9 sonuçlar
Arama Sonuçları
Listeleniyor 1 - 9 / 9
Yayın Ritmik beden, belleğin ritmi: Bir 29 Ekim anısı(2010) Tuğrul, SaimeUlus, meşruiyetini, ideoloji, sosyal kurumları ve taşıyıcıları ile sağlasa da bu, toplumun tümünü, ulus bilincine eklemlemek için yeterli değildir. Bu toplumsal uzlaşma, toplum üyelerinin, hafızalarına, bedenlerine girmek, bireyi, ulusu ile eriyik (füzyonel) bir ilişki içine sokmakla mümkündür. Sınırlarını, coğrafyanın ötesine taşımak, bedensel, akustik, dilsel sınır işaretleri ile, bizi diğerlerinden ayırmak gerekir: Bu ayrışımda, mümkün olduğunca, şiddet dışarıya atılmaya çalışılırken, içsel uzlaşmış cemaatin, bedensel bütünlüğü korunmaya çalışılır. Biz olabilmenin temel koşulu olan içte barışın, -gerektiğinde, dışarıda savaş olma pahasına- sağlanmasını, birlikteliğin kenetlenmiş bir bütünlüğe dönüşebilmesini, içsel stresin yönetimi belirler. Bütünleşmenin harcı ise, ortak değerler etrafında oluşmuş tertibatlar sayesinde gerçekleşir; her türlü eğitim ve talim kurumlarının yanı sıra, kurucu dönemin toplumsal bellekte canlı tutulması, ilk inşanın anısının bir kuşaktan ötekine taşınması gerekir. Kültürel bellek sayesinde, kurucu geçmiş, toplumsal hatırlama sürecinde yeniden oluşturulup, doxa'ya dönüştürülürken, hafıza mekânları yeniden oluşturulmuş somut geçmişin sembolik alana taşınmasına yardım ederler. Toplum üyelerinin geçmişi canlı tutmalarının bir başka yolu da tekrarlar yoluyla sağlanan eşzamanlılık deneyimleridir; bayramlar ve törenler, resmi geçitler, döngüsel karakterleri ve düzenleriyle, simdi ile geçmişin kopmamasını sağlayan en önemli tertibatlardandırlar. Bayramların ritüelini oluşturan düzen, söylemler, müzik ve ritmle beslenen toplum üyeleri, hafıza mekânının bir uzantısı olarak, ortak dilin ve sesin etrafında cemaatsel bir beden oluştururlar.Yayın Neo-Kantçı ahlak felsefesi bağlamında sosyal demokrat revizyonizm tartışmaları(İstanbul Üniversitesi, 2021-06-30) Yılmaz, Onur AlpKant, bir 18. yüzyıl filozofu olmasına karşın, görüşleri kendi döneminde olduğu kadar sonraki yüzyıllarda da yankı uyandırmış ve birçok kişiye ilham kaynağı olmuştur. Kant’ın ahlak felsefesi üzerinden yürüttüğü tartışmalar, onun siyaset felsefesi de dahil olmak üzere tüm felsefesinin mihverini oluşturmuştur. Kant’ın birey odaklı felsefesi, bir yandan liberal ideolojinin takipçileri arasında tartışma konusu olurken, diğer yandan da 19. yüzyılın ikinci yarısından itibaren sosyal demokratlar arasında tartışmalara konu olmuştur. Almanya’da Lassalle’le başlayan bu tartışmalar, Fabian Hareketi’yle sürmüş ve Bernstein’le doruk noktasına ulaşmıştır. Bu hareketler, Ortodoks Marksizmden koptukça daha etik merkezli bir noktaya evrilmiş ve adeta neo-Kantçı bir projeye dönüşmüştür. Bu dönüşümü besleyen ve sosyal demokrat revizyonizmin temellerini oluşturan tartışmaysa Bernstein ve Kautsky arasında yaşanmıştır. Kant ve Marx’ın ahlak anlayışlarını mevcut toplum üzerinden tartışan ikili, buradan sosyal demokrasiye bir gelecek planı, iktidar stratejisi ve toplum tahayyülü de çıkarmak için çabalamışlardır. Bir yandan daha muğlak bir ahlak tanımı