15 sonuçlar
Arama Sonuçları
Listeleniyor 1 - 10 / 15
Yayın Türkiye’de uluslararası ilişkiler çalışmaları ve “neden batılı olmayan bir uluslararası ilişkiler teorisi yok?” sorusuna cevap aramak(2014) Mehmetçik, HakanBu çalışmada “neden Batılı olmayan bir Uluslararası İlişkiler teorisi yok?” sorusu Türkiye örneği hareket noktası olarak alınarak tartışılacaktır. Bunu yaparken Uluslararası İlişkiler çalışmalarının gelişimi ve bir disiplin olarak karakteristik özellikleri ve yine bu gelişim bağlamında Türkiye’nin bu yapı içerisindeki yeri belirlenmeye çalışılacak, özellikle Türk Uluslararası İlişkiler çevresinde teori üretme bağlamında yaşanan kısırlığa dikkat çekilerek bu sorunun nedenleri tartışılmaya çalışılacaktır. Bu bağlamda Türkiye’de ve Dünya’da Uluslararası İlişkiler çalışmalarının nitelik ve niceliklerini belirlemeye çalışılaşan anket çalışmalarına değinilecektir. Amaçlanan Türkiye’de Uluslararası İlişkiler eğitiminin bir fotoğrafını çekmek ve bu fotoğraf içerisinde teorik bilgi üretiminin eksikliğine ve bunun nedenlerine vurgu yapmaktır.Yayın Türk-İran ilişkileri: değişim ve süreklilik(2006) Aras, BülentTürkiye ve İran’ın ikili ilişkilerinde çözülmesi gereken birtakım önemli problemlerinin olduğu Türk akademisyenler nezdinde ve medyada genel kabul gören bir iddiadır. Bu makalede söz konusu problemlerin neler olduğu ve iki ülke arasındaki problemlerin sebepleri ana hatları ile çizilmekte ve ayrıca bu problemlerin doğası ve ciddiyeti üzerine eleştirel bir analiz sunulmaktadır. Bu makalede konuyu bir dizi soruya cevap vererek ele almaktayım. Türk dış politikasının karar mekanizmasında görev alanlar, düşmanların belirlenmesinde ulusal çıkarları mı baz almakta, yoksa içerideki tehditlere dışarıdan kaynak mı aramaktadır? Türkiye, İran’ı başlıca düşman olarak görmek için yeterli sebep olmaksızın bir mücadelenin içine doğru mu sürüklenmektedir? Türkiye’nin yaşadığı yapısal dönüşüm İran politikasını etkilemiş midir? Türkİran ilişkileri politika yapıcıların bölgesel dost ve düşman algılamalarından ne kadar etkilenmektedir? Bu makalede uzunca bir süre Türkiye’nin İran’a yönelik politikasının iç politik, bölgesel ve uluslararası düzeylerde gerçekleşen siyasi değişikliklerle başa çıkamadığı görüşü ileri sürülmektedir. Türkiye’nin hukuki, siyasal ve ekonomik dönüşüm süreci sonucunda ulaştığı siyasi ve ekonomik istikrarın içeride özgüveni artırdığı, iç düşman marjını daralttığı ve özellikle komşulara yönelik ilişkilerde -İran dahil- yeni ufuklar açtığını öne sürmekteyim.Yayın Osmanlı savaş ekonomisi ve bir muhalefet programı olarak temsil-i meslekî: İmparatorluğun son yıllarında sermaye iktidar ilişkileri üzerine notlar(Rasim Özgür Dönmez, 2020) Ülker, ErolBirinci Dünya Savaşı döneminde Osmanlı İmparatorluğu’nun iktisadi ve siyasi koşulları hakkındaki bu yazı, birbiriyle yakından bağlantılı iki temel meseleye odaklanmaktadır. Öncelikle İtibar-ı Milli bankasının kuruluş süreci ekseninde mali-askeri bir ilişkiler ağının 1916 yılı sonlarından itibaren Osmanlı savaş ekonomisinde hakim konuma yükselişi incelenmektedir. İkinci olarak, askeri-mali nüfuzun yükselişiyle birlikte imparatorluğun son yıllarında nasıl bir siyasal bağlamın ortaya çıktığı tartışılmaktadır. Bu soru, Cihan Harbi yıllarında formüle edilen ve milli mücadele sürecinin başlıca ideolojik tartışmalarında önemli bir referans noktası haline gelen Meslekî Temsil programına atıfla ele alınmaktadır. Meslekî Temsil, ideolojik boyutları ya da fikirsel kökenlerinden ziyade, savaşın son yıllarında gelişen iktidar-muhalefet ilişkileri bağlamında incelenmektedir. Yazıda vurgulanan temel argüman, Meslekî Temsil’in mevcut güçler dengesinde muhalif bir tutumu yansıttığıdır. Bu program savaş ekonomisini kontrol eden hakim koalisyona alternatif olarak siyasal rejimin korporatist bir temelde yeniden şekillenmesini önermektedir.Yayın Türkiye’nin Kürt sorunu: Arap Baharı ile değişen yurtiçi ve bölgesel dinamikler(Uluslararası İlişkiler Konseyi Derneği, 2014-06) Kayhan Pusane, ÖzlemTürkiye’nin PKK ile mücadelesi ve daha genel olarak Kürt sorunu, 1980’lerden itibaren uluslararası gelişmelerden etkilenen konular olmuştur. 