21 sonuçlar
Arama Sonuçları
Listeleniyor 1 - 10 / 21
Yayın Aşırı Sağ ve Demokrasi(Tasam, 2009) Celep, Ödül1980'lerden bu yana birçok demokraside aşırı sağ partilerin seçmen desteğindeki yükselişine şahit olmaktayız. Bu yükseliş, demokratik sistemlerin tehlike altında olduğu yönünde genel bir endişe uyandırmıştır. Bu endişenin oluşmasının başlıca nedeni, aşırı sağ partilerin otoriter ve dışlayıcı politikaları savunması ve demokratik kurum ve uygulamaları sert bir dille eleştirmesidir. Bu çalışmanın başlıca amacı, aşırı sağ partilerin demokratik siyaseti doğrudan veya dolaylı olarak nasıl etkileyebileceğini irdelemek ve bu bağlamda demokrasilerin geleceği ile ilgili duyulan endişenin ne derece haklı bir endişe olduğunu araştırmaktır. Hangi partilerin aşırı sağ parti kategorisinde yer aldığı tespit edildikten sonra çalışma üç aşamada ilerlemektedir. Öncelikle aşırı sağ partilerin oy oranlarına bakılarak bu partilerin seçim performanslarının kendilerine ne derecede siyasi etkinlik sağladığı araştırılmaktadır. Sonrasında ise aşırı sağ partilere verilen oyların ne derece ideolojik, ne derece protesto oyu olduğuna bakılmaktadır. Bulgular ideolojik yakınlığın bu partilere oy verme üzerindeki etkisinin daha kuvvetli olduğunu gösterse de, yakın gelecekte aşırı sağın oy oranında önemli bir artış öngörülmemektedir. Bunun üzerine son aşamada aşırı sağ dışındaki partilerin son otuz yıl içinde aşırı sağ partilere ne derecede benzedikleri sorusu sorulmaktadır. Karşılaştırmalı Manifesto Projesi kapsamındaki sayısal veri kullanılarak yapılan analiz, toplam 19 demokrasideki demokratik partilerin önemli bir kısmının otoriter sağ temaları benimsediğini ve ideolojik anlamda sağa kaydığını göstermektedir. Çalışmanın sonucu, demokratik siyaset üzerindeki tehlikenin aşığı sağ partilerden ziyade diğer partilerden gelebileceğine işaret etmektedir.Yayın Oyunlaştırma ve Mekan: Yaz Çalıştayı 26-30 Temmuz 2021(Işık Üniversitesi Yayınları, 2021-09) Işık Üniversitesi; Karadağ, Derya; Ozar, Betül; Gülbahar, SimgeTasarım eğitiminde çalıştaylar, resmi müfredatlar içerisinde yer almadığı halde öğrencinin kendisini geliştirebilmesi ve yürütücülerle birlikte bir araştırma ortamında deneyim ve becerilerini geliştirebilmesi için büyük önem taşımaktadır. Bilgi paylaşımı ve üretiminin sağlanması adına disiplinler arası ve kolektif bir ortam sunan çalıştaylar sayesinde, formel eğitimin içine doğrudan girmeyen konular hakkında tasarım öğrencilerine yeni bakış açıları ve perspektifler kazandırılmaktadır. Bu amaçlara hizmet etmesi amacıyla, Işık Üniversitesi, Sanat, Tasarım ve Mimarlık Fakültesi, İç Mimarlık ve Çevre Tasarımı Bölümü tarafından 26-30 Temmuz 2021 tarihleri arasında gerçekleştirilen 'Oyunlaştırma ve Mekan Yaz Çalıştayı' düzenlenmiştir. Covid-19 salgını sonrası, yüz yüze olan tasarım stüdyolarının zorunlu olarak çevrimiçi ortama taşınması, çalıştayın da dijital ortamda gerçekleştirilmesine neden olmuştur. Fakat çalıştayın çevrimiçi süreci, farklı