Arama Sonuçları

Listeleniyor 1 - 10 / 47
  • Yayın
    Vergi kayıp ve kaçaklarının azaltılmasında vergi denetiminin etkinliği, sorunlar ve çözüm önerileri
    (Işık Üniversitesi, 2019-05-23) Yılmaz, Mehmet; Teker, Suat; Işık Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Muhasebe ve Denetim Yüksek Lisans Programı
    Vergi, devletin tüzel ve gerçek kişiler üzerine yüklediği, kamu hizmetlerinin yerine getirilmesi için ihtiyaç duyduğu en önemli kaynaktır. Günümüzde sosyal devlet anlayışı ile birlikte vergi gelirlerine olan ihtiyaç daha fazla artmıştır. Vergi, mükellefler ile devlet arasında her zaman için problem oluşturmuştur. Mükellefler vergi ödememek için çeşitli arayışlar içinde olduğu gibi vergi idareleri de bu işlemleri tespit ederek gerekli tahsilatı yapma çabası içindedir. Devletlerin ortaya çıkışı kadar eski olan bu mücadele muhtemelen vergi olgusu var oldukça devam edecektir. Etkin bir vergi denetimi etkin bir vergi mevzuatıyla oluşturulabilir. Vergi reformları ile adil vergilendirme, vergi kayıp ve kaçakçılığının önüne geçilmesi, vergi yüklerinin azaltılması ve vergilerin ekonomik büyümeyi destekleyecek nitelikte olması vergi denetiminde yapılacak etkin düzenlemelerle sağlanabilecektir. Bu hususları gerçekleştirebilmek için vergi mevzuatı ile vergi denetiminin daha etkin hale getirilmesi gerekmektedir.
  • Yayın
    Dış ticaret işlemlerinin muhasebeleştirilmesi: TMS-2 stoklar, TMS-21 kur değişiminin etkileri standartları ve VUK ile karşılaştırılması
    (Işık Üniversitesi, 2020-06-09) Yılmaz, Emine; Teker, Suat; Işık Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Muhasebe ve Denetim Yüksek Lisans Programı
    Mal, hizmet ve sermaye hareketlerinin ulusal sınırları aşmasıyla birlikte uluslararası ticaret işlemlerine taraf olan işletmeler; anlaşılır, karşılaştırılabilir ve gerçeğe uygun raporlama yapılabilmesi için muhasebe ve finans alanında ortak bir dile ihtiyaç duymuşlardır. Bu nedenle farklı finansal bilgi okuyucularının aynı sonuca varabilmeleri için mali tabloların uluslararası genel kabul görmüş muhasebe standartlarına göre raporlanması gerekmektedir. Avrupa’da borsada işlem gören işletmelerin 2005 yılından itibaren finansal tablolarını, Uluslararası Finansal Raporlama Standartlarına göre hazırlamak zorunda oldukları deklare edilmiştir. Türkiye’de de sermaye piyasası araçları borsada işlem gören şirketler, bankalar, sigorta, reasürans ve emeklilik şirketleri Uluslararası Finansal Raporlama Standartları ile uyumlu olan Türkiye Finansal Raporlama Standartlarını uygulamak zorundadırlar. Raporlama dönemi sonunda ödenecek verginin, vergi kanunlarına göre hesaplanması gerekmekte fakat buna göre oluşturulan muhasebe kayıtları standartlar ile örtüşmemektedir. Yabancı para cinsinden gerçekleştirilen dış ticaret işlemlerinin, işlem tarihi ile ödeme tarihinin farklı olması halinde, işletmenin lehine ya da aleyhine kur farkları oluşmaktadır. Kur farklarının muhasebeleştirilmesinde uygulanan kurallar, işletmenin dönem sonunda stoklarının değerini, dönem kârını ve ödenecek vergi tutarını değiştirecektir. Uygulama farklılıkları ve sonuçları bu tezin konusun oluşturmaktadır.