2010’da Tunus’ta başlayan ve kısa zamanda çeşitli Kuzey Afrika ve Orta Doğu ülkelerine yayılan Arap Baharı da son yıllarda Kürdistan İşçi Partisi’nin (PKK) aldığı çeşitli kararları ve örgütün davranışlarını önemli ölçüde şekillendirmiştir. Bu çalışma, Arap Baharının PKK ve Kürt sorunu ile ilgili bölgesel ve Türkiye içi dinamikleri nasıl etkilediğini, PKK’nın karar alma süreçleri çerçevesinde incelemektedir. Makalede öncelikle Arap Baharı’nın Kürt sorununu kavramsal olarak nasıl etkilediği üzerinde durulmakta, daha sonra Suriye’de yaşanan iç çatışmaların, PKK’da ve daha genel olarak Kürt sorunu üzerinde neden olduğu değişiklikler tartışılmaktadır. Son olarak, Türkiye’de Kürt sorununun çözüm süreci ile ilgili hız kazanan gelişmeler, Arap Baharı çerçevesinde değerlendirilmektedir.Yayın Ontological insecurity, anxiety, and hubris: an affective account of Turkey-KRG relations(International Relations Council of Turkey, 2022-03-10) Kayhan Pusane, Özlem; Ilgıt, AslıGiven Iraqi Kurds’ special place in Turkey’s ‘biographical narrative’, Turkey-Iraqi Kurdish Regional Government (KRG) relations are not simply strategic or economic but also highly affectively charged. These relations involve emotional encounters filled with anxiety, pride, anger, and disappointment that generate concerns for not only Turkey’s physical security but also its ontological security. This paper traces the emotional context of Turkey-KRG relationship. It suggests that a combination of Turkey’s deep-rooted ‘anxiety’ and ‘hubris’ toward the Iraqi Kurds prevented the emergence of a close partnership between these two actors and fostered merely a ‘fragile rapprochement’ since 2008.Yayın ABD’nin Irak müdahalesinde güvenliğin özelleşmesi: Sözleşmeli personel ve özel askeri ve güvenlik şirketlerinin rolü ve etkileri(Istanbul Univ, 2020-03-30) Çağlar, Mehmet TuranABD’nin 2003 yılında Irak’a müdahalesi ile birlikte özel askeri ve güvenlik şirketleri, ABD’nin en önemli ortaklarından biri olmuş ve hatta sözleşmeli personel, Irak’ta koalisyon güçleri içerisinde ABD’den sonraki en büyük grup haline gelmiştir. 2003 yılı sonrası ABD yönetimleri, Irak Savaşı’nın artan ekonomik, insani ve siyasi maliyetlerini sözleşmeli personel üzerinden dışsallaştırmaya çalışmıştır. 2011 yılı öncesi Irak’ta ABD askerlerinin yanında yer alan sözleşmeli personel, 2011 yılı sonrası ABD askerlerinin yerine görev almaya başlamıştır. ABD yönetimleri, özel şirketler aracılığıyla bazı maliyetleri dışsallaştırabilse de sözleşmeli personelin insan hakları ihlalleri, ABD’nin Irak ve bölgedeki ününe zarar vermiştir. Sözleşmeli personel ayrıca Irak’ta şiddet uygulayan ve şiddete maruz kalan aktörlerin başında gelmiş ve ülke içerisindeki şiddetin yükselmesinde rol oynamıştır. Irak’ta ABD aracılığıyla güvenliğin özelleşmesi ise Irak’taki güvenlik kavramını dönüştürmüştür. Özel askeri ve güvenlik şirketleri ve çalışanlarının hukuki statüleri ve denetimleri, güvenlik kavramının dışlayıcı bir hale gelmesi ve güvenliğin piyasalaşması, Irak gibi kırılgan bir ülkede yeni güvenlik sorunlarına yol açmıştır. Özel askeri ve güvenlik şirketlerinin Irak Savaşı boyunca oynadığı roller ise geleneksel güvenlik anlayışı ve şiddet kullanma tekelinin devriyle ilgili Uluslararası İlişkilerde yeni tartışmalara sebep olmuştur.Yayın Andijon'da Nima Bo'ldi? Özbekistan'da terör, güvenlik ve demokrasi(2008) Bıçakcı, Ahmet Salih1991 yılında Sovyetler Birliği’nin çözülmesiyle birlikte Soğuk Savaş sona ermiş ve tüm Sovyet coğrafyasında olduğu gibi Orta Asya’da da yeni bağımsız devletler ortaya çıkmıştır. Yeni dönemde