üniversitelerden akademisyenlerin ve öğrencilerin buluştuğu zengin bir tasarım atölyesi haline gelmesi ile sonuçlanmıştır. Toplamda 11 atölye, 49 katılımcı ve 21 yürütücü ile çalıştay sonuçlandırılmıştır. Çevrimiçi ortamların bir buluşma mekanı olarak kullanılması, bu çalışmanın temasının belirlenmesine zemin hazırlamıştır. Oyun, tarih boyunca yaşamın ayrılmaz bir parçası, canlıların çevreleri ile kurdukları ilişki ve öğrenme süreçleri için güçlü bir çerçeve olmasının yanı sıra, fiziksel ve dijital ortamlarda gerçekleştirilebilen bir eylemdir. Bu güçlü kavramsal ve yöntemsel çerçeve, bugün "oyunlaştırma" olarak her alanda karşımıza çıkmaktadır. Oyun tasarım konseptleri ve ögeleri, yaygın olarak oyun dışı alanlarda öğrenme motivasyonun artırılması ve kullanıcıları problem çözmeye teşvik etmesi gibi amaçlarla yaygın olarak kullanılmaktadır. çalıştay hakkında... Tasarımın tüm disiplinlerinde oyunlaştırma öğeleri ve yöntemleri, farklı şekillerde kullanılabilmektedir. Tasarımcı kullanıcı-mekan arasındaki etkileşimin artırılması, kentin okunması, tarihsel süreçlerin kayıt altına alınması, tasarım eğitiminde stüdyo ortamının zenginleştirilmesi gibi pek çok konuda, oyunlaştırma yöntemlerinin potansiyelleri bir haftalık atölye sürecinde farklı başlıklar altında ele alınmıştır. ‘3..2..1... Design!’, ‘Arkeolojiyi Oyunlaştırmak - arkeOyun’, ‘BEDENİM eşittir EVİM (midir?)’, ‘Evimde "GO" Seferi’, ‘İşlevleri Haritalamak’, ‘Kullanıcı Odaklı Tasarım’, ‘Kullanıcı Ölçeğinde Mekanın Eskizlerle Kurgulanması’, ‘Mekan ve Moda Ara Kesitinde Cephesel Oyunlar’, ‘Modeller, Kodlar ve Sayısallaştırma’, ‘Porta Continua’ ve ‘Renkli Adımlar’ atölyeleri gerçekleştirilmiş ve sonuçların atölyenin tüm katılımcılarıyla yapılan bir toplantıda paylaşılmıştır. Atölyelerin kuramsal olarak desteklenmesi amacıyla, Doç. Çetin Tüker tarafından ‘Oyunlaştırma ve Mekan’ ve Pelin Bolca tarafından ‘Tarihi Çevrenin Korunması ve Farkındalık için Oyunlaştırma’ başlıklı seminerler düzenlemiştir. Bu çalıştaya katılım gösteren tüm öğrencilere ve atölye yürütücülerimize emeklerinden ötürü teşekkür eder, bundan sonraki atölyelerimizde de her zaman birlikte farklı temalarla bir araya gelmeyi dileriz. Bizlerle bilgi ve deneyimlerini paylaşan Doç. Çetin Tüker’e, Dr. Pelin Bolca’ya, atölye sürecinde Fakültemiz bünyesinde bizleri her zaman destekleyen Prof.Dr. Adnan Uzun’a, Dr. Öğr. Üyesi Tunca Güzeloğlu’na, Araş. Gör. Beyza Özdeniz’e teşekkür ederiz.Yayın Dijitalleşme bağlamında Türk Sinemasında yeni eğilimler(Eğitim Yayınevi, 2023-03) Şeylan, SeherGelişen teknolojinin getirdiği dijitalleşme ile beraber sinema sektörünün işleyişinde önemli değişimler yaşanmıştır. Söz konusu bu değişim film üretiminden, yapımcılığına, dağıtımına, gösterim mekânlarından, izleme kültürüne kadar sinemaya ilişkin pek çok alanda görülmektedir. Öte yandan hem içerik hem teknik anlamdaki bu yeni anlayış pek çok soruyu da beraberinde getirmektedir. Dijitalleşme Bağlamında Türk Sinemasında Yeni Eğilimler kitabında, dijitalleşmenin Türk Sinemasına etkileri noktasında tespitler, analizler, sorun ve çözüm öneriler kapsamlı bir biçimde tartışılmaktadır. Bu bağlamda Prof. Dr. Serpil Kırel değişen seyir deneyimini Yeşilçam dönemindeki seyirci deneyimleri üzerinden aynılık ve farklılıkları ile analiz etmektedir. Dijitalleşmenin etkisi ile filmlerin kitlelerle yeni buluşma biçimleri ve yeni buluşma mecralarını Dr.