Arama Sonuçları

Listeleniyor 1 - 2 / 2
  • Yayın
    Günümüz sanatında yaşam ve ölüm sembolü olarak kafatası
    (Işık Üniversitesi, 2019-05-27) Öztürk, Damla; İslimyeli, Balkan Naci; Işık Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Resim Yüksek Lisans Programı
    İnsanlık tarihine bakıldığında, toplumların kültür, inanış ve geleneklerinde, yaşam ve ölüm olgusuna bakış, çağlar boyunca farklı anlayışlar, çok değişik ifadeler, semboller, anlatımlarla ifade edilmiş ve geleceğe taşınmıştır. Doğu ve Batı kültürlerinde Dini inanışlarda, insan bedenine hep farklı anlayışla yaklaşılmıştır. Bu süreçte en fazla sorumluluğu sanatçılar almışlardır. Yaptıkları eserler ile düşüncelerini gelecek nesillere taşımışlardır. Yaşadıkların çağın kültürlerini, gelecekdeki toplumlara aktararak topluma karşı görevlerini yerine getirmişlerdir. Çünkü onlar toplumları geleceğe taşıyanlardır. İnsan bedeninin en önemli yerlerinden biri, belki de en önemli yeri beyindir. Gizemi ve işlevi hakkında en çok söz edilen, merak edilen organı da beyindir. Beyni çevreleyen son derece güçlü dayanıklı koruma gücüne sahip kemikten bir zırh olan kafatası beynin ölümü sonrası görünümünden hiçbir şey kaybetmez. Toplumlar tarihin ilk dönemlerinden buyana boş bir kemik topluluğu olan ve elde tutulabilen adına kafatası denilen, beynin bu zırhına karşı olan ilgilerini hiç azaltmamışlardır. Bazı kültürlerde insan vücudunun yok olmasına rağmen, görünümünden bir şey kaybetmeyen kafatasına saygı duyulmuş, olağanüstü beklentiler içine girilerek ondan medet umulmuş, çok çeşitli inanışlara sebep olmuştur, Bazı kültürler de ise intikam aracı ve yok edilmesi gereken bir şey haline getirilmiştir. Toplumların inanış ve geleneklerinde çok farklı şekilde algılanan ölüm, her canlı için kaçınılmaz bir gerçektir, acı ve ayrılığı beraberinde getirir. Yaşam ve ölüm geçmişten geleceğe taşınırken birçok kısa anlatım yolları, semboller geliştirilmiş, toplumdan topluma geçen o anlatımlar, semboller adeta birer ortak dil ve anlatı şekli olmuşlardır. Carl Gustav Jung ‘’Ölüm korkusunun, temeli yaşama korkusudur, der, Eric Fromm’ ’Kişinin sahip olduğu, dünya nimetlerini kaybetme korkusudur, der. Ölüm korkusu için varoluşçu felsefe’’ ölüm ve yaşamı ayrı ayrı, ele almaktan yana değildir. Onu yani yaşam ve ölümün birbirinin bütünlüğünü tamamlayan iki parça olarak ele alır Yaşadığı dönemi yaptığı eserlerle geleceğe taşıyan sanatçılar, Çağın değişen koşul ve şartlarına göre, yeni sanat akımları ile yapıtlarında değişiklikler yaşasalar bile her sanat akımında ölümü ve yaşamı sorgulamışlardır. Sanatçılar yaşam ve ölümü birçok sembollerle anlatmışlardır. Ancak bunların içerisinde Kafatası sembolü hep en önde olan anlatım aracı olmuştur.
  • Yayın
    Alberto Giacometti ve Francis Bacon'ın eserlerindeki mekan anlayışı
    (Işık Üniversitesi, 2012-06-07) Gül, Asan Evren; Öndin, Nilüfer; Işık Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Sanat Kuramı ve Eleştiri Yüksek Lisans Programı
    Bu yüksek lisans tez çalışması "mekan" olgusunu 20. yüzyılın iki büyük sanatçısı Alberto Giacometti ve Francis Bacon'ın mekan anlayışıyla incelemektedir. Figüratif sanat eğilimleri ile merkezinde insan görünümünü kapsayan mekan tasvirleriyle, sanatlarını ortaya koyan bu isimlerin mekan anlayışlarını; felsefi, sosyolojik ve sanat tarihsel anlamda etraflıca tanımlamak amaçlanmaktadır. Yapılan çalışma sonucunda her iki sanatçıda da varlık olarak insanın; savaş, yıkım, ölüm, değersizlik ve kötücüllük karşısında umut etme ve yeniden inşa etme bağlamında yaşamın anlam ve amacının özsel olarak sürekli diri tutabileceği gerçeği belirlenmiştir. Bu tez çalışmasında Alberto Giacometti ve Francis Bacon'ın çalışmalarının bir yüzyılın insan gerçeğinin, mekanda nasıl anlam bulduğu ve mekanla beraber birbirlerini nasıl etkileyip varettikleri incelenmiş son derece rafine bir şekilde hem kadim hem de güncel veriler elde edilmiştir. Gerçekliği mekan ile ilişkili olarak ele alan iki sanatçıda da mekan ve insan ilişkisi birbirlerini içeren ve etkileyen unsurlar olarak gözlemlenmiş. Bu unsurları bir yüzyılın sanat ve insan ilişkisi bağlamında özetlemek, belirleyicilikleri çok net olan iki büyük sanatçıyla, bir sonuç olarak ele almak çalışmanın amacını oluşturmuştur.