Arama Sonuçları

Listeleniyor 1 - 6 / 6
  • Yayın
    Covid-19 pandemi sürecinde meme kanseri tanısı olan kadınlarda psikolojik sıkıntı ve travma sonrası gelişimin belirleyicileri: kontrollü bir çalışma
    (Işık Üniversitesi, 2022-01-24) Taş, Beyza; Akçınar Yayla, Berna; Işık Üniversitesi, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, Klinik Psikoloji Yüksek Lisans Programı
    Bu çalışmanın temel amacı, Covid-19 pandemisinden önce kanser gibi yoğun stresli bir yaşam olayı deneyimlemiş olan meme kanserinden sağkalan kadınların Covid-19 pandemi sürecindeki psikolojik sıkıntı (depresyon, anksiyete ve stres) ve travma sonrası gelişim (TSG) düzeyleri ile ilişkili olan faktörleri incelemektir. Çalışmanın örneklemini çalışma grubu olarak yaşları 26-74 arasında (Ort.= 49.86, SS= 9.31) değişen 95 meme kanserinden sağkalan ve kontrol grubu olarak yaşları 27-69 arasında (Ort.= 47.60, SS= 10.04) değişen 87 kanser tanısı bulunmayan olmak üzere toplam 182 kadın oluşturmaktadır. Katılımcılara Sosyodemografik Bilgi Formu, Depresyon Anksiyete Stres Ölçeği (DAS-21), Travma Sonrası Gelişim Envanteri (TSGE), Sosyal Destek Ölçeği, Belirsizliğe Tahammülsüzlük Ölçeği (BTÖ-12) ve Başa Çıkma Stratejileri Ölçeği Kısa Formu (BÇSÖ-KF) uygulanmıştır. Çalışmanın hipotezlerini test etmek için sosyodemografik değişkenler, Covid-19 ile ilişkili değişkenler, sosyal destek, belirsizliğe tahammülsüzlük ve başa çıkma stratejileri ile psikolojik sıkıntılar ve TSG arasındaki ilişkiler bağımsız gruplar T-testi, tek yönlü varyans analizi (ANOVA), çok değişkenli varyans analizi (MANOVA), Pearson korelasyon analizi ve hiyerarşik regresyon analizi uygulanmıştır. Analiz sonuçlarında, meme kanseri tanısının kadınların Covid-19 pandemisindeki depresyon ve anksiyete düzeyleri üzerinde anlamlı bir etkisinin olmadığı ancak azalan stres düzeyi ile ilişkili olduğu ve meme kanseri tanısı almış olmanın artan TSG düzeyi ile ilişkili olduğu görülmüştür. Bağımsız değişkenlerden azalan sosyal destek düzeyi, artan belirsizliğe tahammülsüzlük ve artan duygu odaklı başa çıkmanın artan psikolojik sıkıntıları yordadığı azalan problem odaklı başa çıkmanın ise yalnızca artan anksiyete ve stres düzeylerini yordadığı sonucuna ulaşılmıştır. TSG düzeyini arttıran değişkenler ise artan sosyal destek düzeyi, artan belirsizliğe tahammülsüzlük ve artan problem odaklı başa çıkma olarak belirlenmiştir. Covid-19 ile ilişkili faktörlere bakıldığında, kadınların bir yakınının Covid-19 tanısı alması ve kadınların Covid-19 nedeniyle hayatını kaybeden yakınlarının olması artan stres düzeyi ile ilişkiliyken kadınların kendisinin Covid-19 tanısı alması artan TSG düzeyi ile ilişkili bulunmuştur. Sosyodemografik değişkenler incelendiğinde ise yaşın stres düzeyi ile negatif, eğitim düzeyinin ise TSG düzeyi ile pozitif yönde ilişkili olduğu görülmüştür. Son olarak, anksiyete düzeyi arttıkça TSG düzeyinin arttığı sonucuna ulaşılmıştır. Bulgular değerlendirildiğinde sosyal destek, belirsizliğe tahammülsüzlük ve başa çıkmanın hem psikolojik sıkıntılar hem de TSG üzerinde etkili olduğu görülmüştür. Bu sebeple alanda hem genel popülasyon hem de kanser gibi travmatik bir süreç yaşayan bireyler ile çalışan profesyonellerin mevcut faktörlere odaklanması uygulayacakları terapötik müdahalelerin Covid-19 dönemindeki olumsuz psikolojik sonuçların azalırken olumlu psikolojik sonuçların artmasına katkı sağlayacaktır.