Öğr. Üyesi Seda Aktaş, özgürleşen seyirci kavramı ile Emek Sineması örneği üzerinden ele almaktadır. Dijitalleşme ile birlikte film ve seyirci etkileşiminin değişen boyutuna dikkat çeken bir diğer çalışma ise Dr. Öğr. Üyesi Fırat Sayıcı’nın son dönem Türk filmlerinin seyirci bakışıyla sosyal medyada yeniden üretimini incelediği çalışmasıdır. Diğer yandan, dijitalleşme her ne kadar temelde teknolojik gelişmelere bağlı olsa da yaşanan toplumsal değişimler de sinema dilinde farklı arayışlara yönlendirebilmektedir. Bu bakış açısı ile Covid 19- Pandemi döneminde yönetmenliğini Reha Erdem’in üstlendiği ve çevrim içi görüşme platformu Zoom üzerinden kaydedilen Seni Buldum Ya (2021) filmindeki özdüşünümsel stratejileri Doç. Dr. Elif Demoğlu irdelemektedir. Teknolojik ilerleme ile beraber yaygınlık kazanan dijital kameraların filmlerin gerçekliğe tanıklık etme arzusuna etkisini ise Dr. Öğr. Üyesi Tülay Çelik sinematik gerçeklik üzerinden ele almaktadır. Sinema ve gerçeklik arasındaki ilişkiyi günümüzde en çok tartışılan konulardan biri olan sanal gerçeklik bağlamında, Dr. Öğr. Üyesi Ümmühan Molo sanal filmlerde “bakış”ın yeniden kurulumunu gözetleme, haz ve iktidar alt başlıkları ile irdelemektedir. Sanal gerçeklik dışında sinema diline getirdiği yaklaşımla seyircinin geleneksel konumunu değiştiren bir diğer kavram ise etkileşimliliktir. Dr. Öğr. Üyesi Ersan Ocak çalışmasında Türkiye’de etkileşimli belgeselin durumunu analiz etmektedir. Hikâye anlatım mecrası olan sinemayı, sayısal veriler yoluyla anlamanın yöntemlerini irdeleyen Dr. Öğr. Üyesi Serkan Şavk ise sinemetri kavramını derinlemesine yorumlamaktadır. Değerli çalışmaları ile katkı sağlayan bölüm yazarlarına ve hakem sürecinde desteklerini esirgemeyen değerli hocalarıma teşekkürlerimi sunarım.Yayın Yeni Ortadoğu: Toplum, Siyaset ve Ekonomi Konferansı(Işık Üniversitesi Yayınları, 2016-03-24) Akın Ünver; Çağlar, Mehmet Turan; Demiralp Yılankaya, Seda; Ünver, Hamid Akın; Kayhan Pusane, Özlem; Yüce, Müge; Koraltan, Feyza Hilal; Gire, Ahmet; Gürpınar, Bulut; İnanç, Yusuf Selman; Sayın, Yusuf; Aydın, Sabri; Coşkun, Bezen Balamir; Küçük, Ayşe; Dikici Bilgin, Hasret; Ertan, Senem; Dikme, Rojda; Güzelipek, Yiğit AnılOrtadoğu asırlar boyu uluslararası siyasetin merkezinde yer almış, araştırmacı ve siyaset yapıcıların ilgi odağı olmuştur. Bu ilgiye rağmen, 2010 yılında başlayan ve ‘Arap Baharı’ olarak adlandırılan halk ayaklanmaları ve bu çerçevede yaşanan siyasal, ekonomik ve sosyal dönüşümler siyasetçiler ve sosyal bilimciler tarafından öngörülememiş ve mevcut varsayımları derinden