Arama Sonuçları

Listeleniyor 1 - 10 / 10
  • Yayın
    Okul öncesi eğitim yapılarındaki mekanların tasarım yaklaşımları ile birlikte Montessori eğitim modeli bağlamında incelenmesi
    (Işık Üniversitesi, 2023-06-22) Kutanoğlu, Kübra; Çubukçu, Emre; Işık Üniversitesi, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, İç Mimarlık Yüksek Lisans Programı
    0-6 yaş okul öncesi eğitim dönemi çocukların zihinsel ve fiziksel gelişimlerinin hızla gerçekleştiği bir periyot olmanın yanı sıra hayatlarının geri kalanının şekillenmesine etki eden bir dönem olmaktadır. Okul öncesi dönemdeki eğitim programı çocuğun çok yönlü gelişimini desteklemektedir. Okul öncesi eğitim yapılarındaki mekânların tasarımları çocukların tüm ihtiyaçlarını karşılar nitelikte olması gerekmektedir. Mekanlar bireysel özgürlüklerini yaşayabilecekleri, kendilerini keşfetmeye olanak sağlayan, yeteneklerini ortaya çıkarmaya imkân tanıyan alanlar olarak kurgulanmaktadır. Alternatif okul öncesi eğitim modellerinden olan Montessori eğitim modelindeki mekanların çocuğun gelişimine olumlu katkı sağladığı birçok araştırma ile belirlenmektedir. Tez çalışmasının amacı; Montessori okullarında uygulanması gereken tasarım kriterlerini ve bu kriterlerin eğitime olan katkısını incelemektir. Tez çalışmasında nitel araştırma yöntemlerinden betimsel durum analizi seçilerek; verilere, gözleme dayanarak faydalanılmıştır. Tez çalışması kapsamında, yapılan literatür analizinin ardından dünyadaki Montessori eğitim yaklaşımını uygulayan okul öncesi eğitim yapılarından seçilen örneklerin tasarımları ve mekânsal kurguları incelenmiştir. İncelenen okullardaki iç ve dış mekânların Montessori eğitim yaklaşımının tasarım kriterlerine göre kurgulandığı, çocukların gelişimine, doğayla ilişkili olmalarına imkân verir nitelikte olduğu görülmüştür. Tez çalışmasında; Montessori eğitim modelinin diğer eğitim modellerinden farkları nelerdir? Okul öncesi eğitimde hangi etkinlik alanlarına neden ihtiyaç duyulmaktadır? Montessori eğitim modeli yapılarında iç ve dış mekân tasarım yaklaşımlarına ne şekilde uygulama gerçekleşmiştir? Araştırma sorularına yanıt verilmiştir.
  • Yayın
    Mikro konutları yeniden okumak: tekerlekli taşınabilir mikro konut tasarımları üzerine bir değerlendirme
    (Işık Üniversitesi, 2023-02-17) Çebi, Atakan; Durhan, Özlem Sıla; Işık Üniversitesi, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, İç Mimarlık Yüksek Lisans Programı
    Bireyin dünyadaki varoluşunun mekânsal ifadesi olarak barınak/ev/yuva gibi kavramlara karşılık gelen konut; kullanıcının aidiyet duygusunu besleyen, psikolojik ve toplumsal beklentilerine yönelik özelleşmiş bir mekân türüdür. Güncel pratikler bağlamında konut, yeniden okunmayı gerektiren ve yeni anlamlar üreten bir alan olmayı sürdürmektedir. İçindeki yaşamın da tasarlandığı bir barınma seçeneği olan mikro konut ise öznelliklerin göz ardı edildiği rasyonel bir ürün olarak hizmete sunulmaktadır. Dolayısıyla mikro konutu, sadece minimum standartları bağlamında ve geniş programlı bir konutun içerdiği tüm işlevleri karşılayabilen bir barınma çözümü olarak düşünme eğilimi yaygındır. Literatürde özellikle, belli ticari kalıplar içinde üretilip yapımı sona erdikten sonra kullanıcıların hizmetine sunulan standart üretimlerin dışındaki örneklere yeterli oranda yer verilmediği ve araştırılmadığı tespit edilmiştir. Bu doğrultuda bu tez çalışmasında, taşınabilir mikro konut tasarımlarına ilişkin “genel” yaklaşım bir sorunsal olarak ele alınmış; konutun biçimlenmesini ve mekân organizasyonunu yeniden tanımlamada gerek