7 sonuçlar
Arama Sonuçları
Listeleniyor 1 - 7 / 7
Yayın Minyatür sanatının 4-6 yaş çocuk kitapları illüstrasyonu olarak kullanımının görsel iletişim tasarımı bağlamında incelenmesi(Işık Üniversitesi, 2022-06-17) Beşirli Cesur, Zübeyde; Yelmi, Pınar; Işık Üniversitesi, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, Görsel İletişim Tasarımı Yüksek Lisans ProgramıYazı bulunmadan önce duyguları ve olayları anlatmak için kullanılmış olan resim yazı sonrası metinleri desteklemek için de kullanılmaya başlanmış ve varlığını çağlar boyu sürdürmüştür. Yazılı metinleri destekleyen ve bir konuyu anlatan resimlere genel olarak illüstrasyon denilirken kitaplardaki metinlerin yanında yer alarak bilgileri destekleyen ve açıklayan resimler kitap illüstrasyonu olarak adlandırılmışlardır. Bu doğrultuda tezde kitap illüstrasyonu tarihçesi konusunda geniş bir literatür araştırması yapılmış, eksikliği gözlenen kitap illüstrasyonu ve çocuk kitabı ilüstrasyonu tarihçeleri için literatür oluşturulmuştur. Kitap illüstrasyonu tarihçesine M.Ö. 13. Yüzyılda Mısır’da bulunan Ölüler Kitabı içinde yer alan papirüs resimleri ile başlanmış 20. yüzyıla kadar olan süreç anlatılmıştır. Çocuk kitapları illüstrasyonu olarak dünyada ilk resimli çocuk kitabından başlanarak İngiltere, Rusya, Amerika ve Avrupa ülkelerinde illüstrasyonlu çocuk kitapları tarihçeleri görsel örneklerle desteklenerek detaylı anlatılmışlardır. Türkiye’de Cumhuriyet öncesi ve sonrası kitap illüstrasyonları tarihçesi ayrı bir başlık altında, çocuk kitapları illüstrasyonları tarihçesi ayrı bir başlık altında ele alınmıştır. Minyatür sanatının kitap illüstrasyonu olarak tarihçesi M.S. 3. yüzyılda Rahip Mani’nin kutsal metinleri için yaptığı minyatürlerden başlatılarak Mezopotamya minyatürlerine kısaca değinilip Osmanlı minyatürlerinin Cumhuriyet’e kadar olan tarihsel süreci dönemlerine ayrılarak ele alınmıştır. Cumhuriyet’in başlangıcından günümüz Türkiye’sine kadar olan süreçte minyatür sanatının yeniden ele alınışı ve gelişimi görsel örneklerle anlatılmıştır. 21. yüzyıl Türkiye’sinde minyatür sanatı ile yapılan çocuk kitaplarından örneklere tez çalışmasında yer verilerek illüstrasyonlarının analizleri yapılmıştır. Uygulama projesi olarak seçilen 19. yüzyıla ait bir Batı masalı yeniden yazılarak 13. yüzyıl tarihli bir Doğu masalı yazma eserine ait resimleme üslubundan yararlanılarak illüstrasyonları yapılmıştır. Uygulama projesi masal kitabı için okul öncesi eğitimi alan öğrencilere beğeni ve yorum testi uygulanmıştır. Test sırasında çocukların uygulama projesi illüstrasyonları hakkında görüşleri alınmış ve çıkan sonuçlar doğrultusunda çocukların kendileri için üretilmiş resimli kitaplarda yer alan illüstrasyonlardan beklentileri ortaya konulmuştur. Bu doğrultuda 4-7 yaş aralığındaki 30 çocuk ve 6 sınıf öğretmeninden oluşan sınırlı evrende ulaşılan okul öncesi çocuk kitaplarında illüstrasyon olarak minyatür sanatının kullanılmasının çocuklar üzerindeki etkileri ve sonuçları ile çocukların resimli kitaplarından beklentileri teze yazılmıştır.Yayın Mekân tasarımında yeni bir evren: metaverse(Işık Üniversitesi, 2023-06-12) Çapaner, Emine Gizem; Özker, Serpil; Işık