11 sonuçlar
Arama Sonuçları
Listeleniyor 1 - 10 / 11
Yayın Neo-Kantçı ahlak felsefesi bağlamında sosyal demokrat revizyonizm tartışmaları(İstanbul Üniversitesi, 2021-06-30) Yılmaz, Onur AlpKant, bir 18. yüzyıl filozofu olmasına karşın, görüşleri kendi döneminde olduğu kadar sonraki yüzyıllarda da yankı uyandırmış ve birçok kişiye ilham kaynağı olmuştur. Kant’ın ahlak felsefesi üzerinden yürüttüğü tartışmalar, onun siyaset felsefesi de dahil olmak üzere tüm felsefesinin mihverini oluşturmuştur. Kant’ın birey odaklı felsefesi, bir yandan liberal ideolojinin takipçileri arasında tartışma konusu olurken, diğer yandan da 19. yüzyılın ikinci yarısından itibaren sosyal demokratlar arasında tartışmalara konu olmuştur. Almanya’da Lassalle’le başlayan bu tartışmalar, Fabian Hareketi’yle sürmüş ve Bernstein’le doruk noktasına ulaşmıştır. Bu hareketler, Ortodoks Marksizmden koptukça daha etik merkezli bir noktaya evrilmiş ve adeta neo-Kantçı bir projeye dönüşmüştür. Bu dönüşümü besleyen ve sosyal demokrat revizyonizmin temellerini oluşturan tartışmaysa Bernstein ve Kautsky arasında yaşanmıştır. Kant ve Marx’ın ahlak anlayışlarını mevcut toplum üzerinden tartışan ikili, buradan sosyal demokrasiye bir gelecek planı, iktidar stratejisi ve toplum tahayyülü de çıkarmak için çabalamışlardır. Bir yandan daha muğlak bir ahlak tanımı olan Marx’ın ve dolayısıyla Marksizmin ahlak görüşleri iki tarafından yorumlanırken, diğer yandan da Kant’ın ahlak anlayışının sosyal demokrasideki rolünün ne olması gerektiği tartışılmıştır. Bu bağlamda bu çalışma, öncelikle Kantçı ve Marksist ahlak anlayışlarını karşılaştırarak birbirinden ayrıldığı noktaları gözler önüne sermiştir. İkinci olarak bu çalışmada, sosyal demokrasinin hangi alanlarda Kantçı felsefeyi takip ettiği, Lassalle, Fabiancı Hareket, Kautsky ve Bernstein’in görüşleri tartışılmıştır.Yayın Mülteci temsillerinde kültürel farklılık inşası ve toplumsal kabule etkileri(Afyon Kocatepe Üniversitesi, 2021-06-30) Pandır, MüzeyyenTürk toplumu ve Suriyeli mülteciler arasında toplumsal kabul ve uyum konusuna odaklanan kamuoyu çalışmaları, coğrafi yakınlıkları ve ortak dini hassasiyetlerine rağmen Türk toplumunun Suriyeliler’i kültürel olarak uzak ve farklı gördüklerini ortaya koymaktadır. Bu çalışma, Suriyeli mültecilerin ülke gündeminde oldukları dönemlere dönerek, o dönemin haber fotoğraflarında nasıl temsil edildiklerini, fotoğraflarda nasıl bir “Suriyeli mülteci” kimliği inşa edildiğini ve bu temsillerin Türkler ve Suriyeliler arasında kültürel farklılık ve uzaklık algısını nasıl beslemiş olabileceklerini sorgulamaktadır. Suriyeli nüfusun Türkiye’de en fazla artış gösterdiği 2014 ve 2015 yıllarında beş günlük gazetede yayınlanan Suriyeli mülteci fotoğrafları içerik analizi yöntemi ile incelenmiş, fotoğraflarda Suriyeliler’e dair hangi anlamların üretildiği belirlenmiş, biz-onlar ayrımının nasıl ve hangi temsil pratikleri ile inşa edildiği gözlemlenmiş ve bu temsillerin toplumsal kabule yönelik olası etkileri tartışılmıştır. Sonuç olarak, gazete temsillerinde Suriyeli mültecilere karşı önyargılı bir temsil biçiminin açık bir şekilde kullanılmadığı, ancak bazı temsil pratikleri ile daha örtülü şekillerde Suriyeliler’in toplumdan (bizden) farklı, uzak ve yabancı bir grup olarak inşa edildiği savunulmaktadır. Bu temsil biçimi, üç buçuk milyonun üzerinde Suriyeli nüfusa sahip Türkiye’de, Suriyeliler’e yönelik toplumsal kabulün oluşumuna olumsuz etki edecek niteliktedir. Toplum içerisinde barışın hâkim olabilmesi için medya temsillerinde, Suriyeli mültecilerin “görünmez” kılınan ancak “bize” benzer “sıradan” ve olumlu özelliklerinin görünür kılınması önerilmektedir.Yayın Media portrayals of refugees and their effects on social conflict and social cohesion(T.C. Dışişleri Bakanlığı Stratejik Araştırmalar Merkezi, 2020) Pandır, MüzeyyenMedia portrayals of refugees can produce prejudice toward refugees as well as understanding and acceptance. In that sense, the media have the potential to be part of the problem or part of the solution in issues of conflict and cohesion between host and refugee communities. In this critical time when the future of Syrian refugees in Turkey is being discussed, this article reviews previous research on the media’s representation of refugees, identifies the dominant representational practices and discusses their effects on the inclusion and exclusion of refugees, which may lead to social cohesion or social conflict, respectively. The main body of the article first identifies the negative effects of refugee representations, namely victimization, depoliticization, dehumanization, marginalization, homogenization and deindividualization, and explains in what ways these representations stigmatize refugees as “other” in society and produce prejudice and xenophobia toward them. The article