kullanıcının gerekse tasarımcının otorite sahibi olmalarına odaklanılmıştır. Buradan hareketle her türde kullanıcının hizmetine yönelik pazarlanan bir ticari ürün olmayan; kullanımı öncesindeki, kullanımı esnasındaki müdahaleler nedeniyle standart fabrikasyon veya atölye üretimlerinin dışında kabul edilebilecek taşınabilir mikro konut tasarımları araştırılmıştır. Bu kapsamda, kullanıcının talebiyle veya katılımıyla tasarlanmış; mekânsal cevaplar üreten; kişiselleştirilmiş, devingen, esnek, sürdürülebilir taşınabilir mikro konutlar incelenmiştir. İncelenen konutlar, üretildiğinden farklı noktalara taşınarak kullanılabilen veya demonte edilerek başka bir konumda yeniden yerleştirilebilen özellikte olmayan, kendi başına hareket edemeyen, motorsuz ve tekerlekler üzerinde kompakt olarak üretilmiş mikro konutları kapsamaktadır. Bu doğrultuda analizi yapılan örnekler kullanıcının yaşam tarzını, alışkanlıklarını, zevklerini, kimliğini, konuta yüklediği aidiyet duygusunu ileten ve görünür kılan kişiselleştirmeler içermektedir. Öyle ki, istenen yaşam biçimi doğrultusunda “küçük” olma içinde yaşayanlara bireysel, pragmatik ve deneyim odaklı bir yol da sunabilmektedir. Bu nedenle, çalışmada taşınabilir mikro konut kullanıcıları ile yapılan görüşmeleri içeren bir alan araştırmasına da yer verilmiştir. Görüşmelerle, taşınabilir mikro konut kullanıcılarının deneyimleri, mikro konut kullanma biçimleri ve analiz edilen örneklere ilişkin değerlendirilmeleri ortaya konulmuştur. Araştırılan mikro konutlar bir yandan hareket etme özgürlüğünü, geçiciliği temsil ederken bir yandan da kullanıcı tarafından “ev/yuva” haline getirilmektedir. Dolayısıyla, bu konutların kullanıcıların ihtiyaçlarına, tercihlerine ve kişisel tarihlerine ilişkin semboller bütünü olduğunu söylemek mümkündür. Taşınabilir bir mimari ürün olma özelliği ile birlikte bireyin, mekânı küçültürken çevresini büyütmesine olanak tanırlar. Tasarımları arasındaki farklılıklar; tasarımcının veya kullanıcının kendisiyle kurduğu ve başkalarıyla kurmak istediği ilişki biçiminin sözel olmayan ifadelerini yansıtmaktadır.
  • Yayın
    Alternatif konut olarak ‘tiny house’ tasarım yaklaşımları ve Çatalca bölgesi örneği
    (Işık Üniversitesi, 2023-04-24) Emre, Begüm; Çubukçu, Emre; Işık Üniversitesi, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, İç Mimarlık Yüksek Lisans Programı
    Antik Çağ’dan 21. yüzyıl ilk çeyreğine kadar geçen süreç içerisinde insanlar kendilerine ihtiyaçları doğrultusunda yaşamsal faaliyetlerini sürdürebilecekleri, kimi zaman zarfında da olumsuz zorlu iklim şartlarından korunacakları alanlar yaratmıştır. Zaman içerisinde sosyokültürel değişimler modern konut kavramının ortaya çıkmasında etkili olmuştur. Küreselleşen dünyada bireyin ihtiyaçları, yaşam alanlarından beklentileri ve yaşam tercihleri hızla değişmektedir. Bireysel, sade ve sürdürülebilir yaşam talepleri kullanıcılar için farklı yaklaşımlar ortaya çıkarmıştır. Bu alternatif yaklaşımlardan biri olan ‘tiny house’, düşük maliyetli ev sahibi olma fikri ile tercih edilmeye başlanmıştır. Çalışmanın amacı; Türkiye’de ‘tiny house’ birimlerin, bir konut alternatifi olarak kullanılabilirliği ve tercih edilmesindeki sebepler neler olabilir sorularına cevap aramaktır. ‘Tiny house’ konusunun daha açık anlaşılması için öncelikle çalışmanın kavramsal çerçevesini oluşturan mobil konut, mikro konut tanımlarına ve konut kavramına değinilmiştir. Konuyla ilgili literatür taranarak ‘tiny house’ kavramının, ekonomik, sosyal, çevresel, teknolojik etkenleri kullanıcıya sunduğu alternatif yaşam biçimi