2 sonuçlar
Arama Sonuçları
Listeleniyor 1 - 2 / 2
Yayın 1990 sonrası Türkiye'de feminist hareketin sanatçı kadınlar üzerindeki etkileri(Işık Üniversitesi, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, 2025-01-20) Okay, Ayça; Hatipoğlu, Özüm; Işık Üniversitesi, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, Sanat Kuramı ve Eleştiri Yüksek Lisans Programı; Işık University, School of Graduate Studies, Art Theory and Criticism Master's ProgramBu araştırmanın amacı 1990 sonrası Türkiye’de feminist hareketin sanatçı kadınlar üzerindeki etkilerini incelemektir. 1990 sonrası Türkiye’de sanat alanında, küresel ekonomik, sosyal ve kültürel dönüşümlere paralel önemli değişimler yaşanmıştır. 1989’daki Berlin Duvarı’nın yıkılması, ülkemizde de demokratikleşme arzusunu körüklemiş; Soğuk Savaş sonrasında özgürlük, serbest ticaret ve sosyal haklar daha görünür hale gelmiştir. 1980’lerdeki askeri darbe, siyasi iklimde derin yaralar açmış, ancak 1983’teki sivil yönetimle bu etki zamanla azalmaya başlamıştır. Bu dönemde özellikle kadın sanatçılar, ifade özgürlüğü konusunda daha fazla fırsat elde etmişlerdir. Yeni medya ve kavramsal sanat yaklaşımları, kadın sanatçıların eserlerinde toplumsal cinsiyet rolleri ve kadınların toplumdaki yerinin sorgulanmasına olanak tanımıştır. Feminizmin sanat alanındaki çalışmaları artmıştır. Feminist sanatın temelinde kadına dair sorunlar ve bu sorunların sanatla ifade edilmesi yer almaktadır. Bu durum, feminist teori ve toplumsal cinsiyet çalışmaları açısından önemli bir boyut kazanmıştır. Bu çalışma, 1990 sonrası Türkiye’deki toplumsal ve kültürel değişimlerin feminist hareketin tarihsel arka planı, sanatçı kadınların üretimlerindeki medya ve malzeme çeşitliliğine etkisi, sivil toplum kuruluşlarıyla etkileşimi, küreselleşme ile birlikte global sanat sahnesine entegrasyonu ve evrensel temalara eğilimleri gibi çoklu mecralar üzerinden etkilerini değerlendirmiştir. 90’lı yıllarda post modernizmin getirmiş olduğu tekillik, özgünlük ve çoğulluk feminist sanatta kendisini çoklu mecralar çerçevesinde göstermiştir. Sonuç olarak bu dönemle birlikte malzeme kullanımı açısından çeşitli nesnelerin ve sanatsal ifade biçimlerinin sanata eklemlendiği belirlenmiştir. Performans sanatı, mekân kullanımı, fotoğraf ve video kullanımı bu nesnelerin başında gelmektedir.Yayın 6 Şubat 2023 Depremi sonrası Antakya'da bir hafıza mekanı oluşturma önerisi(Işık Üniversitesi, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, 2024-08-28) Gülen Schenk, Talin; Şarlak, Evangelia; Işık Üniversitesi, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, Sanat Kuramı ve Eleştiri Yüksek Lisans Programı; Işık University, School of Graduate Studies, Art Theory and Criticism Master's ProgramDepremler ve savaşlar gibi olaylar toplumları derinden etkiler; ancak bu olaylarda kaybolan kültürel miraslar ve yaşanan acılar zamanla unutulmamalıdır. Bu tür olayların kolektif hafızasının korunması, toplumların direnç kazanmalarına ve kültürel miraslarını koruyabilmelerine yardımcı olur. Hafıza mekânları ve bu mekânlarda sergilenen sanat eserleri, önemli olaylardan ders çıkarılmasına ve duyguların kolektif bir şekilde paylaşılmasına katkı sağlar. Bu çalışma, 6 Şubat 2023'te Türkiye'de meydana gelen depremin ardından kolektif hafızayı koruma ve toplumsal bütünlüğü pekiştirme yöntemlerini incelemektedir. Antakya'da depremi sanat yoluyla hatırlatmak amacıyla bir hafıza mekânı oluşturulması önerisi sunulmaktadır. Bu girişim, Antakya bölgesi ve çevresinde yaşanan derin acıların ve yok olan kültürel mirasın hatırlanmasına katkıda bulunmayı amaçlamaktadır. Bu araştırmanın kapsamında, hafıza, bireysel hafıza ve kolektif hafıza kavramları tanımlanmaktadır. Yurtiçi ve yurtdışından örnek hafıza mekânları incelenmiş, benzer felaketler sonrasında oluşturulan hafıza mekânlarının nasıl işlediği, kolektif hafızayı nasıl şekillendirdiği ve bireyler üzerindeki etkileri ortaya konmuştur. Özellikle, 23,5 Hrant Dink Hafıza Mekânı, Weimar-Buchenwald Toplama Kampı Anıtı, Saraybosna Savaş Çocukluğu Müzesi, Tuna Nehri kıyısındaki Ayakkabılar Anıtı, Wenchuan Deprem Anıtı, Büyük Doğu Japonya Depremi Kesennuma Şehri Anıt Müzesi ve Tayvan'daki 921 Deprem Müzesi önemli referans noktaları olarak değerlendirilmiştir. Yapılan saha çalışmaları ve sanat terapisi üzerine gerçekleştirilen atölye çalışmaları neticesinde bir hafıza mekânı kurma önerisi geliştirilmiştir. Önerilen hafıza mekânı, depremin yarattığı travmaları sanat aracılığıyla ifade etmeyi ve toplumsal dayanışmayı güçlendirmeyi amaçlamaktadır. Ayrıca, etkileşimli hafıza mekânlarının, gelecekte nesillere geçmişin acılarını hatırlatırken, bu acıların tekrar yaşanmaması için önemli bir kaynak oluşturduğu vurgulanmıştır. Hafıza mekânlarının oluşturulmasında sanatın ve toplumsal katılımın anahtar rol oynadığı savunulmuştur. Bu çalışma, gelecekteki depremlere karşı dirençli bir toplumun gelişimine katkıda bulunmayı hedeflemektedir.












