36 sonuçlar
Arama Sonuçları
Listeleniyor 1 - 10 / 36
Yayın “Bana göre” ahlak: sıradan insanın ahlakı kavramsallaştırması(Türk Psikologlar Derneği, 2020-06) Cesur, Sevim; Tepe, Beyza; Piyale, Zeynep Ecem; Sunar, Diane; Biten, Ali FurkanShweder ve diğerleri (1997), Kohlberg’in (1971) ahlakın evrenselliği ve en önemli erdemin adalet olduğu varsayımlarını reddetmişler ve farklı kültürlerde farklı derecelerde önemsenen “ahlakın üç temel etiği”ni önererek kültürel çeşitliliği varsaymışlardır. Walker ve Pitts (1998) ise, bugünkü ahlak araştırmalarının bir eksiğinin sıradan insanın doğal ahlak kavramsallaştırmalarının çalışılmaması olduğunu ifade etmektedirler. Bu araştırmanın amacı, toplumumuzda ahlakın nasıl kavramsallaştırıldığına ve bu kavramsallaştırmaların Shweder’in üç etik koduyla nasıl ilişkilendiğine bakmaktır. Bu araştırma üç aşamadan oluşmaktadır. Çalışma 1 kapsamında katılımcılardan açık uçlu olarak ahlak/ahlaksızlık/ahlaklı insan-erkek-kadın/ahlaksız insan-erkek-kadını tanımlamaları istenmiştir. Kodlanan cevaplar, tanımlanan bu altı hedef arasında bazı ortaklıklara ve farklılıklara işaret etmektedir. En fazla atıfta bulunan kategori, toplumsal kurallar ve roller olmuştur. Çalışma 2 için, Çalışma 1’den elde edilen kategorilerden “Bana Göre Ahlak Envanteri” (BGA) oluşturulmuştur. BGA’ya verilen cevapların oluşturduğu örüntüler, Shweder ve diğerlerinin öne sürdüğü üç etik koduyla benzerlikler göstermiştir. Bu paralellikleri incelemek üzere Çalışma 3 çerçevesinde, üç etik kodunu ölçmeye yönelik olan Etik Dünya Görüşü anketi ile BGA Envanteri arasındaki ilişki tanımlayıcı ve doğrulayıcı faktör analizleri de kullanarak incelenmiştir. Sonuçlar, ülkemizde ahlakın kavramsallaştrılmasında Shweder’in üç etik koduna benzer bir yapı ortaya çıktığını ve oluşturduğumuz BGA Envanterinin güvenilir ve geçerli bir ölçüm yöntemi olduğunu göstermektedir.Yayın Aile sistemlerinde şiddetin döngüsü(Mustafa Süleyman Özcan, 2017-08-23) Akçinar Yayla, BernaBu çalışmada, aile-birey etkileşimi sunularak toplumsal cinsiyet rolleri, aile içi şiddet ve kadının problem çözme becerileri incelenerek, bu durum ve tutumların kadınların ebeveynlik özyeterlik algılarına ve cezaya dayalı ebeveynlik davranışlarına olan etkisi araştırılmıştır. Türkiye genelinde, temsili bir örneklem ile rassal yöntemle seçilmiş, 2-8 yaş arası çocuğu olan, kentsel ve kırsal yerleşim bölgelerinden 810 kadın ile görüşülmüştür. Sonuçlar göstermiştir ki, kırsal bölgelerde yaşayan, sosyo-ekonomik ve eğitim düzeyleri düşük olan anneler hem daha geleneksel cinsiyetçi tutumlara sahipler hem de eşlerinden daha fazla şiddet görmekteler. Sosyo-ekonomik düzey kontrol edilerek yapılan yordayıcı analizlerin sonuçlarına göre de, daha geleneksel cinsiyetçi tutumlara sahip, eşinden fiziksel ve duygusal şiddet gören ve çaresiz hisseden anneler, çocuklarına karşı daha çok cezaya dayalı disiplin davranışlarını göstermektedirler.Yayın The effect of parenting on teenagers’ decision to drop out of school(Sakarya Üniversitesi, 2018-12-29) Handanos, Daniel; Aktan, Zekeriya DenizPrevious research has indicated the gravity of both parenting and parental bond on a child's successful upbringing. In this, four main styles of parenting have been identified, known as authoritarian, authoritative, permissive and neglectful. While recent research addressed the role of parenting on academic success; additional factors include self-esteem, behavioural inhibition and behavioural activation; whereas the main types of