ortaya koyulmuştur. Araştırmanın yöntemi, nitel yöntemlerden faydalanılarak betimsel durum analizi olarak tercih edilmiştir. Çalışmanın kapsamı; İstanbul Çatalca ilçesinde yapılan geniş ölçekli projeler görüşme tekniğiyle incelenmiştir. Hareketliliği, geçici konumu ve sürdürülebilirliği, incelenen çalışmalara dayanarak ‘tiny house’ yapılarını alternatif bir barınma seçeneği olarak uygun kılmaktadır. Yapılan araştırma ve görüşmeler sonucunda, Çatalca ilçesinin alternatif konut yerleşkesi projeleri için uygun olduğu görülmüştür. Kapsam dahilinde yer alan 3 yaşam alanı alternatiflerinin sürekli ya da kısa süreli barınma mekânı olarak kullanım potansiyelleri irdelenmiştir. İstanbul’da yaşayan bireylerin doğayla iç içe olmak için, sürekli veya kısa süreli tercih edebilecekleri geçici mekan çözümleriyle konaklamaya uygun olduğu görülmüştür. Bu yapılar, yüksek konut maliyetleri göz önüne alındığında düşük maliyetli tercih edilen bir alternatif olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
  • Yayın
    Tarihsel süreçten günümüze kahve mekânlarının iç mekân tasarımlarının incelenmesi
    (Işık Üniversitesi, 2022-06-06) Şahin, Bilge; Süyük Makaklı, Elif; Işık Üniversitesi, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, İç Mimarlık Yüksek Lisans Programı
    Mekân; her anlamı ve bütünüyle bir insanoğlu eseridir. Geçmişten günümüze insanlar barınma fonksiyonundan başlayarak eğitim, sosyalleşme gibi farklı ihtiyaçları doğrultusunda mekânlara ihtiyaç duymaktadır. Tarihsel süreçte etkileşim, iletişim ve sosyalleşmeyi sağlayan kahve mekânları, gündelik yaşamı biçimlendiren önemli unsurlar olmuşlardır. Modern yaşamda, kahve mekânları oluşturdukları sosyalleşme imkânından dolayı etkin toplumsallaşma alanları olarak öne çıkmaktadır. Oldenburg’un “üçüncü yer” kavramı ile vurguladığı sosyalleşme olgusu kahvenin mekânla ve yerle kurduğu ilişkiyi farklı ölçeklerde tanımlamaktadır. Kahve mekânları hem geçmişte hem de günümüzde sadece kahve içilen alanlar olarak değil, günümüz teknolojilerinin sağladığı olanaklarla farklı işlevlere ev sahipliği yapmıştır. Kahvenin hazırlanma, üretim ve pişirme ritüellerinin gelişimi ve değişimi kahve mekânlarının tasarımını ve mekânsal karakterini etkilemiştir. Bu bağlamda süreçler 1. dalga, 2. dalga ve 3. dalga olarak isimlendirilmiş, günümüzde söz konusu tanımlar kahveyi ve kahve mekânlarını da tanımlamak için kullanılmaktadır. Bu çalışmada; tarihsel süreçten günümüze kahve mekânlarının değişen ve gelişen tasarım anlayışı ve mekân algısı araştırılmış, 2. Dalga ve 3. dalga kahve mekânlarının tasarım konseptleri, mekânsal atmosfer/ambiyans özellikleri incelenmiş ve seçilen 3. dalga kahve mekânlarının mekânsal karakteri detaylandırılmıştır. Dalga kahve mekânları malzeme, renk, aydınlatma bakımından farklılıklar gösterirken incelenen mekânlar birbirinden bağımsız kimliklere sahip mekânlardır. Beş bölümden oluşan çalışmanın birinci bölümünde araştırma kapsamı ve yöntem tanımlanmıştır. İkinci bölümde, mekânın tanımı, algısı ve ambiyans özellikleri açıklanmıştır. Üçüncü bölümde, kahve, kahvehane tarihi, 2. dalga ve 3. Dalga kavramları, kahve ve kahve mekânlarının özellikleri incelenmiştir. Dördüncü bölümde alan çalışması olarak belirlenen 3. dalga kahve mekânlarında mekân ambiyansını tanımlayan özellikler, yerinde gözlem ve görsel materyaller incelenerek oluşturulan matrisler ile analiz edilmiştir. Beşinci bölümde kullanıcı deneyimleri doğrultusunda kullanıcı açısından mekânın algısı ve anlamına dair veriler elde edilmiş, kullanıcılardan alınan cevaplar değerlendirilmiştir.
