Jared Cohen tarafından 2014 yılında kaleme alınmış olan Yeni Dijital Çağ isimli kitap incelenmiştir. Kitap endüstri 4.0 ve 5.0’a atıfta bulunan teknolojik inovasyonları ve bunların devletler, uluslar ve şirketler üzerindeki etkilerini toplumsal, siyasal, ekonomik ve askeri bağlamları ile incelemektedir.Yayın Geçmişten günümüze pazarlama sistemi düşünce okulu(Bandırma Onyedi Eylül Üniversitesi, 2021-12-31) Tavman, Emine Başak; Soyak, M. SerkanPazarlamanın akademik bir düşünce olarak kabul görmesi 20.yy’ın başlarına dayanmaktadır. Pazarlamayla alakalı konu ve problemlerin zaman içindeki değişimi pazarlama alanında farklı düşünce okullarının ortaya çıkmasına neden olmuştur. Bu okullardan biri de temeli 1950’li yıllara dayanan Sistem Okulu’dur. Mevcut çalışmanın amacı, pazarlama sistemi düşünce okulunun ve pazarlamadaki sistem yaklaşımının tarihsel gelişimini ele almaktır. Bu çerçevede, geçmişten günümüze sistem okulu literatüründe yazılmış önemli eserler incelenmiştir. Pazarlama teorisi kapsamında pazarlama düşünce okullarına dair Türkçe literatür incelendiğinde bu alandaki çalışma sayısının oldukça kısıtlı olduğu görülmüştür. Ulusal veri tabanları araştırıldığında, Sistem Okulu’nun tarihsel gelişimini ele alan ve bu düşünce okulu hakkında günümüze dek yapılmış araştırmaları derleyen bir çalışma ise bulunamamıştır. Mevcut çalışmanın literatürdeki bu açığı kapatması ve pazarlama teorisi alanına katkı sağlaması hedeflenmektedir.Yayın The success of freemium business model: multiple case studies of industry leaders(SİVAS CUMHURİYET ÜNİVERSİTESİ, 2022-07-19) Tavman, Emine BaşakFreemium, ücretsiz ve premium sürümlerin bir arada sunulduğu “free” ve “premium” terimlerinin birleşimi ile ortaya çıkmış bir kavramdır. Freemium iş modeli, son zamanlarda çevrimiçi pazarlarda yaygın olarak kullanılmaktadır. Günümüzde birçok dijital işletme ücretli ve ücretsiz sürümlerin bir arada sunulduğu freemium iş modelini uygulamaktadır. Ancak freemium iş modelinin başarısı hakkında kısıtlı bir bakış açısı bulunmaktadır. Bu makalenin amacı, dijital dünyada freemium iş modeli ile başarılı olmanın kilit noktalarını vurgulamaktır. Çalışmada, dijital bir işletmenin başarılı bir freemium iş modeli uygulamasını sağlayan temel stratejileri kanvas iş modeli ve 4V iş modeli çerçevesi ile açıklanmaktadır. Bu doğrultuda, sürdürülebilir bir freemium modeli geliştirmeyi başaran çevrimiçi sektörde faaliyet gösteren dijital şirketler (LinkedIn, Youtube, Spotify ve Google Drive) üzerinden çoklu vaka çalışmaları gerçekleştirilmiştir. Literatürde freemium iş modelini inceleyen çalışmaların kısıtlı olduğu görülmektedir. Mevcut çalışma, freemium iş modelinin sınırlı anlayışını genişletmeyi, çevrimiçi şirketlerin freemium iş modelinin kendileri için uygun olup olmadığını değerlendirmelerine ve başarılı bir freemium iş modeli geliştirmek ve sürdürmek için stratejiler geliştirmelerine yardımcı olmayı hedeflemektedir. Araştırma bulguları, farklılaştırılmış ürün teklifleri ve büyüme stratejisinin freemium iş modelinin temel taşı olduğunu ortaya koymaktadır. Kullanıcı tabanını genişletmek, ücretsiz ve ücretli sürümler arasındaki dengenin korunması, inovasyona yatırım, stratejik iş ortaklıkları, sosyal ağlar ile etkileşim, kullanıcılardan iç görü elde etme ve uluslararasılaşma, freemium iş modelinin sürdürülebilir olabilmesi için kritik önem taşımaktadır. Son olarak, müşteri sadakatinin artırılması için değer tekliflerinin müşteri tarafından