parental bond include affectionate constraint, affectionless control, optimal parenting and neglectful parenting. The current study takes the aforementioned research one step further by examining if self-esteem, strength of goal orientation, parental bond and their parent's child rearing method has an effect on a teenagers' decision to drop out of school. Results indicated that the permissive parenting style and affectionate constraint were the best predictors of student's decision to remain in education. Additionally, participants who had decided to drop out of school displayed lower levels of self-esteem, behavioural inhibition and behavioural activation.Yayın Suriyeli sığınmacılarda Türklerle temas ve psikolojik iyi oluş ilişkisinde aracı değişkenler(Sanat ve Dil Araştırmaları Enstitüsü, 2019-10-10) Bağcı Hemşinlioğlu, Sabahat Çiğdem; Canpolat, EsraSon yıllarda Türkiye’de ve dünyada artan göç sayısı ile birlikte, farklı gruplar arasındaki ilişkileri düzenlemek ve uyum sürecinde çeşitli zorluklar yaşayan göçmen, sığınmacı ve mülteci grupların psikolojik iyi oluşlarını arttırabilmek adına gruplararası temasın etki mekanizmasının anlaşılması bir gereklilik haline gelmiştir. Bu araştırmanın amacı, Suriyeli sığınmacıların Türklerle temasının psikolojik iyi oluşlarıyla ilişkisinde gruplararası kaygı, içgrupla özdeşleşme ve toplumsal kabullenilmenin aracı rolünü incelemektir. Toplamda 163 Suriyeli katılımcı (88 kadın, 75 erkek) gruplararası temas, gruplararası kaygı, çoklu-grup kimlikle özdeşleşme, toplumsal kabullenilme ve psikolojik büyüme ölçeklerini cevaplandırmıştır. Araştırmanın sonucunda, olumlu temasın gruplararası kaygı ile olumsuz, içgrup kimlikle özdeşleşme ve toplumsal kabullenme ile olumlu yönde ilişkili olduğuna dair bulgular elde edilmiştir. Aynı zamanda, gruplararası kaygı, kimlikle özdeşleşme ve toplumsal kabullenilme psikolojik iyi oluşu anlamlı şekilde yordamaktadır. Gruplararası temas ve psikolojik iyi oluş arasındaki ilişkinin doğrudan anlamlı olmadığı; ancak bu ilişkinin üç aracı değişken aracılığıyla dolaylı olarak anlamlı olduğu bulunmuştur. Bulgular Suriyeli sığınmacıların Türklerle olumlu temasının psikolojik iyi oluşlarına olumlu katkısının altını çizmektedir.Yayın Psychometric properties of the pathological buying screener: reliability and validity study(Kare Publishing, 2021-06) Dikbaş, Ganime Tuba; Acartürk, Ceren; Akyunus, MirayObjective: The Pathological Buying Screener (PBS) is a self-report scale used to evaluate compulsive buying behavior. The aim of this study was to assess the validity and reliability of a Turkish version of the PBS in a nonclinical sample. Method: A total of 457 adult participants aged 18-64 years were enrolled in this study. Internal consistency, test-retest reliability and structure, concurrent and criterion-related predictive validity analyses were conducted to ensure reliability and validity for use of the scale with a Turkish population. As part of the validity study, all of the participants were asked to complete a battery of self-report scales: the Compulsive Buying Scale, the Brief Symptom Inventory, the Rosenberg Self-Esteem Scale, the Barratt Impulsiveness Scale-Short Form, and the PBS. In order to examine the test-retest reliability, 75 participants were asked to complete the questionnaire once again 2 weeks after the first administration. Results: The results of this study revealed that the PBS had good internal consistency and test-retest reliability. The findings supported