  • Yayın
    Mekân tasarımında yeni bir evren: metaverse
    (Işık Üniversitesi, 2023-06-12) Çapaner, Emine Gizem; Özker, Serpil; Işık Üniversitesi, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, İç Mimarlık Yüksek Lisans Programı
    Dijital çağ ile birlikte mekân kavramı gerçek çevre olmaktan öteye taşınmıştır. Sanal gerçeklik, artırılmış gerçeklik ve karma gerçeklik gibi dijital destekli ortamların yaratılması, mekân kavramına farklı bir yaklaşım sergilemeyi gerektirmektedir. Metaverse kavramı; sanal dünya ve dijital araçlarla, insan iletişimi ve sosyal etkileşimi mümkün hale getiren teknolojilere dayanmaktadır. Bu kavram içerisinde oluşturulan etkileşim mekânları, fiziksel gerçeklik dışında üretilmesi nedeniyle estetik bir kaygı taşımaktadır. Mekânlar, Metaverse kavramı içerisinde farklı ihtiyaç ve amaçlar doğrultusunda kullanılmakta; bu ihtiyaç ve amaçlar doğrultusunda şekillenmektedir. İhtiyacı ve amacı değişen mekân kavramı ile tasarım anlayışları da değişmektedir. Metaverse, tasarımcılara düşük maliyetli, estetik ağırlıklı ve özgür bir tasarım alanı oluşturmaktadır. Tasarımın belirli kalıplara ve zorunluluklara bağlı kalmadan oluşturulması; tasarımcılara deneyerek öğrenme, özgür düşünme ve hayal gücünü zorlama gibi imkânların verilmesine olanak sağlamaktadır. Bu özgür ortam, tasarım için bir oyun alanı haline gelerek tasarımcıların öğrenmesine, öğretmesine ve denemesine katkı sağlamaktadır. Bu doğrultuda çalışmada; Metaverse evrenindeki mevcut tasarımların nasıl ve hangi anlayışla uygulanmakta olduğu, tasarım anlayışının bu evrenlerde ne yönde seyrettiği ve gelecekte, gerçek çevrede var olan tasarımcı kimliğinin sanal mekânlarda hangi yönde şekilleneceğinin incelenmesini amaçlanmıştır. Bu kapsamda, sanal ve gerçek çevre kavramları incelenmiş, Metaverse evrenindeki tasarım anlayışı ele alınmıştır. Sonuç olarak, Metaverse evreninde tasarımcıların mekâna yaklaşımı ve tasarım kıstasları irdelenmiş, değişen dünyada güncel kalınabilmesi adına disiplinlerarası bir anlayışa sahip olunması ve Metaverse tasarım teknolojilerinin tasarımcılar tarafından benimsenmesi gerektiği tespit edilmiştir.
