109 sonuçlar
Arama Sonuçları
Listeleniyor 1 - 10 / 109
Yayın Turkish consumers’ perception on organic food: an analysis for Turkish case(PressAcademia, 2019-07-30) Yarman Ak, Anda Elvan; Teker, DilekPurpose- The purpose of this research is to perceive and determine the reasons for buying and deterrents for not buying organic products; and to see if modifications in deterrents can increase purchase of organic products making it a value added for the economy. Methodology- As the main aim of the research is to determine Turkish consumers’ perception on organic food and figure out whether the modifications on the deterrents can convince the consumers to buy and/or buy more often organic products. As organic food agriculture can be a powerful element of the economy, the feedbacks of non-organic product users were deemed to be a good indicator on the path leading to increased demand and increased production of organic products. A survey composed of 41 questions is sent and this study summarizes the outputs of 556 responses. Findings- The outputs highlight the distrust in certification process as the main deterrent for not buying organic food. The pricing unreliability is also another crucial factor that prevents consumers to consume more. Conclusion- The outputs conclude as a proper modification to be performed on organic product availability, price and reliability on certification can increase organic product purchase and make it an economic resource.Yayın Jacques Derrida ve Ludwig Wittgenstein’in dilkuramları bağlamında Jaume Plensa, eserleri ve aracı dil arayışı(Sibel Kılıç, 2017-12-31) Tatlıcı, GizemDil ile dünya kavrayışı arasındaki bağ, sözsel ve görsel olmak üzere görünürde farklı olan iki ifade biçimiyle algılanmaktadır. Bu iki ifade biçimi de gerek edebiyatta gerek görsel sanatlarda kullanılan kelimelere dayanmaktadır. Kelimeler sesli olduklarında çoklu yorumlar içerirler. Buna karşılık görsel dilin dili yoktur; yani kelimeler sadece sesli olarak düşünülürse, görsel olarak böyle bir dilden değil, renkler ve biçimler aracılığıyla kendini ortaya koyan ve böyle olunca da sözsel dil ile görsel dil arasında bağlantı kuran aracı dilden bahsedilebilir. Bu aracı dil, bir dilin en yetkin biçimiyle karşılık bulduğu edebiyatın kullandığı kelime ve harfleri-sembolleri kullanarak görsel dille plastic dil arasında bir bağlantı kurmaya çalışır. Görsel sanatlarda ortaya konulan eserlerin, aracı dil ile yeniden okunduğu takdirde henüz çözülmemiş birtakım şifreler içerdiği keşfedilecektir. Bu şifreler çözüldüğünde sanatçının anlatmak istediği düşünce, her ne kadar görünürde anlaşılması zor olsa da, aracı dil vasıtasıyla tekrar yorumlandığında yeni ve aslında gizli, bir ifade biçimi kazandığı ortaya çıkacaktır. Başka bir deyişle, görsel sanatlarda soyutlama seviyesi arttıkça anlatımcının dilden uzaklaştığı zannedilen eserlerinin, aracı dil vasıtasıyla yeni bir ifade biçimi kazandığı söylenebilir. Bu makalede, Jacques Derrida ve Ludwig Wittgenstein’ın dile yaklaşımları karşılaştırılarak, bu aracı dilin ortaya çıkarılmasına çalışılacaktır. Ayrıca yapısökümünün sağladığı geniş imkanlar çerçevesinde Wittgensteincı dil anlayışının soyut eserleri yorumlama ve alımlamada daha etkili olduğu gösterilmeye çalışılacaktır. Aracı dilin bir sanat eserini alımlamada ve yorumlamada yeni imkanlar sunması ve aynı zamanda yapısökümcü kuramın aracı dili ortaya çıkarmada en önemli araç olduğu gösterilecektir. Bu iddianın bir uygulaması olarak, günümüz heykel sanatının önemli isimlerinden Jaume Plensa’nın eserleri bu aracı dil vasıtasıyla yeniden yorumlanarak farklı bir yöntemin gerekliliği ortaya konacaktır.Yayın Korkunun psikolojik sağlamlık üzerindeki yordayıcı