sarsmıştır. Bir yandan demokratikleşme hareketleri ve ekonomik bir dönüşüm yaşayan bölge, diğer yandan iç çatışmaların, darbelerin ve vekalet savaşlarının merkezi haline gelmiş, ve tüm bu gelişmeler yeni yaklaşımları ve analizleri gerekli kılmıştır. Bu çerçevede Işık Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü, Arap Baharı’yla başlayan süreçte bölgede gözlemlenen yeni toplumsal, ekonomik, iç ve dış siyasal dinamikleri akademik alanda tartışmaya açmak amacıyla ‘Yeni Ortadoğu’ başlıklı bir konferans düzenledi. Bu konferans çerçevesinde 24-25 Mart 2016 tarihlerinde Maslak Kampüsü’nde bizzat sunulan ve tam metin olarak bize iletilen bildirilerden bu kitabı oluşturduk.Yayın Mısır Çarşısı'nı düşünmek: mekansal pratikler, özneler, gündelik yaşam(İstanbul Araştırmaları Enstitüsü, 2021-12) Durhan, Özlem Sıla; Özgüven, Yekta; Tanman, GülruYeni Cami Külliyesi’nin yapılarından biri olarak inşa edildiği 17. yüzyıldan günümüze uzanan bir aralıkta, farklı yoğunluklarda da olsa, bir aktarlar ya da baharat çarşısı olma işlevinin süreklilik göstermesi; yüzyıllardır İstanbul’un en canlı ticaret bölgelerinden biri olan Eminönü’nde yıkımlar, inşalar, eklemeler içeren çeşitli müdahaleler geçirerek fiziksel ve ekonomik olarak ayakta kalabilmiş olmasıyla önem taşıyan, ancak şimdiye kadar pek az araştırılmış Mısır Çarşısı üstüne, Ö. Sıla Durhan ve Yekta Özgüven’den bir araştırma projesinden kitaba uzanan titiz ve detaylı bir çalışma.Yayın Ulusaldan Küresele: Popülizm, Demokrasi, Güvenlik Konferansı(Işık Üniversitesi Yayınları, 2021-02-04) Akçay, Özlem; Akkaya, Ali; Celep, Ödül; Çağlar, Mehmet Turan; Doğan, Mustafa Görkem; Erçetin, Tuğçe; Erdoğan, Emre; Gürcan, Efe Can; Gedik, Ahmet; Göcen, Ceren Ece; Özyiğit, Suat Eren; Karaömerlioğlu, Mehmet Asım; Özer, Ferda; Sütçüoğlu, Bilgen; Ülker, Erol; Demiralp Yılankaya, Seda; Balta, Evren; Esen, Berk; Özal, Emine; Ecevit, Yüksel Alper; Özdemir, Veli; Karakaya Polat, Rabia; Lowndes, Vivien; Ilgıt, Aslı; Sırmalı, Gökhan; Sokullu, Ebru Canan; Şenol, Selin Karana; Toksöz, Itır; Tuğtan, Mehmet Ali; Kurt, Merve; Kayhan Pusane, Özlem; Celep, ÖdülÖngörülmesi giderek güçleşen, sarsıntılı ve savrulmalı zamanlardan geçiyoruz. İkinci Dünya Savaşı ve Soğuk Savaş ortak deneyimleri sonrasında 1950’lerden ve 1990’lardan itibaren demokratik sistemlerin peş peşe dalgalarla meşrulaşacağı, yaygınlaşacağı ve güçleneceği öngörüsü hakimdi. Ancak son yıllarda yaşanan bazı gelişmelerle demokrasilerin geleceği tekrar sorgulanmaya başladı. Gerek 11 Eylül ile başlayan ve IŞİD ile devam eden ve şiddet içeren İslamcı radikalizm, gerek Batı demokrasilerinde popülist radikal sağ hareketlerin ve beyaz ırkçı grupların yükselişi ve iktidara gelişi, bir yandan güvenlik-özgürlük ikileminin demokrasi dengesini bozdu, bir yandan da hem demokratik sistemlerin hem dünya barışının geleceğini bizi tekrar sorgular, sorgulatır hale getirdi. Demokrasileri bildiğimizi zannediyoruz, ama demokrasiler ile ilgili daha öğrenmemiz gereken çok şey