  • Yayın
    Erken Cumhuriyet döneminden günümüze tüketim bağlamında moda kavramının mekâna yansıması
    (Işık Üniversitesi, 2022-06-13) Karakütük, Tuğba; Özker, Serpil; Işık Üniversitesi, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, İç Mimarlık Yüksek Lisans Programı
    Toplumların modernleşme dönüşümünde siyasi, ekonomik ve teknolojik politikalar etken olmuştur. Türk toplumunun oluşumunda özellikle 1923 ve 1950’li yıllarda bilim ve teknoloji destekli sosyo-ekonomik ve kültürel kalkınma anlayışı ile bir toplumsal dönüşüm gerçekleşmiştir. Bir gereksinim olan giyim ve barınma ihtiyacı, kullanıcıların içinde bulundukları zamana ve yaşam standartlarına göre değişmiştir. 1950'li yıllardan itibaren iç ve dış siyasi politikalar, Türkiye’de toplumsal değişimlerin yaşanmasına sebep olmuş, bireyin temel ihtiyacı olan barınma ve giyinme gereksinimini de dönüştürmüştür. 1980 yılı, Türkiye’nin içinde bulunduğu siyasal ve ekonomik yapıya bağlı olarak köklü kültürel değişimlerin yaşandığı önemli bir dönüm noktası olmuştur. 1980'lerde neoliberal ekonomiye geçiş, 1990'larda tüketimin beraberinde getirdiği yeni bir sosyal yapı, 2000'li yıllarda ise tüketim kültürünün hız kazandığı bir dönem yaşanmıştır. Türkiye’nin içinde bulunduğu ekonomik ve siyasi yapılanmalar kapsamında ihtiyaçlara göre üretilen mekân da zamanla tüketim kalıplarının bir parçası haline gelmiştir. Böylece mekân ve bireyin tüketimi kapsamında, modanın değişkenliği, geçiciliği içinde yerini almıştır. Günümüzde siyasi, teknolojik, kültürel, toplumsal, ekonomik tüm olgular tüketim kavramı ile ilişkilendirilmektedir. Bu ilişki, tüketimin sürekli uyarılarak yeni ihtiyaçlar üretmesi temeline dayandırılmaktadır. Küreselleşen dünyada tüketimin hız kazanması insanların beğeni ve ulaşılabilirliklerinin artmasına ve dolayısıyla toplumların hızlı bir biçimde dönüşümüne neden olmuştur. Tüketimciliğin dayattığı bu hızlı ve modern hayat, tüketim kalıpları tarafından yönlendirilme tehtidi altına girmiştir. Bu anlamda çalışmada, zaman mekân ve kullanıcı bütünselliğinin tüketim mantığı içerisinde moda bağlamında dönüşümü ele alınmış, günümüzde bireyin farklılaşma ihtiyacından dolayı zaman-mekân-insan ilişkisi arasındaki bağ, dönemsel olarak irdelenmiştir. Bu doğrultuda çalışmada, erken Cumhuriyet döneminden 2000’lere tüketim kapsamında moda, mekân ve kullanıcının dönüşümü bağlamında, mekân üretimi ve bireyin giyimi üzerinden Türk toplumunun modernleşmesinde bireyin ve iç mekânın moda olgusunun geçici yenilik üzerine kurulan dönüşümünün incelenmesi amaçlanmıştır. Çalışma kapsamında dönemsel olarak, kullanıcı, mekân üretimi/tasarımı, aidiyetlik, kültürel katmanlaşma, moda, tüketim kültürü kapsamında, moda trend kavramının mekân tasarımını dönüştürücü etkisi irdelenmiştir. Günümüzde modern kentlinin; kentin çok katmanlı toplumsal yapılanmasında bireyin bedenini ve yapılı fiziksel çevresinin giydirilmesinde zamanla değişen üretim ve tüketim örüntüleri incelenmiştir. Yeni dünya düzeninde “esnek birikim”e geçiş ve küresel ekonomik sistemin ayrıştırıcı olanaklarını moda trendleri vasıtasıyla, tüketimin hızlandırıldığı bir süreçte mekân ve kullanıcının kimliklendirilmesi, tüketim dinamikleri odağında dönüşmüştür. Sonuç olarak, yaşanan dönüşümler kapsamında mevcut toplumsal yapılanmada; beden ve mekânın giydirilmesi, tüketim bağlamında yer ve zamandan bağımsız asıl içeriği ile tasarımcının da gölgelendiği, sınırların bulanıklaştığı, zeminsiz bir biçimde tüketilmek için üretilene dönüştüğü tespit edilmiştir.