concurrent and criterion-related predictive validity, and a 2-factor structure, consistent with the original form. Conclusion: The Turkish version of the PBS is a valid and reliable measurement tool that will add to understanding of pathological buying behavior.Yayın Reassessing innovative work behaviors during COVID-19 pandemic: the impacts of workplace spirituality and psychological safety perception(Ahi Evran Üniversitesi, 2021-07-14) Taştan, Seçil; İşiaçık, SerinRecent literature has shown the contributions of positivity in organizations, but less is known about the impact of spirituality and safety feelings as an extension of positive psychology on individuals’ innovative work behaviors. Considering the COVID-19 pandemic outbreak, it is suggested that the conditions encouraging employees’ perceptions and attitudes as well as their innovative work behaviors (IWBs) have been changed. Based on the positive psychology approach, workplace spirituality and psychological safety are seen as important factors on employees’ IWBs. Therefore, this study aimed to examine the relationships among perceived workplace spirituality, psychological safety, and employees’ IWBs within the context of the COVID-19 pandemic. Employees working in different private sectors in Istanbul (N= 251) participated in the current research. The statistical analyses revealed that workplace spirituality contributed to employees’ innovative behaviors, and psychological safety fully mediated this relationship. Based on the findings, practical and conceptual implications of this study are discussed and future directions are presented.Yayın Lise öğrencilerinde akademik ve üniversite sınavına yönelik öz-yeterliğin yordayıcıları(Mustafa Süleyman Özcan, 2017-09-16) Bağcı Hemşinlioğlu, Sabahat ÇiğdemBu araştırmanın amacı lise öğrencileri arasında akademik öz-yeterlik ve üniversite sınavına yönelik öz-yeterlik kavramlarının öğrenci, okul ve sosyal çevre odaklı yordayıcılarını saptamaktır. Bu amaçla 9. ve 10. sınıf lise öğrencilerinden oluşan (N = 129) bir örnekleme demografik bilgiler (cinsiyet, sosyo-ekonomik seviye), akademik ve üniversite sınavına yönelik öz-yeterlik, sınav kaygısı, akademik adanmışlık (davranışsal ve duygusal), okul aidiyeti ile aile ve akran akademik desteği ölçeklerini içeren bir anket formu dağıtılmıştır. Çoklu regresyon sonuçları, her iki öz-yeterlik kavramının da en önemli yordayıcısının duygusal akademik adanmışlık olduğunu göstermiştir. Ayrıca, aile desteğinin ve okul aidiyetinin her iki sonuç değişkeni ile de olumlu olarak ilişkili olduğu saptanmış, sınav kaygısının yalnızca üniversite sınavına yönelik öz-yeterlik ile olumsuz olarak ilişkili olduğu gözlemlenmiştir. Sonuçlar öğrencilerin güncel ve gelecekteki akademik öz-yeterlik durumlarında, akademik aktivitelere davranışsal olarak adanmaktan ziyade (dikkat ve çaba), duygusal olarak adanmalarının (ilgi ve zevk alma) önemini vurgulamakta, uygulayıcıların akademik hayatı sevdirme konusunda çalışmalar yürütmelerinin gerekliliğini hatırlatmaktadır.Yayın Babaların iş ortamı ve depresyon seviyesi arasındaki ilişkide iş-aile çatışmasının rolü(Mustafa Süleyman Özcan, 2021-09-23) Akçinar Yayla, Berna; Özbek, Ebru; Yola Çetin, İremBu çalışmanın amacı, 2-6 yaşları arasında çocuğu olan evli ve eşi ve kendileri çalışan babaların, çalışma koşullarının, deneyimledikleri iş-aile çatışmasının ve algıladıkları kurumsal desteğin depresyon düzeyleri ile olan ilişkisini incelemektir. Çalışma kapsamında, hafta