4 sonuçlar
Arama Sonuçları
Listeleniyor 1 - 4 / 4
Yayın Konversiyon bozukluğunda psikolojik dayanıklılığın ve başa çıkma tarzlarının etkisi(Işık Üniversitesi, 2017-06-05) Alpat, Başak; Özkol, Hivren; Işık Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Klinik Psikoloji Yüksek Lisans ProgramıAmaç: Konversiyon bozukluğu tanısı alan ve almayan kişilerde psikolojik dayanıklılık düzeyinin ve kullanılan stresle başa çıkma tarzlarının farklı olup olmadığını incelemektir. Yöntem: Araştırmaya; DSM 5 tanı ölçütlerine göre konversiyon bozukluğu tanısı alan 36 kişi ve herhangi bir psikiyatrik bozukluk tanısı almayan 36 kişi olmak üzere toplam 72 kişi katılmıştır. Psikolojik dayanıklılık ve stresle başa çıkma tarzlarının konversiyon bozukluğu tanısı alanlarda faklı olup olmadığı, bağımsız örneklem t test analiz tekniği kullanılarak araştırılmıştır. Bulgular: Hasta grubu 32 kadın ve 4 erkek katılımcıdan oluşmaktadır ve yaş ortalamaları 35,94±10,65 olarak hesaplanmıştır. Kontrol grubunu oluşturan 32 kadın ve 4 erkek katılımcının yaş ortalaması ise 36,17±10,72 olarak hesaplanmıştır. Konversiyon bozukluğu tanısı alan kişiler ve herhangi bir tanı almayan kontrol grubu arasında psikolojik dayanıklılık düzeyi ve stresle başa çıkmada kullanılan tarzlar bakımından istatistiksel olarak anlamlı farklar bulunmuştur. Sonuç: Araştırmada; konversiyon bozukluğu tanısı alan kişilerin psikolojik dayanıklılıklarının tanı almayanlara göre daha düşük olduğu bulunmuştur. Stresle başa çıkma tarzlarının kullanımına yönelik elde edilen sonuçlar ise; konversiyon bozukluğu tanısı alanların duygusal odaklı (kaçınmacı) yöntemleri daha fazla tercih ettikleri, problem odaklı başa çıkma tarzlarını daha az kullandıkları yönündedir. Elde edilen tüm bulgular literatür ışığında tartışılmıştır.Yayın Covid-19 pandemi sürecinde meme kanseri tanısı olan kadınlarda psikolojik sıkıntı ve travma sonrası gelişimin belirleyicileri: kontrollü bir çalışma(Işık Üniversitesi, 2022-01-24) Taş, Beyza; Akçınar Yayla, Berna; Işık Üniversitesi, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, Klinik Psikoloji Yüksek Lisans ProgramıBu çalışmanın temel amacı, Covid-19 pandemisinden önce kanser gibi yoğun stresli bir yaşam olayı deneyimlemiş olan meme kanserinden sağkalan kadınların Covid-19 pandemi sürecindeki psikolojik sıkıntı (depresyon, anksiyete ve stres) ve travma sonrası gelişim (TSG) düzeyleri ile ilişkili olan faktörleri incelemektir. Çalışmanın örneklemini çalışma grubu olarak yaşları 26-74 arasında (Ort.= 49.86, SS= 9.31) değişen 95 meme kanserinden sağkalan ve kontrol grubu olarak yaşları 27-69 arasında (Ort.= 47.60, SS= 10.04) değişen 87 kanser tanısı bulunmayan olmak üzere toplam 182 kadın oluşturmaktadır. Katılımcılara Sosyodemografik Bilgi Formu, Depresyon Anksiyete Stres Ölçeği (DAS-21), Travma Sonrası Gelişim Envanteri (TSGE), Sosyal Destek Ölçeği, Belirsizliğe Tahammülsüzlük Ölçeği (BTÖ-12) ve Başa Çıkma Stratejileri Ölçeği Kısa Formu (BÇSÖ-KF) uygulanmıştır. Çalışmanın hipotezlerini test etmek için sosyodemografik değişkenler, Covid-19 ile ilişkili değişkenler, sosyal destek, belirsizliğe tahammülsüzlük ve başa çıkma stratejileri ile psikolojik sıkıntılar ve TSG arasındaki