  • Yayın
    Genç yetişkinlerin algıladıkları sosyal destek ve yalnızlıklarının kaygı düzeylerine etkisinde psikolojik dayanıklılığın aracı rolü
    (Işık Üniversitesi, 2022-06-15) Özsoy, Mert; Akçinar, Berna; Işık Üniversitesi, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, Klinik Psikoloji Yüksek Lisans Programı
    Amaç: Bu araştırmada genç yetişkinlerin algıladıkları sosyal destek ve yalnızlıklarının kaygı düzeylerine etkisinde psikolojik dayanıklılığın aracı rolünü incelemek amaçlanmıştır. Yöntem: Çalışmanın örneklemini uygun örnekleme yöntemi ile seçilen ve yaşları 18 ile 25 arasında değişen toplam 514 katılımcı oluşturmaktadır. Araştırma verileri sosyodemografik bilgi formu, çok boyutlu algılanan sosyal destek ölçeği, UCLA yalnızlık ölçeği, durumluk sürekli kaygı ölçeği ve psikolojik dayanıklılık ölçeğini içeren çevrimiçi anket ile toplanmıştır. Verileri analiz etmek için SPSS v22 kullanılmıştır. Hipotezlerin test edilmesi amacı ile regresyon analizleri gerçekleştirilmiştir. Bulgular: Sosyal destek ve yalnızlığın durumluk kaygı ve psikolojik dayanıklılık üzerinde negatif, sürekli kaygı üzerinde pozitif etkisi olduğu görülmüştür. Bunun yanında psikolojik dayanıklılığın durumluk kaygı üzerinde pozitif, sürekli kaygı üzerinde ise negatif etkisi olduğu görülmüştür. Ayrıca sosyal destek ve yalnızlık ile kaygı arasındaki ilişkilerde psikolojik dayanıklılığın aracılık etkisinin olduğu tespit edilmiştir. Sonuç: Sosyal destek, yalnızlık, psikolojik dayanıklılık ve kaygı arasındaki ilişkiler incelenmiş, bulgular literatür çerçevesinde tartışılmış ve öneriler geliştirilmiştir.
  • Yayın
    Obsesif kompulsif belirtiler, belirsizliğe tahammülsüzlük ve kaygı arasındaki ilişki: Covid-19 sürecine özgü bir çalışma
    (Işık Üniversitesi, 2022-06-16) İskenderoğlu, İrem; Çam Çelikel, Feryal; Işık Üniversitesi, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, Klinik Psikoloji Yüksek Lisans Programı
    Amaç: Bu çalışmanın amacı, Covid-19 pandemi sürecindeki bireylerde obsesif kompulsif belirti, belirsizliğe tahammülsüzlük ve durumluk kaygı düzeyleri arasındaki ilişkinin incelenmesidir. Yöntem: Çalışmada 233’ü (%70.2) kadın ve 99’u (%29.8) erkek olmak üzere toplam 332 yetişkin katılımcıya internet üzerinden ulaşılmış olup yaş ortalaması 32.11±10.89 yıldır. Tüm katılımcılara sırasıyla Sosyodemografik ve Diğer Bilgi Formu, Padua Envanteri-Washington Eyalet Üniversitesi Revizyonu (PE-WEÜR), Belirsizliğe Tahammülsüzlük Ölçeği Kısa Formu (BTÖ-12) ve Durumluk Kaygı Ölçeği (DKÖ) uygulanmıştır. Bulgular: Çalışmada katılımcılar DKÖ toplam puanı bakımından karşılaştırıldığında, bekar, yalnız yaşayan, toplu taşıma kullanan, evinde Covid-19 risk grubundan bireyler ile yaşayan, ekonomik düzeyi düşük katılımcıların kaygı düzeylerinin daha yüksek olduğu görülmüştür. Yapılan basit doğrusal regresyon analizi sonuçlarına göre BTÖ-12 alt boyutlarından hem ileriye yönelik kaygının hem de engelleyici kaygının kaygı düzeyini yordadığı görülmüştür. Yapılan çoklu regresyon analiz sonuçlarına göre ise birlikte ele alındıklarında belirsizliğe tahammülsüzlük kaygıyı yordarken obsesif kompulsif belirtilerin kaygıyı yordamadığı saptanmıştır. Sonuçlar: Çalışmanın bulgularından yola çıkarak belirsizliğe tahammülsüzlük düzeylerinin obsesif kompulsif belirti düzeylerini yordayıcı bir etken olduğu gözlenmektedir. Pandemi sürecinin belirsizlik içeren doğası düşünüldüğünde, belirsizliğe tahammülsüzlük düzeyi yüksek olan bireylerin bu dönemde kaygı düzeylerinin de yüksek olması beklenen şekilde doğrulanmıştır.
