2 sonuçlar
Arama Sonuçları
Listeleniyor 1 - 2 / 2
Yayın OKB tanısı olan çocuk ve ergenlerde belirti dağılımının ebeveynlerdeki Obsesif Kompülsif Belirti dağılımı ve ebeveyn tutumları ile olan ilişkisi(Işık Üniversitesi, 2017-01-05) Ersin, Aysu; Balkır Neftçi, Nazlı; Işık Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Klinik Psikoloji Yüksek Lisans ProgramıProblemin tanımı: Obsesif Kompulsif Bozukluk (OKB), çocuk ve ergenleri bilişsel, duygusal ve davranışsal alanlarda olumsuz etkileyen ruhsal bir bozukluktur. Çocuk ve ergendeki mevcut obsesif kompulsif semptomatoloji, bu hastaların ebeveynlerindeki obsesifkompulsif semptomlar ve işlevsel olmayan ebeveyn tutumlarından da etkilenebilmektedir. Bu araştırma, OKB tanısı konulan çocuk ve ergenlerin obsesif-kompulsif belirtileri ile ebeveynlerinin obsesif kompulsif belirtileri ve anne baba tutumları arasında ilişki olabileceği hipotezinden yola çıkılarak planlanmıştır. Yöntem: Bu doğrultuda OKB tanısı konulan 7-18 yaşları arasında 18 çocuk ve ergen hasta ve onların ebeveynleri araştırma grubuna, daha önce OKB tanısı almamış almamış 7-18 yaşları arasında 18 çocuk ve ergen ve onların ebeveynleri ise kontrol grubuna dahil edilmiştir. Bu araştırmada DY-BOCS (Boyutsal Yale-Brown Obsesif-Kompulsif Bozukluk Ölçeği) ölçeği ve Padua Envanteri, Anne-Baba Tutum Envanteri, Y-BOCS ölçeği Padua Envanteri, KSADS-PL (Okul Çağı Çocukları İçin Duygulanım Bozuklukları ve Şizofreni Görüşme Çizelgesi-Şimdi ve Yaşam Boyu Şekli) uygulanmıştır. Bulgular: Araştırma sonuçlarına göre OKB tanısı olan ve olmayan gruplar ayrı ayrı değerlendirildiğinde anne-baba tutumu ile çocuk ve ergenlerin obsesif-kompulsif semptomlarının toplam şiddetleri arasında anlamlı bir ilişki saptanmamıştır. Bütün katılımcıların sonuçları birlikte değerlendirildiğinde ebeveynlerinin demokratik tutumu ile OKB toplam ve global şiddet puanları arasında negatif yönde anlamlı bir ilişki saptanmıştır. OKB tanılı çalışma grubunda ebeveyn tutumu ve çocuk ve ergenlerin obsesif-kompulsif semptom boyutları arasında anlamlı bir ilişki bulunmamıştır. OKB tanısı olmayan karşılaştırma grubunda ebeveynin demokratik tutumu ile sıralama, simetri, sayma, tekrar tekrar yapma, her şeyin tam ayarında olması ihtiyacı alt boyutu arasında negatif yönde anlamlı bir ilişki saptanmıştır. Bütün çocuk ve ergenlerin zarar hakkındaki obsesyon ve kompulsiyonları ile ebeveynlerin otoriter ve koruyucu-istekçi tutumları arasında ise pozitif yönde anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Sonuç: Kısıtlılıklarına bulunmasına rağmen bu çalışma sonucuna göre demokratik ebeveyn tutumunun OKB’nin semptom şiddetinde koruyucu rol oynadığı öne sürülebilir.Yayın Kronik rahatsızlığı olan çocuk ve ergenlerde sanat terapi uygulamalarının etkinliği : sistematik derleme ve meta-analiz(Işık Üniversitesi, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, 2024-09-05) Köksal, Ecemnur; Akçınar Yayla, Berna; Işık Üniversitesi, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, Klinik Psikoloji Yüksek Lisans Programı; Işık University, School of Graduate Studies, Master’s