3 sonuçlar
Arama Sonuçları
Listeleniyor 1 - 3 / 3
Yayın Olanzapin kullanımına bağlı çekilme diskinezisi ve süpersensitivite psikozu(Turkish Neuropsychiatric Society, 2016-06) Karaş, Hakan; Güdük, Mehmet; Saatçioğlu, İbrahim ÖmerTardive dyskinesia (TD) usually appears after years of antipsychotic drug use and appears to be related to the total lifetime medication dose. In withdrawal-emergent dyskinesia (WE-D), which is considered to be a subtype of TD, dyskinetic symptoms often appear shortly after a rapid reduction in antipsychotic drug dose or sudden discontinuation of the drug. Supersensitivity psychosis, which is frequently observed along with TD and is considered to have a similar etiology as TD, is a psychotic relapse phenomenon that occurs after the withdrawal of an antipsychotic drug or a rapid reduction in the drug dosage. In general, atypical antipsychotics tend to be associated with less propensity to cause TD when compared with typical antipsychotics. Furthermore, olanzapine and clozapine may have a therapeutic potential in improving or totally curing TD. In this study, a case of WE-D because of discontinuing olanzapine use and supersensitivity psychosis is discussed.Yayın Alzheimer hastalığında olağan durum ağı bağlantısallığı(Türkiye Sinir Ve Ruh Sağlığı Derneği, 2019-12) Yıldırım, Elif; Soncu Büyükişcan, EzgiAmaç: Alzheimer hastalığı (AH) beyinde yapısal ve işlevsel değişimler meydana getiren nörodejeneratif bir hastalıktır. Gelişen beyin görüntüleme yöntemleri sayesinde AH patolojisine eşlik eden yapısal ve işlevsel bağlantılardaki bozulmalar gitgide daha görünür hale gelmiştir. AH’de dinlenim durumu bağlantısallığında, özellikle de olağan durum ağı (default mode network - DMN) olarak adlandırılan içsel bağlantısallık ağında farklılaşmalar görülmektedir. Bu çalışmada DMN bağlantısallık bulgularının incelenmesi ve tartışılması amaçlanmıştır. Yöntem: İşlevsel manyetik rezonans görüntüleme (fMRI) çalışmalarında en yaygın kullanılan 2 temel metodoloji (tohum temelli ve bağımsız bileşen analizi) temel alınarak alanda yapılan çalışmalar incelenmiştir. Bulgular: Çalışmalar genel olarak, DMN bağlantısallığının AH süreci boyunca ilerleyici bir şekilde bozulduğunu göstermektedir. DMN alt sistemlerinin AH’nin preklinik ve prodromal evrelerinde farklı bağlantısallık örüntüleri gösterdiği de belirtilmektedir. DMN’deki bozulmanın diğer bağlantısallık ağlarındaki farklılaşma ile ilişkili olabileceğini öne süren kanıtlar da mevcuttur. Buna ek olarak, bulgular DMN’nin AH ile ilişkili nöropatoloji ve genetik risk faktörleri ile olan ilişkisine de işaret etmektedir. Sonuç: AH’nin beyinde başta DMN olmak üzere diğer dinlenim durumu ağlarında işlevsel bozulmalara yol açan yaygın bir diskonneksiyon sendromu olduğu öne sürülebilir. Buna ek olarak, preklinik vakalarda ve risk taşıyan kişilerde de saptanabilen AH ile ilişkili işlevsel bağlantısallık değişimleri AH için muhtemel bir biyo-belirteç olabilir.Yayın Uzaktan nöropsikolojik değerlendirme: telenöropsikoloji(BAYT Yayıncılık, 2024-05-25) Yıldırım, Elif; Soncu Büyükişcan, Ezgi; Akça Kalem, Şükriye; Gürvit, İ. HakanAmaç: Nöropsikolojik testlerin hastalara uzaktan, telefon ve videokonferans aracılığı ile yapılan uygulamalarını içeren telenöropsikoloji, uzakta yaşayan ya da hareket kısıtlılığı bulunan hastaların sağlık hizmetlerine ulaşım imkânını genişletebilmektedir. Covid-19 pandemisinin ortaya çıkması ile kognitif değerlendirmelerde telenöropsikoloji kullanımı önemli bir artış göstermiştir. Bu derlemede telenöropsikoloji ile ilgili yapılan çalışmaların sonuçlarının ve telenöropsikolojik değerlendirme ile ilgili temel esasların eleştirel bir şekilde gözden geçirilmesi amaçlanmıştır. Buna ek olarak, bu derlemede Türkiye uygulamaları için geliştirilmiş “ev temelli telenöropsikoloji uygulama rehberi” genel hatları ile paylaşılmıştır. Yöntem: Web of Science ve Pubmed veri tabanları kullanılarak konu ile ilgili erişilebilen tüm makale türlerini kapsayan bir şekilde literatür taraması yapılmıştır. Bulgular: Klinik temelli ve ev temelli telenöropsikolojik değerlendirme ile ilgili çalışmaların sonuçları dikkat, bellek, yürütücü işlevler ve dil gibi kognitif işlevleri değerlendiren ve özellikle sözel uygulamaya dayanan nöropsikolojik testlerin telenöropsikolojik değerlendirmede güvenilir bir şekilde uygulanabileceğini göstermektedir. Fakat telenöropsikolojik değerlendirmeye alınacak hastaların yönlendirilmesinde, değerlendirmede kullanılacak testlerin seçiminde ve etik konularda dikkat edilmesi gereken unsurlar bulunmaktadır. Buna ek olarak, telenöropsikolojik değerlendirmenin etkili bir şekilde yürütülmesi için görüşme öncesinde ve sırasında hem klinisyenin hem de hasta ve/veya hasta yakınının uygulanması önerilen adımların takip edilmesi önemlidir. Sonuç: Her ne kadar klinik nöropsikoloji pratiğinde hasta ile doğrudan temas kurmak önemli bir unsur olsa da gerekli durumlarda ve yetkin uzmanlar tarafından uygun uygulama prosedürleri takip edilerek yapılan telenöropsikolojik değerlendirmeler yüz yüze değerlendirmeler için iyi bir alternatif olabilir.












