Arama Sonuçları

Listeleniyor 1 - 6 / 6
  • Yayın
    Ebeveyn erken dönem uyumsuz şemalarının çocuğun problem davranışları ile ilişkisinde ebeveyn bağlanma stilinin aracı etkisi
    (Işık Üniversitesi, 2023-01-24) Demirtürk, Ecem; Aktan, Zekeriya Deniz; Işık Üniversitesi, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, Klinik Psikoloji Yüksek Lisans Programı
    Bu araştırmanın temel amacı, annelerin erken dönem uyumsuz şemalarının çocuğun problem davranışları ile ilişkisinde ebeveyn bağlanma stilinin aracı etkisini incelemektir. Buna ek olarak annenlerin erken dönem uyumsuz şemaları, annelerin bağlanma stilleri ve çocukların problem davranışları değişkenleri sosyo-demografik verilere göre farklılaşıp farklılaşmadığı incelenmiştir. Araştırma örneklemini 4-6 yaş döneminde çocuğu olan 211 anne oluşturmaktadır. Araştırmaya katılan annelere Yakın İlişkilerde Yaşantılar Envanteri – II (YİYE-II, Young Şema Ölçeği Kısa Form-3 (YŞÖ-KF3), Güçler ve Güçlükler Anketi (4/17) Ebeveyn Formu (GGA) ve Sosyo-Demografik Bilgi Form uygulanmıştır. Araştırma sonucunda, annenin zedelenmiş otonomi şema alanı ve çocuk problem davranış ilişkisinde annenin kaygılı bağlanma stili aracı etki göstermezken kaçıngan bağlanma stilinde kısmi aracılık etkisi görülmüştür. Annenin kopukluk ve reddedilmişlik şema alanı ve çocuk problem davranış ilişkisinde annenin kaygılı ve kaçıngan bağlanma stili kısmi aracılık etkisi göstermektedir. Annenin zedelenmiş sınırlar şema alanı ve çocuk problem davranış ilişkisinde annenin kaygılı ve kaçıngan bağlanma stili tam aracı etki göstermektedir. Annenin diğeri yönelimlilik şema alanı ve çocuk problem davranış ilişkisinde annenin kaygılı ve kaçıngan bağlanması kısmi aracılık etkisi göstermektedir. Ayrıca annelerin yüksek standartlar şema alanının çocuk sayısı ve öğrenim düzeyi değişkenlerine göre, zedelenmiş sınırlar şema alanının annenin yaşı ve çocuğun yaşı değişkenlerine göre, diğeri yönelimlilik şema alanının çocuğun yaşı değişkenine göre ve anne kaçıngan bağlanma stilinin anne öğrenim düzeyine göre, çocuk problem davranışlarının ise annenin öğrenim düzeyi ve annenin yaşı değişkenlerine göre anlamlı bir farklılaşma gösterdiği görülmüştür. Araştırma sonuçlarının çocukların problem davranışlarının ortaya çıkmasında ebeveynlerin erken dönem uyumsuz şemalarının, bağlanma stillerinin ve diğer risk faktörlerinin değerlendirilebilmesine katkı sağlamasının yanı sıra elde edilen bulguların ebeveyn psiko-eğitim programlarına da kaynak oluşturulabileceği düşünülmektedir.
  • Yayın
    Yetişkinlerde bağlanma stillerinin mutluluk, yaşam doyumu ve depresyon ile ilişkisinin incelenmesi
    (Işık Üniversitesi, 2018-01-10) Demirel, Cansu; Yücel, Saime Vicdan; Işık Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Klinik Psikoloji Yüksek Lisans Programı
    Objective: The aim of this study was to investigate the relationship between adult attachment styles, happiness, life satisfaction and depression. It was hypothesized that the both anxious and avoidant adults would have low levels of happiness and life satisfaction, and high levels of depression. In addition, avoidant and anxious attachment styles would predict happiness, life satisfaction and depression to interact with each other. Methods: The sample consisted of 255 volunteers whose ages ranged from 18 to 64, filled out a package including the measures of anxious and avoidant attachment (The Experiences in Close Relationships - Revised, ECR- R), depression (Beck Depression Scale), life satisfaction (Satisfaction with Life Scale- SWLS) and Sociodemographic and Personal Information Questionnaire. Results: The data obtained in the research are analyzed by using SPSS (Statistical Package for Social Sciences) for Windows 23.0 program. Independent Samples Ttest and One way ANOVA test are used. Games Howell Post Hoc test is used adjunctly to designate the differences after One way ANOVA test. Pearson correlation and stepwise regression analysis are used between continuous variables of the research. Conclusion: The result of this study indicated that the both anxious and avoidant attachment styles are positively correlated with depression and negatively correlated with happiness and life satisfaction. As expected, anxious and avoidant attachments are predictors of happiness and depression. However, Anxious and avoidant attachment models does not have an impact on life satisfaction. The research findings were discussed under the light of existing literature and suggestions were made for future studies.
