Arama Sonuçları

Listeleniyor 1 - 2 / 2
  • Yayın
    Birbirine benzemezlerin bir araya geldiği yer: Bir Başkadır
    (IKSAD Publishing House, 2023-03-22) Şeylan, Seher; Küçüker, Emine; Gafurova, Gulnaz
    Temel malzemesi hareketli görüntü olan diziler ve filmler karakter ve karakterlerin başından geçen kurmaca öyküler inşa etmenin yanında, anlattığı öykülerle geçmişin ve bugünün arşivini tutar. Bu özelliği ile diziler ve filmler bir anlamda toplumun hafızasıdır. Seyir sanatı olmanın çok ötesinde özelliklere sahip olan sinema bu özelliği ile seyirciyi toplumun geçmişine ve bugününe doğru yolculuğa çıkartır. Bu yolculukta kimi zaman gündelik hayatın rutinleri kimi zaman siyasal geçmiş, kimi zamanda toplumsal olaylar yer almaktadır. Sinemanın geçmişle ve bugünle olan bu ilişkisi seyirciyi sadece edilgen olarak seyreden değil aynı zamanda gösteren / dile getiren, hatırlayan /hatırlatılan olarak bir biçimde yaşanılanlara tanık kılmaktadır. Geçmişten bugüne uzanan bu yolculukta ortak bir coğrafyada yaşayanların gerek yetiştirilme tarzları gerekse bireysel görüşleri sebebi ile birbirlerine ilişkin ön yargılı tavırları ayrışmanın temelini oluşturmaktadır. Birbirlerinin hayatlarına değmeden yan yana hayatlar yaşayanların yolları gün gelip kesiştiğinde anlaşılmanın ve anlamanın zorluğu ekseninde sessiz çatışmalar baş göstermektedir. Dijital platformların artışı ile birlikte yukarda sayılı özelliklere sahip diziler de göze çarpmaktadır. Çalışma boyunca, uluslararası dijital platform Netflix’te gösterilen yönetmenliğini Berkun Oya’nın üstlendiği Bir Başkadır (2020) yapımı üzerinden gündelik hayata ilişkin ilişkiler çerçevesinde birbirine benzemeyen karakterlerin çatışmalarının yer alış biçimleri incelenecektir. Çalışma sonucunda kimlik çatışmalarının ekseninde karakterlerin geçmişleri, yetiştikleri ortam ve bu bağlamda en çarpıcı biçimde modern muhafazakar ikileminin etkisi görülmüştür.
  • Yayın
    Sözden görüntüye sözlü tarih ve belgeselin kesiştiği nokta: insan hikayeleri
    (ISPEC Publications, 2021-07-25) Şeylan, Seher; Nalbant, Kemal Gökhan
    Sözlü tarih, kişisel tanıkların anılarının ve / veya belirli bir döneme ait deneyimlerin derinliklerini çıkararak ve değerlendirerek toplumlar tarihinin inşasına katkıda bulunan, insanı nesne konumundan özne konumuna getiren bir araştırma yöntemidir. Sözlü tarih aracılığıyla farklı toplumlardan ve kültürlerden insanları dinler, onların anılarını, deneyimlerini ve yaşam öykülerini kaydederiz. Medya, bu hikayeleri aktarabilen araçlardan biridir, ancak sahiplik yapısı nedeniyle özellikle kitle iletişim araçları, egemen olanın ve çoğunluğun sesidir. Sesleri görmezden gelinen kadınlar, erkekler ve çocuklar ise kamusal alanda seslerini bağımsız belgeseller ile duyurabilir. Ticari kanallar gibi kar odaklı olmayan belgesel, sıradan insanları ve onların hayatlarını anlatmayı hedefler. Böylece kamuoyunu sosyal bir sorun hakkında bilgilendirebilir. Yönetmenlerinin bu amaçla kullandıkları yöntemlerden biri sözlü tarihtir. Belgeseller, sözlü tarih yöntemi ile yaşadığımız dünyayla ilgili hikayeler anlatır. Bunlar genellikle kültür içinde bastırılan hikayelerdir. Yaklaşımı gereği gerçeği sunması beklenen belgesel, insan hikayelerini sözlü tarih aracılığıyla aktarırken günümüze kadar ortaya çıkmayan hikayelerin kayıt altına alınmasını sağlar. Sözlü tarih, özelliği gereği toplum içinde görülmeyenlere yer verir. Böylelikle resmi tarihe dahil olmayan mağdurların sesleri sözlü tarih aracılığıyla kayıt altına alınmaktadır. Herhangi bir soruna karşı toplumsal farkındalık yaratmak için kullanılabilecek sözlü tarih yöntemi, belgesel ve diğer görsel-işitsel medya ürünlerinde kullanıldığında çok daha etkili olacak ve beklenen mesaj toplumun daha geniş kesimlerine ulaşacaktır. Bu çalışmada belgesel ile sözlü tarihin kesişimi, Türkiye'nin bazı bölgelerinde erken yaşta zorla evlendirilen çocukların hikayesini anlatan ödüllü belgeseller Zarok (Beyazdağ, 2013) ve Çirok (Beyazdağ, 2014) aracılığıyla anlatılacaktır.