  • Yayın
    Son ergenlik döneminde belirsizliğe tahammülsüzlük ve aleksitimi arasındaki ilişkide anksiyetenin aracı etkisinin incelenmesi
    (Işık Üniversitesi, 2022-02-04) Özmen, Fatma Hilal; Aktan, Zekeriya Deniz; Işık Üniversitesi, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, Klinik Psikoloji Yüksek Lisans Programı
    Bu araştırmanın temel amacı, son ergenlik dönemindeki bireylerde belirsizliğe tahammülsüzlük ve aleksitimi arasındaki ilişkide anksiyetenin aracı rolünü incelemektir. Araştırma kapsamında içleme ve dışlama kriterlerine uygun bulunan 430 katılımcının verisi ile analizler gerçekleştirilmiştir. Veri toplama aracı olarak kişilerin sosyodemografik bilgilerine ulaşmak için Kişisel Bilgi Formu, Belirsizliğe Tahammülsüzlük Ölçeği (BTÖ-12), Toronto Aleksitimi Ölçeği (TAÖ - 20) ve Beck Anksiyete Envanteri kullanılmıştır. Araştırmamızdaki temel hipotezleri test etmek için, basit regresyon ve doğrusal hiyerarşik regresyon analizleri kullanılmıştır. Araştırma sonucuna göre belirsizliğe tahammülsüzlük ile aleksitimi arasındaki ilişkide anksiyetenin anlamlı kısmi aracı etkisi (p=0,000) olduğu tespit edilmiştir p<0.05. Araştırma, belirsizliğe tahammülsüzlük ve aleksitimi arasındaki ilişkinin anksiyete aracılığı ile gerçekleştiğini ortaya koymuştur.
  • Yayın
    Grup theraplay® uygulamalarının okul öncesi çocukların sosyal duygusal iyi oluş, psikolojik sağlamlık ve kaygı düzeyleri üzerindeki etkisi
    (Işık Üniversitesi, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, 2025-06-02) Çoklar Sancaktar, Özlem; Aktan, Zekeriya Deniz
    Bu araştırma, Grup Theraplay® müdahalesinin 36–59 ay arası okul öncesi çocukların kaygı düzeyleri, psikolojik sağlamlıkları ve sosyal-duygusal iyi oluşları üzerindeki etkilerini incelemek amacıyla gerçekleştirilmiştir. Çalışma, ön test–son test kontrol gruplu deneysel desen ile yürütülmüş; İstanbul’da okul öncesi eğitimine devam eden 119 çocuk (deney = 64, kontrol = 55) ile ebeveynleri ve öğretmenleri araştırmaya dâhil edilmiştir. Müdahale grubundaki çocuklara, Theraplay’in dört temel boyutu (yapı, bağlılık, besleme, mücadele) esas alınarak 10 hafta boyunca haftada bir kez 45 dakikalık Grup Theraplay® oturumları uygulanmıştır. Kontrol grubunda ise olağan sınıf müfredatı sürdürülmüştür. Veri toplama sürecinde, çocukların kaygı düzeyleri Çocuklar İçin Anksiyete Ölçeği (ebeveyn ve öğretmen formları), sosyal-duygusal iyi oluş ve psikolojik sağlamlık düzeyleri ise Sosyal-Duygusal İyi Oluş ve Psikolojik Sağlamlık Ölçeği (öğretmen formu) ile değerlendirilmiştir. Bulgular, deney grubundaki çocukların hem ebeveyn hem öğretmen değerlendirmelerine göre kaygı düzeylerinde anlamlı düşüş yaşadığını ortaya koymuştur. Psikolojik sağlamlık alt boyutlarından keşfetmekten hoşlanma, atılganlık ve öz-kontrol alanlarında da deney grubunda anlamlı gelişmeler gözlenmiştir. Sosyal performans, görev yönelimi ve duygusal istikrar alanlarında ise hem deney hem kontrol gruplarında gelişim saptanmış, ancak gruplar arası fark istatistiksel olarak anlamlı bulunmamıştır (p>.05). Müdahale süreci boyunca yapılan yapılandırılmış gözlemler, olumlu davranışlarda artış ve olumsuz davranışlarda azalma olduğunu göstermiştir. Grup Theraplay’in sınıf ortamında öğretmen eşliğinde, basit materyallerle uygulanabilir olması ve yapılandırılmış ilişki temelli yapısı, bu yöntemi okul temelli erken müdahale programları için uygulanabilir ve etkili bir model olabileceği gözlemlenmiştir.
  • Yayın
    Turkish validity and reliability study of the childhood illness attitude scale
    (Routledge, 2025-03) Aktan, Zekeriya Deniz; İnci İzmir, Sevim Berrin; Ünlü, Beyza; Yılmaz Kahraman, İpek Su
    Severe forms of health anxiety cause serious dysfunction in people’s lives. Childhood Illness Attitude Scales (CIAS) is an assessment tool used to evaluate childhood health anxiety yet has not been validated for use in Turkey. The study aimed to examine the psychometric properties and factor structure of the Turkish version of the CIAS (CIAS-TR). The scale was administered to 306 children aged between 8 and 15 years. In addition to the CIAS-TR, participants were asked to complete the Screen for Child Anxiety-Related Emotional Disorders (SCARED) and the Pediatric Quality of Life Inventory (PedsQL). To measure test-retest reliability, CIAS-TR was completed by participants 15 days later. Results demonstrated good psychometric properties with high internal consistency and test-retest reliability. A positive correlation with SCARED and a negative correlation with PedsQL. Results from Confirmatory Factor Analysis suggested that a four-factor model best fit the data. The findings of the study indicate that the Turkish adaptation of the CIAS is an appropriate tool for assessing health anxiety in children.