Arama Sonuçları

Listeleniyor 1 - 7 / 7
  • Yayın
    Akdağ Kütlesi’nde (Batı Toroslar) Pleistosen buzullaşmalarının jeomorfolojik özellikleri ve optik uyarmalı lüminesans (OSL) ile yaşlandırılması
    (Türk Coğrafya Kurumu, 2017) Bayrakdar, Cihan; Güneç Kıyak, Nafiye; Turoğlu, Hüseyin; Öztürk, Tuğba; Canel, Timur
    Batı Torosların en yüksek ikinci zirvesine (Uyluk T. 3014 m) sahip olan Akdağ, batıda Eşen Ovası (60 m) doğuda Elmalı Ovası (1100 m) arasında yer alan ve 2700 m üzerinde birçok zirve barındıran, çevresine göre oldukça yüksek bir kütle görünümündedir. Akdağ Kütlesi'nde Kuvaterner'de meydana gelen buzul şekillerini incelemek ve OSL ile tarihlendirmek çalışmanın temel amacıdır. Bu çalışmada coğrafi bilgi sistemleri ve morfometrik analizler, OSL tarihlendirme yöntemi ve sedimantolojik analizlerden faydalanılmıştır. Akdağ Kütlesi'nin jeomorfolojik gelişiminde birden fazla etken ve sürecin rolü olmuştur. Bu süreçlerin başında karst, buzul, tektonik ve flüviyal gelmektedir. Akdağ Kütlesi'nde etkili olan Pleistosen buzullaşmaları, büyük ölçüde karstik yapıya uyumlu gelişmiş ve 2500 m ve üzerindeki paleo-karstik depresyonlarda kalın plato buzulları oluşmuştur. Akdağ Kütlesi'nde üçü büyük, beş buzul vadisi tespit edilmiştir. Bu buzul vadileri gelişmiş sirklerle başlayıp 2500 m seviyelerinde paleokarstik depresyonlara uyumlu olarak düşük eğimli, geniştabanlı ve büyük ölçüde taban ve yanal morenleri ile kaplı iken 2500 m seviyelerinden sonra vadiler daralıp klasik tekne vadi formu alıp 2000 m seviyelerinde cephe morenleri ile sonlanırlar. Akdağ Kütlesi'nde morenlerden alınan örneklere ait OSL tarihlendirmelerinde 17-21 bin yaşları çıkmıştır ki bu da son buzul dönemi MIS 2 ye denk gelmektedir.
  • Yayın
    RegCM4.3.5 Bölgesel iklim modelini kullanarak Türkiye ve çevresi bölgelerin yakın gelecekteki hava sıcaklığı ve yağış klimatolojileri için öngörülen değişikliklerin incelenmesi
    (Ege Üniversitesi, 2014-06-01) Turp, Mustafa Tufan; Öztürk, Tuğba; Türkeş, Murat; Kurnaz, Mehmet Levent
    Bu çalışmada 1970 – 2000 referans dönemi iklimine göre 2020 – 2050 dönemi için Türkiye’nin ortalama hava sıcaklığı ve yağış klimatolojilerinde öngörülen değişiklikler, bölgesel iklim modeli benzetimleri kullanılarak araştırıldı. Yakın gelecekteki iklim koşullarında öngörülen değişimleri incelemek için Uluslararası Teorik Fizik Merkezi’ne ait olan RegCM4.3.5 isimli bölgesel iklim modeli üç farklı küresel modelden yararlanılarak koşuldu. Max Planck Meteoroloji Enstitüsü’ne ait MPI-ESM-MR, Met Office Hadley Merkezi’ne ait HadGEM2 ve Amerikan Ulusal Okyanus ve Atmosfer Dairesi Jeofiziksel Akışkanlar Dinamiği Laboratuvarı’na ait GFDL-ESM2M modelleri Türkiye ve çevresi için dinamik olarak 50 km’ye alt ölçeklendirildi. Öngörüler, Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli’nin (IPCC) RCP4.5 ve RCP8.5 salım senaryolarına göre gerçekleştirildi. Model sonuçlarına göre, Türkiye’de ortalama hava sıcaklıklarında 1970 – 2000 dönemine göre 2020 – 2050 döneminde 0.5 °C ile 4 °C arasında değişen artışlar olacaktır. Bu artış, sıcak mevsimlerde soğuk mevsimlere göre daha fazla olacaktır. Türkiye’nin yağış klimatolojisinde ise, bölgesel iklim modeli sonuçlarına göre, özellikle ülkenin Akdeniz ikliminin egemen olduğu batı ve güney bölgelerinde ve tüm mevsimlerde, yaklaşık 0.4 mm/gün ile 1.2 mm/gün arasında değişen belirgin yağış azalışlarının oluşması beklenir.