içi çalışma süreleri ve algılanan kurumsal destek ile depresyon arasındaki ilişkide iş-aile çatışmasının aracı rolü de araştırılmıştır. Çalışmanın kuramsal çerçevesi, makro seviyedeki faktörlerden mikro seviyedeki aile içi ilişkilere kadar bireyin nasıl etkilendiğini açıklayan, yani, çevre-aile-birey ilişkisini en iyi şekilde açıklayan Ekolojik Sistemler Kuramı ve Aile Sistemleri Kuramının bir sentezi ile oluşturulmuştur. Çalışmanın örneklemi tabakalı örnekleme yöntemi ile seçilmiş 2-6 yaşları arasında çocuğu olan evli ve çalışan 300 babadan oluşmaktadır. Çalışmanın verileri, babaların çalışma şartlarını, iş-aile çatışmasını, algıladıkları kurumsal desteği ve depresyon düzeylerini kendilerinin ölçekler aracılığıyla raporladığı nicel yöntemlerle elde edilmiştir. Aracı etki analizi MPLUS programında yapılmıştır. Çalışmanın sonucunda (i) babaların deneyimledikleri iş-aile çatışmasının, babaların hafta içi çalışma süreleri ve depresyon düzeyleri ile pozitif, iş yerinden algıladıkları kurumsal destek ile ise negatif yönde ilişkili olduğu; (ii) çalışma saatleri ve iş-aile çatışması yüksek olan babaların depresyon belirtileri gösterme olasılığının yüksek olduğu; (iii) hafta içi çalışma süreleri ve algılanan kurumsal destek ile depresyon arasındaki ilişkide iş-aile çatışmasının aracı rolü üstlendiği bulunmuştur. Bu çalışmanın, küçük yaşta çocuğu olan, çalışan, geleneksel cinsiyet rol ve tutumlarının baskın olduğu toplumda yaşayan erkeklerin iş hayatlarına bağlı sorunlarının özetlenmesi ve iş-aile dengesinin sağlanması ve çalışma durumlarının iyileşmesi için var olması gereken unsurların tespiti açısından oldukça önemli katkıları olacağı düşünülmektedir.Yayın Ergenlerde toplumsal cinsiyet algılarının sosyodemografik özelliklere göre değerlendirilmesi(Duzce Univ, 2018) Kantoğlu, Aycan; Çetin Yurteri, Nihal; Erdoğan, AytenAmaç: Bu çalışmanın amacı, yaşları 12 ile 17 arasında değişen bir grup ergenin toplumsal cinsiyet algılarının cinsiyet, yaş, anne babanın eğitim durumu, ekonomik durumu, çalışma durumu gibi bir takım sosyodemografik özellikler ile ilişkilerini analiz etmektir. Gereç ve Yöntem: Toplamda 100 katılımcının sosyodemografik özelliklerini değerlendirmek adına araştırmacı tarafından oluşturulan yarı yapılandırılmış Sosyodemografik Veri Formu, cinsiyet algılarını ve toplumsal cinsiyet rollerini değerlendirmek adına ise “BEM cinsiyet rolü envanteri” ve “toplumsal cinsiyet rolleri tutum ölçeği” kullanılmıştır. Bulgular: “Toplumsal cinsiyet rolleri tutum ölçeği” alt boyutları (eşitlikçi cinsiyet rolü, kadın cinsiyet rolü, evlilikte cinsiyet rolü, geleneksel cinsiyet rolü, erkek cinsiyet rolü) ile yaş, cinsiyet, anne baba eğitim düzeyi, annenin çalışma durumu, ekonomik düzey değişkenleri ile anlamlı bir ilişki bulunmuştur. “BEM cinsiyet rolü envanteri” alt boyutları (feminenlik, maskülenlik, nötr) ile de yaş, cinsiyet, anne eğitim düzeyi, annenin çalışma durumu ve ekonomik düzey değişkenleri ile anlamlı ilişki bulunmuştur. Düşük eğitim düzeyi ve düşük ekonomik gelire sahip ailelerin çocuklarının toplumsal cinsiyet rollerine ilişkin daha çok “geleneksel cinsiyet rolü” algısına sahip olduğu; annenin çalıştığı, eğitim düzeyi ve ekonomik geliri yüksek ailelerin çocuklarının ise daha çok “eşitlikçi cinsiyet rolü” algısına sahip olduğu saptanmıştır. Sonuç: Ergenlerin yaşı, cinsiyeti ve ailelerinin ekonomik durumu ve eğitim düzeyi gibi sosyodemografik özellikleri ile toplumsal cinsiyet algıları arasında anlamlı ilişki bulunmuştur.