  • Yayın
    Evli bireylerde mizah tarzlarını yordamada bağlanma stilleri ve aleksitiminin rolü
    (Işık Üniversitesi, 2021-06-16) Toğrul, İdil Çağıl; Çam Çelikel, Feryal; Işık Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Klinik Psikoloji Yüksek Lisans Programı
    Amaç: Bu araştırmanın amacı, yetişkin bireylerdeki bağlanma stilleri, aleksitimi, mizah tarzları arasındaki ilişkiyi incelemek ve bağlanma stilleri ile aleksitiminin birlikte mizah tarzları üzerindeki yordayıcı etkisini araştırmaktır. Bunların yanı sıra değişkenler, yaş, cinsiyet, evlilik süresi, eğitim, gelir durumu gibi sosyodemografik özellikler açısından da incelenmiştir. Yöntem: Araştırmaya 254’ü kadın, 184’ü erkek olmak üzere toplamda 438 evli birey katılmıştır. Örneklemin yaş ortalaması 40.01±10.09 ve evlilik süre ortalaması 12.55±10.60 yıldır ve büyük çoğunluğunu üniversite mezunu (%58), çalışan (%68) bireyler oluşturmaktadır Tüm katılımcılara www.docs.google.com üzerinden Sosyodemografik Bilgi Formu, Yakın İlişkilerde Yaşantılar Envanteri-II (YİYE–II), Toronto Aleksitimi Ölçeği (TAÖ-20), Mizah Tarzları Ölçeği (MTÖ) uygulanmıştır. Bulgular: Yapılan analizler sonucunda kaygılı bağlanma stilinin kendini yıkıcı ve saldırgan mizah tarzları ile pozitif yönde anlamlı ilişkisinin olduğu saptanmıştır. Kaçınmacı bağlanma stilinin ise katılımcı ve kendini geliştirici mizah tarzları ile negatif, kendini yıkıcı mizah tarzı ile pozitif yönde anlamlı ilişkisinin olduğu gözlenmiştir. Bununla birlikte, aleksitimi uyumlu mizah tarzları ile negatif, uyumsuz mizah tarzları ile pozitif yönde ilişkili bulunmuştur. Bulgularımıza göre aleksitimi ile kaygılı bağlanma stili kendini yıkıcı mizah tarzını ve aleksitimi ile kaçınmacı bağlanma stili ise katılımcı mizah tarzını yordamaktadır. Sonuç: Çalışmamızda, güvensiz bağlanma stillerinin olumsuz mizah ile ilişkili olduğu gibi aleksitiminin olumsuz mizahı yordayan rolüne dair bulgular elde edilmiştir. Araştırma sonuçları ilgili literatür ışığında tartışılmıştır.
  • Yayın
    Boşanmış aileye sahip bireylerde bağlanma stillerinin ilişki doyumu ve reddedilme duyarlılığı ile ilişkisi
    (Işık Üniversitesi, 2020-05-21) Kaçmaz, Özge Nur; Akçınar Yayla, Berna; Işık Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Klinik Psikoloji Yüksek Lisans Programı
    Amaç: Bu araştırmanın amacı boşanmış aileye sahip olan bireylerin bağlanma stillerinin ilişki doyumu ve reddedilme duyarlılığı ile arasındaki ilişkiyi incelemektir. Araştırmanın bir diğer amacı ise cinsiyet, medeni durumları, kardeş sayısı, kaçıncı çocuk olduğu, ebeveynin boşanmışlık durumu, ebeveyn boşandıktan sonra kiminle kaldığı, ebeveynin boşanma sonrası medeni durumları, anne babayı görme sıklığı, ebeveynin boşanma nedeni gibi sosyo-demografik değişkenlerin bağlanma stilleri, ilişki doyumu ve reddedilme duyarlılığı ile ilişkisinin incelenmesidir. Yöntem: Yaş aralığı 