5 sonuçlar
Arama Sonuçları
Listeleniyor 1 - 5 / 5
Yayın Saito, K. (2023). Marx in the Anthropocene: Towards the idea of degrowth communism. Cambridge University Press(Işık Üniversitesi Yayınları, 2024-04-30) Güzelsoy, HalitKohei Saito reviews the Marxian approach to ecology, building on the work done under MEGA project. Marx’s perspective on history and the exploitation of nature differs significantly from what commonly attributed to him. Saito rigorously examines Marx’s evolving ideas, questioning concepts such as economic growth, free time, and the development of productive forces. Consequently, the absolute conclusion to be drawn from Marx’s ideas is not the glorification of endless production. By redefining wealth, the concept of degrowth communism emerges as an important political strategy.Yayın Türk vergi sisteminde dijital dönüşümde önemli bir dönem: 2017-2021(Işık Üniversitesi Yayınları, 2023-04-10) Eyüpgiller, Sait SaygınDijitalleşme 2020’li yıllarda hayatımızın temel kolaylaştırıcılarından birini oluşturmaktadır. Bu makalenin amacı, ülkemizin dijital dönüşüm yolculuğunda öncü bir rol oynayan Türk vergi idaresi (GİB)’nin 2017-2021 döneminde teknolojik sistemleri yaygınlaştırmak ve geliştirmek suretiyle kaydettiği role genel bir bakış sunmaktır. Bu çalışmanın yaklaşımı, GİB ve Vergi Denetleme Kurulu’nun bu dönemde yürürlüğe koyduğu yeni yazılımlar ve araçları tespit ederek ve inceleyerek bu girişimlerin başarılarını ve diğer yandan bu araçlara muhasebe meslek mensuplarının Türkiye’de bu maliyetli ve karmaşık süreç ve uygulamalardaki artışa yönelik bakış açısı ve tepkilerini akademik saha araştırmaları ışığında belirlemek yönünde olmuştur. Ulaşılan bulgular, başarılı dijital dönüşümün vergi idaresinin başarılı ancak parçalı uygulamalarından daha fazlasına, mükellefleri ve meslek mensuplarını dijitalleşmenin maliyetlerine ve mahremiyeti zedeleyici etkilerine karşı ikna edici bütünleşik bir devlet stratejisine ihtiyaç duyduğunu ortaya koymaktadır.Yayın Yeni dijital çağ(Işık Üniversitesi Yayınları, 2023-04-10) Aktay, HabibeAlvin Toffler toplumların üç aşamadan geçerek son haline evirildiğini savunmaktadır. İlk dalga tarım toplumlarını, ikinci dalga sanayi devrimini, üçüncü dalga ise bilgi (enformasyon) toplumunu işaret etmektedir (Toffler, 1996). Yeni dijital çağ, Toffler’in 1996 yılında tam anlamıyla öngöremediği endüstri 4.0 ve endüstri 5.0’ı (siber fiziksel sistemler) ifade etmektedir. Endüstri 4.0 ile teknolojik inovasyonlar üssel olarak ivme kazanmış, teknolojinin lokomotifi olan çipler ve mikroişlemciler küçülmüştür. Teknolojinin uygun maliyetlerle cebe sığar hale gelmesi ile akıllı cihaz kullanımı dünya genelinde yaygınlaşmış ve bağlantılılıkta büyük bir artış gözlemlenmiştir. İnternet teknolojilerinin küreselleşmesi ile dünya McLuhan’ın ifade ettiği gibi küresel bir köye dönüşmüştür. Bu teknolojik devrim, birçok toplumsal harekete ön ayak olmuş, bir ülkede yaşanan değişim, dönüşüm ve isyan hareketleri diğer ülkelerde değişimin fitilini ateşlemiştir. Bu çalışmada Eric Schmidt ve Jared Cohen tarafından 2014 yılında kaleme alınmış olan Yeni Dijital Çağ isimli kitap incelenmiştir. Kitap endüstri 4.0 ve 5.0’a atıfta bulunan teknolojik inovasyonları ve bunların devletler, uluslar ve şirketler üzerindeki etkilerini toplumsal, siyasal, ekonomik ve askeri