5 sonuçlar
Arama Sonuçları
Listeleniyor 1 - 5 / 5
Yayın İnsan kaynakları yönetiminde motivasyon ve eğitim amacıyla sosyal medya kullanımının Bursa sanayi ve ticaret odasına kayıtlı şirketler genelinde araştırılması(Işık Üniversitesi, 2018-01-18) Altıntaş, Bülent; Soykut Sarıca, Yeşim Pınar; Işık Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Yöneticiler İçin İşletme Yönetimi Yüksek Lisans ProgramıHızla gelişen teknolojinin tüm dünyayı etkilediği günümüzde işletmelerin bu duruma ayak uydurabilmeleri için kendilerini sürekli yenilemeleri gerekmektedir. Yenilenme ve değişim sürecinde başarılı olmak isteyen işletmeler en önemli üretim ve hizmet girdisi olan İnsan Kaynaklarına bütçe ayırmak ve yatırım yapmak zorundadır. İnsan Kaynakları Yönetimine ayrılan kaynağın daha etkin kullanılması ve yönetim maliyetinin düşürülebilmesi için “İnsan Kaynakları Yönetiminde Motivasyon ve Eğitim Amacıyla” hızlı, erişilebilir ve ucuz olan “Sosyal Medya”dan yararlanabilme imkânları üzerine bu araştırma yapılmıştır. Uygulamada, Bursa Ticaret ve Sanayi Odasına kayıtlı şirketlerin, İnsan Kaynakları yönetici, uzman ve görevlilerinin İKY’de motivasyon ve eğitim amacıyla Sosyal Medya kullanım yöntem ve tutumları ile sosyo-demografik özelliklerin etkileri anket yöntemi ile araştırılmıştır. Araştırmada, İKY’de motivasyon ve eğitim amacıyla hızlı, erişilebilir ve ucuz olan Sosyal Medyanın disiplin yönetmelikleri ile belirlenen kurallara uygun şekilde kullanılmasının işletmelerin yönetim maliyetlerini düşürerek, motivasyon ve eğitimde etkinlik sağlayabileceği sonucuna ulaşılmıştır. Sosyo-demografik özelliklerden motivasyon amacıyla kullanımda yaş grupları, eğitim amacıyla kullanımda yaş grupları ve cinsiyetin etkili olduğu bulunmuştur.Yayın Manisa’da Osmanlı dönemi mirası: Sıbyan mektepleri(International Balkan University, 2019) Süyük Makaklı, Elif; Ozar, BetülAntik çağlarda Sypylos adıyla bilinen dağın kuzey eteklerinde kurulan Manisa (Magnesia Ad Sipylus), tarihsel süreç içinde yaşamını kesintisiz sürdürebilmiş önemli kentlerden birisidir. Kentin köklü tarihi ve kültürel kodlarını yansıtan mimari mirası, korunmaya değer önemli niteliklere sahiptir. Tarihsel süreçte sosyolojik, kültürel ve teknolojik gelişmelerden etkilenen kentler doğal bir şekilde büyümüş, değişmiş ve dönüşmüştür. Bu değişimler sonucu günümüzde tescillenmiş bazı yapıların özgün fonksiyonlarını yitirdiği görülmüştür. Bu çalışmada Manisa şehir merkezinde yer alan ve günümüze ulaşan seçili sıbyan mekteplerinin yerleşim, planlama ve yapısal özelliklerinin geçmişte ve günümüzde taşıdıkları anlamlar değerlendirilmiştir. Kentsel mekanı tanımlayan bir öğe olarak Sıbyan Mekteplerinin sokakla ve onun tanımladığı mekanla olan diyaloğunu ve bu mekanların geçmişte ve günümüzde toplumsal kavranışını anlamak çalışmanın bir diğer amacıdır. Çalışmada literatür taraması, haritalar ve görsel dokümanlar, alanda gözlem, fotoğraflama yöntemleri kullanılmıştır. Manisa merkezdeki sıbyan mekteplerinin günümüzdeki mevcut kullanım durumları incelendiğinde birbirinden farklı fonksiyonlara sahip oldukları gözlemlenmiştir. Yapıların ana kullanıcısı olan çocukların eğitim aldığı işlevlendirmelerin yanı sıra farklı işlevlerin de kullanıldığı görülmektedir. Çocuk öznesini odağına alan işlevlendirmeler ile bu yapıların aktif bir şekilde kullanımının sağlanabileceği; çevrelerine, mahallelerine ve kente bütünselliği ile canlılık katan unsurlara dönüşebileceği düşünülmektedir. Özgün fonksiyonlarını yitiren bu yapıların kent içinde görünürlük ve algılanabilirlik düzeyi düşüktür ve yapılan yanlış işlevlendirmeler ve kusurlu müdahaleler ile zarar görmüşlerdir. Bu sebeple