Arama Sonuçları

Listeleniyor 1 - 10 / 28
  • Yayın
    Ritmik beden, belleğin ritmi: Bir 29 Ekim anısı
    (2010) Tuğrul, Saime
    Ulus, meşruiyetini, ideoloji, sosyal kurumları ve taşıyıcıları ile sağlasa da bu, toplumun tümünü, ulus bilincine eklemlemek için yeterli değildir. Bu toplumsal uzlaşma, toplum üyelerinin, hafızalarına, bedenlerine girmek, bireyi, ulusu ile eriyik (füzyonel) bir ilişki içine sokmakla mümkündür. Sınırlarını, coğrafyanın ötesine taşımak, bedensel, akustik, dilsel sınır işaretleri ile, bizi diğerlerinden ayırmak gerekir: Bu ayrışımda, mümkün olduğunca, şiddet dışarıya atılmaya çalışılırken, içsel uzlaşmış cemaatin, bedensel bütünlüğü korunmaya çalışılır. Biz olabilmenin temel koşulu olan içte barışın, -gerektiğinde, dışarıda savaş olma pahasına- sağlanmasını, birlikteliğin kenetlenmiş bir bütünlüğe dönüşebilmesini, içsel stresin yönetimi belirler. Bütünleşmenin harcı ise, ortak değerler etrafında oluşmuş tertibatlar sayesinde gerçekleşir; her türlü eğitim ve talim kurumlarının yanı sıra, kurucu dönemin toplumsal bellekte canlı tutulması, ilk inşanın anısının bir kuşaktan ötekine taşınması gerekir. Kültürel bellek sayesinde, kurucu geçmiş, toplumsal hatırlama sürecinde yeniden oluşturulup, doxa'ya dönüştürülürken, hafıza mekânları yeniden oluşturulmuş somut geçmişin sembolik alana taşınmasına yardım ederler. Toplum üyelerinin geçmişi canlı tutmalarının bir başka yolu da tekrarlar yoluyla sağlanan eşzamanlılık deneyimleridir; bayramlar ve törenler, resmi geçitler, döngüsel karakterleri ve düzenleriyle, simdi ile geçmişin kopmamasını sağlayan en önemli tertibatlardandırlar. Bayramların ritüelini oluşturan düzen, söylemler, müzik ve ritmle beslenen toplum üyeleri, hafıza mekânının bir uzantısı olarak, ortak dilin ve sesin etrafında cemaatsel bir beden oluştururlar.
  • Yayın
    Türk-İran ilişkileri: değişim ve süreklilik
    (2006) Aras, Bülent
    Türkiye ve İran’ın ikili ilişkilerinde çözülmesi gereken birtakım önemli problemlerinin olduğu Türk akademisyenler nezdinde ve medyada genel kabul gören bir iddiadır. Bu makalede söz konusu problemlerin neler olduğu ve iki ülke arasındaki problemlerin sebepleri ana hatları ile çizilmekte ve ayrıca bu problemlerin doğası ve ciddiyeti üzerine eleştirel bir analiz sunulmaktadır. Bu makalede konuyu bir dizi soruya cevap vererek ele almaktayım. Türk dış politikasının karar mekanizmasında görev alanlar, düşmanların belirlenmesinde ulusal çıkarları mı baz almakta, yoksa içerideki tehditlere dışarıdan kaynak mı aramaktadır? Türkiye, İran’ı başlıca düşman olarak görmek için yeterli sebep olmaksızın bir mücadelenin içine doğru mu sürüklenmektedir? Türkiye’nin yaşadığı yapısal dönüşüm İran politikasını etkilemiş midir? Türkİran ilişkileri politika yapıcıların bölgesel dost ve düşman algılamalarından ne kadar etkilenmektedir? Bu makalede uzunca bir süre Türkiye’nin İran’a yönelik politikasının iç politik, bölgesel ve uluslararası düzeylerde gerçekleşen siyasi değişikliklerle başa çıkamadığı görüşü ileri sürülmektedir. Türkiye’nin hukuki, siyasal ve ekonomik dönüşüm süreci sonucunda ulaştığı siyasi ve ekonomik istikrarın içeride özgüveni artırdığı, iç düşman marjını daralttığı ve özellikle komşulara yönelik ilişkilerde -İran dahil- yeni ufuklar açtığını öne sürmekteyim.