rolü: adil dünya inancı ve sıkıntıya tolerans(Hayrettin ivgin, 2023-06-27) Kazancı, Dilara; Akçinar, BernaBu araştırmada korkunun bireylerin psikolojik sağlamlıkları üzerindeki yordayıcı rolü ile adil dünya inancı ve sıkıntıya dayanma kapasitesi arasındaki ilişkilerin incelenmesi amaçlanmıştır. Korkuyu inceleyen araştırmalarda katılımcılara korkuya neden olan uyaranların genellikle laboratuvar ortamında sunulduğu görülmektedir. Günlük yaşantılarında gerçek bir tehditle karşı karşıya olan bireylerin yer aldığı araştırmalar sayıca azdır. Bu çalışmada Dünya Sağlık Örgütü tarafından birçok kişide yaygın korkuya neden olduğu açıklanan gerçek bir tehdit olan Covid Korkusu ele alınmıştır. Araştırmanın örneklemi yaşları 18 ile 66 arasında değişen 300 katılımcıdan (226 kadın, 74 erkek) oluşmaktadır. Araştırmada Covid 19 Korkusu Ölçeği, Sıkıntıya Dayanma Ölçeği ve Adil Dünya İnancı Ölçeği kullanılmıştır. Araştırmadan elde edilen verilere göre bireylerin korku düzeyleri ile psikolojik sağlamlık düzeyleri arasında negatif yönlü ve istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki vardır. Bireylerin korku düzeyi yükseldikçe psikolojik sağlamlık düzeyleri azalmaktadır. Bununla birlikte korku düzeyi psikolojik sağlamlık düzeyini yordamaktadır. Bireylerin sıkıntıya dayanma kapasiteleri ile psikolojik sağlamlık düzeyleri arasında pozitif yönlü ve anlamlı bir ilişki vardır. Bireylerin sıkıntıya dayanma kapasiteleri yükseldikçe psikolojik sağlamlık düzeyleri yükselmektedir ve sıkıntıya dayanma kapasitesi psikolojik sağlamlık düzeyini yordamaktadır. Genel adil dünya inancı ile psikolojik sağlamlık arasındaki ilişki beklenenin aksine negatif yönlü olmuştur. Bu bulgunun pandeminin kaotik yapısı ve bu dönemde şahit olunanlar sonucunda adil dünya inancına sahip bireylerin yaşamış oldukları olası bilişsel çelişki ile ilişkili olduğu düşünülmüştür. Bu konuda daha fazla araştırma yapılması önerilmiştir. Bireylerin psikolojik sağlamlık seviyelerinin cinsiyet ve medeni durumlarına göre farklılaştığı gözlemlenmiştir. Erkeklerin psikolojik sağlamlık düzeyleri kadınlara göre daha yüksektir. Evli katılımcıların psikolojik sağlamlık düzeyleri evli olmayanlara göre daha yüksektir. Araştırma sonuçları ilgili literatür kapsamında tartışılmıştır.Yayın Turkiye as a regional hub(PressAcademia, 2024-01-15) Dilek, Teker; Teker, Suat; Orman, IrmakPurpose- This study examines Türkiye's strategic importance and potential to serve as a pivotal regional hub for businesses. The study alsoinvestigates the various fields of businesses for being a potential hub. A review of common concerns that needs further developments are analysed. Methodology- The study utilizes an analytical literature survey and investigates the various business fields for becoming a regional hub. Findings- Turkiye is the 7th largest economy by GDP in Europe by IMF among 22 countries for the year 2022. Turkiye is ranked as the 1st in ease of setting and welcoming categories at Expat Explorer Index, and 7th in the world in the year 2019. More, Turkish international airports serve for 342 direct flights for 128 countries with Turkish Airlines and proximity to these markets with a total GDP of 46 trillion USD within 4 hours flight. Conclusion- Turkiye's unique geographical position bridges Europe and Asia providing a natural gateway between the East and the West. Proximity to major markets enhances its appeal as a strategic center for trade and commerce. Ongoing investments in infrastructure, including transportation networks and logistics facilities, are positioning Türkiye as a key hub for the efficient movement of goods and services. Modern ports, airports, and road networks facilitate