2 sonuçlar
Arama Sonuçları
Listeleniyor 1 - 2 / 2
Yayın Sokak sanatının kurumsallaşması ve bağlamından koparılan yapıtın değişen doğası(Deniz Yengin, 2022-07-01) Ergen, İpekSokakta gelişen alternatif ifade ve iletişim biçimleri olan graffiti ve sokak sanatı, kısıtlı bir grubun ilgisine yönelik yasa dışı uygulamalardan, geniş kitlelerin ilgi ve beğenisine hitap eden, kabul edilmiş sanatsal ifade biçimlerine evrilmiştir. Bu dönüşüm, akademik onay ve kurumsallaşmayı beraberinde getirmiş, pek çok sanatçı bu yeni ilgi ve talebe karşılık verirken, galeri ve müzeler de programlarında bu yapıtlara yer açmıştır. Böylece bir zamanlar suç unsuru olarak kabul edilen bu uygulamalar; yerinden edilerek, çoğaltılarak veya atölyelerde yeniden üretilerek kurumlar dahilinde sergilenir, el değiştirir olmuştur. Bu makalede, sokak sanatının kurumsallaşmasına dair bu tartışmalı durum yapıt ve yapıtın doğasında gerçekleşen olası değişimler bağlamında ele alınmaktadır. Bu amaçla post-graffiti şeklinde adlandırılan dönem ve sonrasına odaklanılmakta, sanatsal bir ifade biçimine evrilen sokak kültürü bağlantılı yaratımların galeri, müze, müzayede evi gibi kurumlara girişinin altını çizdiği çelişkili durumlar; yapıtın kendisi, çevresi, izlerkitlesi ve izleyicinin deneyiminde gerçekleşen dönüşümler aracılığıyla ortaya koyulmaktadır.Yayın Çağdaş sanatta kadın temsiline metaleptik bir yaklaşım: tarihsel üstkutmaca(Işık Üniversitesi, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, 2024-12-21) Yıldız, İpek Ebru; Şahiner, Rıfat; Işık Üniversitesi, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, Sanat Bilimi Doktora Programı; Işık University, School of Graduate Studies, PhD Program in Art ScienceÇağdaş sanatta kadın temsilleri, günümüzde tarihsel ve kültürel bağlamlar, toplumsal cinsiyet eşitliği ve kimlik politikaları etrafında şekillenen önemli tartışma konularıdır. Bu çalışma, çağdaş sanat yapıtlarında kadın temsilini, Yeni Tarihselcilik kuramı üzerine temellenen tarihsel üstkurmaca merceğinden incelemektedir. 1980’lerde ortaya çıkan ve postyapısalcı düşünceden beslenen Yeni Tarihselcilik kuramı, tarihsel anlatıların nesnelliğini sorgulayarak hem tarihin hem de kurgunun insan tarafından inşa edildiğini hatta her ikisinin de kurgu ötesinde olup aynı zamanda özdüşünümsel olduğunu savunmuştur. Yeni Tarihselcilik kuramıyla pratiğe dökülen metodolojik bir yaklaşım olarak ‘tarihsel üstkurmacalar’ geçmişi anlama çabasıyla yerleşik anlatı seslerini önce ifşa eder sonra anlatının tek sesliliğini kırmak üzere parçalar, dağıtır ve yeniden kurar. Resmi tarihin söylemlerine alternatif olarak tarihsel üstkurmaca metodolojisi farklı tarihsel perspektiflerin temsilidir. Postmodern durumun bir parçası olarak dilin, öznelliğin ve cinsel kimliğin sınırlarının sorgulanmasıyla ortaya çıkan temsil krizine bir yanıt olarak, tarihsel üstkurmacalar kadınların kendilerini yeniden ifade etmelerine ve özneleşmelerine olanak tanır. Bu bağlamda, kadınlara dair mikro anlatılar gerçekliği yeniden tanımlar ve ‘temsil ve gerçeklik’ ilişkisi, doğrusal olmayan, kopuşları ve sapmaları kucaklayan, marjinalleşmiş sesleri içine alan diyalektik bir tarih anlayışı içinde yeniden ifade edilir. Bu tezde tarihsel üstkurmaca metodolojisi günümüz sanatında kadın temsili meselelerine dair ayırt edici bir bakış açısı ile mevcut olanı sorgulama ve mevcut olan hakkında tekrar düşünmeye çalışmanın bir girişimi olarak tanımlanmıştır. Kadınları pasif, edilgen ve erkeğin arzu nesnesi olarak temsil eden büyük anlatılar tarihsel üstkurmaca yöntemiyle yapısökümüne uğratılarak kadının tarihsel olarak nasıl baskılandığı, görmezden gelindiği ve sessizleştirildiği ve bu temsillerin mevcut toplumsal düzeni nasıl meşrulaştırdığını açığa çıkarır. Gerçekliğin sürekli olarak yeniden şekillenen ve dönüşen süreçler olduğu vurgusuyla, tarihsel üstkurmacalar geçmişin yeniden inşasında kadının tarihteki rol ve deneyimlerini görünür kılar ve eril bakış açısıyla yazılan kadın temsillerini bozarak kadının sesini tarihsel olarak merkeze taşıyan bir inşa sürecini başlatır. Bu tez, diyalektik imgeler aracılığıyla geçmişi şimdinin bağlamında tarihsel üstkurmaca metodolojisiyle yeniden inşa eden çağdaş sanat pratikleri üzerinden kadın temsilinde dönüşüm mücadelesinde alternatif/olası dünyalara açılır. Gerçeklik ve kurgunun iç içe geçtiği bir perspektifile tarihsel üstkurmacalar çağdaş sanatta kadın temsili, kültürel eleştiri ve toplumsal cinsiyet eşitliği ekseninde toplumsal dönüşümü mümkün kılan güçlü bir araçtır.