iyi algılanması gerekmektedir.Yayın KÜMİ FRS İLE MSUGT/VUK uygulamaları arasındaki farklılıklar ve bir uygulama(PressAcademia, 2021-07-30) Kurban, İbrahim Cem; Polat, LeventAmaç- KÜMİ FRS, AB kriterleriyle uyumlu; küçük ve mikro işletmelerin yararlanması açısından ortaya çıkarılmış finansal raporlama standartlarıdır. AB’nin 2013 yılında belirlemiş olduğu küçük ve mikro işletme tanımına göre hazırlanmıştır. Bu çalışmanın amacı, KÜMİ FRS uygulamaları ile MSUGT/VUK uygulamaları arasındaki farkları ortaya koymaktır. Yöntem- Bu amaca ulaşmak için literatür taraması ve ardından vaka çalışması yapılmıştır. KÜMİ FRS ve MSUGT/VUK’ a göre hazırlanmış finansal tablolar karşılaştırılmış ve farklılıklar finansal tablo analizi yardımıyla açıklanmıştır. Bulgular- MSUGT/VUK yaklaşımına göre hazırlanması gereken finansal tablolar; bilanço, gelir tablosu, satışların maliyeti tablosu, nakit akım tablosu, fon akım tablosu, öz kaynak değişim tablosu ve kar dağıtım tablosudur. KÜMİ FRS’ye göre ise hazırlanması gereken finansal tablolar ise finansal durum tablosu, kar veya zarar tablosu ve dipnotlardır. KÜMİ FRS’ye göre inşa sözleşmeleriyle ilgili olan hasılatın kayda alınması esnasında tamamlanma yüzdesi yöntemine göre ölçüm yapılır. MSUGT/VUK’a göre ise inşa sözleşmeleriyle ilgili yapılan hasılat; geçici kabul, hakedişe göre kayıt altına alınır. MSUGT/VUK uygulamasına göre, senetli alacak ve borçlar reeskont işlemine tabi tutulmaktadır. KÜMİ FRS’ye göre senetli veya senetsiz tüm alacak veya borçlar reeskont işlemine tabi tutulmalıdır. Maddi duran varlıkların amortismanları hususunda MSUGT/VUK yaklaşımına göre faydalı ömrü Maliye Bakanlığı belirlemektedir. KÜMİ FRS’ye göre ise faydalı ömür işletmenin insiyatifindedir. MSUGT/VUK yaklaşımına göre kıst amortisman yalnızca binek otomobillere ayrılabilmektedir. KÜMİ FRS’ye göre ise tüm maddi duran varlıklara kıst amortisman ayrılmaktadır. Ayrıca MSUGT/VUK yaklaşımına göre amortisman ayrılırken bina ve arsalar birlikte itfa edilmektedir. KÜMİ FRS’ye göer ise bina ve arsalar birbirinden ayrıştırılmalıdır ve arsalara amortisman ayrılmamalıdır. Maddi olmayan duran varlıklar için yapılan araştırma ve geliştirme giderleri, MSUGT/VUK yaklaşımına göre varlığın maliyetine eklenebildiği gibi dönem gideri olarak da kayıt altına alınabilir. KÜMİ FRS’ye göre ise maddi duran varlıklar için katlanılan araştırma ve geliştirme giderleri doğrudan giderleştirilir. Değer düşüklüğü konusunda MSUGT/VUK yaklaşımı dava ve icra aşamasında olma şartı koymaktadır. Bu yaklaşıma göre herhangi bir alacak için değer düşüklüğü karşılığı ayrılabilmesi için o alacakla ilgili dava açılmış olması veya icra aşamasına gelinmiş olması gerekmektedir. KÜMİ FRS’ye göre ise herhangi bir alacak için karşılık ayrılabilmesi için dava veya icra aşamasına gelinmiş olmasına gerek yoktur. İşletme kendi insiyatifi ile değer düşüklüğü karşılığı ayırabilir Sonuç- 2022 yılında uygulanmaya başlanacak ve ilk sonuçları 2023 yılında görülecek KÜMİ FRS’nin geniş bir uygulama zemini bulması halinde, başta denetim sektörü ciddi bir büyüme gösterecektir. Bu büyümenin gerçekleşmesi, işletmelerin finansal tablolarının ihtiyaca uygun bilgiyi daha gerçekçi bir biçimde sunması anlamını taşıyacaktır. Bunu gerçekleşiren işletmeler kurumsallaşma açısından önemli bir adım atmış olacaktır.Yayın Endüstri 4.0'ın izinde vergi yönetiminde yeni paradigma: vergi yönetimi(PressAcademia, 2023-02-01) Eyüpgiller, Sait SaygınAmaç- Vergi