10 sonuçlar
Arama Sonuçları
Listeleniyor 1 - 10 / 10
Yayın Elden çıkarılan maddi duran varlıkların TMS-16 ve VUK açısından karşılaştırması(PressAcademia, 2020-07-30) Ergül, Özge; Teker, SuatAmaç- Küreselleşen dünya ekonomisinde şirketlerin ortak bir dil oluşturabilmesi ve şirket değerlerinde anlaşılabilir olmak önem kazanmıştır. Ortak dil oluşturulabilmesi muhasebe alanında, şirketler tarafından ortak standartlar benimsenerek uygulanmaya başlanmıştır. Ülkemiz tarafından bu hususta muhasebenin küresel dili olan standartlara uyum sağlama sürecine girilmiş ve uygulamalar a geçilmiştir, muhasebe standartlarına uyum sağlama konusu Avrupa Birliği süreci açısından önemli bir olgudur. Yöntem- Özellikle hizmet ve ticaret sektörü dışında kalan üretim işletmeleri gibi işletmelerin finansal tablolarında önemli bir kısmı oluşturan maddi duran varlıklar kalemlerine ilişkin uygulamalar, maddi duran varlıklara ait gerçekleştirilecek maliyet hesaplamalarının doğru bir şekilde tablolara yansıtılması, maddi duran varlıkların hangi şekilde bilanço dışı bırakılabileceği, bilanço dışı bırakılmasında kullanılan muhasebe hesapları ve kayıt düzenleri, bu işlemlerin finansal tablolara hangi şekilde yansıtılacağı konusu, finansal tablo kullanıcılarının talep ettiği bilgi ihtiyacı ile uyumlu olarak düzenlemesi yönünden önemli hususlardır. Bu çalışmada, maddi duran varlıklar konusunu kapsayan muhasebe standartları karşılaştırmalı olarak incelenmiş ve gerçek firmaların bu konu ile ilgili uygulamaları analiz edilmiştir. Bulgular- Maddi duran varlıkların elden çıkarılması konusunda, Türkiye Muhasebe Standartları 16 ve Türk vergi mevzuatında yer alan hükümler karşılaştırıldığında; elden çıkarılan maddi duran varlıkların hangi şekilde bilanço dışı bırakılacağı konusunda benzerlik ve farklılıkların olduğu görülmektedir. Sonuç- Çalışmanın kapsamında maddi duran varlık konusu kısmen ele alınmış olup, elden çıkarılan maddi duran varlıklara ilişkin var olan mevcut uygulamalar üzerinde ağırlıklı olarak durulmuş ve uygulamaya yansıyan sonuçları incelenmiştir.Yayın Uygulanabilir nöropazarlamanın moda endüstrisi ve nöropazarlama liderleri üzerindeki algısı üzerine keşfedici bir araştırma(PressAcademia, 2020-07-30) Kurtoğlu, Ali Levent; Ferman, Ali MuratAmaç- Son yirmi yılda ortaya çıkan nöropazarlama, tüketicinin karar vermesini etkileyen nitelikler, duygular, hafıza ve algılar gibi insanla ilgili faktörleri ölçmek için nöro bilimsel araçlardan yararlanan evrimsel bir kavram olarak kabul edilmektedir. Nöropazarlamanın çeşitli sektörlere uygulanması, yeni fırsatlar ve yeni zorluklar getiriyor. Bu araştırma çalışmasının amacı, nöropazarlama literatürüne ışık tutmak ve nöropazarlama ve moda yöneticilerinin küresel ve Türk moda endüstrisinde uygulamalı nöropazarlamaya yönelik algısını incelemektir. Yöntem- Teorik ve uygulamalı nöropazarlama ile ilgili güncel literatür taramasının ardından, Türk nöropazarlama yöneticileri ve moda liderleri ile derinlemesine görüşmeler yapılmaktadır. Bulgular- Bulgular, dünya ve Türkiye'de uygulanan nöropazarlamanın kullanımı arasında farklılıklar ve benzerlikler olduğunu göstermektedir. Derinlemesine görüşme bulguları, Türk moda yöneticilerinin nöropazarlama hakk ındaki algılarının önceki literatürden farklı olduğunu ve