  • Yayın
    Anadolu’da konut ve Türk evi oluşumu süreci ve Edincik evleri örneği
    (Işık Üniversitesi, 2022-07-13) Hanaylı, Melike Nur; Koca, Gülru; Işık Üniversitesi, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, İç Mimarlık Yüksek Lisans Programı
    Temel işlevi insanları çevresel etmenlerden korumak olan ve yaşamsal faaliyetlerin sürdürüldüğü konutlar; toplumun sosyo-kültürel dokusunu en iyi şekilde yansıtan fiziksel mekânlardır. Teknolojinin hızla gelişimi ve halkın ekonomik durumunun iyileşmesi toplumun yaşam döngüsünü değiştirmiştir. Bu değişim, dünyanın farklı yerlerinde farklı medeniyetler tarafından geliştirilmiş konut yapılarında da değişime yol açmıştır. Bu bağlamda, Türkiye’nin kültür mirası listesinde ön sıralarda yer alan “Geleneksel Türk Evi”, Anadolu’nun yüzyıllar boyunca oluşturduğu geleneksel konut yapıları olarak karşımıza çıkmaktadır. Anadolu’ya özgü önemli kültürel miras örneklerinden biri olan “Geleneksel Türk Evleri”, bazı bölgelerde hak ettiği değeri görmektedir. Yapıların büyük kısmı ise son dönemlerde ilgisizlik ve modernizme yaklaşma çabaları sonucu yok olmaktadır. Bu çerçevede, günümüzde “Edincik Evleri” de henüz tam anlamıyla keşfedilmemiş “Geleneksel Türk Evi” örnekleri arasında yer almaktadır. Bu çalışma doğrultusunda; Anadolu mimarisindeki Türk evlerinin tarihsel süreçleri, plan tipleri, cephe özellikleri ve iç mekân kurguları ile Türkiye’deki geleneksel konut mimarisini yansıtan, ancak tam anlamıyla korunamamış “Edincik Türk Evleri” incelenmiştir. Geleneksel tarihi dokunun tanımı, tarihi dokunun turizm vb. alanlardaki önemi, Edincik’teki mevcut tarihi dokunun durumu ve bu yapıları korumak için gereken önlemler ele alınmıştır. Sonuç olarak; bölge halkının günümüz teknolojik gelişmeleri doğrultusunda modern mekânlarda yaşama isteği, ekonomik kaygıları gibi sebepler ile sınırlı sayıdaki geleneksel Türk evinin, bakımlarının ve restorasyon çalışmalarının yapıldığı, birçoğunun ise bakımsızlıktan yıkılmaya yüz tuttuğu tespit edilmiştir.
  • Yayın
    Yüzey çizgi-desen özelliklerinin sanal gerçeklik ortamında mekansal algıya etkisi
    (Işık Üniversitesi, 2023-02-23) Say, Nevin; Uzun, Adnan; Işık Üniversitesi, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, İç Mimarlık Yüksek Lisans Programı
    Tarih boyunca insanlar hayatlarını devam ettirebilmek amacıyla bir kabuğa ihtiyaç duymuştur; bu kabuğu “mekân” olarak tanımlamaktayız. Mekân kişiler için; dış etkenlerden koruyan, ona mahremiyet ve aidiyet sağlayan bir kavram olarak literatürde bulunmaktadır. Mekân, insan ile özdeşleşen bir kavramdır. Öznesi olan insan ile anlamlanır ve öznel bir şekilde yorumlanır. Bu yorumlamalar kişinin öznel beğenileri, duyguları, istekleri, tercihleri ve algısal durumlarına bağlı olarak değişmektedir. Mekanının bütüncül algılanabilmesi için birçok parametre bulunmaktadır. Genel olarak mekân duyularla algılanmaktadır. En güçlü algılama unsuru ise görsel algılamadır. Bu nedenle beynin görme algısı ile ilgili olan kısmı diğer duyularımıza ayrılan kısımlardan çok daha geniştir. Çalışma kapsamında da görsel algı ve görsel algıyı etkileyen unsurların üzerinde durulmakta, deney çalışması görsel algı kapsamında yürütülmektedir. İnsan ve mekân algı ilişkisinin teknolojik yöntemlerle desteklendiği bu çalışmada öncelikle tasarım disiplinlerinin tarih boyunca teknolojik yeniliklerden etkilendiğini, geliştiğini söylemek mümkündür. Gelişen teknolojiler, süreç boyunca yeni yöntemler geliştirilmesine katkı sağlamakta, en hızlı gelişim bilgisayar ve teknolojilerin, hayatın bir parçası olması ile yaşanmaktadır. Bu teknolojiler sayesinde tasarımda kontrol artmakta ve yazılım destekleri ile kusurlar en aza indirgenmektedir. Bu sayede tasarlanmak istenen ürünün performansı artmakta ve gelişen teknolojiler üretime hız kazandırmaktadır. Özellikle sanal gerçeklik teknolojileri, tasarlanmak istenen ürünü, üretilmeden önce kullanıcıya deneyimleme fırsatı sunmakta; ekran gibi iki boyutlu bir ara yüzden çıkartarak üç boyutlu bir dünyaya taşımaktadır. Bu tezin amacı; mekân algısını sanal gerçeklik ortamında test etmek, tasarlanan mekanların insanları nasıl etkilediğini incelemek ve bu etkilerin nasıl oluştuğuna açıklık getirmektir. Araştırma