Arama Sonuçları

Listeleniyor 1 - 5 / 5
  • Yayın
    Kültürel kimlik bağlamında “Kapı”da Süryani ve Türk olmak
    (Motif Yayıncılık, 2022-12-18) Şeylan, Seher
    Bu çalışmanın amacı kültürel kimlik ve sinema arasındaki ilişkiyi Süryani ve Türk kimlikleri üzerinden okumaktır. Kültürel kimlik temsillerinin sinemada yeniden inşa edildiği varsayımından yola çıkan çalışma, Kapı(Nihat Durak, 2019) filminde yer alan Süryani ve Türk kimliklerinin kültürel kimlik inşasını, temsil alanı olan sinema üzerinden karşılaştırmalı analiz etme amacındadır. Filmin kültürel kimlikleri sunuş biçimi üzerinde durulacaktır. Araştırmanın çıkış noktası Türk ve Süryani kimliklerinin filmde karşıt olarak konumlandırıldığı ve bunun kimlik temsilinde farklıklara yol açtığı yönündedir. Filmin analizi Türk ve Süryani kültürel kimliklerinin sunuş biçimi ve ötekileştirme bağlamında gerçekleştirilmiştir. Film kültürel kimlik bağımlı değişkeni ile gelenek ve görenekler, ortak geçmiş, etik değerler (ahlaki anlayışlar), sanat ve mimari anlayış bağımsız değişkenleri çerçevesinde analiz edilmiştir. Karşıt toplumlar veya karşıt karakterlerin aidiyet bağı ile bağlı olduğu toplumlara atfedilen karşıt özellikler tespit edilmiştir. Sinemanın toplumu siyasi, kültürel ve toplumsal olarak etkileme gücü düşünüldüğünde karşıt kimliklerin dengeli temsil biçimlerinin toplumsal bütünlüğün sağlanmasına önemli katkı sunacağı muhakkaktır.
  • Yayın
    Türk-İran ilişkileri: değişim ve süreklilik
    (2006) Aras, Bülent
    Türkiye ve İran’ın ikili ilişkilerinde çözülmesi gereken birtakım önemli problemlerinin olduğu Türk akademisyenler nezdinde ve medyada genel kabul gören bir iddiadır. Bu makalede söz konusu problemlerin neler olduğu ve iki ülke arasındaki problemlerin sebepleri ana hatları ile çizilmekte ve ayrıca bu problemlerin doğası ve ciddiyeti üzerine eleştirel bir analiz sunulmaktadır. Bu makalede konuyu bir dizi soruya cevap vererek ele almaktayım. Türk dış politikasının karar mekanizmasında görev alanlar, düşmanların belirlenmesinde ulusal çıkarları mı baz almakta, yoksa içerideki tehditlere dışarıdan kaynak mı aramaktadır? Türkiye, İran’ı başlıca düşman olarak görmek için yeterli sebep olmaksızın bir mücadelenin içine doğru mu sürüklenmektedir? Türkiye’nin yaşadığı yapısal dönüşüm İran politikasını etkilemiş midir? Türkİran ilişkileri politika yapıcıların bölgesel dost ve düşman algılamalarından ne kadar etkilenmektedir? Bu makalede uzunca bir süre Türkiye’nin İran’a yönelik politikasının iç politik, bölgesel ve uluslararası düzeylerde gerçekleşen siyasi değişikliklerle başa çıkamadığı görüşü ileri sürülmektedir. Türkiye’nin hukuki, siyasal ve ekonomik dönüşüm süreci sonucunda ulaştığı siyasi ve ekonomik istikrarın içeride özgüveni artırdığı, iç düşman marjını daralttığı ve özellikle komşulara yönelik ilişkilerde -İran dahil- yeni ufuklar açtığını öne sürmekteyim.
  • Yayın
    Günümüz sanatında kimlik ve temsiliyet sorunu olarak giysi
    (Işık Üniversitesi, 2014-04-14) Cöne, Özge Can; İslimyeli, Balkan Naci; Işık Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Resim Yüksek Lisans Programı
    Bu tezin temel amacı, kimlik ve temsiliyet kavramı ile ilişkilendirdiğim giysinin toplumsal rolünü,, statü, sınıf ve kimlik olgularıyla ilişkisini, kullanım alanlarını, günümüz sanatına olan etkilerini örnekleriyle ortaya koymaktır. Bu tezde öncelikli olarak genel giysi kavramından bahsedilmiştir. Daha sonraki bölümlerde, giysinin toplumsal açıdan incelenmesi, sınıf, cinsiyet, kimlik ve beden olgusu ile ilişkilendirilerek ele alınmıştır. Daha sonra ise moda kavramına giriş yapılarak, moda kavramının toplumsal temellerine değinilmiştir. Son olarak giysinin, güncel sanatta yer bulması ve yorumu sanatçı örnekleriyle ele alınmıştır.