  • Yayın
    Sürdürülebilirlik ve entegre raporlama metodolojisinin sektörel bazda karşılaştırmalı değerlendirilmesi
    (Işık Üniversitesi, 2018-06-12) Berksoy, Burcu; Eyüpgiller, Sait Saygın; Işık Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Muhasebe ve Denetim Yüksek Lisans Programı
    Sürdürülebilirlik, başta iş dünyası olmak üzere akademisyenler tarafından da ilgi gören bir konudur. Sürdürülebilirlik kavram olarak büyüme yerine kalkınmayı öngörmektedir. Bu nedenle sürdürülebilirlik olmadan kalkınma olmayacağı gibi, kalkınma olmadan da sürdürülebilirlik olamaz. Sürdürülebilir kalkınma; bugünün ve geleceğin yaşamının planlanması, gelecek nesillerin ihtiyaçlarının bugünden karşılanabilmesi için gerekli imkânların sunulması şeklinde tanımlanır. Ekonomiyle birlikte toplumun da parçası olan işletmeler de süreç kâr odaklı iken küreselleşmenin getirdiği etkiyle yerini çevresel ve sosyal göstergelerle dengeleyerek gerçekleşmektedir. Bu üçlü dengeleme; çevresel, sosyal ve ekonomik göstergeler aynı zamanda sürdürülebilir kalkınmanın boyutlarını oluşturmaktadır. İşletmeler sürdürülebilirlik raporları ile iç ve dış paydaşlarına kurumlarının gerçek performanslarını yansıtmakla birlikte faaliyette bulundukları çevreye karşı sorumluluklarını da gözler önüne sermektedirler. İşletmelerin varlıklarını sürdürülebilir kılmak adına kurumsal şekilde devam etmeleri Kurumsal Sürdürülebilirlik kavramını ortaya çıkartmıştır. İşletmeler bu kavram gereğince, yalnızca kurumun çıkarını değil, sistemin çıkarını göz önünde bulundurarak hareket etmelidir. İşletmelerin hem finansal raporlama yapması hem de sürdürülebilirlik raporlama yapmaları halinde pek çok sayıda doküman oluşması, kreditörler tarafından yorumlanmakta güçlük çekilmesi neticesinde geleceğin raporlaması olarak adlandırılan entegre raporlamaya geçiş süreci başlamıştır. Çalışma dört bölümden oluşmaktadır. İlk bölümde sürdürülebilirlik kavramına değinilmiş; sürdürülebilirlik raporlamasının içeriği ve önemi incelenmiştir. İkinci bölümde kurumsal sürdürülebilirlik hakkında genel bilgiler verildikten sonra kurumsal sürdürülebilirlik modelleri ele alınmıştır. Üçüncü bölümde, sürdürülebilirlik ile ilgili kuruluşlar hakkında bilgi verilmiş; sürdürülebilirlik ölçüm uygulamaları olan Sürdürülebilirlik Endekslerine değinilmiştir. Son bölümde ise finansal raporlamadan entegre raporlamaya geçiş sürecinden bahsedilmiş; entegre raporun tarihsel gelişimi, kapsamı, amacı, işletmelere sağladığı fayda, içeriği ve kılavuz ilkeleri detaylı bir şekilde incelenmiştir. Türkiye’de az sayıda yayınlanan entegre raporlardan farklı iki sektör seçilerek içerik karşılaştırılması yapılmıştır. Bu kuruluşlar; T.Garanti Bankası A.Ş., Türkiye Sınai Kalkınma Bankası (TSKB) ve Çimsa Çimento T.A.Ş. ‘dir.
