Arama Sonuçları

Listeleniyor 1 - 4 / 4
  • Yayın
    1919 seçimleri ve İstanbul’da bir sosyalist ittifak girişimi
    (Tarih Vakfı, 2019-04) Ülker, Erol
    1919 yılının son aylarında İstanbul’daki çeşitli sol partileri ve işçi derneklerini bir araya getirmeye çalışan ittifak girişimi seçim sürecinde dağılır. TİÇSF, TSF ve SDF adayları seçimlerde başarılı olamaz ve Numan usta meclis’e giren tek işçi temsilcisi olarak kalır. O da İstanbul’un 16 Mart 1920’de resmi olarak işgalinden sonra İngiliz makamları tarafından Malta’ya sürgüne gönderilecektir.
  • Yayın
    Antoine Köpe’nin anılarında çok-kültürlü aile, çok-uluslu imparatorluk ve milliyetçilik
    (Tarih Vakfı, 2020-12) Ülker, Erol
    Bu yazıda Antoine Köpe’nin anılarında Avusturya-Macaristan ve Osmanlı İmparatorlukları’na ilişkin nasıl bir bakış açısının hâkim olduğunu tartışmayı amaçlıyorum. Bunu yaparken Köpe ailesinin çok-kültürlü geçmişiyle Antoine’nın bu iki imparatorluğun çok-uluslu yapısına duyduğu sempati arasında bir ilişki olduğunu vurgulamaya çalışacağım.
  • Yayın
    "Kemalist komünistler": işgal İstanbul’unda Ankara’ya bağlı bir sol eğilim
    (Tarih Vakfı, 2020-07) Ülker, Erol
    Çeşitli sol akımlar 1920 yılının son çeyreğine kadar Ankara hükümeti’nin tam olarak kontrol altına alamadığı merkezkaç bir eğilimi temsil ediyordu. Politik olarak Ankara’yla bağları nedeniyle Kemalist komünist ismi verilen bir çevre de yine bu süreçte İstanbul’da ortaya çıkmıştı.
  • Yayın
    İnsani sermayeye kritik yatırım: erken çocukluk eğitimi
    (SETA Siyaset, Ekonomi ve Toplum Araştırmaları Vakfı, 2019-07-26) Kaytaz, Mehmet; Öztürk, Naciye
    Birey ve toplumun gelişmesinde eğitimin önemi çok eski zamanlardan itibaren bilinmektedir. Ancak erken çocukluk döneminin değeri son yıllarda kavranmaya başlamıştır. Özellikle tıp alanındaki yeni bulgular bu döneme verilen önemin artışında etkili olmuştur. Erken çocukluk embriyo halindeyken başlamakta ve sekiz yaşına kadar devam etmektedir. Bu dönemde en kritik aşama beynin gelişimidir. Başta zihinsel ve fiziksel olmak üzere sosyal, duygusal ve dille alakalı gelişimlerin ana kısımları erken çocukluk döneminde başlamaktadır. Bu nedenle erken çocukluk döneminde yapılan müdahalelerin getirisi yüksek olmaktadır. Yeterince müdahalede bulunulmadığı veya niteliksiz müdahale yapıldığında risk artmakta ve gelecekteki yatırımların da maliyeti bununla beraber yükselmektedir. Çalışmalar bu dönemdeki müdahalelerin –özellikle erken çocukluk eğitiminin– bireysel ve toplumsal getirisinin yüksek olduğunu göstermektedir. Elverişsiz koşullarda yaşayan çocuklara yönelik müdahalelerin bireysel ve toplumsal getirisi çok daha yüksek olmaktadır. Yeterli müdahalede bulunulmadığı zaman ekonomik ve toplumsal eşitsizlik artmaktadır. Sonuç olarak da toplumsal sorunlar büyümektedir. Türkiye son yıllarda erken çocukluk hizmetlerinde önemli adımlar atmıştır. Ancak bunlar yeterli değildir. Türkiye’de okullaşma oranı (3-5 yaş) benzer sosyoekonomik koşullara sahip ülkelere kıyasla düşüktür. Türkiye gibi orta-yüksek gelir grubunda olan ülkelerde okullaşma oranı yüzde 60 civarındayken Türkiye’de bu oran yüzde 40’a yaklaşmıştır. Bu oran dünya ve İktisadi Kalkınma ve İş Birliği Teşkilatı (OECD) ortalamasından düşüktür. Erken çocukluk müdahaleleri insani sermayeye yapılan yatırımdır. Doğal olarak hükümetler ve politika yapıcılar ülkenin gelişimi açısından öncelikler belirlemek zorundadır. Türkiye’nin üyesi olduğu OECD ve Birleşmiş Milletler (BM) gibi kuruluşlar üyelerini bu alanda yatırım yapmaya teşvik etmektedir. Ülkeler kendi ekonomik durumlarına, toplumsal ve siyasi örgütlenmelerine göre değişik finansman modelleri uygulamaktadır. Bununla beraber kamunun payı ve rehberliği önemli bir yer tutmaktadır. 2023 Eğitim Vizyonu’na göre erken çocukluk eğitiminin kapsamını genişletici adımlar atılacaktır. Ancak bunlar Türkiye’nin ana hedeflerine ulaşması için yeterli olmayabilir. Bu nedenle erken çocukluk eğitimi için daha fazla kaynak ayırmak gereklidir.