olan Marx’ın ve dolayısıyla Marksizmin ahlak görüşleri iki tarafından yorumlanırken, diğer yandan da Kant’ın ahlak anlayışının sosyal demokrasideki rolünün ne olması gerektiği tartışılmıştır. Bu bağlamda bu çalışma, öncelikle Kantçı ve Marksist ahlak anlayışlarını karşılaştırarak birbirinden ayrıldığı noktaları gözler önüne sermiştir. İkinci olarak bu çalışmada, sosyal demokrasinin hangi alanlarda Kantçı felsefeyi takip ettiği, Lassalle, Fabiancı Hareket, Kautsky ve Bernstein’in görüşleri tartışılmıştır.Yayın Mülteci temsillerinde kültürel farklılık inşası ve toplumsal kabule etkileri(Afyon Kocatepe Üniversitesi, 2021-06-30) Pandır, MüzeyyenTürk toplumu ve Suriyeli mülteciler arasında toplumsal kabul ve uyum konusuna odaklanan kamuoyu çalışmaları, coğrafi yakınlıkları ve ortak dini hassasiyetlerine rağmen Türk toplumunun Suriyeliler’i kültürel olarak uzak ve farklı gördüklerini ortaya koymaktadır. Bu çalışma, Suriyeli mültecilerin ülke gündeminde oldukları dönemlere dönerek, o dönemin haber fotoğraflarında nasıl temsil edildiklerini, fotoğraflarda nasıl bir “Suriyeli mülteci” kimliği inşa edildiğini ve bu temsillerin Türkler ve Suriyeliler arasında kültürel farklılık ve uzaklık algısını nasıl beslemiş olabileceklerini sorgulamaktadır. Suriyeli nüfusun Türkiye’de en fazla artış gösterdiği 2014 ve 2015 yıllarında beş günlük gazetede yayınlanan Suriyeli mülteci fotoğrafları içerik analizi yöntemi ile incelenmiş, fotoğraflarda Suriyeliler’e dair hangi anlamların üretildiği belirlenmiş, biz-onlar ayrımının nasıl ve hangi temsil pratikleri ile inşa edildiği gözlemlenmiş ve bu temsillerin toplumsal kabule yönelik olası etkileri tartışılmıştır. Sonuç olarak, gazete temsillerinde Suriyeli mültecilere karşı önyargılı bir temsil biçiminin açık bir şekilde kullanılmadığı, ancak bazı temsil pratikleri ile daha örtülü şekillerde Suriyeliler’in toplumdan (bizden) farklı, uzak ve yabancı bir grup olarak inşa edildiği savunulmaktadır. Bu temsil biçimi, üç buçuk milyonun üzerinde Suriyeli nüfusa sahip Türkiye’de, Suriyeliler’e yönelik toplumsal kabulün oluşumuna olumsuz etki edecek niteliktedir. Toplum içerisinde barışın hâkim olabilmesi için medya temsillerinde, Suriyeli mültecilerin “görünmez” kılınan ancak “bize” benzer “sıradan” ve olumlu özelliklerinin görünür kılınması önerilmektedir.Yayın Bilgi yoğun profesyonel hizmet firmalarında bilgi yönetimi: Türkiye'deki reklam ajansları üzerine bir çalışma(Bilgesel Yayıncılık San Tic Ltd, 2010-12) Şahin, Çiğdem; Ansal, HacerBu çalışma, bilgi yoğun hizmet üreten firmaların performanslarına etki eden bilgi ile ilgili faktörleri ortaya çıkarmayı amaçlamaktadır. Günümüz ekonomisinde firmaların en önemli stratejik gücü olarak değerlendirilen bilginin özellikle bilgi yoğun hizmetlerde yönetimi detaylı bir analizi gerektirmektedir (Grant, 1996). Bu çalışmada firmanın bilgiye ulaşım, bilgiyi paylaşım ve bilgi biriktirme yöntemlerinin firmanın performansı ile ilişkisi firmanın yerli ve yabancı kaynaklı olması çerçevesinde araştırılmaktadır. Önemli bilgi yoğun sektörlerden biri olan reklamcılık sektöründe yürütülen