4 sonuçlar
Arama Sonuçları
Listeleniyor 1 - 4 / 4
Yayın Madde kullanım geçmişi olan erkeklerde emosyonel şemalar ve bilişsel duygu düzenleme stratejilerinin çocukluk çağı travmaları ile ilişkisi: Bir kontrollü çalışma(Işık Üniversitesi, 2019-05-20) Aktaş, Fatma; Çam Çelikel, Feryal; Işık Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Klinik Psikoloji Yüksek Lisans ProgramıAmaç: Bu araştırmanın amacı madde kullanım geçmişi olan erkeklerin emosyonel şemaları ve bilişsel duygu düzenleme stratejilerinin çocukluk çağı travmaları ile ilişkisini kontrollü bir çalışmada incelemektir. Yöntem: Araştırmanın çalışma grubunu, Umut Çocukları Derneği’nin Hayata Yeniden Başlıyorum Projesi’ne ve Balıklı Rum Hastanesi Anatolia Bağımlılık Klinikleri’ne başvuran 85 erkek, kontrol grubunu ise madde kullanım geçmişi olmayan 109 erkek katılımcı oluşturmuştur. Veriler Sosyodemografik Özellikler ve Veri Formu, Leahy Emosyonel Şema Ölçeği, Bilişsel Duygu Düzenleme Ölçeği ve Çocukluk Çağı Travmaları Ölçeği kullanılarak toplanmıştır. Bulgular: Çalışma ve kontrol grupları yaş ortalamaları sırasıyla 26,72±5,91 ve 25,92±7,47 olup aralarında istatistiksel olarak anlamlı fark yoktur. Araştırmamızda madde kullanım geçmişi olan erkeklerin çocukluk çağı travmaları ile emosyonel şema toplam puan ve alt boyutlarından kontrol edilmezlik, duygulara karşı zayıflık, ruminasyon, farklılık, uzlaşı, duyguları zararlı görme ve suçluluk arasında pozitif yönde ve anlamlı bir ilişki olduğu gözlenmiştir. Bununla birlikte çalışma grubunun çocukluk çağı travmaları ile işlevsel olmayan bilişsel duygu düzenleme boyutlarından kendini suçlama, diğerlerini suçlama, düşünceye odaklanma ve felaketleştirme arasında pozitif yönde, zayıf düzeyde ve anlamlı bir ilişki vardır. Emosyonel şema toplam puan ile işlevsel olmayan bilişsel duygu düzenleme boyutlarından ise kendini suçlama, diğerlerini suçlama, düşünceye odaklanma ve felaketleştirme arasında pozitif yönlü anlamlı bir ilişki olduğu belirlenmiştir. Aynı zamanda çocukluk çağı travmaları alt boyutları ile işlevsel olmayan bilişsel duygu düzenleme stratejileri ve uyum bozucu emosyonel şemaları arasında anlamlı ilişki olduğu bilgilerine ulaşılmıştır. Sonuç: Özetle çalışmamızda geçmiş dönemlerde madde kullanımına yönelen erkeklerin madde kullanım geçmişi olmayan erkeklere kıyasla işlevsel olmayan bilişsel duygu düzenleme stratejileri kullanma ve uyum bozucu emosyonel şemalara sahip olma düzeylerine dikkat çekmiş, bu durumun çocukluk çağı travmaları açısından ilişkisi incelenmiş ve sonuçlarımız literatür ışığında tartışılmıştır.Yayın Obsesif kompulsif belirtilerin çocukluk çağı travma türleri ve dissosiyatif yaşantılarla ilişkisi(Işık Üniversitesi, 2019-05-20) Kılıç, Bengü Sare Sevda Pelin; Çam Çelikel, Feryal; Işık Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Klinik Psikoloji Yüksek Lisans ProgramıAmaç: Bu çalışmanın amacı obsesif kompulsif belirtilerin, çocukluk çağı travmaları ve dissosiyasyonla olan ilişkisini klinik olmayan bir örneklemde travma alt boyutları bakımından değerlendirmektir. Yöntem: İnternet üzerinden 18-66 yaş aralığında 313’ü kadın, 75’i erkek olmak üzere toplam 388 katılımcıya ulaşılmıştır. Örneklemin yaş ortalaması 29,09±7,63’dir. Araştırmada çoğunluğunu kadın (%80,1), üniversite eğitim seviyesine sahip (%84,2) ve halen evli (%54,1) bireyler oluşturmaktadır. Çalışmada Sosyodemografik Bilgi Formu, Padua Envanteri, Dissosiyatif Yaşantılar Ölçeği ve Çocukluk Çağı Travmaları Ölçeği kullanılmıştır. Verilerin analizinde, frekans dağılımları oluşturulmuş normallik dağılımlarında Kolmogorov–Smirnov testi, frekans analizi ve Pearson Korelasyon analizleri kullanılmıştır. Bulgular: Bulgulara göre obsesif kompulsif belirtilerin çocukluk çağı travma alt boyutlarıyla ilişkili olduğu, ayrıca kirlenme obsesif kompulsif belirtisiyle çocukluk çağında deneyimlenen cinsel istismar yaşantısı arasında anlamlı bir ilişki olduğu bulunmuştur. Diğer yandan düşüncelere dalma obsesif belirtisi ile derealizasyon/ depersonalizasyon; dissosiyatif amnezi ile kontrol obsesif kompulsif belirti ve arasındaki anlamlı düzeyde ilişkiler