Üniversitesi, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, İç Mimarlık Yüksek Lisans ProgramıDijital çağ ile birlikte mekân kavramı gerçek çevre olmaktan öteye taşınmıştır. Sanal gerçeklik, artırılmış gerçeklik ve karma gerçeklik gibi dijital destekli ortamların yaratılması, mekân kavramına farklı bir yaklaşım sergilemeyi gerektirmektedir. Metaverse kavramı; sanal dünya ve dijital araçlarla, insan iletişimi ve sosyal etkileşimi mümkün hale getiren teknolojilere dayanmaktadır. Bu kavram içerisinde oluşturulan etkileşim mekânları, fiziksel gerçeklik dışında üretilmesi nedeniyle estetik bir kaygı taşımaktadır. Mekânlar, Metaverse kavramı içerisinde farklı ihtiyaç ve amaçlar doğrultusunda kullanılmakta; bu ihtiyaç ve amaçlar doğrultusunda şekillenmektedir. İhtiyacı ve amacı değişen mekân kavramı ile tasarım anlayışları da değişmektedir. Metaverse, tasarımcılara düşük maliyetli, estetik ağırlıklı ve özgür bir tasarım alanı oluşturmaktadır. Tasarımın belirli kalıplara ve zorunluluklara bağlı kalmadan oluşturulması; tasarımcılara deneyerek öğrenme, özgür düşünme ve hayal gücünü zorlama gibi imkânların verilmesine olanak sağlamaktadır. Bu özgür ortam, tasarım için bir oyun alanı haline gelerek tasarımcıların öğrenmesine, öğretmesine ve denemesine katkı sağlamaktadır. Bu doğrultuda çalışmada; Metaverse evrenindeki mevcut tasarımların nasıl ve hangi anlayışla uygulanmakta olduğu, tasarım anlayışının bu evrenlerde ne yönde seyrettiği ve gelecekte, gerçek çevrede var olan tasarımcı kimliğinin sanal mekânlarda hangi yönde şekilleneceğinin incelenmesini amaçlanmıştır. Bu kapsamda, sanal ve gerçek çevre kavramları incelenmiş, Metaverse evrenindeki tasarım anlayışı ele alınmıştır. Sonuç olarak, Metaverse evreninde tasarımcıların mekâna yaklaşımı ve tasarım kıstasları irdelenmiş, değişen dünyada güncel kalınabilmesi adına disiplinlerarası bir anlayışa sahip olunması ve Metaverse tasarım teknolojilerinin tasarımcılar tarafından benimsenmesi gerektiği tespit edilmiştir.Yayın Monster Chetwynd’in eklektik sanat anlayışında hayatın olumlanması olarak neşe(Işık Üniversitesi, 2023-04-25) Çuhacı Yalçın, Zehra; Koyunoğlu, Eren; Direk, Zeynep; Işık Üniversitesi, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, Resim Yüksek Lisans ProgramıBu çalışmada, çağdaş bir İngiliz sanatçı olan, Monster Chetwynd’in sanatı ve sanatçı kimliği hayatın olumlanması olarak neşe sorunsalı kapsamında değerlendirildi. Sanatçının sanat pratikleri, farklı mahlaslar kullanarak ürettiği eserleri ve yirmi yıllık kariyerinde gösterdiği değişim ve gelişim incelendi. Günümüz politikalarını “açıkça politik olmadan” eleştiren sanatçının ekopolitika ve sosyal politikalara yaklaşımı değerlendirildi. Kaos ortamından neşe olgusunu kullanarak sanatın iyileştirici ve dönüştürücü gücüyle çıkılacağını düşündüğü felsefi söylemini dayandırdığı filozoflar araştırıldı. Spinoza, Nietzsche ve Bergson’da neşe olgusunun kullanımı incelendi. Spartacus, Marvin Gaye ve en son Monster olarak anılan sanatçının eserlerini üretim teknikleri saptandı. “Sabırsızca” gündelik malzemeden brikolaj tekniği ve sürdürülebilir malzemeler kullanarak eserler ürettiği gözlemlendi. Filozof bir