  • Yayın
    Bağımsız denetçilerde rol belirsizliği, rol çatışması ve algılanan iş yükünün iş tatmini üzerindeki etkisi
    (Işık Üniversitesi, 2018-09-05) Erten, Müge; Tuncay Çelikel, Aslı; Işık Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Muhasebe ve Denetim Yüksek Lisans Programı
    Bu çalışmada; bağımsız denetçilerin algıladığı rol belirsizliği, rol çatışması ve iş yükünün, iş tatminleri üzerindeki etkisi araştırılmıştır. Türkiye genelinde yeminli mali müşavir ve serbest muhasebeci mali müşavir ünvanı ile bağımsız denetçilik yapan kişiler arasında kolayda örnekleme tekniği ile belirlenen 171 kişiye anket uygulanmıştır. Uygulanan anket formunda, rol belirsizliği ve rol çatışması ölçeği, iş yükü algısı ölçeği ve Minnesota iş tatmini ölçeği uygulanmıştır. Çalışanların içsel tatminleri artıran unsurlar olan başarmak, tanınmak, övgü almak, sorumluluk yüklenmesi, terfi etmek ve işin kendisi iken; dışsal tatmin ise, ödüller, maaş artışları, şirket politikası, çalışma şartları, fiziksel koşullar, iş güvencesi, iş yerinde insan ilişkilerinin iyi olması ile oluşmaktadır. Araştırmadan elde edilen bulgulara göre, denetçilerde rol belirsizliği, rol çatışması ve iş yükü algısı, içsel tatmini azaltmaktadır. Rol belirsizliği ve iş yükü algısı ise, dışsal tatmin üzerinde negatif belirleyiciliğe sahiptir. Genel tatmin düzeyini azaltan en güçlü faktörler, rol belirsizliği ve iş yükü algısıdır. Bununla birlikte, rol belirsizliği yaş ve gelir düzeyine göre farklılaşmaktadır. Rol çatışması medeni duruma, kıdeme ve psikolojik destek alma durumuna göre farklılaşmaktadır. Denetçilerin algıladığı iş yükünün cinsiyet, eğitim düzeyi, kıdem ve psikolojik destek almaya göre değiştiği gözlenmiştir. Dışsal tatmin cinsiyet, eğitim durumu ve çocuk sayısına göre değişmektedir. Genel tatmin eğitim durumuna göre değişmektedir. Bağımsız denetçilerin iş tatmin düzeyleri üzerinde rol belirsizliği ve algılanan iş yükünün negatif etkileri belirlenmiştir.
  • Yayın
    Faaliyet tabanlı maliyetleme yöntemi ve güncel bir uygulama
    (Işık Üniversitesi, 2018-04-09) Yavuzkurt, Zeynep; Eyüpgiller, Sait Saygın; Şakrak, Münir; Işık Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Muhasebe ve Denetim Yüksek Lisans Programı
    Yükselen rekabet ortamında firmalar, maliyetlerini giderek azaltma eğilimi içeresindedirler. Maliyetlerin azaltılması amacı doğrultusunda ise öncelikle, maliyetlerin doğru olarak tespiti önem taşımaktadır. Maliyetlerin azaltılabilmesi için ayrıca, kaynak verimliliğinin sağlanması da önem taşımaktadır. Günümüz ortamında teknoloji ve iletişimdeki hızlı gelişmeler, maliyet türlerinin oluşumunu da etkilemektedir. Böyle bir ortamda, geleneksel maliyetleme yöntemlerinin yeterli olamadığı anlaşılmıştır. Bu nedenle geliştirilen çeşitli yaklaşımlardan biri de faaliyet tabanlı maliyetlemedir. Tezde faaliyet tabanlı maliyetleme yöntemi geleneksel yöntemle karşılaştırmalı olarak incelenmiştir. Güncel bir uygulama örneğine dayalı olarak da sonuçlar irdelenmiş ve öneriler sunulmuştur.
  • Yayın
    Muhasebede meslek etiği, etik eğitimi ve bir araştırma
    (Işık Üniversitesi, 2021-04-19) Gülmez, Taha Yasin; Kıymetli Şen, İlker; Işık Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Muhasebe ve Denetim Yüksek Lisans Programı
    Sosyal hayatta ahlaki normlar genel olarak toplum bünyesinde bulunan tüm bireyleri ilgilendirmektedir. Etik olgusu da sosyal yapı ile mesleğe dayalı bir kavram şeklinde de değerlendirilmektedir. Meslek etiği yoğunlukla etik algının mesleki alana entegrasyonu olarak da bilinmektedir. Sorumluluk, meslek etiğinin odak noktasını oluşturmaktadır. Aynı zamanda sosyal değerlere oranla farklılık sergileyerek, bireylerin tutumları ile yükümlü oldukları görevlere dair gerçekleştirdikleri eylemlerin de sonuçlarını kabul etme yetisi şeklinde de ele alınmaktadır. Çağdaş yaşamda öngörülen toplum olgusuna bakıldığında bireylerin etik tutumlar sergilerken dayandıkları gücün aslında etik yükümlülükleri yansıttığı görülmektedir. Farklı meslek alanlarında görüldüğü üzere meslek etiği, muhasebe alanında da göz önünde bulundurulması beklenen ve önde gelen yükümlülükler arasında olan bir kavram olarak da bilinmektedir. Bugünün koşullarında mali verilerin gerçek, bağımsız ve güvenilir biçimde arz edilmesi meslek etiği ile bağdaşmaktadır.Sosyal, iktisadi ve ticari eylemler alanında muhasebe mesleğini icra eden bireylerin etik normlara entegre şekilde hareket etmesi beklenmektedir. Etik normlar ve esaslara entegre olan muhasebe çalışanları sosyal alanda güven yaratarak verimli bir faaliyet sürdürebilmektedir.