  • Yayın
    Uluslararası Çalışma Örgütü ve 6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu: Genel değerlendirme
    (2013) Soykut Sarıca, Yeşim Pınar
    Uluslararası Çalışma Örgütü (UÇÖ) Uzmanlar Komitesi'nin Türk Çalışma Hukuku'na yönelik süregelen eleştirileri olanaklar ölçüsünde bertaraf etmeye yönelik değişiklikleri gerçekleştirerek yasalaştırılmıştır. Üçlü danışma kurulu mekanizması yoluyla gerekli kararlar alınmış UÇÖ sözleşmeleri ile uyumlu hale getirilmiş "6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu" adını almıştır. Ülkemizin çıkarları açısından kuşkusuz çeşitli yararlar sağlayacak olan yasa, öncelikli olarak ülkemizin çalışan ve endüstri ilişkileri sisteminin çağdaşlaşması açısından önemlidir. Bu çalışmada yasa, hem UÇÖ'nün kuruluş felsefesine ve amaçlarına uygunluğu, hem de tartışmaya açık noktaları bakımından genel bir değerlendirme ile ele alınmıştır.
  • Yayın
    On Caputo fractional Bertrand curves in E3 and E31
    (Univ Nis, Fac Sci Math, 2024) Taşdemir, Mert; Canfes, Elif Özkara; Uzun, Banu
    In this article, we examine Bertrand curves in E3 and E31 by using the Caputo fractional derivative which we call alpha-Bertrand Curves. First, we consider alpha-Bertrand curves in E3 and we give a characterization of them. Then, we study alpha-Bertrand curves in E31 and we prove the necessary and sufficient condition for a alpha-Bertrand curves in E31 by considering time like, space like and null curves. We also give the related examples by using Python.
  • Yayın
    Uluslararası ticaretin adaletini sorgulamak: adil ticaret sistemi, çalışma koşullarına etkisi ve fındık işçileri için "adalet" arayışı
    (2015) Taşbaşı Şen, Aslı
    Uluslararası ticaret sistemini oluşturan kurallar, araçlar ve politika yöntemlerinin, gelirin yeniden dağıtımı açısından yoksul ülkelere yönelik olarak adaletli işlemediği, sisteme dair başlıca eleştiridir. Bu çalışmada, geleneksel ticaret sistemine bir alternatif sunduğu iddiasını taşıyan adil ticaret sisteminin, kuramsal zemininin neoliberalizmden, pratiklerinin ise neoliberal aklın çoklu stratejilerle piyasayı inşa etme biçiminden gerçekten farklılaşıp farklılaşmadığı, işçilerin çalışma koşullarına etkisi üzerinden incelenecektir. Adil ticaret sisteminin temel iddiasını şekillendiren, üretenlere kendi geleceklerini yönetebilme gücünü sağlayacak çalışma ve yaşam koşullarını oluşturma becerisi; ücretler, örgütlenme ve toplu pazarlık, çocuk işgücü, iş güvenliği ve iş sağlığı gibi unsurlar açısından ve Türkiye'de fındık toplama işinde çalışan gezici mevsim işçileri için tartışılacaktır.
  • Yayın
    Sağlık bilişleri anketi-Covid-19 formu: adaptasyon çalışması
    (ODTÜ Psikoloji Bölümü, 2021-10-28) Karaköse, Selin; Akçinar Yayla, Berna
    Bu çalışma Sağlık Bilişleri Anketi’nin (Health Cognition Questionnaire) COVID-19 kapsamında kullanımı için uyarlanması ve COVID-19 tanısı alan ve almayan örneklem için psikometrik özelliklerinin değerlendirilmesini amaçlamaktadır. Ölçeğin COVID-19 Formu ile sağlık kaygısıyla ilişkili COVID-19 pandemisine özgü işlevsel olmayan inançların belirlenmesi hedeflenmiştir. Çalışmanın örneklemini, COVID-19 tanısı almış 18-87 yaş arasındaki 372 (220 Kadın, 152 Erkek), COVID-19 tanısı almamış 18-75 yaş aralığındaki 375 (221 Kadın, 154 Erkek) olmak üzere toplam 747 kişi oluşturmaktadır. Katılımcılara Sosyodemografik Bilgi ve Sağlık Veri Formu, Sağlık Bilişleri Anketi COVID-19 Formu, Sağlık Anksiyetesi Ölçeği ile Depresyon, Anksiyete, Stres Skalası [DASS42] sunulmuştur. Açımlayıcı faktör analizi sonucunda, ölçeğin COVID-19 tanısı almış ve almamış gruplara ayrı olarak uygulanan her iki formun da orijinal ve Türkçe’ye daha önce uyarlanmış versiyonuna uygun şekilde hastalıkla baş etmede güçlük, tıbbi hizmetlerin yetersizliği, hastalığın korkutuculuğu ve hastalık olasılığı olmak üzere dört faktörlü yapı ile aynı madde dağılımı gösterdiği bulunmuştur. Test-tekrar test güvenirliği dışında faktörler iç tutarlık sayıları COVID-19 tanısı almamış örneklem için .68-.87 ve Covid-19 tanısı almış örneklem için ise .70-.80 arasındadır. Doğrulayıcı faktör analizi ile de değerlendirilen Sağlık Bilişleri Anketi-COVID-19 Formu’nun Türkiye’de COVID-19 tanısı alan ve almayan kişiler için COVID-19 ile ilgili işlevsel olmayan inançlarını değerlendirmede geçerli ve güvenilir bir değerlendirme aracı olduğu bulunmuştur. Ölçeğin ayrıca COVID-19 pandemisinde uygulanacak müdahale çalışmaları için rehber oluşturacağı düşünülmektedir.