then turns to the representation strategies used to reduce prejudice and motivate understanding in society. Here, empathizing with refugees and taking a rights-based journalism approach are identified among the media’s inclusion practices toward refugees. Overall, specifically focusing on Syrians in Turkey, the paper aims to initiate a discussion on how the media can play a role in assisting the acceptance of refugees, asylum seekers and immigrants in a new country by raising awareness about the media’s representational practices.Yayın Stereotyping, Victimization and depoliticization in the representations of Syrian refugees(Dokuz Eylül Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2019-06-26) Pandır, MüzeyyenThis paper studiesthe representational constructions of the image of Syrian refugee in newspaper photographs and discusses the processes in which the Syrian refugee is victimized, stereotyped and depoliticized through representation. It analyses Syrian refugee photographs published between 2011 and 2015 in five Turkish newspapers. Working within visual sociological and constructivist perspectives, and synthesizing content and visual analyses, the study first dwells upon the universal “ideal victim” profile mentioned in victimology studies, then reveals that the image of Syrian refugee is predominantly constructed as “victim” in the analyzed newspaper photographs. The study elaborates that refugees’ victimhood is represented through different themes of suffering, which appear around the themes of poverty, displacement, the need, and loss and pain. Then the victimization of the refugee is problematized and discussed under two main arguments. The first argument discusses that the prevalence of the victim discourse in Syrian refugee photographs is achieved through the technique of stereotyping, which reproduces the universal image of the refugee as weak and vulnerable, regardless of time and context. The second argument discusses that victimization works as a device for depoliticization, which imagines the refugee only as weak and powerless rather than a subject with political agency who produces action and results. The paper concludes that victimization and depoliticization produce a disparity between the lived experiences of the refugee (who has survived a war) and the representations of the refugee (who is a powerless war victim).Yayın Fathering the nation: From Mustafa Kemal to Atatürk(Zalozba Z R C, 2014) Türköz, Fethiye MeltemThis article provides an overview of the critical scholarship on the emergence and various stages of the veneration of Turkey's founder Mustafa Kemal Atatürk over the decades, demonstrating how specific political environments have played a role.Yayın Türk basınında Suriyeli sığınmacı temsili üzerine bir içerik analizi(Marmara Univ, 2015) Pandır, Müzeyyen; Efe, İbrahim; Paksoy, Alaaddin FarukBu çalışmada Türk basınında Suriyeli sığınmacı temsilleri incelenmektedir. Örneklem için, en yüksek tiraja sahip ilk beş gazetede (“Hürriyet”, “Sabah”, “Posta”, “Sözcü”, “Zaman”) 2014 yılında yayımlanan ilgili tüm haberler, köşe yazıları ve görseller seçilmiştir. Mevcut çalışma, Suriyeli sığınmacıların Türk basınında 2011-2015 yılları arasındaki temsillerini inceleyen (TÜBİTAK destekli) daha geniş çaplı bir araştırma projesinin bir kısmını oluşturmaktadır. Mevcut literatürde sıkça ihmal edilen ya da ayrı bir inceleme alanı olarak ele alınan haber görselleri, bu çalışmada haber metinleri ve köşe yazılarıyla beraber incelenmektedir. Araştırma sonuçlarında görülmüştür ki, Türk gazetelerinde Suriyeli sığınmacılarla ilgili haber ve görsellerin içerikleri çoğunlukla olumlu ya da yansız özelliklere sahiptir. Temsil özelliklerine odaklandığımızda ise temsillerde bir ikilem olduğu görülmektedir. Temsiller Suriyeli sığınmacıyı zorlu koşullar içinde “yoksul” ve “yardıma muhtaç” olarak gösterirken, aynı sıklıkta toplum güvenliği için bir “tehdit” olarak da göstermektedir. Sıkça tekrarlanan bu temsiller ve ikilem göstermektedir ki Türk basınının Suriyeli sığınmacı temsili, uluslararası çalışmalarda tanımlanan stereotipik sığınmacı temsillerini yeniden üretmektedir.Yayın İki Dünya Savaşı arası dönemde Türkiye'de nüfus ve halk sağlığı tartışmalarının değerlendirilmesi(Mersin Üniversitesi, 2014-12-01) İlikan Rasimoğlu, Ceren GülserMilli Mücadele sonrasında, Osmanlı İmparatorluğu'ndan geriye kalan 13 milyonluk nüfusun bir buçuk milyonu verem, frengi, trahoma gibi hastalıklarla mücadele etmekteydi. Nüfusun yapısı hem nicelik hem de nitelik bakımından değişmişti. Sağlık sorunları, yeni kurulan ülkenin en önemli sorunlarından olarak addedilmiş ve inşa edilecek nüfusun birincil önceliği haline gelmişti. Bu bağlamda salgın hastalıklara karşı savaş, sosyal yardım, tıbbi bakım merkezleri, sağlık kadrosunun eğitimi, merkez hıfzıssıhha