Arama Sonuçları

Listeleniyor 1 - 2 / 2
  • Yayın
    Madde kullanım geçmişi olan erkeklerde emosyonel şemalar ve bilişsel duygu düzenleme stratejilerinin çocukluk çağı travmaları ile ilişkisi: Bir kontrollü çalışma
    (Işık Üniversitesi, 2019-05-20) Aktaş, Fatma; Çam Çelikel, Feryal; Işık Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Klinik Psikoloji Yüksek Lisans Programı
    Amaç: Bu araştırmanın amacı madde kullanım geçmişi olan erkeklerin emosyonel şemaları ve bilişsel duygu düzenleme stratejilerinin çocukluk çağı travmaları ile ilişkisini kontrollü bir çalışmada incelemektir. Yöntem: Araştırmanın çalışma grubunu, Umut Çocukları Derneği’nin Hayata Yeniden Başlıyorum Projesi’ne ve Balıklı Rum Hastanesi Anatolia Bağımlılık Klinikleri’ne başvuran 85 erkek, kontrol grubunu ise madde kullanım geçmişi olmayan 109 erkek katılımcı oluşturmuştur. Veriler Sosyodemografik Özellikler ve Veri Formu, Leahy Emosyonel Şema Ölçeği, Bilişsel Duygu Düzenleme Ölçeği ve Çocukluk Çağı Travmaları Ölçeği kullanılarak toplanmıştır. Bulgular: Çalışma ve kontrol grupları yaş ortalamaları sırasıyla 26,72±5,91 ve 25,92±7,47 olup aralarında istatistiksel olarak anlamlı fark yoktur. Araştırmamızda madde kullanım geçmişi olan erkeklerin çocukluk çağı travmaları ile emosyonel şema toplam puan ve alt boyutlarından kontrol edilmezlik, duygulara karşı zayıflık, ruminasyon, farklılık, uzlaşı, duyguları zararlı görme ve suçluluk arasında pozitif yönde ve anlamlı bir ilişki olduğu gözlenmiştir. Bununla birlikte çalışma grubunun çocukluk çağı travmaları ile işlevsel olmayan bilişsel duygu düzenleme boyutlarından kendini suçlama, diğerlerini suçlama, düşünceye odaklanma ve felaketleştirme arasında pozitif yönde, zayıf düzeyde ve anlamlı bir ilişki vardır. Emosyonel şema toplam puan ile işlevsel olmayan bilişsel duygu düzenleme boyutlarından ise kendini suçlama, diğerlerini suçlama, düşünceye odaklanma ve felaketleştirme arasında pozitif yönlü anlamlı bir ilişki olduğu belirlenmiştir. Aynı zamanda çocukluk çağı travmaları alt boyutları ile işlevsel olmayan bilişsel duygu düzenleme stratejileri ve uyum bozucu emosyonel şemaları arasında anlamlı ilişki olduğu bilgilerine ulaşılmıştır. Sonuç: Özetle çalışmamızda geçmiş dönemlerde madde kullanımına yönelen erkeklerin madde kullanım geçmişi olmayan erkeklere kıyasla işlevsel olmayan bilişsel duygu düzenleme stratejileri kullanma ve uyum bozucu emosyonel şemalara sahip olma düzeylerine dikkat çekmiş, bu durumun çocukluk çağı travmaları açısından ilişkisi incelenmiş ve sonuçlarımız literatür ışığında tartışılmıştır.
  • Yayın
    Obsesif kompulsif belirtilerin çocukluk çağı travma türleri ve dissosiyatif yaşantılarla ilişkisi
    (Işık Üniversitesi, 2019-05-20) Kılıç, Bengü Sare Sevda Pelin; Çam Çelikel, Feryal; Işık Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Klinik Psikoloji Yüksek Lisans Programı
    Amaç: Bu çalışmanın amacı obsesif kompulsif belirtilerin, çocukluk çağı travmaları ve dissosiyasyonla olan ilişkisini klinik olmayan bir örneklemde travma alt boyutları bakımından değerlendirmektir. Yöntem: İnternet üzerinden 18-66 yaş aralığında 313’ü kadın, 75’i erkek olmak üzere toplam 388 katılımcıya ulaşılmıştır. Örneklemin yaş ortalaması 29,09±7,63’dir. Araştırmada çoğunluğunu kadın (%80,1), üniversite eğitim seviyesine sahip (%84,2) ve halen evli (%54,1) bireyler oluşturmaktadır. Çalışmada Sosyodemografik Bilgi Formu, Padua Envanteri, Dissosiyatif Yaşantılar Ölçeği ve Çocukluk Çağı Travmaları Ölçeği kullanılmıştır. Verilerin analizinde, frekans dağılımları oluşturulmuş normallik dağılımlarında Kolmogorov–Smirnov testi, frekans analizi ve Pearson Korelasyon analizleri kullanılmıştır. Bulgular: Bulgulara göre obsesif kompulsif belirtilerin çocukluk çağı travma alt boyutlarıyla ilişkili olduğu, ayrıca kirlenme obsesif kompulsif belirtisiyle çocukluk çağında deneyimlenen cinsel istismar yaşantısı arasında anlamlı bir ilişki olduğu bulunmuştur. Diğer yandan düşüncelere dalma obsesif belirtisi ile derealizasyon/ depersonalizasyon; dissosiyatif amnezi ile kontrol obsesif kompulsif belirti ve arasındaki anlamlı düzeyde ilişkiler bulunmuştur. Obsesif kompulsif belirtilerinin artmasıyla kişilerin belleklerine duydukları güvenin azalmasına bağlı olarak tekrarlayan kontrol davranışları edinmesi şeklinde açıklanmıştır. Sonuç: Bu bulgular doğrultusundan obsesif kompulsif belirtilerin, çocukluk çağı travmaları ve dissosiyasyon alt boyutları ile aralarında anlamlı bir ilişki olduğu her bir alt maddeye dair verilen puan arttıkça ilgili travma, dissosiyasyon ve obsesif kompulsif belirtinin de arttığı gözlemlenmiştir.