  • Yayın
    Benlik gelişiminin öz-yeterlik algısı ve ebeveyn davranışlarıyla ilişkisi
    (2017) Akçinar Yayla, Berna; Özbek, Ebru
    Bu çalışma, erken yetişkinlik dönemindeki üniversite öğrencilerinin ebeveynlerinin davranışlarının onların öz-yeterlik algıları ve benlik (özerk, ilişkisel, özerk--ilişkisel) ile olan ilişkisini araştırmayı amaçlamıştır. Ebeveynlik davranışları olarak, otoriter--itaat bekleme, sıcaklık/yakınlık ve psikolojik kontrol alt başlıklarından sevgiyi esirgeme ve suçluluk yaratma incelenmiştir. Çalışmada, benlik modeli olarak, Kağıtçıbaşı'nın (l996a) "özerk-ilişkisel benlik' modeli temel alınmıştır. Çalışmanın örneklemini yaşları 18--23 arasında değişen, uygunluk yöntemi ile seçilmiş, 332 üniversite öğrencisi oluşturmaktadır. Çalışmanın verileri, üniversite öğrencilerinin kendi benlik stillerini, öz--yeterlik algılarını ve ebeveynlerinin (hem anne hem de baba) davranışlarını ölçekler aracılığıyla değerlendirdikleri niceliksel yöntemlerle elde edilmiştir. Çalışma bulgularına göre (i) cinsiyetin ilişkisel ve özerk--ilişkisel benlik düzeyleri ile ilişkili olduğu; (ii) öz-yeterlik algısının, özerk benlik ve özerk--ilişkisel benlik ile pozitif yönde ilişkili olduğu; (iii) sıcak ve yakın anne--baba davranışlarının, bireyin ilişkisel benlik düzeyi ile pozitif yönde ilişkili olduğu; (iv) anne--babaların sevgilerini esirgeme yoluyla uyguladıkları psikolojik kontrolün bireyin özerk- ilişkisel benlik düzeyi ile negatif yönde ilişkili olduğu; (v) öz--yeterlik algısı düşük olan bireylerde, babalarının sıcak ve yakın davranışlarının, bireylerin özerk-ilişkisel benlik düzeyi ile pozitif yönde ilişkili bulunmuştur. Bu çalışmanın en önemli katkısı, Türk kültüründeki ebeveyn davranışlarını, bu davranışların bireylerin farklı benlik tipleri ile ilişkisini ve bu ilişkiyi, hem anne hem de baba davranışlarına odaklanarak araştırmasıdır. Özellikle, babaların genç yetişkin çocukları ile olan ilişkilerine yönelik yapılan ender çalışmalardan olması, bu çalışmanın literatüre katkıları bakımından önem taşımaktadır.