sanatçı olarak çalışıp, hayatı neşe ile olumlayarak dönüştürme çabası canavar metaforu ve sosyal heykel kavramı üzerinden değerlendirildi. Çağdaş sanatın üretim metodlarını ustaca kullanarak, eserlerinde antikiteden günümüze kültürü oluşturan tüm öğelerden faydalanarak tarihin ikonik eserlerini bir terzi maharetiyle yamalayarak tekrar üretime koyması gözlemlendi. “Madem, durdurun inecek var diyemiyoruz o zaman hep birlikte dünyayı yaşanabilecek bir yer yapalım” tezi üzerinde duruldu. 1980’lerin punk kültüründen ve pop kültüründen ve D.I.Y. kültüründen yola çıkan sanatçının, eserlerini çağdaş sanat ve felsefe ile dokuyarak yol gösterici ve dönüştürücü bir sanat formu yaratma yönündeki gayreti değerlendirildi. Sanatçının eserlerinde ilişkisel sanattan beslendiği gözlemlendi. Katılımcı ve izleyicilerini teatral gösterilerine davet ederek aynı anda önceden kısaca kurgusunu verdiği canlı aktivitelere yöneltme ve akışı değiştirmeyi önceleme metodu incelendi. Potlaç (Generosity) geleneğinden esinlendiği gözlemlendi. Sanatçının absürt ve grotesk öğeler taşıyan teatral matineli gösteriler düzenleyerek neşe olgusunu bir yerden bir yere sürekli bir devinim içinde çok üretken bir şekilde taşıyabiliyor olma niteliği irdelendi.Yayın Çağdaş sanatta kadın temsiline metaleptik bir yaklaşım: tarihsel üstkutmaca(Işık Üniversitesi, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, 2024-12-21) Yıldız, İpek Ebru; Şahiner, Rıfat; Işık Üniversitesi, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, Sanat Bilimi Doktora Programı; Işık University, School of Graduate Studies, PhD Program in Art ScienceÇağdaş sanatta kadın temsilleri, günümüzde tarihsel ve kültürel bağlamlar, toplumsal cinsiyet eşitliği ve kimlik politikaları etrafında şekillenen önemli tartışma konularıdır. Bu çalışma, çağdaş sanat yapıtlarında kadın temsilini, Yeni Tarihselcilik kuramı üzerine temellenen tarihsel üstkurmaca merceğinden incelemektedir. 1980’lerde ortaya çıkan ve postyapısalcı düşünceden beslenen Yeni Tarihselcilik kuramı, tarihsel anlatıların nesnelliğini sorgulayarak hem tarihin hem de kurgunun insan tarafından inşa edildiğini hatta her ikisinin de kurgu ötesinde olup aynı zamanda özdüşünümsel olduğunu savunmuştur. Yeni Tarihselcilik kuramıyla pratiğe dökülen metodolojik bir yaklaşım olarak ‘tarihsel üstkurmacalar’ geçmişi anlama çabasıyla yerleşik anlatı seslerini önce ifşa eder sonra anlatının tek sesliliğini kırmak üzere parçalar, dağıtır ve yeniden kurar. Resmi tarihin söylemlerine alternatif olarak tarihsel üstkurmaca metodolojisi farklı tarihsel perspektiflerin temsilidir. Postmodern durumun bir parçası olarak dilin, öznelliğin ve cinsel kimliğin sınırlarının sorgulanmasıyla ortaya çıkan temsil krizine bir yanıt olarak, tarihsel üstkurmacalar kadınların kendilerini yeniden ifade etmelerine ve özneleşmelerine olanak tanır. Bu bağlamda, kadınlara dair mikro anlatılar gerçekliği yeniden tanımlar ve ‘temsil ve gerçeklik’ ilişkisi, doğrusal olmayan, kopuşları ve sapmaları kucaklayan, marjinalleşmiş sesleri içine alan diyalektik bir tarih anlayışı içinde yeniden ifade edilir. Bu tezde tarihsel üstkurmaca metodolojisi günümüz sanatında kadın