  • Yayın
    RegCM4.3.5 İklim modeli benzetimleri kullanılarak Türkiye'nin gelecek hava sıcaklığı ve yağış klimatolojilerindeki değişikliklerin çözümlenmesi
    (Ege Üniversitesi, 2011-06-01) Öztürk, Tuğba; Türkeş, Murat; Kurnaz, Mehmet Levent
    Bu çalışmada 1970-2000 dönemi günümüz iklimine göre 2070-2100 dönemi için Türkiye’nin ortalama hava sıcaklığı ve yağış klimatolojilerindeki değişikler, bölgesel iklim modeli simülasyonları (benzetim) kullanılarak öngörüldü. Günümüz ve gelecek iklim koşullarının model kestirimlerinin yapılması için, International Centre for Theoretical Physics (ICTP) bölgesel iklim modeli RegCM4.3.5 kullanıldı. Met Office Hadley Merkezi’nin HadGEM2 küresel iklim modeli, Türkiye ve çevresi için alt ölçeklendirme yöntemi ile çalışıldı. Gelecekte Türkiye’nin iklim değişkenlerinde oluşacak değişimleri incelemek için, küresel iklim modelinin RCP4.5 ve RCP8.5 salım senaryoları çıktıları kullanıldı. Model çıktılarına göre, Türkiye’de ortalama hava sıcaklıklarında 3 °C ile 7 °C arasında değişen artışlar olacaktır. Sıcaklık artışı, sıcak mevsimlerde soğuk mevsimlere göre daha fazla olacaktır. Bölgesel iklim modeli sonuçlarına göre, Türkiye’nin yağış klimatolojisinde ise, –0.8 mm/gün ile 1.2 mm/gün arasında değişen değişimler beklenmektedir.
  • Yayın
    Kütahya fay zonu’nun Holosen aktivitesi
    (TMMOB Jeoloji Mühendisleri Odası, 2012-01) Altınok, Sevgi; Karabacak, Volkan; Yalçıner, Cahit Çağlar; Bilgen, Abdurrahman Nejat; Altunel, Erhan; Güneç Kıyak, Nafiye
    Batı Anadolu Açılma Bölgesi’nin kuzeydoğu sınırında bulunan Kütahya Havzası BKB-DGD doğrultusunda uzanan bir çöküntü alanıdır ve güney kenarı belirgin bir morfoloji ile Kütahya Fay Zonu tarafından sınırlanmaktadır. Kütahya Fay Zonu boyunca jeolojik, jeomorfolojik ve jeofizik verilerden yararlanılarak yapılan çalışmalar sonucunda bu zonun, kuzey bloğun düştüğü normal fay geometrisine sahip 5 ayrı uzanımdan oluştuğu ve K50-70B doğrultusunda yaklaşık 22 km uzunluğa sahip olduğu ortaya konulmuştur. Paleosismolojik ve arkeosismolojik çalışmalar ise bu uzanım boyunca son 8000 yıl içinde yüzey kırığı oluşturan en az iki depremin meydana geldiğini ortaya koymaktadır. Bu depremlerden ilki M.Ö. 6000’li yıllarda, sonuncusu ise M.Ö. 1800’lü yıllarda Seyitömer Höyüğü’nde hasar oluşturan ve höyüğün terk edilmesine neden olan depremdir. Dolayısıyla, bu çalışmalar Kütahya Havzası’nın güneyini sınırlayan Kütahya Fay Zonu’nun Holosen’de tekrarlanan yıkıcı depremler ürettiğini ve geometrisi gözönünde bulundurulduğunda gelecekte de en az 6.5 büyüklüğünde deprem üretme potansiyeli bulunduğunu ortaya koymaktadır.