idaresi 2000’li yıllarda küresel olarak Endüstri 4.0’ın izinde kağıt esaslı ve kısmen manüel süreçlerden dijitalleşmekte ve idarenin ve devletin mükelleflerle daha fazla bilgi paylaşımı ve ileri analitik araçların kullanımıyla bütünleşmektedir. Çalışmanın amacı Türk vergi sisteminin e- dönüşümü projesinin OECD Vergi Dairesi 3.0 projesi kriterlerine göre değerlendirme projesinin başlatılması ve daha ileri ve yerleşik dönüşüm sistemleri olan ülkelerle karşılaştırılmasıdır. Yöntem- OECD Vergi İdaresi 3.0 araştırma projesinin sistematik yöntemi kullanılarak vergi idarelerinin dijital dönüşümünün altı yapı taşı (Dijital vergi kimliği, mükellefle temas noktaları, veri yönetimi ve standartlar , mevzuat yönetimi ve uygulamalar, yeni yetkinlik setleri ve yönetişim çerçeveleri) ve 13 belirleyici özelliği üzerinden yapılmış olan çalışmaların Türk vergi sisteminin dönüşüm projesinin olgunluk seviyesinin değerlenmesine yönelik olarak daha yerleşik ve gelişmiş sistemi bulunan ülkelerin çalışmaları ele alınması ve Türkiye’ye özgü bir metodoloji önerisi yapılmasıdır. Bulgular- Vergi idarelerinin dönüşümü yönetiminde acil bir değişim ihtiyacı mevcut istikrarsız durumun yönetilmesini gitgide güçleştirmektedir. OECD projesinin ele aldığı dijital dönüşüm yol haritası çıkarmış olan 48 ülkenin bazılarının Türkiye’den daha olgunluk düzeyi yüksek (yerleşik) dijitalleşmiş sistemlere sahip olduğunu göstermektedir. Ancak 2010’lu yıllarda başlamış olan sistemimizin özellikle son beş yıl içinde hızlı gelişim içinde olduğu gözlemlenmiştir. Türk Hazine ve Maliye Bakanlığı vergi sisteminin dijitalleşmesinde ciddi adımlar atmış, sistemin sektörler bazında geliştirilmesi ve e-belge sisteminin kapsamının genişletilmesinin yanısıra Türkiye Dijital Vergi Dairesi gibi avangard projeler uygulamayı planlamaktadır. Sonuç- Çalışmamız vergi idaresinin mükellef ve meslek mensuplarının sisteme gönüllü uyumunu sağlayarak daha iyi performans kaydedebileceğini ortaya koymaktadır. Dijital dönüşümün entegre yaklaşımlarla devlet ve vergi idaresinin müşterek sistemler geliştirmelerini gerektirdiği sonucuna ulaşmaktadır. Türk vergi idaresinin geleceğin vergi idaresinin gerek durduğu temel yetkinlikleri geliştirmesi ve dönüşümün taraflara olan maliyetlerini gözönüne alması gerekmektedir. Hazine ve Maliye Bakanlığının, Türk dijital dönüşüm olgunluk düzeyini geliştirebilmek için, yeni sistemin kapsamını genişletmek ve çeşitlendirmekten ziyade, sistemi yeni stratejilerle geliştirerek devlet ve özel sektör ihtiyaç ve çıkarlarını bütünleşik bir dijital sistem içinde uyumlaştırması gerekmektedir.Yayın İş dünyasinda teknoloji ile birlikte gelişen yeni beceriler ve işgücünde dijital eşitsizlikler(Işık Üniversitesi Yayınları, 2022-05) Dönmez, Sena; Tuncay Çelikel, AslıEndüstri 4.0 ile beraber oluşan teknolojik gelişmelerin bir sonucu olarak, iş dünyasında yaşanan değişim, yapay zekâ ve robotların iş dünyasında kullanımı ile birlikte çalışma hayatında değişimler yaşanmaktadır. Son iki senedir yaşanan pandemi, dijitalleşmeye son derece hız kazandırmış ve işgücü piyasası bu dijitalleşme sürecinden oldukça etkilenmiştir. Tüm bu gelişmeler, farklı mesleklerin oluşmasına imkân tanırken, bazı meslekleri tamamen ortadan kaldırmaktadır. Bu araştırma, yeni becerilerle birlikte işgücünün nasıl etkilendiği, hangi durumlarda iş kayıplarının ve işsizliğin meydana geldiğini vurgulamayı amaçlamaktadır. Öncelikle; teknolojide meydana gelen yenilikler ile ilgili