18-33 olan araştırma örneklemini oluşturan 174’ü kadın ve 126’sı erkek olmak üzere toplam 300 katılımcı uygun örnekleme yöntemi ile seçilmiştir. Grup karşılaştırmalı yapılan araştırmanın gruplarını 150 boşanmış aileye sahip, ilişkisi olan üniversite öğrencisi ve 150 boşanmamış aileye sahip, ilişkisi olan üniversite öğrencisi oluşturmaktadır. Katılımcılara sırasıyla Bilgilendirilmiş Gönüllü Onam Formu, Sosyo-demografik Özellikler ve Bilgi Formu, Yakın İlişkilerde Yaşantılar Envanteri -II (YİYE-II) İlişki İstikrarı Ölçeği’nin İlişki Doyumu alt boyutu (İDO) ve Reddedilme Duyarlılığı Ölçeği (RDÖ) uygulanmıştır. Araştırmadan elde edilen veriler IBM SPSS for Windows Statistics Standard v.22.0 programı ile analiz edilmiştir. Araştırmanın betimsel analizinde Bağımsız Örneklem T- Testi ve Tek Yönlü ANOVA; değişkenler arası ilişkileri incelemek için Bağımsız Örneklem T- Testi, Pearson korelasyon ve Çoklu Regresyon analizleri yapılmıştır. Bulgular: Çalışma sonucunda boşanmış ve boşanmamış aileye sahip bireylerin bağlanma stillerinin kaygı ve kaçınma toplam puanları ile ilişki doyumu toplam puanı arasında negatif yönde, reddedilme duyarlılığı toplam puanı arasında pozitif yönde anlamlı bir ilişki tespit edilmiştir. Bununla birlikte kaçınmacı bağlanma stili toplam puanının ilişki doyumu toplam puanını; kaygılı bağlanma stili toplam puanının reddedilme duyarlılığı toplam puanını ve reddedilme duyarlılığı toplam puanının ilişki doyumu toplam puanını yordadığı belirlenmiştir. Bağlanma stilleri, reddedilme duyarlılığı ve ebeveynlerin boşanmışlık durumu, ronmantik ilişki doyumuna yaptıkları göreli katkıları belirlemek amaçlı yapılan hiyerarşik regresyon sonucunda yalnızca kaçınmacı bağlanma stillerinin bireylerin romantik ilişki doyumları üzerinde yordayıcı etkisi olduğu bulunmaktadır. Çalışma değişkenlerinin demografik özelliklerden boşanmış aileye sahip bireylerin kaygılı bağlanma stilleri ile kaçıncı çocuk ve ebeveynin boşanma nedeni arasında ve kaçınmacı bağlanma stilleri ile cinsiyet kardeş sayısı, kaçıncı çocuk, ebeveyn görme sıklığı ve ebeveyn boşanma nedeni arasında anlamlı ilişki tespit edilmiştir. İlişki doyumu ile kardeş sayısı, boşanma sonrası ebeveyn görmek sıklığı ile arasında anlamlı ilişki olduğu belirlenmiştir. Ebeveyn boşanmışlık durumu ile araştırma değişkenlerinden bağlanma stilleri ve ilişki doyumu arasında anlamlı farklılık elde edilmiştir. Sonuç: Boşanma sürecinin ev içindeki her birey için zorluğu ve etkileri bilinmektedir. Bu süreçte yaşanılan zorluklar göz önünde bulundurulduğunda boşanmış aileye sahip bireylerin bağlanma stilleri ile reddedilmeye karşı duyarlılıkları ve ilişki doyumları arasındaki ilişkinin incelenmesi, boşanmış aileye sahip olan bireylerin bağlanma stillerine bağlı olarak ilişki doyumuna yönelik yaşadıkları problemleri anlayıp yardımcı olmak adına önemli olacaktır ve literatüre katkı sağlayacaktır.