temsili meselelerine dair ayırt edici bir bakış açısı ile mevcut olanı sorgulama ve mevcut olan hakkında tekrar düşünmeye çalışmanın bir girişimi olarak tanımlanmıştır. Kadınları pasif, edilgen ve erkeğin arzu nesnesi olarak temsil eden büyük anlatılar tarihsel üstkurmaca yöntemiyle yapısökümüne uğratılarak kadının tarihsel olarak nasıl baskılandığı, görmezden gelindiği ve sessizleştirildiği ve bu temsillerin mevcut toplumsal düzeni nasıl meşrulaştırdığını açığa çıkarır. Gerçekliğin sürekli olarak yeniden şekillenen ve dönüşen süreçler olduğu vurgusuyla, tarihsel üstkurmacalar geçmişin yeniden inşasında kadının tarihteki rol ve deneyimlerini görünür kılar ve eril bakış açısıyla yazılan kadın temsillerini bozarak kadının sesini tarihsel olarak merkeze taşıyan bir inşa sürecini başlatır. Bu tez, diyalektik imgeler aracılığıyla geçmişi şimdinin bağlamında tarihsel üstkurmaca metodolojisiyle yeniden inşa eden çağdaş sanat pratikleri üzerinden kadın temsilinde dönüşüm mücadelesinde alternatif/olası dünyalara açılır. Gerçeklik ve kurgunun iç içe geçtiği bir perspektifile tarihsel üstkurmacalar çağdaş sanatta kadın temsili, kültürel eleştiri ve toplumsal cinsiyet eşitliği ekseninde toplumsal dönüşümü mümkün kılan güçlü bir araçtır.Yayın 1980’lerden günümüze Türkiye’de sponsorluğun çağdaş sanata ve sanat kurumlarına etkisi(Işık Üniversitesi, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, 2025-05-15) Şanko, Lucia; Erbay, Fethiye; Işık Üniversitesi, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, Sanat Bilimi Doktora ProgramıSanat sponsorluğu, 1980 yılı sonrası Türkiye’de uygulanan neoliberal politikalar çerçevesinde kültür ve sanat alanında köklü bir dönüşüm yaratmıştır. Serbest girişimciliği arttırmayı amaçlayan politik yaklaşım sanat alanında özelleştirilmelerin artmasına neden olmuştur. Özel sektör sponsorlarının artan etkisi, sanatın finansal sürdürülebilirliği açısından önemli olmakla birlikte, sanatsal üretimin bağımsızlığını ve özgünlüğünü tehdit eden unsurlar da barındırmaktadır. Bu çalışmada, sanat sponsorluğunun temel dinamikleri incelenerek, özel sektör destekli sanat projelerinin yönetim süreçleri, ekonomik ve politik güç ilişkileri ile sponsor ve sanat aktörleri arasındaki sanatsal vizyon farklılıkları analiz edilmiştir. Bulgular, sanat sponsorluğunun sadece kültürel değerleri destekleyen bir mekanizma olmaktan çıkıp, ekonomik ve stratejik hedeflere hizmet eden bir araç haline geldiğini göstermektedir. Sponsorluğun yönetim süreçleri incelendiğinde, sanat projelerinin çoğunlukla pazarlama, halkla ilişkiler ve kurumsal iletişim bölümleri tarafından yönlendirildiği görülmektedir. Bu durum, sanatın özgün yapısını ve sanatsal değerlerini korumada eksiklikler yaratmaktadır. Sanat sponsorluğunun, sanatsal içeriğin ticari kaygılar doğrultusunda şekillendirilmesine yol açtığı tespit edilmiştir. Sanat sponsorluğunun güç dengeleriyle olan ilişkisi de önemli bir bulgu olarak öne çıkmaktadır. Sponsorların sanatsal projelere doğrudan veya dolaylı müdahaleleri, sanatçıların özgür üretim süreçlerini kısıtlamakta ve bazı durumlarda sansüre yol açmaktadır. Özellikle büyük şirketlerin sponsor oldukları sanat