  • Yayın
    Algılanan ebeveynlik biçimlerinin kişiler arası döngüsel model üzerinde temsili
    (ODTÜ- AYNA Klinik Psikoloji Destek Ünitesi, 2022) Akyunus, Miray; Akbay, Sergen
    Şema Terapi Kuramına göre farklı ebeveynlik biçimleri, çocukluk çağında karşılanmayan veya fazlasıyla karşılanan temel psikolojik ihtiyaçlar aracığıyla erken dönem uyumsuz şemaların gelişiminde önemli bir rol oynamaktadır. Bu şemaların da farklı psikolopatolojilerin gelişiminde ve kişiler arası işlevselliğin bozulmasında etkili olduğu öne sürülmektedir. Bu çalışmada, algılanan farklı ebeveynlik biçimlerinin özgül kişiler arası problem türleri ile ilişkisinin incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmaya, yaşları 18 ile 65 arasında değişen 498 yetişkin (324 kadın, 174 erkek) katılmıştır. Ölçüm araçları olarak Kişiler Arası Problemler Envanteri, Young Ebeveynlik Ölçeği ve demografik bilgi formu kullanılmıştır. Döngüsel analiz ile anne ve babadan algılanan ebeveynlik biçimlerinin kişilerarası döngü üzerindeki temsilleri incelenmiştir. Sonuçlar, anne ve babadan algılanan cezalandırıcılık ile, babadan algılanan sömürücü/istismar eden ve anneden algılanan aşırı izin verici/sınırsız ebeveynlik biçimlerinin düşmancıl-baskın problemler çeyreğinde, anne ve babadan algılanan koşullu/ başarı odaklı ebeveynlik biçiminin yakın-baskın problemler çeyreğinde, anneden algılanan aşırı koruyucu ebeveynlik biçiminin yakın-itaatkar problemler çeyreğinde, anneden algılanan duygusal bakımdan yoksun bırakma ve babadan algılanan değişime kapalı/duygularını bastıran ebeveynlik biçiminin ise düşmancıl-itaatkar problemler çeyreğinde konumlandığı göstermiştir. Bulgular, şema terapi kuramına sağladığı görgül destek ve klinik doğurguları açısından tartışılmıştır.
  • Yayın
    Paradox of optimism: opposition coordination against autocratic incumbents in Turkey’s 2019 and 2023 elections
    (Routledge, 2024) Balta, Evren; Demiralp, Seda
    In the 2019 local and 2023 general elections, Turkey’s opposition parties joined forces in pursuit of a common objective: to oust autocratic incumbents and democratize the political system. While they achieved noteworthy successes in 2019, replicating these gains in the 2023 presidential and parliamentary elections proved elusive. This study reveals that coordinating opposition efforts becomes more challenging during general elections, particularly when a charismatic presidential candidate, capable of fostering synergy among opposition factions and voters, is absent. Additionally, when opposition parties span the ideological spec-trum, crafting a unified campaign around a shared manifesto becomes more intricate. The resulting atmosphere of uncertainty is exacerbated further in the absence of decisive leadership. Most importantly, the research highlights a paradox: as optimism for electoral victory grows, parties become more inclined to form alliances but less willing to nominate a strong leader, due to con-cerns about power-sharing overshadowing electoral success. This paradox diminishes the chances of opposition victory.
  • Yayın
    Gravürlere ve resim sanatına yansıyan Osmanlı başkenti İstanbul ticari yaşamı: çarşı-pazarları ve dükkânları
    (M. Nezih Başgelen, 2021) Kalyoncu, Hülya
    Osmanlı sosyo-ekonomik ve sosyo-kültürel yaşamında büyük önemi olan kent ticaret merkezlerinin en gelişmiş ve yoğun olanlarının, payitahtın merkezi başkent İstanbul çarşı pazarları olduğunu söylemek mümkündür. Fatih Sultan Mehmet döneminde kurulan Kapalıçarşı veya daha genel bir anlamı ile kent ticari merkezi bedesten, han ve arastalardan oluşmaktadır ve İstanbul ticaret yaşamı bu sarmal etrafında büyümüş, gelişmiştir. Tarihi sürecinin her döneminde kalabalık bir nüfusa sahip olan İstanbul’un iaşesinde şehrin uluslararası ticaretin de merkezi olmasının önemi de büyüktür. Unkapanı ticaret bölgesinin yoğun ticaret yaşamı, kervansaraylar ve genellikle yiyecek maddelerinin veya hayvanların satıldığı haftanın belirli günü kurulan pazar alanları kentin ekonomik ve sosyal yapısının diğer ticari yaşam öğeleridir. Bu çalışmada halkın hem yaşamsal ihtiyaçlarını karşıladığı, hem de sosyalleşme imkânı bulduğu, çarşı pazarlar ve ticari dükkânlar, Osmanlı iktisadi yaşamı disiplini ile ilişkisi kapsamında olmak üzere farklı bir disiplin boyutu ile mekânların görüntülendiği gravürler ve tablolar eşliğinde irdelenmeye çalışılmıştır. Osmanlı’da devletin resmi kurumlarının ürettiği şer’iyye sicilleri, vakıf defterleri gibi resmi belgeler ile seyyahların anlatımları da ticari mekânları ele alan bu çalışmaya katkı sağlayan diğer argümanlardır.