  • Yayın
    Faizsiz finansal muhasebe standartlarının Türkiye finansal raporlama standartlarına uyumu ve farkları
    (Işık Üniversitesi, 2019-05-22) Büyüktemiz, Eren; Teraman, Özgür; Işık Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Muhasebe ve Denetim Yüksek Lisans Programı
    Faizsiz finansal bankacılık, yirminci yüzyılın ikinci yarısından itibaren dünya üzerinde gittikçe yayılan ve piyasa üzerindeki etkisini arttıran bir oluşumdur. Özellikle Arap dünyasındaki petrol rezervlerinin bulunması ve buralardaki maddi gelirlerin artması, faizsiz bankacılığın bulunmasında önemli rol oynamıştır. Temel prensip olarak İslami hukuka ve geleneklere uygun bir model olan faizsiz bankacılık son yıllarda Türkiye’de de kendisine yer bulmaya başlamıştır. Mevcut piyasa üzerinde oldukça etkili bir paya sahip olan faizsiz bankacılık ve muhasebe standartlarının, önümüzdeki yıllarda gittikçe artan değerler arasında yer alacağı hakim öngörüler arasındadır. Konu ile ilgili yapılacak sonraki araştırmalara ve çalışmalara ışık tutması bakımından bu kavramların karşılaştırmaları konumuzda derinlemesine incelenecektir.
  • Yayın
    Kümi FRS ile MSUGT/VUK uygulamaları arasındaki farklılıklar ve bir uygulama
    (Işık Üniversitesi, 2021-06-17) Kurban, İbrahim Cem; Polat, Levent; Işık Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Muhasebe ve Denetim Yüksek Lisans Programı
    Yasal olarak Türkiye’de uygulanmakta olan VUK/MSUGT yaklaşımı ulusal ölçekli bir muhasebe anlayışıdır ve vergi tahakkuku üzerine kurgulanmıştır. Ancak bu anlayış finansal tablo kullanıcıları için gerçeğe ve ihtiyaca uygun bilgi sunmamaktadır. Bağımsız denetime tabi olan işletmeler, geniş kullanıcı kitlesine yönelik raporlama yaparken ihtiyaç duydukları düzenlemeleri UFRS, TFRS, BOBİ FRS uygulamalarıyla karşılamaktadır. Ancak yeni kurulmuş, günümüzde sayıları giderek artmakta olan start-up veya küçük işletmelerin bu ortak dile uyum sağlaması açısından genel bir çerçeve bulunmamaktadır. Kamu Gözetimi Kurumu bu genel çerçeveyi oluşturmak için Avrupa Birliği’nin yayınladığı yönergeleri incelemiş ve bu incelemelerin sonucunda, 2019 yılında KÜMİ FRS taslak raporunu kamuoyunun görüşlerine sunmuştur. KÜMİ FRS, küçük ve mikro işletmelerin dünya ile entegre olması, ülkemize yabancı yatırımcıların yönlenmesi, start-up işletmelerin yatırımcı bulması açısından oldukça önemlidir ve 2022 yılından itibaren uygulanmaya başlanacaktır. Bu çalışmanın amacı, KÜMİ FRS uygulamaları ile MSUGT/VUK uygulamaları arasındaki farkları uygulama ağırlıklı biçimde ele alarak; KÜMİ FRS’ye göre raporlama yapacak olan işletmelerin yararlanabileceği bir kaynak olmasıdır. Bu doğrultuda, KÜMİ FRS’nin teorik altyapısı detaylı olarak anlatılmış, KÜMİ FRS ve MSUGT/VUK yaklaşımının uygulamadaki farklılıkları gösterilmeye çalışılmış ve son olarak bu uygulama farklılıklarının rasyo analizi ile karşılaştırması yapılmıştır.