kapsamında, mekânsal algının test edilebilmesi amacıyla hazırlanmış olan anket formu iki bölümden oluşmaktadır. Birinci bölüm katılımcılarla ilgili genel bilgiler (yaş, cinsiyet, okuduğu bölüm) ve deney için konsantrasyonu, ikinci bölüm ise farklı desen-çizgi özelliklerinin bulunduğu mekanların, mekân algısı üzerindeki etkilerinin belirlenmesini içeren anlamsal farklılaşma cetveli oluşturmaktadır. Çalışma kapsamında aynı mekanların, farklı yüzey ve biçim özelliklerinin; mekânsal algıyı nasıl değiştirdiği, 1/1 ölçekte simülasyon desteği sağlayan sanal gerçeklik gözlüğü desteği ile araştırılmıştır. Bu amaçla özellikle belirlenen “çizgi” değişkeni kullanılarak, sanal gerçeklik ortamı oluşturulmuş ve deney, tasarım eğitimi alan üniversite öğrencileri ile birlikte gerçekleştirilmiştir. Bulunan sonuçlar ile kullanıcıların iç mekânı algılamalarının yüzey ve biçim özellikleri açısından farklılaştığı tespit edilmiştir. Deney kapsamında; mekanların kullanıcı üzerinde bıraktığı psikolojik etkiyi sağlayacak fiziksel bileşenler oluşturulmakta ve bu etkinin nasıl bir mekânsal algı yarattığı sorgulanmaktadır.
  • Yayın
    Mobilya tasarımında marka etkisi : lüks markalar üzerine araştırma
    (Işık Üniversitesi, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, 2025-01-15) Aydoğan Tüysüz, Güşta; Özker, Serpil; Işık Üniversitesi, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, İç Mimarlık Yüksek Lisans Programı; Işık University, School of Graduate Studies, Master’s Program in Interior Architecture
    Mobilya, kullanıcıların barınma, dinlenme, beslenme ve uyuma eylemlerini karşılayan eşyalar olarak nitelendirilmektedir. Gelişen teknoloji, kültürel, toplumsal ve ekonomik durum ile beraber tüketicilerin yaşam biçimlerine yansımış, ihtiyaç ve beklentileri arttırmıştır. Artan beklentiler mobilya pazar alanına da yansımış, aynı oranda değişimler meydana gelmiştir. Bu değişimler, malzeme, üretim şekli ve işçilik ile alakalı çeşitliliğin artmasına sebep olmuş, üreticiler arasında rekabet ortamını doğurmuştur. Bu rekabet, ürününü diğer üretici firmalardan ayırmak için ve tüketicinin kendi ürününün tercih edilmesini sağlamak amacı ile marka kavramını ortaya çıkarmıştır. Buna bağlı olarak, tüketiciler tarafından onaylanan ve tercih edilen markanın güven kazandığı anlaşılmıştır. Markanın adı altında üretici kendi kimliğini, statüsünü ve koruduğu değeri kullanıcıya pazarlamaktadır. Zaman içinde giyim sektöründe kendine yer edinen bazı lüks markalar, sektördeki kimliklerini mobilya sektörüne taşımıştır. Böylelikle mobilya sektöründe gördükleri kabul ile tüketicilerin sadece üzerinde taşıdıkları kıyafet ve aksesuar olmaktan çıkıp, yaşadıkları mekânlarda gördükleri ürün ve simgeleri tasarlayan, tüketicilere yalnızca giyim anlayışı değil, bütünsel bir yaşam anlayışı sunmayı hedefleyen markalar haline geldiği görülmüştür. Bu doğrultuda ‘Mobilya Tasarımında Marka Etkisi: Lüks Markalar Üzerine Araştırma’ başlıklı çalışmada, mobilya sektörüne sonradan dahil olan lüks giyim markalarının; mobilya sektörüne dahil olma sebepleri, sektör içinde yer edindikleri konum, giyim sektöründe yaptıkları işler ile mobilya sektöründeki işler arasında bulunan paralelliklerin incelenmesi amaçlanmıştır. Bu kapsamda çalışmada, marka ve tüketim kavramı, lüks marka stratejileri, lüks marka satın alma davranışını etkileyen faktörler açıklanmış, mobilya tasarımının giyim sektörüne etkisi; mobilya tasarımı ve kriterleri, mobilya tasarımında giyim sektörü gibi alt başlıklar halinde irdelenmiştir. Son bölümde ise; lüks giyim markaları arasında Versace, Fendi, Etro ve Roberto Cavalli gibi markaların mobilya tasarımındaki etkileri incelenmiştir. Araştırma kapsamında, fiyat politikası, kullanıcı algısı ile lüks marka olarak adlandırılan ve lüks giyim markası iken mobilya sektörüne dahil olan dört marka tercih edilmiştir. Mobilya sektörüne sonradan dahil olan lüks giyim markalarının giyim ve mobilya tasarımındaki ortak paydaları açıklanmış, markanın kişiye sağladığı imaj, kimlik ve prestij kavramları üzerinden hedef kitlesi saptanmıştır. Sonuç olarak, çalışmada giderek önem kazanan lüks giyim markalarının, mobilya sektöründe tüketiciler tarafından tercih edilme sebepleri ortaya konulmuştur.