etkinliklerinde içerik kontrolü sağladıkları ve sanatsal eleştirileri sınırladıkları gözlemlenmiştir. Görüşmeler, sanat ortamındaki ekonomik bağımlılığın, sanatçılar ve sanat kurumları için yaratıcı özgürlüğü kısıtlayan bir unsur olarak öne çıktığını doğrulamaktadır. Sanata yaklaşım benzerliği konusu önemli bir değerlendirme alanı olmuştur. Araştırma, sponsorlar ile sanatçılar arasındaki sanatsal vizyon farklılıklarının göz ardı edildiğini, sponsorların sanatsal değerlerden çok marka imajına ve ticari kazanımlara odaklandığını göstermektedir. Bu durum, sanat sponsorluğunun temel amacının sanatı desteklemekten uzaklaşarak, şirketlerin marka değeri yaratma stratejilerinin bir parçası haline geldiğini ortaya koymaktadır. Sanat sponsorluğunun yalnızca hamilik ve destek sağlama mekanizması olmaktan çıkıp yatırım yaratma amacı taşıdığı tespit edilmiştir. Büyük şirketler, sanat etkinliklerine sponsor olarak hem sanatsal projelere katkı sağlamakta hem de kendi kurumsal prestijlerini artırarak ekonomik avantaj elde etmektedirler. Sanatın piyasalaşmasını hızlandıran bu durum, sanatın bağımsız bir üretim alanı olarak değil, ticari bir strateji unsuru olarak ele alınmasına yol açmaktadır. Araştırma, sanat sponsorluğunun etik, finansal ve yönetişimsel boyutlarında önemli sorunlar barındırdığını ortaya koymaktadır. Türkiye’de sanatın sürdürülebilirliği için sponsorluğun yalnızca pazarlama bölümleri tarafından yürütülmesi yerine, sanatsal projelere odaklanmış uzman ekipler tarafından yönetilmesi gerekmektedir. Sponsor desteklerinin sanatsal içeriklere müdahale etmeyecek şekilde düzenlenmesi, sanatçıların yaratıcı özgürlüğünü koruyacak etik kuralların oluşturulması ve sanat projelerinin ekonomik kaygılardan arındırılarak uzun vadeli bir vizyonla desteklenmesi, sanat sponsorluğu süreçlerinin sağlıklı bir şekilde işlemesini sağlayacaktır.Yayın Securitization of the mandatory veil in Iran since 1979(Işık Üniversitesi, 2023-09-04) Jabari, Katayoun; Kayhan Pusane, Özlem; Işık Üniversitesi, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, Uluslararası İlişkiler Yüksek Lisans Programı; Işık University, School of Graduate Studies, Master’s Program in International RelationsThis thesis investigates the process of securitization concerning the mandatory veil in Iran and of politicizing veiling since the establishment of the Islamic Republic in 1979, which eventually led to the securitization act in 2018. Through an examination of the dialogues and accounts provided by ideologicaland political theorists affiliated with the Islamic Republic, this thesis posits that the obligatory practice of veiling in Iran, which initially evokedpolitical sentiments following the 1979 Islamic Revolution, has evolved into a state of securitization as of 2018, particularly in light of the "Girls of Enqelab Street" movement. The act of unveiling, which has taken place nationwide since 2018, prompted the Iranian ruling system to perceive it as animminent threat to its survival, considering that the mandatory veil is one of the fundamental tenets underpinning the ideology of the Islamic Republic. In the wake of Mahsa Amini's demise, global responses prompted