ilişkiler bağımsız gruplar T-testi, tek yönlü varyans analizi (ANOVA), çok değişkenli varyans analizi (MANOVA), Pearson korelasyon analizi ve hiyerarşik regresyon analizi uygulanmıştır. Analiz sonuçlarında, meme kanseri tanısının kadınların Covid-19 pandemisindeki depresyon ve anksiyete düzeyleri üzerinde anlamlı bir etkisinin olmadığı ancak azalan stres düzeyi ile ilişkili olduğu ve meme kanseri tanısı almış olmanın artan TSG düzeyi ile ilişkili olduğu görülmüştür. Bağımsız değişkenlerden azalan sosyal destek düzeyi, artan belirsizliğe tahammülsüzlük ve artan duygu odaklı başa çıkmanın artan psikolojik sıkıntıları yordadığı azalan problem odaklı başa çıkmanın ise yalnızca artan anksiyete ve stres düzeylerini yordadığı sonucuna ulaşılmıştır. TSG düzeyini arttıran değişkenler ise artan sosyal destek düzeyi, artan belirsizliğe tahammülsüzlük ve artan problem odaklı başa çıkma olarak belirlenmiştir. Covid-19 ile ilişkili faktörlere bakıldığında, kadınların bir yakınının Covid-19 tanısı alması ve kadınların Covid-19 nedeniyle hayatını kaybeden yakınlarının olması artan stres düzeyi ile ilişkiliyken kadınların kendisinin Covid-19 tanısı alması artan TSG düzeyi ile ilişkili bulunmuştur. Sosyodemografik değişkenler incelendiğinde ise yaşın stres düzeyi ile negatif, eğitim düzeyinin ise TSG düzeyi ile pozitif yönde ilişkili olduğu görülmüştür. Son olarak, anksiyete düzeyi arttıkça TSG düzeyinin arttığı sonucuna ulaşılmıştır. Bulgular değerlendirildiğinde sosyal destek, belirsizliğe tahammülsüzlük ve başa çıkmanın hem psikolojik sıkıntılar hem de TSG üzerinde etkili olduğu görülmüştür. Bu sebeple alanda hem genel popülasyon hem de kanser gibi travmatik bir süreç yaşayan bireyler ile çalışan profesyonellerin mevcut faktörlere odaklanması uygulayacakları terapötik müdahalelerin Covid-19 dönemindeki olumsuz psikolojik sonuçların azalırken olumlu psikolojik sonuçların artmasına katkı sağlayacaktır.Yayın Psychological distress of breast cancer survivors during the Covid-19 pandemic and related factors: a controlled study(KARE Publication, 2023-07) Taş, Beyza; Anuk, Dilek; Akçinar Yayla, BernaOBJECTIVE: Although the prevalence of breast cancer is high among women, survival rates are increasing. How-ever, breast cancer survivors (BCS) continue to experience various psychological problems after their treatments and are also exposed to additional stressors, such as the current Coronavirus disease 2019 (COVID-19) pandemic. The aim of this study was to examine the psychological distress and related factors (social support, intolerance of uncertainty, coping strategies) of BCS during the COVID-19 pandemic and the role of breast cancer diagnosis in this process. METHODS: This study included 95 BCS and 87 healthy women. Sociodemographic Information Form and depression anxiety stress scale, social support scale, intolerance of uncertainty scale, and coping strategies short form scales were administered to the participants. T tests and regression analyses were performed to examine the relationships between the variables. RESULTS: There was no significant difference between the two groups in terms of depression and anxiety, but the stress of BCS was lower