çalışmanın sonucunda yapıların bütüncül bir yaklaşımla koruma ve işlevlendirilmesine yönelik öneriler de üretilmiştir.Yayın Programlamaya giriş dersi öğrencilerinin öz yeterlilik algıları ve derse yönelik tutumlarının cinsiyet ve eğitim diline göre incelenmesi(IEEE, 2017-10-31) Deveci, Ezgi; Aydın, Damla; Benli, Kristin Surpuhi; Tek, Faik BorayBu araştırmanın amacı F.M.V. Işık Üniversitesi Mühendislik Fakültesinde öğrenim gören öğrencilerin genel öz-yeterlilik algılarının ve Programlamaya Giriş(CSE101) dersine yönelik tutumlarının; cinsiyet ve eğitim aldıkları programın diline (Türkçe-İngilizce) göre incelenmesidir. Araştırmaya 40 kadın ve 74 erkek olmak üzere toplam 114 üniversite öğrencisi katılmıştır. Öğrencilerin öz yeterlilik algılarını ölçmek için Genel Öz Yeterlilik ölçeği kullanılmış, ders sonucunu (başarı ve başarısızlık) değerlendirmeleri için açık uçlu sorular sorulmuş ve yaş, cinsiyet gibi temel demografik bilgileri alınmıştır. Açık uçlu sorular niteliksel (kalitatif) analiz yöntemi ile incelenmiştir. Yapılan niceliksel analiz sonucunda öğrencilerin genel öz-yeterlilik puanları ile genel not ortalaması arasında anlamlı, CSE101 dersi dönem sonu not ortalaması arasında ise anlamsız bir ili ki olduğu bulgulanmıştır. Ayrıca öğrencilerin öz-yeterlilik puanlarının cinsiyete ve eğitim aldıkları dile göre (Türkçe-İngilizce) değişmediği görülmüştür. Öğrencilerin motivasyon puanları da eğitim aldıkları dile göre farklılaşmamaktadır. Niteliksel analiz bulgularına göre ise öğrencilerin verdiği cevapların yüzde sıklık değerlerinin cinsiyetleri açısından değiştiği görülmüştür. Bu çalışmanın sonuçları özellikle öğrencilerin derse yönelik tutumlarında cinsiyet açısından bir farklılık olduğunu göstermesi ile mühendislik programlama eğitiminde öğrenci başarısını yordayan değişkenlerin tespit edilmesi sürecine katkı sağlaması beklenmektedir.Yayın Kültür imleri - Kavramlar ve sınırlar ötesi(Istanbul Univ, Research Inst Turkology, Dept Art History, 2018) Akdeniz, HalilBu makale, ağırlıklı olarak kendi sanat çalışmalarım, kısmen de üniversitedeki sanat eğitimi yaklaşımım üzerinedir. Sanat çalışmalarım çevresel sanattan, tarihi ve kültürel çevreye uzanan, yaklaşık 40 yıllık bir sanatsal üretim sürecini kapsar. 1978 sonrası ve 1980’li yıllarda İzmir Körfez Kirlenmesi İle İlgili Görsel Değerlendirmeler resim dizisi ile başlayan fiziki çevre sorunları ile ilgili çalışmalarım, bilimsel araştırma laboratuvarlarının bilimsel verileriyle de destekli, sanat ve sanat dışı ögelerin kullanıldığı sanatsal çözümlemelerden oluştu. Daha sonra tarihi ve kültürel çevreye yönelik çalışmalarla; Efes-Ören Görsel Notlar dizisi, ardından Anadolu’nun değişik kültür bölgelerini kapsayan çalışma dizileri; Anadolu Uygarlıkları – Kültürlerarası, Anadolu Uygarlıkları – Kültür Çevresi, Anadolu Uygarlıkları – Kültür Logoları, Anadolu Uygarlıkları – Kültür Bakiyeleri ile devam etmiştir. Geldiğim nokta itibariyle de, son dönem Kültür İmleri – İmgenin İzinde yoğunlaşan çalışma dizileri ile devam etmektedir. İçinde yaşadığım coğrafya Anadolu, tarih boyunca Grek, Hitit, Likya, Frigya gibi çok sayıda kültürlere ev sahipliği yapmıştır. Anadolu Uygarlıkları kültürel zenginliği, farklı kültürler ve kültür katmanları ile benim çalışmalarımın konsept ve düşünce kaynağını oluşturmaktadır. Sanat dili evrenseldir. Fakat insanların yaşam tarzları, kültürleri ve görme alışkanlıkları farklıdır. Yani sanatlarının kendi kültür ve coğrafyalarından beslenen kanalları ve kökleri vardır. Çalışmalarım resim ekseninde olmasına rağmen tuval ve boya estetiği ile sınırlı değildir. Yüzeyden mekâna uzanan bir boyutu içerir. Sanatım düşüncelerimin