Arama Sonuçları

Listeleniyor 1 - 3 / 3
  • Yayın
    Üniversite öğrencilerinde sosyal medya bağımlılığı ve psikolojik semptomlar arasındaki ilişki
    (Galenos Yayınevi, 2019-09-30) Karadağ, Atahan; Akçinar Yayla, Berna
    Amaç: Bu araştırmada 18-26 yaş grubundaki üniversite öğrencilerinin, sosyal medya kullanımı, aile tutumları ve bilinçli farkındalık düzeylerinin depresyon, obsesif kompulsif bozukluk ve somatizasyon semptomları arasındaki yordayıcı ilişkilerin belirlenmesi amaçlamıştır. Yöntem: Çalışma, çoğunlukla İstanbul olmak üzere, Ankara, Antalya ve çeşitli illerde üniversitede eğitim gören 292 öğrenci ile gerçekleştirilmiştir. Araştırmada demografik ve sosyo-ekonomik form, sosyal medya bağımlılığı ölçeği, sosyal ortamlarda gelişmeleri kaçırma korkusu ölçeği, kısa semptom envanteri ve bilinçli farkındalık ölçeği kullanılmıştır. Bulgular: Katılımcıların %2’sinin yüksek, %18’inin orta ve %47’sinin de az seviyede sosyal medya bağımlısı olduğu bulunmuştur. Yapılan analizler, sosyal medya kullanımı ve bilinçli farkındalık düzeylerinin, öğrencilerin depresyon, obsesif kompulsif bozukluk ve somatizasyon semptomlarına yordayıcı ilişkisi olduğunu göstermiştir. Sonuç: Sosyal medya bağımlılığı ve düşük bilinçli farkındalık düzeyleri, öğrencilerin psikolojik semptom gösterme olasılığını arttırmıştır. Sosyal medya kullanımının yüksek olduğu günümüzde, kişilerin farkındalıklarının önemini bir kez daha vurgulanmaktadır.
  • Yayın
    Genç ve yaşlı yetişkinlerdeki sosyal medya kullanımının psikolojik iyi oluş üzerindeki etkisi
    (Işık Üniversitesi Yayınları, 2023-04-10) Hanbay, Yağmur Hilal; Yıldırım, Elif
    Günümüzde sosyal medya (SM), insanların birbirleriyle iletişim ve etkileşimde olmasını sağlayan uygulamalar olarak tanımlanmaktadır. Bununla birlikte, SM’nin bazı olumsuz etkileri de gözlenmeye başlamıştır. Yapılan çalışmalar, SM kullanım sıklığının artmasıyla gençlerde psikolojik belirtilerin de artış gösterebildiği ve bu durumun psikolojik iyi oluşu olumsuz yönde etkileyebileceği yönündedir. Diğer bir taraftan, bilgi ve iletişim teknolojisi yoluyla sosyal etkileşimin yaşlı bireylerde psikolojik iyi oluşu arttırdığı öne sürülmekle birlikte, yaşlı yetişkinlerde SM kullanımının psikolojik iyi oluş üzerindeki etkileri konusunda bir fikir birliği bulunmamaktadır. Bu çalışmada SM kullanım özelliklerinin genç ve yaşlı yetişkinlerin psikolojik iyi oluşları üzerindeki etkisinin incelenmesi amaçlanmıştır. Nicel bir araştırma olan bu çalışmanın örneklemini 18-25 yaşları arasındaki 112 genç ve 65-85 yaş arasındaki 76 yaşlı yetişkin oluşturmaktadır. Katılımcılara SM Kullanım Formu, Beck Anksiyete Ölçeği, Psikolojik İyi Oluş Ölçeği Kısa Formu ve Beck Depresyon Ölçeği verilmiştir. Yapılan analizler sonucunda kullanım özelliklerinin yaş grupları arasında farklılık gösterdiği ve SM kullanımının psikolojik iyi oluş ile ilişkili olduğu; fakat yaşlı yetişkinlerde ilişkili olmadığı saptanmıştır. Bulgular, SM ve psikolojik iyi oluş arasındaki ilişkide yaşın etkili bir faktör olabileceğine işaret etmektedir. Buna ek olarak, SM kullanımının yaşlı bireylerin psikolojik iyi oluşlarını üzerinde etkisi olmayacağı fakat artmış SM kullanımının gençlerdeki psikolojik iyi oluşu olumsuz yönde etkileyebileceği öne sürülebilir.
  • Yayın
    Cinsel işlev bozuklukları ve depresyon
    (Muhammed Yıldız, 2019-12-31) Polat, Ceyda
    Depresyon ile cinsel işlev bozuklukları arasında bir korelasyon olduğu düşüncesi psikologlar ve psikiyatristler tarafından yaygın bir şekilde kabul görmesine karşın bu konuda yeterli çalışma yapılmamış, daha çok sosyal ve biyolojik faktörler ile cinsel işlev bozuklukları arasındaki etkileşime odaklanılmış, bu sebeple de cinsel işlev bozuklukları ile depresyon arasındaki ilişki geri planda kalmıştır. Araştırmaya konu olan iki olgunun karşılıklı ve tek taraflı etkileşimine yönelik literatür çalışmaları yetersiz kalarak bu konunun hem depresyon hem de cinsel işlev bozukluğu tanısı alan hastalarca önemi yeterli derecede anlaşılmamıştır. Bu çalışmada, günümüzde yaygın bir şekilde karşılaşılan cinsel işlev bozukluklarına değinilmiş ve erkeklerde erektil disfonksiyon ile kadınlarda cinsel isteksizlik başta olmak üzere birçok cinsel işlev bozukluğu türü ile depresyon arasındaki komorbiditeye detaylandırılarak farklı kaynaklar ışığında ele alınmış ve araştırılmıştır. Cinsel uyarılara karşı gösterilen fizyolojik tepkilerin sağlıklı bir bireyde hangi sıralarla ve nasıl gerçekleştiğinin anlatımıyla başlayan araştırmada ayrıca cinsel işlev bozukluklarının oluşum sebeplerine ilişkin yaygın kabul gören fikirlerle farklı bakış açılarından konunun değerlendirilmesi yer almaktadır. Bunlara ek olarak araştırmaya ilişkin yakın zamanlarda elde edilmiş olan nicel ve nitel veriler de bulunmaktadır. Böylece psikiyatristler ve psikologlar başta olmak üzere bu konu ile ilgilenen uzmanların iki olgu arasındaki etkileşimi farklı bakış açılarından görmesi sağlanmakta ve cinsel işlev bozukluğu veya depresyon belirtileri ile hekimlere başvuran hastaların tanı ve tedavi sürecindeki semptomların bazı kriterlerinin yeterli derecede değerlendirilmesi gerektiğine vurgu yapılmaktadır.