var. Demokrasi kaderimiz de geleceğimiz de olmak zorunda değil belki de. Ya da belki yanlış yerden soru sormaya başlıyoruz, belki demokrasi yerine yeni bir referansa ihtiyacımız var. Aslında demokrasileri çantada keklik görmeyip, sabırla büyütüp yeşertmek, geliştirmek, korumak, ileri safhalara taşımak ve bizden sonraki nesillere aktarmak bir sorumluluk, ve bu sorumluluk bizlere ait. Popülizm, demokrasi, güvenlik kavramlarının her biri bugün sıkça ve yaygın olarak kullandığımız kavramlar olarak gündelik sohbetlerimizin içine kadar girmiş durumda. Bu yaygın kullanımlarına rağmen her bir kavram, üzerine düşünmeye, tartışmaya ve değerlendirmeye tekrar tekrar olanak verecek derinlikte. Her bir tartışma bir diğerini açarken, farklı gibi görünen bu kavramların birbirleriyle kesiştikleri zeminler bulmak mümkün. Popülist liderlerin politikaları bütün siyaset yapma biçimlerini kendine çeken ya da kendinden uzaklaştıran eksenler yaratarak her ikisini de aynı anda besleyebiliyor. Popülist politikaya angaje olan liderler ve grupların yanında bu politikaya karşı mücadele eden kişiler ve kitleler de yok değil, ancak kimi zaman bu kitleler eleştirdiği bu siyaset biçiminin kurucu öznesi haline de gelebiliyor. Bunun karşısında tabandan gelen demokratikleşme talepleri ve popülist siyasetle beraber kurumsallaşan diğer politika yapma biçimleri, demokrasi anlayışımızı farklı yönlere çekebiliyor. Bu demokratikleşme talepleri kimi zaman olumlu karşılıklar alsa da, kimi zaman devletlerin güvenlik politikaları ile etkisizleştirilmeye ve bastırılmaya çalışılıyor. Güvenlik politikalarının alanı günümüz teknolojisi sebebiyle o kadar genişledi ki, bu politikanın nesnesi haline gelmemiş varlık ve alan bulmak neredeyse mümkün değil. Ulusaldan Küresele: Popülizm, Demokrasi, Güvenlik konferansımız bu alanların kendine özgülüklerini göz önünde bulundururken, aralarındaki kesişimleri de ortaya koyan pek çok değerli sunuma ev sahipliği yaptı. Konferansın düzenlenmesinde emeği geçen herkese, ve bu bildiri kitabında tam metinleri ve özetleri bulunan bütün katılımcılarımıza çok teşekkür ederiz.Yayın İstihdamın sürdürülebilirliği ve insana yakışır iş: AB üzerine makro iktisadi bir inceleme(İstanbul Okan Üniversitesi, 2023-11-29) Görkey, Selda; Zeynep, Alemdar; İrem, Yalkı[No abstract available]Yayın Algılar ve Gerçekler Arasında: Türk Basınında Suriyeli Sığınmacılar(Nobel Bilimsel Eserler, 2018-12) Efe, İbrahim; Pandır, Müzeyyen; Paksoy, Alaaddin F.[No abstract available]Yayın İktisatta bir hayalet: Karl Marx(İletişim Yayınları, 2012) Koloğlugil, Serhat; Koloğlugil, Serhat; Orhan, Sevinç; Yalçıntaş, AltuğBugün Avrupa’da Marx’ın sözünü ettiği bir komünizm hayaleti dolaşıyor mu, bunun tayinini okuyucuya bırakıyoruz. Bizim bu çalışma dolayısıyla görebildiğimiz, iktisatta bir hayaletin dolaşıyor olduğu – Marx’ın hayaleti. Marx ve Engels Komünist Manifesto’da, komünizm hayaletinin en nihayetinde kapitalizmi yıkarak somutlaşacağından bahsediyordu. Bugün, bu hayaletin