kurumunun oluşturulması, barınma meseleleri ve sağlık propagandası gibi konular gündeme alınmıştı. Bu makale tıbbın Erken Cumhuriyet Dönemi Türkiye'sinde hem siyasal tartışmalarda yer almasının hem de toplumsal sağlık hizmetleri bağlamında kitlelerin sağlık eğitimi yoluyla bir nüfus politikası oluşturmasının biçimlerini ortaya koymaktadır. Bunlara ek olarak makalede, sözü edilen dönemde ulus inşası, modernleşme ve sağlığın geliştirilmesi projelerinin birbirleriyle kaynaştırılması tartışılmaktadır.Yayın “Wanted! Ottoman Strawberry”: discursive practices of heirloom seeds in Turkey(Society for Social Studies of Science (4S), 2021-10-10) Erol, Maral; Pandır, MüzeyyenHeirloom seeds have been an oft-discussed subject in Turkey recently, especially since the introduction of a law that forbid selling of non-certified seeds in 2006, and a new by-law that passed in 2018. As material-semiotic actors, heirloom seeds are cherished both by proponents of ecological diversity who are mostly considered on the left of the political spectrum, and by nationalists and purists who are opposed to importing hybrid seeds from Israeli companies for reasons of purity and national self-sufficiency. Both parties agree on their interest in non-GMO, organic agriculture practices, yet they have different motivations for desirability of the seeds themselves, and what they represent. As such, heirloom seeds stand in the discursive junction of nationalism, ecological diversity, sustainable agriculture, and food security. This research is an analysis of the discourses of the main actors involved in agricultural policies (e.g. Ministry of Agriculture, Chamber of Agricultural Engineers, Turkey Seed Growers Association, Farmers Union, and environmental organizations). These actors engage in different kinds of knowledge production about heirloom seeds through their discursive practices, affecting the growing, purchasing, and exchange of the seeds in question. With an aim to reveal the continuities and conflicts in the discourse on heirloom seeds, we argue that heirloom seed is a site for resistance for good relations between human and more-than-human worlds, even though there is a strong tendency to co-opt it for industrial agriculture controlled with certification and patents.Yayın The construction of Syrian refugee identity by symbolic annihilation(University of Birmingham, Institute for Research into Superdiversity (IRiS), 2022-09-16) Pandır, MüzeyyenThis paper is about identifying the ways in which some Syrian refugees and refugee experiences are underrepresented or made invisible in media representations. This mediated invisibility is partly achieved through representing the refugee within usual stereotypical patterns which reduce the experiences of the refugee only to a few (victimhood or being a threat) and partly through symbolic annihilation, which is defined as the absence of representation (Gerbner, 1976). Through an analysis of newspaper photographs published between the years 2011-2015, this paper discusses that what is made invisible in Syrian refugee representations are the diversity of their lived and positive experiences and characteristics, such as being entrepreneurs, well-educated people and even “normal people” enjoying the daily life. Diversity in representation is important because it reflects the actual complexity of lived experiences of refugees and brings a challenge to the stereotypical refugee images. Portraying the diverse refugee experiences also emphasizes the human agency which is neglected in the case of refugee/migrant issues. Consequently the study demonstrates and discusses that the identity of Syrian refugee is constructed not only through manifest representations but also through underrepresentation and symbolic annihilation.Yayın Suriyeli mülteci kadınların temsili: temsilde stereotipler ve zorluklar(Asos Yayınevi, 2018-10-12) Pandır, Müzeyyen; Keskin, HalitBu çalışma Türk gazetelerinde Suriyeli mülteci kadın temsillerini konu edinmektedir. Toplumsal cinsiyet ve etnisite faktörlerinin kesişmesini göz önünde bulundurarak çalışma, gazetelerdeki Suriyeli kadın temsilleri "çaresizlik" ve "edilgenlik" temaları etrafında stereotipik ve hegemonik kadın ve mülteci temsillerini yeniden mi üretiyor, yoksa çeşitli temalar etrafında mülteci kadınların koşullarını, durumlarını ve hikayelerini farklı yeni biçimlerde anlatarak konvansiyonel temsillere karşı mı çıkıyor sorularına cevap aramaktadır. Çalışmada kullanılan örneklem, 2011 ve 2015 yılları arasında beş Türk gazetesinde yayınlanmış 1272 Suriyeli mülteci fotoğrafından oluşmaktadır. Çalışma özellikle mülteci kadınların hangi temalar etrafında temsil edildiği ve hangi temsil pratiklerinin kullanımıyla ne tür anlamlarla ilişkilendirildikleri konularına vurgu yapmaktadır.