uluslararası sistemde güvenlik yaklaşımlarına artan terör eylemleri ve demokratikleşme süreçleri damgasını vurmuş, Amerika Birleşik Devletleri’ne yapılan 11 Eylül saldırıları da terör ve güvenlik kavramlarının farklı yorumlarını getirmiştir. Özbekistan da bu anlamda bir istisna teşkil etmeyen ülkeler arasında sayılabilir. Eski Sovyet kültürüne sahip liderler için çoğulculuk uygulamaları tahmin edilenden çok daha zor oldu. Andican’da 13 Mayıs 2005’te gerçekleşen olayların da gösterdiği üzere ülkeden ülkeye değişen güvenlik anlayışı Özbekistan için çoğu zaman iktidarı korumak olarak kurgulanmıştır. ABD’nin stratejik ortaklığını da meşruiyet unsuru olarak kullanan Özbekistan, muhalif güçleri ‘terörist’ diye tanımlamaktan çekinmemiş ve alınan güvenlik tedbirleri yeni düşmanlar yaratmıştır. Bu araştırmada Özbekistan’ın geçmişi de dikkate alınarak, ABD-Özbekistan ilişkileri bağlamında Andican olayları irdelenmektedir.Yayın Yeni savaş ve siber güvenlik arasında NATO’nun yeniden doğuşu(Uluslararası İlişkiler Konseyi Derneği, 2012-06-01) Bıçakcı, Ahmet SalihSoğuk Savaşın bitişinden sonra uluslararası sistemin güvenlik dinamikleri değişti. Soğuk Savaş tehditlerinin ortadan kalkmasıyla birlikte Kuzey Atlantik Paktı Örgütü (NATO) yeni durumun gereklerine göre yeniden yapılanmak zorunda kaldı. Bu makale NATO’ya karşı siber tehditlerin ortaya çıkışını ve onun bu yeni güvenlik ortamına nasıl tepki vereceğini incelemektedir. Soğuk Savaş sonrasındaki dönemde, geleneksel savaş taktikleri savaş meydanının gereklerini yerine getirmekte yetersiz kalıyordu. Asimetrik savaş diğer yöntemlere göre daha öne çıktı. Kosova çatışması sırasında, NATO bombalamasına Sırp bilgisayar korsanları tarafından siber saldırılarla karşılık verilmiştir. Farklı durumlarda da benzer eğilimler görülmüştür. NATO yeni bir siber savunma stratejisi inşa etmeye ve uluslararası sistemdeki güncel tehditleri de kapsayacak bir strateji oluşturmaya başladı. Lizbon Zirvesinde siber savunma ve kritik bilgi altyapısının korunmasını da içeren yeni stratejinin hazırlanmasına onay verildi. NATO, siber savunmayı içeren hibrit savaş stratejisini başlattı ve bu yaklaşımı bütün üyelerinde uygulamaya başladı.Yayın Suriye krizinde aktörler, uyuşmayan talepler ve çatışan çözümler(Bursa Uludağ Üniversitesi, 2019) Aksu, Fuat; Çağlar, Mehmet TuranMart 2011’de barışçıl gösterilerle yerelde başlayan Suriye krizi, kısa zaman içerisinde ülke genelinde önce karşılıklı çatışmalara, sonra iç savaşa dönüşmüştür. Yerelde başlayan krizin tırmanması ve ülke geneline yayılmasıyla birlikte Suriye dışındaki birçok aktör, Suriye krizine müdahil olmuş ve kriz, bölgesel ve uluslararası düzlemin önemli bir sorunu haline gelmiştir. Sekiz yıldır çözülemeyen Suriye krizine çok sayıda ve farklı tipte aktör, farklı amaç ve taleplerle müdahil olurken aktörlerin uyuşmayan talepleri ve çatışan çözümleri, Suriye krizinin sonlanmasını engellemiştir. Suriye yerelinde kabaca Suriye yönetimi ve Suriyeli muhalif gruplar arasında başlayan yerel krize, kısa zamanda ulusal düzlemde silahlı devlet dışı aktörler ve devletler taraf olmuştur. Bölgesel ve uluslararası düzlemde Suriye krizine yeni devletler ve devlet dışı aktörler müdahil olurken uluslararası örgütler de kriz açısından ön plana çıkmıştır. Ayrıca krizin dönüşümüyle birlikte Suriye krizi farklı aktörler için farklı anlamlara gelmeye başlamıştır. Suriye krizindeki birçok aktör için krizin başında temel konu, Suriye içindeki çatışmalarken zamanla silahlı devlet dışı aktörlerin artan faaliyetleri, kimyasal silah kullanımı ve uluslararası terörizm gibi krizle ilintili çok sayıda sorun, aktörlerin talep ve çözümlerini etkilemiştir. Çok sayıda ve farklı tipteki aktörün Suriye krizi ve ilintili konularla ilgili talep ve hedefleri birbirleriyle çatışırken tarafların önlem ve yöntemleri krizin çözümünü zorlaştırmıştır.