  • Yayın
    Yetişkin bağlanma stillerinin somatizasyon ve depresyonla ilişkisi ve sosyal desteğin aracı rolü
    (Işık Üniversitesi, 2022-06-16) Açık, Arzu; Güvenç, Gülden; Işık Üniversitesi, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, Klinik Psikoloji Yüksek Lisans Programı
    Amaç: Bu çalışma yetişkin bağlanma stillerinin, depresyon ve somatizasyonla ilişkisini ve bu ilişkide algılanan sosyal desteğin aracı rolünü incelemeyi amaçlamaktadır. Yöntem: Çalışmanın örneklemi yaş ortalaması 32.53±8.95 yıl olan 202’si kadın (%43.3) ve 265’i erkek (%56.7) olmak üzere toplam 467 kişi dahil edilmiştir. Katılımcılara, Sosyodemografik Özellikler ve diğer Bilgiler Formu, Yakın ilişkilerde Yaşantılar Envanteri-II (YİYE-II), Çok Boyutlu Algılanan Sosyal Destek Ölçeği (SDÖ), Beck Depresyon Envanteri (BDE), ve Somatizasyon Ölçeği uygulanmıştır. Veri analizinde Bağımsız Gruplar T Testi, Tek yönlü Anova, Pearson Korelasyon ve Hiyerarşik Regresyon Analizi kullanılmıştır. Bulgular: Örneklemin YİYE-II kaygı boyutu puanları ile SDÖ ve BDE ölçeklerinden elde edilen puanları arasında pozitif yönde anlamlı ilişkiler bulunmuştur. Örneklemin YİYE-II kaygı boyutu puanları ile SDÖ ve BDE ölçeklerinden elde edilen puanları arasında pozitif yönde anlamlı ilişkiler bulunmuştur. Örneklemin YİYE-II kaygı ve kaçınma boyutu ile SDÖ puanları arasında pozitif yönde anlamlı ilişkiler bulunmuştur. Örneklemin SÖ puanları ve BDE puanları arasında negatif yönde ilişki bulunmuştur. SDÖ puanlarının YİYE-II kaçınma boyutu puanları ile SÖ arasındaki ilişkide anlamlı bir tam aracı değişken olduğu bulunmuştur (B=0.021, p>0.05). SDÖ puanlarının YİYE-II kaçınma puanı ile BDÖ puanları arasında aracı değişken olmadığı bulunmuştur. SDÖ puanlarının YİYE-II kaygı boyutu ile SÖ puanları ve BDÖ puanları arasında aracı değişken olmadığı bulunmuştur. Sonuç: Bağlanma kaygısı ve bağlanma kaçınması düzeyleri arttıkça depresyon ve somatizasyon düzeyleri de artmaktadır. Bağlanmanın kaygısı ve bağlanma kaçınması düzeyleri arttıkça algılanan sosyal destek düzeyi düşmektedir. Algılanan sosyal destek, bağlanma kaçınması ile somatizasyon arasındaki pozitif yönlü ilişkide anlamlı bir aracı etkiye sahiptir.
  • Yayın
    Bağlanma ve somatizasyon arasındaki ilişkide bilişsel duygu düzenlemenin rolü
    (Işık Üniversitesi, 2023-01-24) Barut, Aylin; Akyunus, Miray; Işık Üniversitesi, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, Klinik Psikoloji Yüksek Lisans Programı
    Amaç: Bu araştırmada yetişkin bireylerin bağlanma stilleri ile somatizasyon belirtileri arasındaki ilişkide bilişsel duygu düzenleme stratejilerinin aracı rolü incelenmiştir. Aynı zamanda katılımcıların bağlanma stilleri, somatizasyon belirtileri, uyumlu ve uyumsuz bilişsel duygu düzenleme stratejilerin sosyodemografik (cinsiyet, eğitim seviyesi, gelir düzeyi, medeni durum, yaşanılan yer ve çocuk sahibi olma durumu) değişkenlere göre farklılık gösterip gösterilmediği de incelenmiştir. Yöntem: Araştırmanın örneklemi 18-59 yaş aralığında değişen (M = 27.80, SS = 6.47) 366 kişiden oluşmaktadır. Araştırma verileri Demografik Bilgi Formu, Yakın İlişkilerde Yaşantılar Envanteri II (YİYE – II), Belirti Tarama Testi (SCL-90-R) ve Bilişsel Duygu Düzenleme Ölçeği ile toplanmıştır. Bulgular: Yapılan analizler sonucunda somatizasyon ile kaygılı bağlanma, kaçınmacı bağlanma, uyumsuz bilişsel duygu düzenleme stratejileri arasında pozitif yönde ilişki bulunurken, somatizasyon ile uyumlu bilişsel duygu düzenleme stratejileri arasında negatif yönde ilişki bulunmuştur. Ek olarak bağlanma stilleri, somatizasyon belirtileri, uyumlu ve uyumsuz bilişsel duygu düzenleme stratejileri bazı sosyodemografik (cinsiyet, eğitim seviyesi, gelir düzeyi, medeni durum, yaşanılan yer ve çocuk sahibi olma durumu) değişkenlere göre farklılaştığı görülmüştür. Ayrıca Process ile yapılan aracı etki analizi sonucunda kaygılı bağlanma ve kaçınmacı bağlanma ile somatizasyon arasında uyumsuz bilişsel duygu düzenleme stratejilerinin aracılık rolü olduğu tespit edilirken, kaygılı bağlanma ve kaçınmacı bağlanma ile somatizasyon arasında uyumlu bilişsel duygu düzenleme stratejilerinin aracılık rolü olmadığı tespit edilmiştir. Sonuç: Araştırmada elde edilen bulgular doğrultusunda somatizasyon belirtileri, bağlanma stilleri ve bilişsel duygu düzenleme stratejileri incelenerek literatüre katkı sağladığı düşünülmektedir. Araştırma sonuçları ilgili literatür kapsamında tartışılmış ve değerlendirilmiştir.