seamless connectivity within the region. Türkiye's growing economy attracts foreign investments, fostering the development of financial services and encouraging multinational companies to establish reg ional headquarters.Yayın Kişilik özellikleri ve risk algısının motosiklet kullanım tarzı ile ilişkisi(Dokuz Eylül Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2021-03-31) Alavcı, Tansu; Gümüş, Gizem; Tekin, M. Ehil; Tekeş, Burcu; Üzümcüoğlu, YeşimMotosiklet sürücülerinin kişilik özellikleri ve risk algıları ile motosiklet kullanım tarzları arasındaki ilişkinin incelenmesi amaçlanan bu çalışma alanyazındaki ilk araştırma niteliğini taşımaktadır. Çalışmanın örneklemini 17-58 yaş aralığındaki motosiklet ehliyeti olan 201 erkek katılımcı oluşturmaktadır. Çalışmada Temel Kişilik Özellikleri Envanteri, Risk Algısı Ölçeği ve Motosiklet Kullanım Tarzı Ölçeği kullanılmıştır. Yapılan hiyerarşik regresyon analizi sonuçlarına göre, hız ihlali kişilik özelliklerinin alt boyutlarından olan duygusal tutarsızlık ve olumsuz değerlik ile pozitif yönde ilişkiliyken; risk algısı ile negatif yönde ilişkili bulunmuştur. Dışadönüklük ile motor kontrol hataları arasında pozitif yönde ilişki olduğu bulunmuştur. Uyumluluk ve duygusal tutarsızlık boyutlarının motor kontrol hataları ile negatif yönde ilişkili olduğu bulgulanmıştır. Sorumluluk ve risk algısının akrobasi ile arasında negatif yönlü bir ilişki olduğu bulunmuştur. Olumsuz değerlik ile trafik hataları boyutu arasında pozitif yönde ilişki olduğu bulgulanmıştır. Bu çalışma risk algısının, kişilik özellikleri ile birlikte incelendiğinde de motosiklet kullanım tarzı ile ilişki olduğunu göstermektedir. Bulgular doğrultusunda kişilik özellikleri arasındaki farklılıklar göz önünde bulundurularak ehliyet kursu eğitimleri için farklı yöntemler geliştirilmesi ve yol güvenliğine olumlu katkı sağlaması amaçlanmaktadır.Yayın Kur riskinden korunma araçları: veri analizi uygulaması(PressAcademia, 2024-01-15) Aydoğdu, Ayşegül; Çalış, ErcanAmaç- Döviz kurunda yaşanan dalgalanmalar yabancı para cinsinden vadeli işlem gerçekleştiren şirketleri kur riskine maruz bırakmaktadır. Kur riski işletmeleri uluslararası ödemeler dengesi, sermaye ve kredi akımları, yabancı para cinsinden borç ve alacaklar, hatta uluslararası ticari etkinliklere katılmasa dahi ulusal para biriminin değerinin değişmesinin sonunda olumlu ve olumsuz şekilde etkilemektedir. Bu nedenle işletmeler kur riskinden korunmak için çeşitli yöntemler kullanmaktadır. Bu çalışma ise firmaların karşı karşıya kaldığı döviz kuru risklerinin ölçümü ve yönetimine ilişkin bazı temel konuları, döviz kuru riskini ölçmede şu anda baskın olan metodolojileri ve kur riski yönetiminde geniş çapta kabul görmüş en iyi uygulamaları özetlemektedir. Bu araştırmanın amacı, döviz kurlarındaki hareketliliğin sebep olduğu kur risklerine karşı işletmelerin kullandıkları stratejileri tanıtmaktır. Bununla birlikte bu çalışmanın alt amaçları, işletmelerin finans yetkilililerin ünvanlarına ve işletmelerin büyüklüklerine göre döviz kuru risklerinden korunma araçlarından haberdar olma durumlarını, kullanım düzeylerini, bu araçları kullanmayanların kullanmamaktaki sebeplerini belirlemek, işletme içi stratejileri ve ekonomik riskten korunma stratejilerini de ortaya koymaktır. Yöntem- Araştırmanın ana kütlesini Marmara Bölgesinde faaliyet gösteren işletmeler oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemi ise Türkiye’de Marmara Bölgesinde dış ticaret yapan 200 işletmeden oluşmaktadır. Verilerin toplanmasında ise İşletmelerin İşlem Riskinden Korunmak İçin Uyguladıkları Stratejiler Ölçeği kullanılmıştır. Firmaların maruz kaldıkları kur riskinden korunabilmek için kullandıkları