Arama Sonuçları

Listeleniyor 1 - 3 / 3
  • Yayın
    Bir diyalog ortamı olarak üretken yapay zeka: tasarımda anlamsal arayış sürecinin temsili
    (Süleyman Demirel Üniversitesi, 2024-07-04) Ozar, Betül; Koca, Duygu
    Tasarım süreci, birbirine bağlı ve yinelemeli adımlar içeren döngüsel bir yapıya sahiptir. Üretken yapay zekâ, tasarlayan ile diyalog kurarak tasarım sürecine yeni bir ortam önerir. Bu ortam, süreçteki ilişkilerin keşfine izin verir ve döngüsel yaklaşımın deneyimlenmesine olanak sağlar. Çalışma bu doğrultuda, üretken yapay zekânın temsil üretebilme potansiyeli üzerine odaklanır ve “üretken yapay zekâ, kavramsal ve biçimsel ilişkilerin keşfedildiği anlamsal arayış sürecinde bir ortam olarak kullanılabilir mi?” sorusunu araştırır. Çalışmada ‘uygulama odaklı’ (practice-led) araştırma yöntemi benimsenmiştir. Bu kapsamda bir süreç deneyini içeren çalışma, üretileni temsil etmek yerine temsille üretmeye odaklanır. Metinden imgeye ve imgeden imgeye olmak üzere iki fazdan oluşan süreç, üretken yapay zekânın olanaklarını ve kısıtlarını görebilmek için bir araştırma ve keşif ortamı olarak kullanılmıştır. Sonuç olarak tasarlayan özne ve üretken yapay zekâ iş birliğinde tek tıklamayla donuk görseller oluşturmak yerine devingen temsillerin üretilebileceği anlaşılmıştır. Bu anlayış, yeni bir ortamın tanımını üretirken gelecekteki benzer deneyimlerin yorumlanabilmesine zemin hazırlar.
  • Yayın
    Earthquake resilience of densely populated settlements: a strategic approach to mitigate Istanbul’s earthquake risk
    (Mehmet Topçu, 2025-04-30) Koca, Gülru
    One of the most significant challenges confronted by earthquake-prone cities results from the urban planning strategies and interventions preferred during the construction and development efforts. The planning of infrastructure that will serve the increasing population is even more important, especially in cities that have historical importance and have evolved into large metropolises in a short time. Proper planning and renewal efforts that align with earthquake-resistant urban development strategies not only add value for all stakeholders but also help avoid significant material and moral losses caused by poorly planned urban development. Although earthquake-prone settlements have thousands of years of construction traditions, these traditions have often been replaced by modern construction techniques nowadays. In cities where the transformation from traditional to modern construction techniques is rapid and uncontrolled, a severe earthquake is more likely to cause a significant damage. Türkiye has a high earthquake risk due to its geographical location. The Main Marmara Fault is an active fault line that poses a serious threat to Istanbul. The devastating earthquake series along the East Anatolian Fault in February 2023 have once again highlighted the urgency of taking necessary precautions and preparations for the anticipated Marmara earthquake. Istanbul is one of the most historically significant metropolises in the world. Accordingly, the city has expanded by receiving immigration since the last major earthquake. Given its unique place in world history and its centuries-old role as the capital of great civilizations, it is crucial to ensure the seismic resilience in Istanbul to protect both the lives and property of its dense population and to safeguard its cultural heritage sites. The aims of this paper are to evaluate the current characteristics of Istanbul in the event of a possible earthquake, to identify potential challenges of the city and to put forward a strategic approach to improve seismic resistance of the city. The evaluation was carried out by conducting a SWOT analysis based on the physical, environmental, social and economic conditions of the city. For this purpose, firstly the previous and current urban design practices adopted in the city was evaluated. The key features effective in the construction of an earthquake resilient settlement was emphasized and taken into consideration. Besides, the crucial stakeholders and their potential contributions were also evaluated. In this context, the problems that needs to be improved are revealed and a conceptual framework of an urban planning strategy is presented to construct an earthquake resilient city that provides satisfaction to all its stakeholders.
  • Yayın
    Yeşilçam sinemasında anlatısal yapının mekân kullanımına etkisi: Yüksek Yeşilçam dönemi (1960-1975)
    (Anadolu Üniversitesi, 2024-06-28) Özker, Serpil
    Sinemanın başlangıcından günümüze farklı disiplinleri etkilemesi, farklı disiplinlerden etkilenmesi ve bu disiplinler ile sürekli etkileşim halinde olması sinemayı farklı anlatımlara dönüştürmüştür. Bu dönüşüm, teori ve uygulamada farklı gibi görünen disiplinleri ayrıştırmak yerine farklı çözümlere evrilmiştir. Disiplinlerarası etkileşimin önemli örneklerinden olan mimarlık ve sinema, diğer disiplinlere oranla anlatısal, zamansal, mekânsal yapıyı bir arada kullanan görsel ve işitsel hafızayı önemli ölçüde kullanan disiplinlerdir. Türk sineması da dünden bugüne toplumsal olaylar çerçevesinde; toplum yaşamı ve sorunlarını anlatısal semboller haline dönüştürerek sinema perdesine aktarmıştır. Değişim ve dönüşüm süreçleri ile gelişen Türk sinemasında 1960-1975 dönemi, Türk sineması için bir değişim dönemi olarak tanımlanmış, bu süreçte Yeşilçam olarak adlandırılan film üretimi, halkın talebi ve yoğun ilgisi sayesinde ivme kazanmıştır. Bu doğrultuda çalışmada, Türk sinemasında Yüksek Yeşilçam olarak adlandırılan dönemin filmlerinde anlatısal yapının mekân kullanımına etkisinin incelenmesi amaçlanmıştır. Çalışma, 1960-1975 dönemine önemli katkılar sunan altı yönetmenin renkli ve melodram ağırlıklı filmleri ile sınırlandırılmış olup toplamda yirmi dört film “anlatısal yapı, zamansal yapı, mekânsal yapı” gibi değişkenler açısından değerlendirilmiştir. Bu bağlamda elde edilen veriler sonucunda, Yeşilçam filmlerinin anlatı, zaman, mekân unsurları ile harmanlanarak farklı yönetmen, farklı hikâye ve oyunculara rağmen ortak ve benzer kaygılarla biçimlendiği tespit edilmiştir.