notlarıdır. Konseptlerime göre değişik malzeme ve araştırma materyalleri yer alır. Bu makalenin eğitim açısından da hedefinde, bugün geldiğimiz “Üçüncü Kültür Dönemi“ aşamasında geleceğin eğitim modeli gibi gözüken sanattaki yaratıcılıkla bilimdeki yaratıcılığın birleştirilmesine yönelik, bilim ve sanatın birlikteliğini öngören içinde sanatın da yer aldığı bilim teknoloji ve mühendislik dalları; STEAM- Science/Bilim, Technology/Teknoloji, Engineering/Mühendislik, Arts/Sanat ve Mathematics/Matematik eğitim modelinin önemine işaret edilmiştir. Bu konuda dünyada bazı üniversitelerde ve araştırma kurumlarında, örneğin NASA uzay araştırma programlarına bile sanatçıların da dahil edilmeye başlaması, ve Austuralya Western Üniversitesinde biyo-konstrüktif deney ve araştırmalar yapan Symbotica A programı gibi çok özel eğitim programlarının yer aldığı geleceğin eğitim yönelimlerine işaret edilmeye çalışılmıştır.Yayın Türkiye’de açılan moda tasarımı eğitimi kursları ve hazır giyim sektörüne yansıması(Işık Üniversitesi, 2022-02-01) Antçok, Seyhan; Günay, Ayşe; Işık Üniversitesi, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, Moda ve Tekstil Tasarımı Yüksek Lisans ProgramıTekstil ve hazır giyim sektörü diğer gelişmekte olan ülkelerde olduğu gibi Türkiye’de de gerek üretim ve istihdama katkısı, gerek ihracat yoluyla ekonomiye döviz kazandırması nedeniyle ekonominin lokomotif sektörü olma özelliğini taşımaktadır. Tekstil ve Hazır giyim sektörü tasarım, üretim ve benzeri tüm operasyonlarında en son teknolojileri kullanmakla beraber halen emek yoğun özelliğini korumaktadır. Türkiye’nin bu sektörde hedeflediği noktalara gelecekte ulaşabilmesi için, hızlı, dünyadaki moda- marka oluşturma eğilimlerini takip edebilen, teknolojiyi tanıyan ve kullanabilen; yaratıcılığını ortaya çıkarabilen yetenekli tasarımcıların yetişmesi gerekmektedir. Bu nedenle mesleki eğitimin yaygınlaştırılması ve bu alanda eğitim veren nitelikli kurum sayısı artırılırken, eğitim planlarının da sektörün ihtiyaçlarına paralel hazırlanması gerekmektedir. Kurslar Osmanlı döneminde Tanzimat’la birlikte giyimde modernleşmenin kapılarını halka açan, Cumhuriyet Türkiye’sinin giyim tarzını yeniden şekillendiren ve giyim sanayinin baş aktörleri olan kişileri yetiştirmişlerdir. Özellikle kadınlara meslek edindirmek ve terzi yetiştirmek üzere açılmış olan eğitim merkezleri zamanla teknik okullara dönüşmüş, moda tasarımı ise ayrı bir meslek olarak kabul görmüştür. Son dönemdeki kurslarda, işletmelerde yıllarca sürebilecek olan usta çırak ilişkisiyle kazanılacak mesleki eğitime tahammülü olmayan hazır giyim için, kısa sürede donanımlı insan yetiştirmek amaçlanmıştır. Bu çalışmada, Türk hazır giyim sektöründeki moda tasarımcısı ve tasarım eğitimi ihtiyacı üzerinde durulmuş; Türkiye‘deki moda tasarım kursları ve hazır giyim sektörüne yansımaları incelenmiştir. Değerlendirmeler ışığında; kursların sektördeki acil eleman ihtiyacını, üniversitelerin mezun ettikleri kişilerin, sayısal anlamda yeterli olmaması sebebiyle oluşan insan gücü ihtiyacını, yetenekli fakat örgün moda tasarım eğitimine çeşitli sebeplerden ötürü katılamamış kişileri mesleğe kazandırarak karşıladığını gözlemledik. Kısa süreli kurslar profesyonellere mesleki gelişim anlamında katkıda bulunurken, uzun süreli kurslar üniversitelere yakın nitelikli eğitimler verebilmektedir. Ders programları ve sektörel anlamda deneyimli eğitimcilerin olması kursları daha verimli hale getirecektir. Okullardaki hantal yapının aksine, kursların daha hızlı güncellenebilmesi, günün ihtiyaçlarına göre yeni eğitimler oluşturabilmesi, sektör açısından büyük önem taşımaktadır.