nöropazarlamayı modada uygulamak için farklı önceliklerin olduğunu göstermektedir. Sonuç- Bulguların, uygulamalı nöropazarlamanın moda endüstrisi ile işbirliğinin geliştirilmesine yardımcı olması ve pazarlama ile ilgili kaynak tahsisinde yönetimsel kararları desteklemesi beklenmektedir.Yayın Mükelleflerin sahte veya yanıltıcı belge kullanma eğilimi ve çözüm önerileri(PressAcademia, 2020-07-30) Öztürk, Hüseyin; Teker, SuatAmaç- Bu çalışmada vergi mükelleflerinin sahte ve yanıltıcı belge (smiyb) kullanma nedenleri, bunun vergi sistemine etkileri ve soruna çözüm önerileri anlatılmaktadır. Ekonomimizde mükelleflerin neden smiyb kullandıkları, smiyb kullanımının mükelleflere KDV, Gelir ve Kurumlar Vergisi açısından ne gibi avantajlar sağladığı değerlendirilerek, sahte belge kullanımının ülke ekonomisine, kamu idarelerine ve toplumumuza etkileri anlatılarak, vergi denetimi iş yükünü nasıl artırdığına vurgu yapılmıştır. Yöntem- Literatürdeki mevcut kaynaklardan (mevzuat, kitap, makale, tez çalışması, yargı kararları vb.) yararlanılarak, mükelleflerin smiyb kullanım eğilimlerinin nedenleri ve ülkede yol açtığı etkiler incelenmiştir. Ortaya konan bu neden ve etkiler dikkate alınarak, bu soruna çözüm olabilecek önerilerin oluşturulması amacıyla bir anket çalışması yapılmıştır. Bulgular- Yapılan bu çalışma göre; vergi idaresinin enerjisinin önemli bir ısmını bu gibi problemleri çözmeye harcadığı, konuyla ilgili cari dönem vergi denetimlerinin yapılamadığı, yargı organlarında iş yükü sebebiyle davaların arttığı, smiyb kullanarak avantaj sağlayan mükelleflerin yanında rekabet dışı kalan diğer mükelleflerin de piyasada rekabet edebilmek amacıyla smiyb kullanma eğilimine yöneldiği, ekonominin kötü gittiği dönemlerde mükelleflerin kazancını devletle paylaşmak istememeleri, KDV iadesi alabilmek ve hayali ihracat yapmak maksadıyla smiyb’nin araç olarak kullanılması, kayıt dışı ekonomide talep görmesi gibi sebepler yüzünden, ekonomide smiyb kullanım eğiliminin oldukça fazlalaştığı tespit edilmiştir. Sonuç- Konu hakkında uzman olan kişilerle yapılan anket çalışması sonucunda; vergi denetiminin artırılması gerektiği, smiyb kullanımına uygulanan cezaların artırılması gerektiği, mükelleflerin vergi bilinç ve ahlakının geliştirilmesi gerektiği, vergiye gönüllü uyumun teşvik edilmesi ile vergi sistemindeki eksikliklerin giderilmesi ve sık vergi affı kanunlarının çıkarılmaması gerektiği, kayıt dışı faaliyet ve haksız rekabetin engellenmesi gerektiği, sosyal medyanın etkin olarak kullanılması gerektiği, mükelleflerin işlemlerinin yoklamalarla sık sık kontrol edilmesi gerektiği sonuçlarına varılmıştır.Yayın Uzaktan algılanan görüntülerde bina yoğunluğu kestirimi için derin öğrenme(Institute of Electrical and Electronics Engineers Inc., 2019-09) Süberk, Nilay Tuğçe; Ateş, Hasan FehmiBu bildiri, derin öğrenme yöntemleri uygulayarak uzaktan algılamalı optik görüntülerde bina yoğunluğunun noktasal olarak kestirilmesi ile ilgilidir. Bu çalışma kapsamında, evrişimsel sinir ağına (ESA) dayalı derin öğrenme yöntemlerine başvurulmuştur. Önceden eğitilmiş, VGG-16 ve FCN-8s derin mimarileri bu probleme uyarlanmış ve ince ayar verilerek eğitilmiştir. Kestirilen değerler yerleşim bölgelerinde bina yoğunluk haritası oluşturmak için kullanılmıştır. Her iki