bağlamları ile incelemektedir.Yayın İş dünyasinda teknoloji ile birlikte gelişen yeni beceriler ve işgücünde dijital eşitsizlikler(Işık Üniversitesi Yayınları, 2022-05) Dönmez, Sena; Tuncay Çelikel, AslıEndüstri 4.0 ile beraber oluşan teknolojik gelişmelerin bir sonucu olarak, iş dünyasında yaşanan değişim, yapay zekâ ve robotların iş dünyasında kullanımı ile birlikte çalışma hayatında değişimler yaşanmaktadır. Son iki senedir yaşanan pandemi, dijitalleşmeye son derece hız kazandırmış ve işgücü piyasası bu dijitalleşme sürecinden oldukça etkilenmiştir. Tüm bu gelişmeler, farklı mesleklerin oluşmasına imkân tanırken, bazı meslekleri tamamen ortadan kaldırmaktadır. Bu araştırma, yeni becerilerle birlikte işgücünün nasıl etkilendiği, hangi durumlarda iş kayıplarının ve işsizliğin meydana geldiğini vurgulamayı amaçlamaktadır. Öncelikle; teknolojide meydana gelen yenilikler ile ilgili literatür taraması yapılarak yeni meslekler, beceriler ve istihdam konuları ile ilgili değerlendirme yapılmıştır. Daha sonra ise; dijitalleşme ile birlikte ortaya çıkan eşitsizlikler, eğitim, işsizlik, meslek kayıpları, psikolojik boyut ve toplumsal cinsiyet boyutu ile ele alınmıştır. Bu anlamda, nitel araştırma yöntemi ile çalışanlarla yüz yüze görüşmeler yapılmış ve ucu açık sorular sorulmuştur. Sonuç olarak, Endüstri 4.0’ın yeni iş olanakları sağlamasının yanında, üretim, hizmet ve ticaret gibi farklı sektörlerde iş kayıplarını meydana getireceği ve eğitimsel anlamda kadınlara ve erkeklere eşit katkının sağlanamamasından ve coğrafi, etnik gibi durumlardan dolayı gelecekte bir eşitsizlik durumunun ortaya çıkacağı öngörülmektedir.Yayın Şirketlerin toplumsal cinsiyet eşitliği ilkelerine bağlılık beyanları ile uygulamaların beyanlarla uyumu(Işık Üniversitesi Yayınları, 2023-10-25) Zeybek Arslanboğa, Sinem; Soykut Sarıca, Yeşim PınarBu araştırmada, seçili beş (Borusan, Odeabank, Anadolu Hayat Emeklilik, Garanti BBVA, Tüpraş) ulusal ve küresel ölçekli şirketin Birleşmiş Milletler Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri arasında yer alan toplumsal cinsiyet eşitliği ilkeleri doğrultusunda yürüttükleri çalışmalar incelenmiştir. Ele alınan şirketlerin sürdürülebilirlik raporları incelenerek, pazarlama ve marka yönetimi faaliyetlerinin toplumsal cinsiyet eşitliği ilkeleri ile ilişkisi irdelenmiştir. Araştırmada yer alan şirketlerin kurumsal internet sitelerinde yayınladıkları bilgilere ek olarak, sosyal medya ve diğer kanallarda yürütülen çalışmaları incelenmiş ve söz konusu şirketlerdeki mavi ve beyaz yakalı (kadın-erkek) 50 çalışanın katıldığı 16 sorudan oluşan bir anket düzenlenerek anket sonuçları analiz edilmiştir. Anket katılımcıları kartopu örnekleme yöntemi benimsenerek farklı sektörlerde çalışanlardan oluşacak şekilde seçilmiş ve benzer nitelikteki bireylerin yanıtlarına başvurulmuştur. Katılımcıların ankete verdikleri yanıtlar analiz edildiğinde; çalışma hayatındaki bireylerin kadın ve erkeklere yönelik toplumda kabul görmüş geleneksel yargı ve rolleri (kadınların evcimen, erkeklerin ise para kazanmakla sorumlu olması gibi) benimsemediği görülmüştür. Ayrıca, çalıştıkları şirketlerde toplumsal cinsiyet eşitliği konusunda eylem ve yatırımların olduğunu beyan eden katılımcıların, bahsedilen konuların etkisine dair yeterli farkındalığının olmadığı sonucuna varılmıştır.