araştırmada, Türkiye'de faaliyet gösteren farklı performans seviyelerine ve kaynağa sahip altı adet reklam ajansı ile örnek olay çalışması yürütülmüştür. Araştırma firmanın yerli veya yabancı kaynaklı olmasının, firmanın bilgisini ve onu rekabet avantajına dönüştürebilme becerisini etkileyebildiğini göstermektedir. Bu çalışmanın bir diğer önemli sonucu ise farklı sektörlerde ve birçok müşteriye hizmet vererek kazanılan deneyimin bilgi yoğun firmalar için önemli bir rekabet avantajı sunuyor olmasıdır.Yayın Türk basınında Suriyeli sığınmacı temsili üzerine bir içerik analizi(Marmara Univ, 2015) Pandır, Müzeyyen; Efe, İbrahim; Paksoy, Alaaddin FarukBu çalışmada Türk basınında Suriyeli sığınmacı temsilleri incelenmektedir. Örneklem için, en yüksek tiraja sahip ilk beş gazetede (“Hürriyet”, “Sabah”, “Posta”, “Sözcü”, “Zaman”) 2014 yılında yayımlanan ilgili tüm haberler, köşe yazıları ve görseller seçilmiştir. Mevcut çalışma, Suriyeli sığınmacıların Türk basınında 2011-2015 yılları arasındaki temsillerini inceleyen (TÜBİTAK destekli) daha geniş çaplı bir araştırma projesinin bir kısmını oluşturmaktadır. Mevcut literatürde sıkça ihmal edilen ya da ayrı bir inceleme alanı olarak ele alınan haber görselleri, bu çalışmada haber metinleri ve köşe yazılarıyla beraber incelenmektedir. Araştırma sonuçlarında görülmüştür ki, Türk gazetelerinde Suriyeli sığınmacılarla ilgili haber ve görsellerin içerikleri çoğunlukla olumlu ya da yansız özelliklere sahiptir. Temsil özelliklerine odaklandığımızda ise temsillerde bir ikilem olduğu görülmektedir. Temsiller Suriyeli sığınmacıyı zorlu koşullar içinde “yoksul” ve “yardıma muhtaç” olarak gösterirken, aynı sıklıkta toplum güvenliği için bir “tehdit” olarak da göstermektedir. Sıkça tekrarlanan bu temsiller ve ikilem göstermektedir ki Türk basınının Suriyeli sığınmacı temsili, uluslararası çalışmalarda tanımlanan stereotipik sığınmacı temsillerini yeniden üretmektedir.Yayın İki Dünya Savaşı arası dönemde Türkiye'de nüfus ve halk sağlığı tartışmalarının değerlendirilmesi(Mersin Üniversitesi, 2014-12-01) İlikan Rasimoğlu, Ceren GülserMilli Mücadele sonrasında, Osmanlı İmparatorluğu'ndan geriye kalan 13 milyonluk nüfusun bir buçuk milyonu verem, frengi, trahoma gibi hastalıklarla mücadele etmekteydi. Nüfusun yapısı hem nicelik hem de nitelik bakımından değişmişti. Sağlık sorunları, yeni kurulan ülkenin en önemli sorunlarından olarak addedilmiş ve inşa edilecek nüfusun birincil önceliği haline gelmişti. Bu bağlamda salgın hastalıklara karşı savaş, sosyal yardım, tıbbi bakım merkezleri, sağlık kadrosunun eğitimi, merkez hıfzıssıhha kurumunun oluşturulması, barınma meseleleri ve sağlık propagandası gibi konular gündeme alınmıştı. Bu makale tıbbın Erken Cumhuriyet Dönemi Türkiye'sinde hem siyasal tartışmalarda yer almasının hem de toplumsal sağlık hizmetleri bağlamında kitlelerin sağlık eğitimi yoluyla bir nüfus politikası oluşturmasının biçimlerini ortaya koymaktadır. Bunlara ek olarak makalede, sözü edilen dönemde ulus inşası, modernleşme ve sağlığın geliştirilmesi projelerinin birbirleriyle kaynaştırılması