  • Yayın
    Yeşilırmak taraçalarında (Orta Kuzey Anadolu) geç pleyistosen iklim değişiklikleri ve düşey yönlü deformasyona akarsu cevabının araştırılması
    (TMMOB Jeoloji Mühendisleri Odası, 2017) Erturaç, Mehmet Korhan; Güneç Kıyak, Nafiye
    Fosilleşmiş taşkın ovası çökelleri olarak da tanımlanan akarsu taraça basamaklanması, akarsuların gelişim süreci üzerindeki iklim, kaide seviyesi ve genç tektonik etkinin analitik olarak belirlenmesi için önemli kayıtlar sunmaktadır. Bu çalışmanın odağında bulunan Yeşilırmak Nehri’nin Çekerek Irmağı ile birleştiği Geldingen Ovası’nın (Amasya) güney kesiminde, her iki akarsuyun kenarlarında bulunan depolanmalı taraça sistemi çalışılmıştır. Bu taraça sistemi, güncel nehir taşkın ovasından +70 metre üst kotlara kadar ulaşan üç basamaktan oluşmaktadır. Bu basamakların gelişim süreci, farklı seviyelerinden elde edilen toplam 12 adet örneğin lüminesans yöntemi kullanılarak tarihlendirilmesi ile araştırılmıştır. Elde edilen sonuçlar, taraça seviyelerinin Son Buzul Çağı içerisinde güncel taşkın ovasından T3 (+70), T2 (+35) ve T1(+15) metre göreceli konumlarda, sırasıyla MIS5a, MIS3 ve LGM sonu dönemleri içerisinde depolandığını ortaya koymaktadır. Elde edilen depolanmalı/aşınmalı dönemlerin, Türkiye ve yakın çevresinde gerçekleştirilen iklim değişikliği kayıtları ve Karadeniz seviye değişimleri ile karşılaştırılması, inceleme alanında taraça oluşumunun, son buzul dönemi içerisinde Doğu Akdeniz için tanımlanan yağışlı/kurak dönemlerle uyumlu olduğunu göstermektedir. Her üç taraçanın terkedilme zamanı ve konumu oranlandığında, Kuzey Anadolu Fayı Zonu’nun içbükey sıkışmalı bir büklüm yaptığı orta kesiminde ortalama 0.94±0.26 mm/yıl yükselme hızı hesaplanmaktadır.
  • Yayın
    İklim değişikliğinin Ergan Dağı kış sporları merkezi'nde yapay karlama kapasitesine etkisi
    (Erzincan Üniversitesi Turizm ve Otelcilik Meslek Yüksekokulu Yayınları, 2016-04) Demiroğlu, Osman Cenk; Turp, Mustafa Tufan; Öztürk, Tuğba; Kurnaz, Mehmet Levent
    İklim değişikliği, dünyada 80 ülkeye yayılan 6.000’e yakın kayak alanı için öncelikli bir tehdit haline gelmiştir. Enlem ve yükselti avantajı bulunmayan kayak merkezlerinde iklim değişikliğinin etkileri şimdiden gözlemlenmeye başlamış, nispeten avantajlı merkezler için ise geleceğe yönelik senaryo çalışmaları hız kazanmıştır. Bu tür çalışmalar, bir yandan merkezlerin iklim değişikliği karşısındaki kırılganlık derecelerini belirlerken diğer yandan da uyum kapasitelerini incelemektedir. Kar sporları turizminin iklim değişikliğine uyumu konusunda ise öncelikli olarak yapay karlama ve taşınma gibi teknik alternatifler mercek altına alınmaktadır. Bu çalışma, son senelerde kış turizmi yatırımları hızla artan Türkiye’nin yeni kayak merkezlerinden Ergan Dağı’nın (Erzincan) yapay karlama kapasitesine yönelik bir senaryo analizi içermektedir. Bunun için, HadGEM2-ES genel dolaşım modeli RegCM4.4 bölgesel iklim modeli ile koşularak 10 km çözünürlüğe indirgenmiş, 1971-2000 ve iyimser RCP4.5 sera gazı konsantrasyonu senaryosuna göre 2021-2050 dönemleri için kayak merkezinin 1924 m rakımındaki yakın yüzey hava sıcaklığı ve bağıl nem değerleri elde edilmiştir. Bu iki değişkene dair değerlerden yapay karlama sınırlarını belirleyen yaş termometre sıcaklıkları hesaplanmış ve kayak merkezinin geçmiş ve gelecek yapay karlama kapasitesi 0,5 oC/hm düşüş oranı kullanılarak kayak pistlerinin farklı rakımlarına göre değerlendirilmiştir. Sonuç olarak, yapay karlama kapasitesinde genel bir azalma eğilimi olacağı tespit edilmiş ve bu azalışın merkezin alçak kesimlerinde taban katmanı yapımını riske sokabileceği sonucuna varılmıştır.