tekniklerin üzerinden elde edilen veriler tanımlayıcı istatistikler ile yorumlanmıştır. Bununla birlikte, elde edilen verilere tek yönlü ANOVA testi uygulanmıştır. Bulgular- Türkiye'nin Marmara Bölgesindeki 200 dış ticaret işletmesinden elde edilen verilere dayalı olarak, şirketlerin kur riskinden korunmak için kullandıkları yöntemlere dayalı betimsel istatistiklerin bulgularına bakıldığında şirketler için kur riski şirket sağlamlığı için önem arz etmektedir. Şirketlerin kur riskinden korunma araçları konusunda bilgili olduklarını ancak buna rağmen kullanmak konusunda çekimser davrandıklarını görmekteyiz. İşletmeler kur riskinden korunmak için çeşitli teknikler kullanmaktadır. Bununla birlikte, ANOVA testi ile işletmelerin finans yetkililerinin ünvanlarına ve işletme büyüklüklerine göre döviz kuru risklerinden işlem riskinden ve ekonomik riskten korunmak için uyguladıkları stratejiler incelendiğinde finans yetkililerinin ünvanlarına göre ve şirketlerin büyüklüklerine kullandıkları stratejiler, kullanım düzeyleri, haberdar olma düzeyleri ve ekonomik ve işlem riskinden korunma araçlarında değişkenlik olduğu görülmektedir. Sonuç- Kur risinden korunma araçları üzerine veri analizi uygulaması yapılan bu çalışmada, döviz kuru riskini yönetmek için işletmelerin karmaşık ve çeşitli stratejiler kullandığını göstermektedir. İşletmeler, döviz kuru riskine karşı koyabilmek ve karlılıklarını korumak için bu stratejilere başvurmak zorundadır. Bu bulgular aynı zamanda, döviz kuru riskinin yönetilmesinin işletmelerin finansal performansı ve işletme sağlamlığı üzerinde önemli bir etkisi olduğunu göstermektedir.Yayın İstanbul Şile’de sürücü ve yolcuların emniyet kemeri kullanımı: gözlem çalışması(Türker Özkan, 2018-10-25) Duran, Emrah; Ordu, Oğuzhan; Tekeş, BurcuEmniyet kemeri kullanımının trafik kazalarında hayat kurtardığı ve yaralanma riskini önemli derecede azalttığı kanıtlanmasına rağmen Türkiye’de emniyet kemeri kullanım oranları halen yeterli düzeyde bulunmamaktadır. Bu çalışmanın temel amacı, İstanbul ilinin Şile ilçesindeki emniyet kemeri kullanımının araçtaki pozisyona, cinsiyete ve farklı gözlem bölgelerine göre değişip değişmediğinin gözlemlenmesidir. Bu gözlem çalışması farklı bölgelerdeki (Kampüs-içi, Kampüs girişi, Şile Otobanı, Şile Kırsalı) sürücülerden eşit bir örneklem oluşturularak (N = 400) gerçekleştirilmiştir. Emniyet kemeri kullanımına etki eden faktörleri (araçtaki pozisyon, cinsiyet ve bölgeler) analiz etmek amacıyla Ki-Kare Bağımsızlık Testi uygulanmıştır. Verilerin analizi sonucunda emniyet kemeri kullanımı dağılımlarının gözlem bölgeleri, araçtaki pozisyon, cinsiyet ve araç tiplerine göre anlamlı bir şekilde farklılaştığı görülmüştür. Buna göre emniyet kemeri kullanımının; bölgelere göre otobanda, araç içi pozisyona göre ise sürücülerde, cinsiyete göre kadınlarda ve araç tiplerine göre otomobil sürücülerinde diğerlerinden daha yüksek olduğu gözlemlenmiştir. Emniyet kemeri kullanımının pratik sonuçları, araştırmanın güçlü yönleri, katkıları ve sınırlılıkları ilgili alanyazın ışığında tartışılmıştır.Yayın An exploratory research among fashion business leaders and neuromarketing company executives on the perception of applied neuromarketing(PressAcademia, 2020-06-30) Kurtoğlu, Ali Levent; Ferman, Ali MuratPurpose- In the last two decades neuromarketing is considered to be an evolutionary concept within marketing that makes use of neuroscientific tools in order to measure human related factors such as attributes, emotions, memory and perceptions which influence the consumer decision making. The application of neuromarketing to various industries brings up new opportunities as well as new challenges. This purpose