tartışılmaktadır.Yayın Heidegger üzerine düşünceler(2017) Öymen, Örsan KunterBu yazı 20. Yüzyıl Alman filozofu Martin Heidegger üzerine çeşitli düşüncelerden oluşmaktadır. Heidegger'in Nazilerle ilişkileri, mantıkçı pozitivistlerle çatışmaları, mantıkçı pozitivistlerin Nazilere muhalefeti, Rudolf Carnap'ın ve Heidegger'in temel felsefi akıl yürütmelerinin karşılaştırılması ve Heidegger'in Varlık ve Zaman eserinden belli bölümlerin çözümlenmesi, bu yazının temel konularıdır. Heidegger, Nazi yönetimiyle 1930'lardaki bağlarından dolayı, tartışmalı bir kişiliktir. Öte yandan, Heidegger'in felsefi düşüncelerinin ve kuramlarının Nazi ideolojisinin bir sonucu olduğunu söylemek zordur. Ancak, Heidegger'den farklı olarak, mantıkçı pozitivistlerin Nazilere karşı direndikleri ve bunun bedelini ölüm, sürgün ve üniversitelerindeki işlerinden atılmak biçiminde ödedikleri de tarihsel bir gerçektir. Felsefi boyutla ilgili olarak ise, mantıkçı pozitivistler ve onların önde gelen kişilerinden birisi olan Carnap, Heidegger'i, bilişsel anlamdan yoksun ve doğrulanabilirliği olmayan bir metafizik geliştirmekle eleştirdi. Carnap, bu tür kuramların, ancak bir yaşam duygusunun dışavurumu olarak değerlendirilebileceğini, ancak bunu da sanatın çok daha uygun bir biçimde yaptığını vurguladı. Heidegger ise buna karşılık, temel bir ontoloji bağlamında insan varlığı çözümlemesini anlamadıkları ve felsefeyi mantığa ve bilimlere indirgedikleri için mantıkçı pozitivistleri eleştirdi. Heidegger'in ontolojisi önemli bir ölçüde kendisinden önceki belli filozoflardan etkilenmişti. Ancak Varlık ve Zaman eserinin en ilginç ve özgün düşüncelerinden birisi de Ölüme doğru Varlık, endişe ve otantisite arasındaki ilişkinin çözümlemesidir. Bu çözümlemenin bilişsel anlamdan yoksun metafizik bir kuram olup olmadığı ve bir yaşam duygusunun dışavurumu olarak değerlendirilip değerlendirilemeyeceği ucu açık bir sorudur.Yayın Suriyeli mülteci kadınların temsili: temsilde stereotipler ve zorluklar(Asos Yayınevi, 2018-10-12) Pandır, Müzeyyen; Keskin, HalitBu çalışma Türk gazetelerinde Suriyeli mülteci kadın temsillerini konu edinmektedir. Toplumsal cinsiyet ve etnisite faktörlerinin kesişmesini göz önünde bulundurarak çalışma, gazetelerdeki Suriyeli kadın temsilleri "çaresizlik" ve "edilgenlik" temaları etrafında stereotipik ve hegemonik kadın ve mülteci temsillerini yeniden mi üretiyor, yoksa çeşitli temalar etrafında mülteci kadınların koşullarını, durumlarını ve hikayelerini farklı yeni biçimlerde anlatarak konvansiyonel temsillere karşı mı çıkıyor sorularına cevap aramaktadır. Çalışmada kullanılan örneklem, 2011 ve 2015 yılları arasında beş Türk gazetesinde yayınlanmış 1272 Suriyeli mülteci fotoğrafından oluşmaktadır. Çalışma özellikle mülteci kadınların hangi temalar etrafında temsil edildiği ve hangi temsil pratiklerinin kullanımıyla ne tür anlamlarla ilişkilendirildikleri konularına vurgu yapmaktadır.Yayın Algılar ve Gerçekler Arasında: Türk Basınında Suriyeli Sığınmacılar(Nobel Bilimsel Eserler, 2018-12) Efe, İbrahim; Pandır, Müzeyyen; Paksoy, Alaaddin F.[No abstract available]












