Arama Sonuçları

Listeleniyor 1 - 2 / 2
  • Yayın
    Çernobil doğal açık hava müzesi: sanatın etik duruşu
    (Karamanoğlu Mehmetbey Üniversitesi, 2021-06-15) Öksüzömer Barlak, Ecem Hazal
    Sanat ve Etik birbirleri ile iç içe geçmiş kavramlardır ve her ikisi de özneldir. Sanat, özgünlüğün dışa vurumu, etik ise ahlaki bir davranış biçimidir. Sanatın etik ile yorumlanması ise onu oluşturan öğenin etik ahlak açısından anlamlandırılmasıdır. Bazı durumlarda ahlak açısından değerlendirilme yapıldığında özellikle sanatsal bir yapıt söz konusu olduğunda etik kavramı otomatik bir şekilde devreye girmektedir çünkü etik özünde ahlaki duruş taşımaktadır. İhmalin göz yumduğu şekli ile 1986 yılında gerçekleşen bir patlama Ukrayna’da Pripyat şehrinin tarihe damga vurarak yok olmasına sebep olmuştur. Kaza sonrasında 500.000’den fazla kişi olaya müdahil olmuş ve bu kişilerin neredeyse birçoğu radyasyona maruz kalmış, 31 kişi ise hayatını kaybetmiştir. Yaşanan bu felaketin ardından bölge Çernobil bölgesi olarak anılmış ve 20. Yüzyılın ortalarında ise birçok turistin ilgisini çekmiştir. Doğal açık hava müzesi niteliğinde olan bu alan yaşanmışlıkların sergisi niteliğindedir. Yaşanan felaket tüm gerçekliği ile bir şehrin hayalet hale gelmesini ve o şehrin yaşanmışlıklarının açık hava müzesi niteliğinde insana dair tüm oluşumlarını duyusal olarak sergilemesidir. Karanlık Turizm olarak literatürde yerini bulan bu ziyaretler yaşanmışlıkların, gezen kişilerin duygu ve düşünceleri ile yoğrulmasıdır. Etik ve sanatın ilişkisi bu noktada tekrar tekrar gözler önüne serilmektedir. Etik açıdan başka yaklaşımlar da vardır fakat tanıklık etmek olarak incelediğimizde, etiğin ahlakın mevcudiyetinden sıyrılmadığını görmekteyiz.
  • Yayın
    Psikanalitik kuram çerçevesinde psikolojik rahatsızlıkların yaratıcılığa ve sanat eserlerine yansıma biçimleri
    (Asos Eğitim Bilişim Danışmanlık San. Tic. Ltd. Şti., 2019-02-01) Kireç, Deniz
    Yaratıcılık olgusunun hastalıklı bir sürece ait olduğu süregelen bir tartışma konusu olmuştur. Bu düşünce de beraberinde psikolojik rahatsızlıkların sanat eserlerine yansıma biçimlerinin incelenmesini getirmiştir. Bu makalede, psikolojik rahatsızlıklar ve sanat eserleri arasındaki bağ, psikanalitik kuram çerçevesinde incelenmektedir. Öncelikle psikanalitik kuramın kurucusu olan Freud’un öne sürdüğü insan kişiliğinin yapıları olan id, ego ve süperego üzerinden yaratıcılıkta çatışma faktörleri açıklanmaktadır. Bunu takiben, Jung’un psikanalize getirdiği yeniliklere arketipler ve ortak bilinç üzerinden değinilmektedir. Sonraki bölümde, psikolojik rahatsızlıkları olan sanatçılardan Vincent van Gogh ve Yayoi Kusama örnek gösterilerek yaratıcılık ve delilik arasındaki bağa değinilmektedir. En son bölümde ise; Şizofreni, Manik-Depresif, Depresyon, Bipolar ve Asperger’li danışanların sanat eserlerine; renk ve biçim gibi unsurların yansımaları açıklanmaktadır.