of this exploratory study is to shed light upon neuromarketing literature and to investigate the perception of neuromarketing and fashion executives towards applied neuromarketing in global and Turkish fashion industry. Methodology- Following the up to date literature review about theoretical and applied neuromarketing, in-depth interviews with Turkish neuromarketing executives and fashion leaders are executed. Findings- The findings show that there are discrepancies and similarities between the usage of applied neuromarketing in the globe and Turkey. In-depth interview findings show that the perceptions of Turkish fashion executives about neuromarketing differ from previous literature and different priorities exist to apply neuromarketing in fashion. Conclusion- The findings are expected to help developing the collaboration of applied neuromarketing in fashion industry and support managerial decisions in marketing related resource allocations.Yayın Çernobil doğal açık hava müzesi: sanatın etik duruşu(Karamanoğlu Mehmetbey Üniversitesi, 2021-06-15) Öksüzömer Barlak, Ecem HazalSanat ve Etik birbirleri ile iç içe geçmiş kavramlardır ve her ikisi de özneldir. Sanat, özgünlüğün dışa vurumu, etik ise ahlaki bir davranış biçimidir. Sanatın etik ile yorumlanması ise onu oluşturan öğenin etik ahlak açısından anlamlandırılmasıdır. Bazı durumlarda ahlak açısından değerlendirilme yapıldığında özellikle sanatsal bir yapıt söz konusu olduğunda etik kavramı otomatik bir şekilde devreye girmektedir çünkü etik özünde ahlaki duruş taşımaktadır. İhmalin göz yumduğu şekli ile 1986 yılında gerçekleşen bir patlama Ukrayna’da Pripyat şehrinin tarihe damga vurarak yok olmasına sebep olmuştur. Kaza sonrasında 500.000’den fazla kişi olaya müdahil olmuş ve bu kişilerin neredeyse birçoğu radyasyona maruz kalmış, 31 kişi ise hayatını kaybetmiştir. Yaşanan bu felaketin ardından bölge Çernobil bölgesi olarak anılmış ve 20. Yüzyılın ortalarında ise birçok turistin ilgisini çekmiştir. Doğal açık hava müzesi niteliğinde olan bu alan yaşanmışlıkların sergisi niteliğindedir. Yaşanan felaket tüm gerçekliği ile bir şehrin hayalet hale gelmesini ve o şehrin yaşanmışlıklarının açık hava müzesi niteliğinde insana dair tüm oluşumlarını duyusal olarak sergilemesidir. Karanlık Turizm olarak literatürde yerini bulan bu ziyaretler yaşanmışlıkların, gezen kişilerin duygu ve düşünceleri ile yoğrulmasıdır. Etik ve sanatın ilişkisi bu noktada tekrar tekrar gözler önüne serilmektedir. Etik açıdan başka yaklaşımlar da vardır fakat tanıklık etmek olarak incelediğimizde, etiğin ahlakın mevcudiyetinden sıyrılmadığını görmekteyiz.Yayın Localization based dynamics in the renewable energy sector(PressAcademia, 2019-07-30) Şerifsoy, AnılPurpose- This research examinesthe ascend in utilizing localization as a strategy by Multinational Enterprisesin the energy sector. The sector is driven by governments, due to the ever-growing need for survivability and sustainability in a world increasingly dependent on energy. Methodology- In-depth interview is the chosen method to collect the critical opinions of small number of respondents who play a crucial role for decision-making in a leading company that prefers to utilize localization. This data is collated into a content analysis to determine the factors influencing it. Findings- Localization from a global company engaging in renewable energy sector can be desirable, and indeed, profitable, insomuch as the right conditions outlined by the interviewees are created. Conclusion- It is the intent of the author to build the first step of a guide to attract more positive attention from MNEs to encourage more technology transfer.