mimarinin karşılaştırmalı benzetim sonuçları, güdümlü eğitim için binaları gösteren detaylı haritalara ihtiyaç duyulmadan hassas yoğunluk kestirimi yapılabileceğini göstermektedir.Yayın Sosyal medyanın mekân tasarımına etkisi(BZT Akademi Yayınevi, 2021-12) Yalgın, Beste; Özker, SerpilEndüstri Devrimi ile birlikte gelişen dünya düzeni içerisinde, toplumun kalıplaşmış özellikleri değişmeye başlamıştır. Sanayileşme öncesinde ürün ya da hizmetleri değerli kılan üretim kültürü, yerini tüketim kültürüne bırakmıştır. Tüketim kültürü bireylere sürekli olarak daha fazlasını istemeyi aşılayarak, tüketim eylemini bir statü göstergesi olarak dayatmıştır. Tüketim kültürü gölgesinde değişen dünyaya adapte olmak isteyen bireyler ise etkileşim kurma yeteneklerini ilerleterek, toplumda yer bulmayı hedeflemektedir. Tüketim kültürünün özünü oluşturan olgulardan biri de iletişimdir. Günümüzde, bireylerin rahatlıkla iletişim kurabildiği sosyal medya platformlarının kullanılmaya başlanması üzerine, mekân tasarım algısında da psikolojik, ekonomik, sosyal ya da kültürel değişiklikler başlamıştır. Sosyal medya platformlarında popülerleşen mekânları keşfetme arzusu duyan bireyler, mevcut ziyaretçi kitlesi tarafından paylaşılan fotoğraf, video ve yorumların etkisinde kalarak, o mekânları ziyaret etme eğilimi duymuştur. Çeşitli görsel ve işitsel ögelerin tesiri altındaki bireyler giderek içerik üretimine elverişli olan mekân tasarımlarına yönelmiştir. Mekân işletmeleri de bireylerin istek ve ihtiyaçlarını karşılayacak atmosferler oluşturmaya çalışmıştır. Bu doğrultuda araştırmada; sosyal medya platformlarının mekân tasarımı üzerindeki etkilerinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Bu kapsamda sosyal medya, mekân, sosyal medya ve mekân tasarımı ilişkisi irdelenmiştir. Sonuç olarak, sosyal medya platformlarının yeme-içme, turizm ve mağaza mekânlarının tasarımı çerçevesindeki etkisinin var olduğu tespit edilmiştir.Yayın Mahremiyeti koruyan, merkezi, hibrit film öneri sistemi: araçlar arası internet için bir yaklaşım(Institute of Electrical and Electronics Engineers Inc., 2025-08-15) Şimşek, Musa; Tüysüz Erman, AyşegülBu çalışmada, kullanıcı verilerinin gizliliğini korurken öneri doğrulu günü artırmayı hedefleyen, diferansiyel mahremiyet destekli hibrit bir öneri modeli sunulmuştur. Model mimarisi, Matris Çarpanlaması (MF), Çok Katmanlı Algılayıcı (MLP) ve Uzun Kısa Süreli Bellek (LSTM) ağlarını birleştirmektedir. Laplace mekanizmasına dayalı gürültü enjeksiyonu ile eğitim sürecinde diferansiyel mahremiyet sağlanmış ve ayrıca hiperparametre optimizasyonu uygulanmıştır. Model, kullanıcı film etkileşimlerini içeren MovieLens 100K veri kümesi üzerinde değerlendirilmiştir. Performans değerlendirmesi MSE, MAE ve NDCG metrikleriyle yapılmış; hiperparametre optimizasyonu ile MSE bazında yaklaşık %4 iyileşme sağlandığı, yüksek gizlilik düzeyinde ise doğrulukta yaklaşık %39 oranında bozulma yaşandığı gözlemlenmiştir.Yayın Çok ölçekli görsel benzerlik analizi ile oltalama saldırısı tespiti(Institute of Electrical and Electronics Engineers Inc., 2025-08-15) Kılıç, Bartu; Çeliktaş, BarışOltalama saldırıları teknolojinin gelişmesiyle günümüzün en yaygın siber güvenlik tehditlerinden biri haline gelmiştir. Bu çalışma, web sitelerinin ekran