than that of healthy women. In the regression analysis, the diagnosis of breast cancer was not a predictor for depression and anxiety, but it was a significant predictor for stress. Com-mon predictors of increased depression, anxiety, and stress were decreased social support, increased uncertainty intolerance, and increased emotion-focused coping. CONCLUSION: Focusing on the development of intolerance of uncertainty, social support, and problem-focused coping strategies of psychological interventions for women BCS during epidemics such as COVID-19 may reduce their psychological distress while maintaining and increasing their psychological well-being.Yayın Geç ergenlik döneminde kişilik özellikleri ve oyun bağımlılığı arasındaki ilişkide baş etme yöntemleri ve algılanan sosyal desteğin düzenleyici rolünün incelenmesi(Işık Üniversitesi, 2024-02-14) Ünal, Fulden; Erdoğdu, Emel; Işık Üniversitesi, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, Klinik Psikoloji Yüksek Lisans Programı; Işık University, School of Graduate Studies, Master’s Program in Clinical PsychologyAmaç: Bu çalışmada geç ergenlik dönemindeki bireylerin kişilik özellikleri ile oyun bağımlılığı arasındaki ilişkide baş etme yöntemleri ve algılanan sosyal desteğin düzenleyici etkileri araştırılmıştır ve sosyodemografik özelliklerin, oyun ve dijital kullanım ile ilgili özelliklerin oyun bağımlılığı ile ilişkisi incelenmiştir. Yöntem: Çalışma, kolaylıkla bulunabileni örnekleme yöntemi kullanılarak 18-25 yaş arasında 182 kişi ile gerçekleştirilmiştir. Araştırmada veri toplama araçları olarak Sosyodemografik Bilgi Formu, Beş Faktör Kişilik Ölçeği (BFKÖ), Stresle Başa Çıkma Tarzları Ölçeği (SBÇTÖ), Çok Boyutlu Algılanan Sosyal Destek Ölçeği (ÇBASDÖ) ve İnternet Oyun Oynama Bozukluğu Ölçeği Kısa Formu (İOOBÖKF) kullanılmıştır. Çalışmada hipotezleri test etmek amacıyla SPSS programı ile çoklu regresyon analizi ve Process Macro eklentisi kullanılarak moderatör analizi uygulanmıştır. Sosyodemografik değişkenlerin ve ana değişkenlerin birbirleriyle olan ilişkilerini değerlendirmek için bağımsız örneklem t testi, tek yönlü varyans analizi (ANOVA) ve Pearson korelasyon analizi uygulanmıştır. Bulgular: Yapılan analizler sonucunda deneyime açıklık, özdenetim ve algılanan sosyal desteğin tüm alt boyutlarının oyun bağımlılığı ile ilişkili olduğu, baş etme yöntemleri ve algılanan sosyal desteğin kişilik özellikleri ve oyun bağımlılığı arasındaki ilişkide düzenleyici etkiye sahip oldukları tespit edilmiştir. Oyun bağımlılığı puanlarının cinsiyet, yaş, meslek durumu, eğitim düzeyi, gelir düzeyi, oyun aracı, oyun türü, oyundan arkadaş edinme, oyun platformu, kullanılan sosyal medya uygulaması, sürekli kullanılan madde ve ortalama oyun saati değişkenleri ile ilişkili olduğu bulunmuştur. Örneklemin oyun bağımlılığı açısından risk grubunda bulunanların oranının %3,8 olduğu tespit edilmiştir. Sonuç: Araştırma sonuçlarına göre oyun bağımlılığı ve oyunla uğraş arasındaki farkın daha iyi anlaşılması gerektiği görülmüştür. Diğer yandan nörotik kişilik özelliğine sahip gençler için işlevsel baş etme yöntemleri ve algılanan sosyal desteğin koruyucu faktör olduğu değerlendirilmiştir.