  • Yayın
    Çokkültürlü toplumlarda giyimin kimlik inşasındaki rolü: Osmanlı-Türk modernleşmesi
    (Işık Üniversitesi, 2021-06-14) Özdil, Mehmet Ada; Günay, Ayşe; Işık Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Moda ve Tekstil Tasarımı Yüksek Lisans Programı
    Bu çalışmada komüniteryen bir çokkültürlülük üzerine inşa edilmiş Osmanlı millet (dinsel topluluk) sisteminde giyim yasalarının dinsel topluluklar arası farkları görünür ve sürekli kılmaya yönelik uygulanışının modernleşme hareketleriyle birlikte nasıl dönüşüme maruz kaldığı analiz edilmiştir. Diğer bir ifadeyle, dinsel farklılığı görünür kılmayı hedefleyen sistemin çokkültürlülük paradigması bağlamında incelemesi yapılmış ve ardından da yurttaşların eşitliğini öngören Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş sürecini de içeren Osmanlı-Türk modernleşmesinin farklılıkları daha az görünür hale getiren sonuçları ele alınmıştır. Dolayısıyla, Osmanlı millet sistemi ve Türk ulus-devleti arasında doğrudan giyim-kuşam merkezli kimlik, çokkültürlülük ve milliyetçilik eksenindeki karşılaştırmaların azlığı, bu çalışmaya özgünlük değeri katmaktadır. Çok geniş bir coğrafyayı ve çok sayıda topluluğu kapsayan Osmanlı Devleti’nin giyim-kuşam çeşitliliğine odaklanan çalışma, İmparatorluğun başkenti olan İstanbul’la sınırlı tutulmuştur. Bu bağlamda, İmparatorluğun hâkim unsuru konumundaki Müslümanların yanı sıra İstanbul’da yoğun bir nüfusa sahip olan Ortodoks, Ermeni ve Yahudi milletleri incelenmiştir. 18. yüzyılda III. Selim ve II. Mahmut dönemlerinde başlayan modernleşme hareketi ile toplumsal değişim büyük bir ivme kazanmış, modernleşmenin kılık-kıyafet üzerindeki etkisi çarpıcı biçimde kendini göstermiştir. Bu nedenle, çalışmaya konu olan dinsel toplulukların geleneksel kıyafetlerini örnekleyen görsellerin çok büyük bir bölümü, 18. ve 19. Yüzyıllardan seçilmiştir. Türkiye’de kılık-kıyafetin tamamen Batılılaşması ya da evrenselleşmesiyle de Batı modası ile uyum sağlanmıştır. Bunun da Osmanlı ve Türkiye toplumlarında bireylerin kimlikleri üzerinde çarpıcı etkileri olmuştur. Bu etkilerin karşılaştırmalı analizi sonucunda komüniteryen çokkültürlülüğün modernleşme süreciyle modern ulus-devlete yerini bırakmasıyla, giyimin bireylerin kimliklerinin dışavurumunda ve toplumsal imgelemede daha az etkili hale geldiği sonucuna ulaşılmıştır.
  • Yayın
    Şark kültürü ve Sırrı Süreyya Önder: küçük bir değini
    (T24, 2025-05-05) Kahraman, Hasan Bülent
    Önder, tüm yazılarında, konuşmalarında, muhteşem bir Şark kültürü damıtımı olarak, yüzyıldır inkâr ettiğimiz bir dilin olanca maharetiyle işlenmiş, onlarca şiir, gazel, müfret, kaside biliyor ve söylüyordu. Konuşması bölgenin, toprağın binlerce yılda damıttığı deyişlerle, deyimlerle, tespitlerle yüklüydü, ben Kürtçeden aktardığı bir deyimi unutmadım: ‘her şeyin incesi, insanın kabası dayanaksızdır.’