görüntülerini gelişmiş bir görsel benzerlik analizi yöntemiyle inceleyerek oltalama saldırılarını yüksek doğrulukla tespit eden bir yaklaşım sunmaktadır. Oltalama tespiti için önerilen yöntemde, algısal özütleme tabanlı çoklu çözünürlük analizi, akıllı ilgi bölgesi (ROI) tespiti ve çoklu metrik füzyonu gibi teknikler birleştirilerek yüksek doğrulukta tespit yapılabilmektedir. Veri seti, popüler bankacılık, e-posta ve sosyal medya platformlarının gerçek ve oltalama sayfalarından oluşan 23 gerçek ve 3 oltalama sayfası ekran görüntülerinden derlenmiştir. Yapılan testler, yöntemin %85 doğruluk oranı ile tekil metrik tabanlı yaklaşımlardan daha iyi performans gösterdiğini ortaya koymuştur. Dil bağımsız çalışan bu yöntem, URL ve HTML manipülasyonlarına karşı dayanıklıdır ve gerçek zamanlı oltalama tespiti için güçlü bir çözüm sunmaktadır.Yayın TURSpider veri kümesinde Temsilcilerin Karışımı Tabanlı Text-to-SQL çalışması(IEEE, 2025) Kanburoğlu, Ali Buğra; Tek, Faik BorayBu çalışma, Türkçe Text-to-SQL için geliştirilen TURSpider veri kümesi üzerindeki deneyleri ele almaktadır. TURSpider, çeşitli zorluk seviyelerine sahip SQL sorgularını içeren geniş kapsamlı bir Türkçe veri kümesidir ve bu alandaki araştırmalar için önemli bir kaynak niteliğindedir. Çalışmada, geri bildirim odaklı temsilcilerin karışımı yaklaşımının (ing. feedback driven Mixture-of-Agents - MoAF) başarımı incelenmiştir. MoAF yapısında, birden fazla büyük dil modeli (BDM) iş birligi içinde çalışarak SQL oluşturma başarımını artırmayı hedeflemektedir. Bu yapıda temsilci (ing. agent) işbirliği, modellerin birbirinden ögrenmesini ve geri bildirim mekanizmaları aracılığıyla hataların düzeltilmesini sağlamaktadır. Deney sonuçlarına göre, MoAF yaklaşımı ile %60.63 yürütme doğruluğuna ulaşılmış ve TURSpider veri kümesi üzerindeki en iyi sonuç elde edilmiştir.Yayın LLM’leri kullanarak otel incelemelerini görüntü manipülasyonu ile görselleştirme(Institute of Electrical and Electronics Engineers Inc., 2025-08-15) Özdemir, Ata Onur; Giritli, Efe Batur; Can, Yekta SaidDijital çağda müşteri yorumları, özellikle otelcilik sektöründe, karar verme sürecinde önemli bir rol oynamaktadır. Metin tabanlı yorumlar değerli bilgiler sunsa da, potansiyel müşteriler genellikle öznel ifadeleri doğru şekilde yorumlamakta zorlanmaktadır. Araştırmalar, görsel temsillerin anlaşılırlığı artırdığını ve kullanıcı etkileşimini güçlendirdiğini göstermektedir. Bu çalışma, metin tabanlı görüntü manipülasyonu ile yazılı otel yorumlarını orijinal otel görselleri üzerinde değişiklikler yaparak görsel incelemelere dönüştürmeyi amaçlamaktadır. Stable Diffusion modeli kullanılarak yazılı otel yorumları girdileriyle otel odası görüntüleri manipüle edilmiştir. Manipüle edilen görsellerin değerlendirilmesinde SSIM (Structural Similarity Index Measure) ve PSNR (Peak Signal-to-Noise Ratio) metrikleri uygulanmıştır. Ayrıca, manipüle edilmiş ve orijinal görüntü örnekleri karşılaştırmalı olarak sunulmuştur. Sonuçlar, modelin küçük ölçekli değişikliklerde başarılı olduğunu, ancak büyük değişikliklerde kalite kaybı yaşadığını göstermektedir.Yayın Bireylerin Covid-19’a dair tükenmişliklerinin algıladıkları Covid-19 riski, dünyaya ilişkin varsayımları ve ebeveyn biçimleri ile ilişkisi(Türk Psikologlar Derneği, 