  • Yayın
    Türkiye finansal raporlama standartlarına göre hazırlanmış nakit akış tablosu ve analizi
    (Işık Üniversitesi, 2017-06-15) Avcı, Fatma Zehra; Eyüpgiller, Sait Saygın; Işık Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Muhasebe ve Denetim Yüksek Lisans Programı
    “Türkiye Finansal Raporlama Standartlarına Göre Hazırlanmış Nakit Akış Tablosu ve Analizi” başlıklı bu tezin amacı; ülkemizde Türkiye Finansal Raporlama Standartlarına göre hazırlanan nakit akış tablolarının özelliklerini ve diğer nakit akış tabloları ile aralarındaki farkları vurgulayarak farklı analiz teknikleri kullanılması suretiyle nakit akış tablolarının finansal tablo okuyucularına daha faydalı hale getirilebileceğini ortaya koymaktır. Çalışmada, nakit akış tablosu ile ilgili muhasebe standardı, nakit akış tablosunun Türkiye ve Dünya'daki tarihsel gelişimi, nakit akış tablosu ile ilgili kavramlar, Türkiye Muhasebe Standartlarından “TMS 7 Nakit Akış Tablosu” standardının hazırlanma esasları incelenmiş, yapılan analiz çalışmaları ile işletme hakkında daha ayrıntılı ve isabetli analiz sonuçlarının alınabileceği ortaya konulmaya çalışılmıştır. Ampirik boyutta ise Borsa İstanbul (BIST) ’da faaliyet gösteren halka açık bir işletmenin “TMS 7 – Nakit Akış Tablosu” standardına göre hazırlanmış 2014-2015 yıllarına ait nakit akış tabloları; karşılaştırmalı tablolar analizi (yatay analiz), dikey yüzde analizi, nakit akış rasyoları, serbest nakit akışı incelenerek analiz edilmiştir. Çalışmanın sonucunda Türkiye Finansal Raporlama Standartlarına göre hazırlanan nakit akış tablosunun, işletmelerin planlama ve karar verme süreçlerinde diğer mali tablolarla birlikte kullanılmasının önemi ve vazgeçilmez olduğu ortaya konulmuştur.
  • Yayın
    Konkordatonun mali ve hukuki açıdan incelenmesi ve konkordato sürecinin perakende sektörü uygulama örneği
    (Işık Üniversitesi, 2021-06-18) Başak, Mustafa Burak; Teker, Dilek; Işık Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Muhasebe ve Denetim Yüksek Lisans Programı
    İflas ertelemenin kaldırılması üzerine kanun koyucu tarafından konkordato kurumu işler hale getirilmiş ve uygulanmaya başlanmıştır. Bu çalışma ile hem konkordato hukukundaki temel sorunlara çözümler getirilmeye çalışılacak hem de konkordato başvurusu için zorunlu hale gelen Makul Güvence Veren Denetim hakkında bilgi verilecektir. Bağımsız Denetim Raporunun eklenecek belgeler arasına alınmasının amacı, gelişigüzel veya kötü niyetli konkordato başvurularının önüne geçmektir. Ayrıca firmaların mühlet içerisindeki mali durumunu en iyi şekilde ortaya koyacak olan mali analiz de önem arz etmektedir. Yukardaki bilgiler ışığında, konkordatonun aslında ne olduğu, konkordato ile kanun koyucunun neyi amaçladığı, bu amaçlara nasıl ulaşılacağı anlatılacak daha sonra meydana gelen sorunlarla ilgili çözüm önerileri bulunmaya çalışılacaktır. Konkordato konusunda ilk ortaya konulması gereken, şirketin ticari hayatına devam edip edemeyeceğinin denetlenmesidir. Bu konuyu açıklık getirecek olan şey ise Bağımsız Denetim Raporu ve finansal analiz olacaktır. Bu durumda Makul Güvence Veren Denetim Raporu konkordato ilan edecek firmaların durumu hakkında mahkemeye en güvenilir bilgiyi sağlayacak olup, firmaların ticari hayatlarına devam edip, edemeyeceğinin ilk ve en önemli göstergesi olarak değerlendirilebilir. Sonrası için ise finansal analiz devreye girecek ve firmanın mühlet içerisinde finansal açıdan durumunun düzelip düzelmediği değerlendirilecektir. Bağımsız denetim raporu mühlet kararı mı yoksa iflas kararı mı verileceği hususunda bir ön bilgi mahiyetindedir. Bağımsız denetim raporu firmanın dürüst borçlu olup olmadığının tespiti konusunda önem taşımaktadır.