literatür taraması yapılarak yeni meslekler, beceriler ve istihdam konuları ile ilgili değerlendirme yapılmıştır. Daha sonra ise; dijitalleşme ile birlikte ortaya çıkan eşitsizlikler, eğitim, işsizlik, meslek kayıpları, psikolojik boyut ve toplumsal cinsiyet boyutu ile ele alınmıştır. Bu anlamda, nitel araştırma yöntemi ile çalışanlarla yüz yüze görüşmeler yapılmış ve ucu açık sorular sorulmuştur. Sonuç olarak, Endüstri 4.0’ın yeni iş olanakları sağlamasının yanında, üretim, hizmet ve ticaret gibi farklı sektörlerde iş kayıplarını meydana getireceği ve eğitimsel anlamda kadınlara ve erkeklere eşit katkının sağlanamamasından ve coğrafi, etnik gibi durumlardan dolayı gelecekte bir eşitsizlik durumunun ortaya çıkacağı öngörülmektedir.Yayın Shelby D. Hunt: pazarlama bilimine katkıları(Yusuf Öcel, 2021-07-30) Tavman, Emine BaşakShelby D. Hunt, pazarlama bilimindeki öncü çalışmaları ile tanınan dünya çapında bir teorisyen ve pazarlama araştırmacısıdır. Hunt 50 yıldan fazla süredir 400’e yakın akademik çalışmayla pazarlama literatürüne önemli katkılarda bulunmuştur. Hunt’ın akademik çalışmalarının çoğu pazarlama stratejisi, rekabet, pazarlama teorisi ve pazarlama etiği ile ilgilidir. Bu çalışmalar, daha sonra alanda gerçekleştirilen akademik çalışmalar için önemli bir referans oluşturmuştur. Bu çalışma, pazarlama teorisine yaptığı katkılardan dolayı Amerikan Pazarlama Derneği (AMA) tarafından onur ödülü alan Hunt’ın pazarlama literatürüne yaptığı katkıları incelemek amacıyla gerçekleştirilmiştir. Çalışma çerçevesinde Hunt’ın pazarlama stratejisi ve rekabet, pazarlama teorisi ve pazarlama etiği alanlarındaki önemli çalışmaları incelenmiş ve bu çalışmalar ışığında pazarlama disiplininin farklı alanlarına yaptığı katkılar açıklanmıştır.Yayın Şirketlerin toplumsal cinsiyet eşitliği ilkelerine bağlılık beyanları ile uygulamaların beyanlarla uyumu(Işık Üniversitesi Yayınları, 2023-10-25) Zeybek Arslanboğa, Sinem; Soykut Sarıca, Yeşim PınarBu araştırmada, seçili beş (Borusan, Odeabank, Anadolu Hayat Emeklilik, Garanti BBVA, Tüpraş) ulusal ve küresel ölçekli şirketin Birleşmiş Milletler Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri arasında yer alan toplumsal cinsiyet eşitliği ilkeleri doğrultusunda yürüttükleri çalışmalar incelenmiştir. Ele alınan şirketlerin sürdürülebilirlik raporları incelenerek, pazarlama ve marka yönetimi faaliyetlerinin toplumsal cinsiyet eşitliği ilkeleri ile ilişkisi irdelenmiştir. Araştırmada yer alan şirketlerin kurumsal internet sitelerinde yayınladıkları bilgilere ek olarak, sosyal medya ve diğer kanallarda yürütülen çalışmaları incelenmiş ve söz konusu şirketlerdeki mavi ve beyaz yakalı (kadın-erkek) 50 çalışanın katıldığı 16 sorudan oluşan bir anket düzenlenerek anket sonuçları analiz edilmiştir. Anket katılımcıları kartopu örnekleme yöntemi benimsenerek farklı sektörlerde çalışanlardan oluşacak şekilde seçilmiş ve benzer nitelikteki bireylerin yanıtlarına başvurulmuştur. Katılımcıların ankete verdikleri yanıtlar analiz edildiğinde; çalışma hayatındaki bireylerin kadın ve erkeklere yönelik toplumda kabul görmüş geleneksel yargı ve rolleri (kadınların evcimen, erkeklerin ise para kazanmakla sorumlu olması gibi) benimsemediği görülmüştür. Ayrıca, çalıştıkları şirketlerde toplumsal cinsiyet eşitliği konusunda eylem ve yatırımların olduğunu beyan eden katılımcıların, bahsedilen konuların etkisine dair yeterli farkındalığının olmadığı sonucuna varılmıştır.