a shift in the focus of national security concerns on the part of the Iranian state, transforming them into an international predicament centered around the profound implications arising from the politicization and the subsequent securitization of clothing choices as a societal attribute. Within this thesis, the Copenhagen School framework is employed to examine the realms of political and societal security.Yayın Yeni medya ve direnç odaklı sanat(Işık Üniversitesi, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, 2025-07-21) Kubat, Gülçin; Hatipoğlu, Özüm; Işık Üniversitesi, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, Sanat Bilimi Doktora Programı; Işık University, School of Graduate Studies, PhD Program in Art ScienceYirmi birinci yüzyıl, dünya nüfusunun önemli bir kesiminin kentlerde ve kasabalarda yaşadığı kent yüzyılıdır. Maddi bir yapı olarak kent cinsiyet, ırk/etnik köken, yaş, cinsellik ve sosyal sınıfların birbirinin üzerine katmanlandığı aynı zamanda sosyo-kültürel bir yapıdır. Bilgi ve İletişim Teknolojilerinin (BİT) yarattığı teknolojik değişim, gelişmiş küreselleşme ve neoliberal ekonomik yeniden yapılanma ile kentleşme arasında doğrudan bir ilişkiyi zorunlu kılmıştır. Çalışmada neoliberal ekonomi ve BİT kent toplumuna olumsuz etkileriyle öne çıkan iki önemli iktidar aygıtı olarak incelenmiştir. Kent yaşantısının zorunlu öğesi haline gelen küresel kapitalizm ve BİT uygulamaları kentliyi, özgür bir vatandaş olmaktan çok bir kullanıcı, tüketici ya da izleyiciye dönüşmesine zorlamakta toplumsallığını sekteye uğratmaktadır. 21.yy. post modern kentinde gündelik hayatı üreten tektipleştirici aynı zamanda akışkan iktidar aygıtına karşı direnç ne kadar küçük veya ne kadar etkili (devrimci) olursa olsun, bir kültürün veya toplumun çalışma şeklinin değişmesi gerekliliğine bir vurgudur. İnsanlık tarih boyunca medeniyet adına çok önemli ilerlemeler katetmiş olsa da başta kapitalizm olmak üzere iktidar sistemlerinin yıkıcı etkilerinden sıyrılmayı bir türlü başaramamış, hiçbir zaman tam anlamıyla medeni olamamıştır. Hâkim küresele karşı özgün alternatifliği savunmak, böylece mücadele etmek/direnç göstermek ağ toplumunda akışlar uzamı (küresel ağ) ile mekanlar uzamı (yeni medyadaki alternatif gerçek kamusallıklar) arasındaki bireysel ya da gelip geçici kolektif toplulukların karşıt söylemleri etrafında cereyan etmektedir. Bu pratikler iktidar karşıtı gerçek kamu kültürünü oluşturan önemli değer, ifade ve beklentilerden oluşan insan-makine yapımı yaratıcı eserler seti ya da süreçleridir. Yeni medyada karşı direnç olarak geliştirilen sanat çalışmaları; var olan anlam ve biçimleri yeni perspektifler açacak şekilde yeniden yapılandıran yapısökümcü alternatif dijital kültürel içeriklerin yanı sıra aktivist/hacktivist bir tavırla sıfırdan üretilen verili iktidar sistemlerini saptırıcı müdahalelerdir: iktidar olan bir aktörün stratejik faaliyetleriyle bağlantılı olan bir ağının özelliklerini anlamak, ortaya dökmek/söylemlerini kırmak veya manipüle etmek yaygın başvurulan direnç odaklı yeni medya sanatı uygulamalarıdır. Sanat yapma biçimleri çoğunlukla işbirlikçi, katılımcı ve deneyseldir.