2023-07-26) Erdem, Büşra; Ünver, BuketDünyaya İlişkin Varsayımları Ve Ebeveyn Biçimleri İle İlişkisi Tükenmişlik kavramı özellikle endüstri ve sağlık psikolojisi çatısı altında yer almakla birlikte Covid-19 pandemisi ile birlikte tükenmişlik ve salgın hastalıklar arasındaki ilişki klinik literatürde de dikkat çekmeye başlamıştır. Mevcut çalışma kapsamında bireylerin kitlesel bir dış faktör karşısında (Covid-19 pandemisi), süreç içerisinde yaşayacakları tükenmişlikleri ile olaya dönük algıladıkları risk, anlamsal dünyaları ve algılanan ebeveynlik biçimlerinin ilişkisini araştırmanın, olası pandemiler ya da paylaşılan toplumsal olaylar karşısında yaşanabilecek tükenmişlik olgusuna ve komorbidite tanıların ayrımına dair bütüncül bir bakış açısı sunması beklenmektedir. Bu doğrultuda gerçekleştirilen mevcut çalışmanın temel amacı bireylerin Covid-19’a dair tükenmişlikleri ile algıladıkları Covid-19 riski, dünyaya ilişkin varsayımları (DİV) ve algılanan ebeveynlik biçimlerinin ilişkisinin incelenmesidir. Aynı zamanda, sosyodemografik değişkenler ve Covid-19’a dair değişkenlerin Covid-19 tükenmişliği üzerindeki etkilerinin incelenmesi de araştırmanın diğer amacını oluşturmaktadır. Bu doğrultuda gerçekleştirilen çalışmanın örneklem grubunu 18-65 yaş aralığında yer alan 368 katılımcı (yaş ort. 33.85, SS=9.75; %58:4’ü kadın, %41.6’sı erkek) oluşturmaktadır. Çalışmanın veri toplama araçları Sosyodemografik Bilgi Formu, Koronavirüs Tükenmişlik Ölçeği (COVID-19-BS), Algılanan Covid-19 Risk Ölçeği (CPRS), Dünyaya İlişkin Varsayımlar Ölçeği (DİVÖ) ve Young Ebeveynlik Ölçeği (YEBÖ) şeklindedir. Yapılan analizlere göre kadın olanların, çocuk sahibi olmayanların, düşük eğitim düzeyi ve ekonomik durumu orta-alt ve orta-üste göre düşük ya da yüksek olanların ve anne babası ile yaşayanların Covid-19 tükenmişlik düzeylerinin daha yüksek olduğu görülmüştür. Öte yandan Covid-19’a dair değişkenlerden pozitif tanı alanların, fiziksel/sosyal izolasyon yaşayanların, iş yerinde ve pandemi öncesine göre daha yoğun çalışanların, Covid-19 nedeniyle yakın kaybı yaşayanların ve yakınları risk grubunda olanların Covid-19 tükenmişliklerinin daha yüksek olduğu bulgulanmıştır. Ayrıca yapılan korelasyon analizlerine göre Covid-19 tükenmişliği ile yaş arasında negatif yönde; algılanan Covid-19 riski ve bilişsel/duygusal alt boyutları ile pozitif yönde; DİV’in iyilik, adalet, şans ve kendilik değeri alt boyutları ve toplam DİV puanı ile negatif yönde; algılanan anne ebeveynlik biçimi ile pozitif yönde; algılanan baba ebeveynlik biçiminin ise küçümseyici/kusur bulucu, duygusal bakımdan yoksun bırakıcı, sömürücü/istismar edici ve kötümser/endişeli alt boyutları ile pozitif yönde anlamlı ilişkiler bulunmuştur. Son olarak hiyerarşik regresyon analizine dahil edilen tüm değişkenlerin toplam varyansın %40.8’ini anlamlı olarak [F= 8.690, p<.001] açıkladığı görülmüştür. Sonuçlar COVID 19 tükenmişliği üzerinde sosyodemografik ve Covid-19’a bağlı özelliklerin, algılanan ebeveynlik biçimlerinin, dünyaya ilişkin varsayımların, algılanan Covid19 risk algısının ve yordayıcı gücünün önemli olabileceğini düşündürmektedir. Mevcut bulgular ilgili literatür ışığında tartışılmış, çalışmanın sınırlılıklarına ve gelecek çalışmalar için önerilere yer verilmiştir.