Program in Clinical PsychologyBu sistematik derleme ve meta-analiz çalışmasının amacı, sanat terapi uygulamalarının kronik hastalığa sahip çocuk ve ergenlerdeki yaşam kalitesi 9 anksiyete, ağn ve depresyon düzeyleri üzerindeki etkisini değerlendirmektir. Araştırmada, Google Scholar, APA PsycNet, Cochrane Library CINAHL, EBSCOHost, ERIC, Medline, PsycINFO, PsycARTICLES, PsycBOOKS, Pubmed, Proquest, Sciencedirect, Springer Link, ULAKBIM, YÖKTEZ ve Web of Science veri tabanları sistematik biçimde taranmış, 2000-2023 yılları arasında yapılmış çalışmaları içeren toplamda 2352 veri kaydına erişilmiştir. Bunlardan 0-18 yaşları arasında 584 katılımcı barındıran 12 randomize kontrollü çalışma araştırmaya dahil edilmiştir. Dahil edilen çalışmalarda, sanat terapisinin etkinliği Hedges g etki büyüklüğü değeri üzerinden hesaplanmış ve tesadüfi etkiler modeli temel alınarak R, R Studio programlarında standartlaştırılmış ortalama farkına dayalı meta-analiz değerlendirilmesi yapılmıştır. Her bir değişken için etki büyüklüğüyle birlikte heterojenlik. duyarlılık ve yayın yanlılığı değerlendirmeleri gerçekleştirilmiştir. Yaşam kalitesi için ebeveyn ve çocuk ölçeklerine dayalı iki farklı değerlendirme yapılmıştır. Çalışmaların kalitesi Cochran Risk of Bias 2 (RoB2) aracı esas alınarak değerlendirilmiştir. Etki büyüklüğündeki değişimlere neden olabilecek moderatör değişkenlerin etkisi alt grup ve meta-regresyon analizleriyle incelenmiştir. Analize dahil edilen çalışmalar, sanat terapisinin çocuk ve ergenlerin bakış açısından değerlendirilen yaşam kalitesi üzerinde orta düzeyde ve anlamlı bir etkisi olduğunu göstermiştir (Hedges’ g = .40,95% C/[0.27; 0.53], p = .001). Ebeveyn değerlendirmesini baz alan yaşam kalitesi değerlerinde ise pozitif ancak istatistiksel olarak anlamlı olmayan bir etki gözlenmiştir (Hedges’ g = .43, 95% CI [-.03; 1.20], p = .21). Bu bakış açısındaki farklılıklar klinik ve yöntemsel açıdan tartışılmıştır. Sanat terapisinin ağrı düzeyi üzerinde istatistiksel olarak anlamlı ve büyük bir etkisi olduğu bulunmuştur (Hedges’ g = -.63, 95%) CI [-1.19; -0.07], p = .03). Anksiyete düzeyi üzerindeyse pozitif ancak anlamlı bir etki olmadığı sonucuna ulaşılmıştır (Hedges’ g = -.71, 95% CI [-2.24; 0.82], p = .23). Depresyon değişkenine dair yeterince çalışma olmaması nedeniyle analiz yapılmamıştır. Yaşam kalitesi ve anksiyete için heterojenliğin kaynakları araştınimış ve tartışılmıştır. Yapılan yanlılık değerlendirmelerinde meta-analiz bulgularında belirgin bir yayın yanlılığı olmadığı tespit edilmiştir.Araştırmanın bulguları, sanat terapisinin kronik hastalığı olan çocuk ve ergenlerde yaşam kalitesini artırmada ve ağn düzeyini azaltmada potansiyel bir araç olabileceğini göstermiştir. Bu sonuçlar, klinik uygulamalar ve gelecekteki araştırmalar için yön göstericidir. Ancak, alandaki çalışma sayısının azlığı, yüksek heterojenlik düzeyleri ve çalışmaların risk oranlan gibi sınırlılıklar düşünüldüğünde, bu potansiyel etkiyi daha iyi değerlendirebilmek adına bu alandaki çalışmaların artması gerektiği düşünülmektedir.












