Arama Sonuçları

Listeleniyor 1 - 3 / 3
  • Yayın
    Tasarım ve müzik ilişkisinin mekândaki izdüşümü
    (Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi, 2019-10-30) Ölgen, Burcu; Öztürk, Özkal Barış
    Müzik sanatı ilk çağlardan itibaren insan hayatında önemli bir yer tutmaktadır. İnsan müziği belirli bir süre içinde algılar, dolayısıyla müzik zamansal bir sanattır. Bununla birlikte, sesin duyulabilmesi için iletici ortama ihtiyaç olduğundan, mekânsaldır da denebilir. Müzik, zamansal ve mekânsal olmasının yanında, biçimsel olarak da ele alınmaktadır. Deneysel çalışmalarda, müziğin görülebilir formlar oluşturduğu gözlemlenmiştir. Müziğin biçimselliği ise tasarım ve müzik ilişkisini ortaya çıkarmaktadır. Bu bağlamda araştırma, müziğin kavramsal olarak ele alınarak tasarım ürüne dönüştürülebileceği hipotezinden yola çıkılarak gerçekleştirilmiştir. Çalışma, tasarım sürecinde müziğin kavramsal çıkış noktası olarak kullanılarak sonuç ürüne aktarılması ve bunun mekândaki yansımalarını incelemeyi amaçlamaktadır. Çalışma kapsamında, insan ve müzik ilişkisi, müziğin mekân, zaman ve uzamdaki yeri ile müziğin mekân içindeki etkisi konuları araştırılmıştır. Bu bağlamda, müziğin biçimsel yönü irdelenerek, tasarıma ve mekâna etkilerinin örneklerle birlikte incelenmesi yöntemi benimsenmiştir. Belirlenen araştırma sorusu dâhilinde müziğin tasarımda form oluşturma sürecinde bir kavram olarak kullanılabileceği ve yöntemlerin tasarımcıya bağlı olarak çeşitlenebildiği tespit edilmiştir.
  • Yayın
    The evolution narrative of architectural form and the state of vital form
    (İstanbul Teknik Üniversitesi, 2023-09-30) Uçkan, Betül; Dursun Çebi, Pelin; Özsoy, Fatma Ahsen
    The concept of form in architectural design has been debated since prehistoric times. In its most straightforward meaning, form can be defined as the shape, shell, and inhabited volume of a structure. This study aims to explore the historical process of the transformation and evolution of form, as well as to discover new meanings and potentials of form through analysis, and to develop a critical perspective on form. The study is structured around three main axes. In the first stage, a mapping is designed to analyze the evolution of form throughout history. This mapping focuses on the changes in the approach to form, design, and making techniques chronologically. This stage reveals that form is no longer merely a final product represented by drawings or statically produced, but rather a concept that involves process and dynamism in a temporal-spatial dimension, whether in its design or production. In the second stage, the evolution of form is discussed through a new concept called ‘vital form’. While form represents something static or stationary, vital form signifies a dynamic and fluid state. While form is symbolically designed or produced by the designer from top to bottom, vital form represents a bottom-up, autonomous state formed by the influence of actors involved in design or production. Subsequently, the relationships, transitions, interactions, and changes between form and vital form, as well as their interpretations, are discussed within the proposed model in the study, based on conceptual sets derived from theoretical debates and the implications in design and making processes. It is believed that such exploration and awareness of form in architecture will bring new dimensions to the contemporary understanding, design, and making practices of form.
  • Yayın
    20. Yüzyıl giysi tasarımında Pli ve farklı yorumları
    (İstanbul Aydın Üniversitesi, 2015-12-01) Günay, Ayşe
    Tasarımcılar, giysi tasarımında yeni biçimler ve farklı atmosferler yaratmak için giysinin rengi, dokusu, yüzey kompozisyonu, malzemesi, hacmi ve silüet özellikleri üzerinde oynayarak bunları kendi tasarım felsefeleri doğrultusunda yorumlarlar. Bu deneme ve arayışlar içerisinde giysinin yapısı ve yüzeyini kurgulamada öne çıkan tekniklerden birisi plidir. Pli sonsuz sayıda yüzey, biçim ve etki üretmeye uygundur. Bu sebeple yeni, deneysel ve özgün bir tasarım deneyimi için başlıca bir unsur olarak öne çıkar. Endüstri devriminden günümüze pli yaygın olarak hemen her tasarımcının uyguladığı bir teknik olmuştur. Ancak bu tekniği tasarım dilinin temeli olarak gören az sayıda tasarımcı vardır. Mariano Fortuny, Madame Grès, Roberto Capucci ve İssey Miyake, pliyi tasarımlarını oluşturan temel öge olarak görmüş ve kendi özgün tasarım anlayışları doğrultusunda yorumlayıp kullanmışlardır. Her birinde pli tekniği giysinin yapısına ve görüntüsüne farklı özellikler katmış, bu tasarımcıların tasarım dillerinin yansımasının aracı olmuştur.