varlığına olan inancın bazı kapitalizm karşıtı çevrelerde bile yok sayıldığı bir çağı yaşıyoruz. Peki, sahiden de ruh çağıracak, tarihî bir dönemeçte ismen zikredilecek bir yazar mıdır Marx? Yoksa insanlığın başka bir dünya hayal etmesini doğuran şartlar bugün hâlâ var olmaya devam mı etmektedir? Marx anlatmaya devam ediyor. Kapitalizmi niteleyen, onun bitip tükenmek bilmeyen iştahını açıklayan kuramıyla, zihin açıcı ve benzersiz bir düşünür olarak varlığını koruyor. Onun meşhur hayalet metaforuna gönderme yapan kitap, Marx’ın sorularını ve yöntemini hatırlatıyor, yeniden yorumluyor. Mevcut yaklaşımları özetlerken, güçlü bir alternatif olarak sorunları ele alış biçimini irdeliyor.Yayın Türkiye Komünist Partisi’nin Bolşevikleşmesi, 1925-1928(Yordam Kitap, 2021-10) Akbulut, Erden; Ülker, ErolTürkiye’nin en eski partisinin belgelere dayalı kapsamlı tarihi... Geçmişten bugüne düşürülen eşitlik ve özgürlük ışığıyla günümüzü ve geleceğimizi aydınlatan bir tarih yolculuğu… Türkiye Komünist Partisi’nin (TKP) kuruluş süreci, Birinci Dünya Savaşı’nın yıkıntıları içinde başlar ve 1925 Şubat’ında Akaretler’de toplanan kongreyle tamamlanır. Modern Türkiye’nin biçimlenişi sırasında ortaya çıkan çelişkiler, çatışmalar, sancılar ve akıp giden siyasal olayların izlerini taşıyan bir süreçtir bu. Dünyanın değişen dengeleri, dengeler oluşurken meydana gelen devrimler ve karşıdevrimler, yeni baştan kurulan bir ülkenin yaşadığı sarsıntılar, etnik ve dinsel yapısı hızla değişen bir coğrafyada sınıf mücadelesinin ve sosyalizmin tabanını oluşturan kitlelerin ülkeden ayrılışı TKP’nin oluşumunun içsel ilişkileridir. TKP’nin kuruluş sürecinin tamamlandığı 1925 Akaretler Kongresi, Şeyh Sait İsyanı’nın patlak vermesiyle “ulusal mesele”nin çetrefil hale geldiği günlerde toplanmış, Mart 1925’te başlayan Takrir-i Sükûn dönemi TKP üzerinde büyük bir baskı yaratmış, bu baskıcı ortam TKP raporlarında “terörcü diktatörlük” olarak nitelendirilmiştir. TKP, kavurucu bir tarihsel kesitte kurulur ve yurdunda ağır bir baskı altında tutulurken Komintern çatısı altında ona ilişkin tartışmalar yaşanmaktadır. Bu tartışmalar, Komintern’in Temmuz 1924 tarihli 5. Kongresi’nde benimsenen ve tüm komünist partilere önerilen Bolşevikleşme yöneliminin yansımalarıdır. TKP’nin 1919-1925 dönemi, Türkiye Komünist Partisi’nin Kuruluşu başlıklı birinci ciltte ele alınmıştı. Bu cilde konu olan 1925-1928 döneminde, TKP, bir iç tartışmalar ve fikir ayrılıkları sürecinden geçmektedir. TKP içindeki tartışmaların odağında onun Komintern çizgisiyle uyumlu bir kitle partisine dönüşmesi ve Kemalizm ile kuracağı ilişkinin niteliği yatar. Türkiye Komünist Partisi’nin Bolşevikleşmesi, 1925-1928’de önemli simalara, olaylara, toplantılara, eylemlere, yayınlara ve yargılamalara ilişkin tarihsel belgeler ve mektuplar bulacaksınız. Kitabın önemli yönlerinden biri de TKP’nin karmaşık tarihini anlamayı kolaylaştıracak bir yol haritası ve kronoloji içermesi.
- «
- 1 (current)
- 2
- 3
- »