bulunmuştur. Obsesif kompulsif belirtilerinin artmasıyla kişilerin belleklerine duydukları güvenin azalmasına bağlı olarak tekrarlayan kontrol davranışları edinmesi şeklinde açıklanmıştır. Sonuç: Bu bulgular doğrultusundan obsesif kompulsif belirtilerin, çocukluk çağı travmaları ve dissosiyasyon alt boyutları ile aralarında anlamlı bir ilişki olduğu her bir alt maddeye dair verilen puan arttıkça ilgili travma, dissosiyasyon ve obsesif kompulsif belirtinin de arttığı gözlemlenmiştir.Yayın Yetişkinlerde çocukluk çağı travması ve benlik saygısının ilişki bağımlılığı üzerindeki yordayıcı rolü(Işık Üniversitesi, 2022-02-04) Küçükyıldız, Arda; Çam Çelikel, Feryal; Işık Üniversitesi, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, Klinik Psikoloji Yüksek Lisans ProgramıBu çalışmada Türkiye’de yaşayan yetişkinlerde çocukluk çağı travmalarının ve benlik saygısının, ilişki bağımlılığı üzerindeki yordayıcı rolünün incelenmesi amaçlanmıştır. Oluşturulan anketler internet üzerinden 228’i kadın (%53,1) 201’i erkek (%46,9) olmak üzere toplam 429 katılımcıya ulaştırılmıştır. Örneklemin yaş ortalaması 34,77±11,56 olup 19-70 aralığındadır. Katılımcıların 213’ü evli (%49,7), 216’sı romantik ilişkisi olan bekar (%50,3) bireylerdir. Çalışmada Sosyodemgorafik ve Diğer Bilgi Formu, Çocukluk Çağı Travma Ölçeği (ÇÇTÖ), Rosenberg Benlik Saygısı Ölçeği (RSBÖ) ve Spann-Fischer İlişki Bağımlılığı Ölçeği (SFİBÖ) kullanılmıştır. Araştırmada sosyodemografik değişkenlerin çocukluk çağı travmaları, benlik saygıları ve ilişki bağımlılığı üzerindeki etkisini incelemek için bağımsız örneklem t-testi, başlıca hipotezlerini test etmek için ise Pearson korelasyon analizi ve regresyon analizleri kullanılmıştır. Yapılan analizin sonuçlarına göre evli katılımcılarda ÇÇTÖ alt boyutlarından duygusal ihmal ve istismar ile aşırı koruma kontrol ilişki bağımlılığının anlamlı bir yordayıcısıdır. Romantik ilişkisi olan katılımcılarda ise, ÇÇTÖ alt boyutlarından fiziksel ihmal ve istismar ile duygusal ihmal ve istimarın ilişki bağımlılığının anlamlı bir yordayıcı olduğu bulgusu elde edilmiştir. Bulgular, benlik saygısı değişkeninin hem evli olan hem de romantik ilişkisi olan bekar katılımcılar içim ilişki bağımlılığı anlamlı bir şekilde yordadığını ortaya koymaktadır. Bu çalışma, bireylerin erken dönem ve genç erişkinlikte yaşadıkları travmatik yaşantıların ve benlik saygılarının, gelecekte eş/partner ilişkilerindeki bağımlılık düzeylerinin üzerindeki önemini işaret etmektedir. Araştırmanın bulguları doğrultusunda ilişki bağımlılığının, çocukluk çağı travma alt boyutları ve benlik saygısı ile ilişkili olduğu gözlenmiştir.Yayın Çocukluk çağı travmaları ve sağlıklı aile-ebeveynlik risk faktörlerinin incelenmesi(Gazi Üniversitesi, 2022-12-29) Karaçay, Rabia; Güloğlu, BernaBu araştırmanın amaçlarından biri ebeveynlerdeki çocukluk çağı travma yaygınlığını belirlemektir. Çocukluk çağı travmasına maruz kalan ebeveynlerin sağlıklı aile-ebeveyn olmadaki risk faktörlerini incelemek ise diğer amaçtır. Çalışmanın örneklemini, kolay örnekleme yöntemiyle ulaşılan 5-17 yaş aralığında çocuğu olan 411 ebeveyn (314 anne, 97 baba) oluşturmuştur. Katılımcılara Demografik Bilgi Formu, Çocukluk Çağı Travmaları Ölçeği ve Sağlıklı Aile Ebeveynlik Envanteri çevrimiçi ortamda uygulanmıştır. Araştırma verilerinin analizinde frekans analizi ve Pearson ki-kare testi kullanılmıştır. Bulgulara göre ebeveynlerin ihmale/istismara uğrama oranları %6.8 ile %16.3 arasında değişmektedir. Duygusal ihmale maruz kalan ebeveynlerle duygusal ihmale maruz kalmayan ebeveynler arasında Sağlıklı Aile Ebeveynlik Envanteri’nin tüm alt boyutlarında anlamlı farklılık saptanmıştır. Ayrıca tüm ihmal ve istismar türlerinde Sağlıklı Aile Ebeveynlik Envanteri’nin depresyon ve rol memnuniyeti alt boyutlarında fark olduğu tespit edilmiştir. Sonuç olarak, çocukluk çağı travmalarının bireylerin hayatını etkilediği, bu etkinin ebeveynlik rolüne de yansıdığı görülmektedir. Bu deneyimlerin nesilden nesile aktarıldığı düşünüldüğünde ailelerle çalışan uzmanların çocukluk çağı travmalarını gözardı etmemesi gerekir.