  • Yayın
    Mobil ev uygulamaları ve afet sonrası geçici barınma potansiyelleri
    (Işık Üniversitesi, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, 2024-05-30) Birer, Emre; Özsoy, Fatma Ahsen; Işık Üniversitesi, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, İç Mimarlık Yüksek Lisans Programı; Işık University, School of Graduate Studies, Master’s Program in Interior Architecture
    İnsanların temel ihtiyaçlarından biri barınmadır ve barınmaya ilişkin yeni çözümler üretilmektedir. Öncelikle Amerika ve Avustralya'da ortaya çıkan ve tüm dünyaya yayılan küçük ev akımı bu çözümlerden biridir. Küçük ev akımı çoğunlukla sürdürülebilir, erişilebilir ve konforlu bir yaşam tarzını benimseyen kişiler tarafından tercih edilmektedir. Küçük evlerin bir çeşiti olan, mobil evler, taşınabilen ve modüler yapıya sahip konutlardır ve çeşitli amaçlarla kullanılmaktadır. Bu amaçlar arasında tatil evi, konuk evi, seyahat edenler için konaklama, afet sonrası barınma ve hatta kalıcı konut olarak kullanımı bulunmaktadır. Mobil evler, genellikle bir römork veya şase üzerine yerleştirilmiş olup, taşınabilirliklerini artırmak için küçük boyutlarda tasarlanmaktadır. Her ülkede görülen doğal afetler toplumlara, devletlere ve afetleri yaşayan insanlara birçok fizyolojik ve psikolojik hasar vermektedir. Afet sonrası oluşan bir dizi ihtiyacın başında barınma konusu gelmektedir. Özellikle barınma alanındaki ihtiyaçlara devletler ve kuruluşlar hızla çözüm bulmaya çalışmaktadırlar. Bu tez de afet durumlarına hızlı ve etkili bir şekilde müdahale edebilmek amacıyla mobil ev uygulamalarının ve geçici barınma potansiyellerinin değerlendirilmesini konu almaktadır. Afet sonrası acil barınma ihtiyaçlarına yönelik çözümleri inceleyerek, iç mekân donanımlarına sahip, sürdürülebilir, dayanıklı, modüler ve erişilebilir mobil ev tasarımlarını analiz etmektedir. İlk olarak, mobil ev uygulamalarının avantajlarına ve dezavantajlarına bakıldı. Bu uygulamaların mobilite, enerji verimliliği (sürdürülebilirliği) ve erişilebilirliği incelendi. Ardından, afet durumlarında acil barınma ihtiyacını karşılamak üzere tasarlanan geçici barınma çözümleri ele alındı. Bu kapsamda, taşınabilir barınma birimleri, konteyner evler ve benzeri uygulamaların avantajları ve sınırlamaları değerlendirildi. Tez de farklı mobil ev tasarımlarının afet durumlarında nasıl kullanılabileceğini ve bu evlerin geçici barınma potansiyellerini araştırarak, tartışılmaktadır. Ayrıca, bu tasarımların toplumların ihtiyaçlarına uygunluğunu ve afet sonrası hızlı müdahale için ne kadar etkili olduklarını belirlemeye yönelik bir çalışma sunmaktadır. Sonuç olarak, afet durumlarında hızlı ve etkili bir barınma çözümü sağlamak üzere mobil ev uygulamalarının ve geçici barınma potansiyellerinin sistematik bir şekilde incelenmesini amaçlamaktadır.